Toplumsal psikolojide insanlar bir yalana topluca inanabiliyor.

Hatta durum öyle hal alıyor ki, yalanı çıkaran dönüp kendisi bile o yalana inanan hale geliyor…

Bunu en iyi Nasrettin Hoca'nın

“Kendi Yalanına İnanmak”

Fıkrası anlatır..

Hoca bir gün sokakta yürürken birden etrafını saran çocukları görünce kendisiyle maytap geçeceklerini anlar.

Hocayı zor durumda bırakmak isteyen çocukları kendisinden uzaklaştırmak için hemen şipşak bir yalan uydurur…

Çocuklar ne diye burada bol boş dolanıp durursunuz.

“Acele edin. Az ilerideki mahallede ziyafet var. Herkese bedava pilav ve zerre dağıtılıyor.”

Çocuklar bunu duyar duymaz sevinç dolu bir heyecanla hocanın gösterdiği yöne doğru koşarlar…

Sokakta yürüyen kişiler de çocukların koştuğunu görünce onlarda ziyafet olduğunu düşünür aynı yere koşmaya başlarlar..

Hoca, herkesin büyük bir inanmışlıkla koştuğunu görence kendi kendine;

“Yahu bu kadar insan boşu boşuna koşuyor olamaz. Bakarsın gerçekten pilav dağıtıyorlardır.” der ve kendi uydurduğu yalanın peşinden o da koşmaya başlar…

Toplumsal psikolojide, çoğu kez insanlar, duymak istedikleri veya kendilerine fayda sağlayan yalanlara inanmaya meyil verirler.

Hani, işine gelince duymayan, görmeyen. İşine gelince gözü açık, her şeyi duyan, ikiyüzlülük içindeki ahlak yapısı ve algı yönetimi gibi…

Tabi bazen de toplum psikolojisi; kişilerin olan bir durumda nasıl davranmaları gerektiğini bilemediklerinde ya da heyecan verici, hareketli bir durum gördüklerinde çoğunluğun davranışını doğru kabul eden bir tutumla yani, sürü psikolojisi olarak çıkıyor karşımıza…

Tıpkı fıkradaki gibi:

“Bu kadar insan boşa koşuyor olamaz" düşüncesi, kişinin kendi mantığını devre dışı bırakıp gruba uymasından başka nedir ki…

Bu da toplum olarak sorgulamadan, sırf "herkes yapıyor" diye bir fikrin veya birilerinin peşinden nasıl sürüklenebileceğimizi göstermez mi?

Velhasıl;

Toplumsal psikoloji, insanı bazen çoğunluğun peşine takılarak kendi ürettiği asılsız durumlara bile inanacak duruma gelebilecek kadar ironikleştiriyor.

Her zaman kalabalıkların yaptığı tek doğru değildir. Güvenli liman da değildir..

"Başkaları bunu yaptıysa veya memnun kaldıysa, doğrudur, güvenlidir." Mantığından çıkıp, sorgulamayı öğrenmek zorundayız…

Yoksa, biz daha çok koşarız, o kitlenin, bu kitlenin peşinde…

Gerçeklerden uzaklaşarak…