Önce can dostlar köpekleri toplayarak terk ettiler yalnızlığa sokakları.
Şimdi bahçeleri yalnızlığa bırakıyorlar keserek çiçeği, ağacı.
Geçen gün, şehir dışından gelen arkadaşlarımla kahvaltıda buluşalım dedik.
Sordular. Şöyle açık havada, baharda kapıdayken nerede oturalım..
Yıllardır arada kahvaltı için gittiğim kır lokantası var.
Bitirememiştim anlata anlata…
Böyle, kirazlar, böyle cevizler, böyle armutlar var…
Hele bir de erikler var ki, zarafetine hayran kalınır…
Nasıl anlattıysam artık, kahvaltı değil de herkes bu şirin bahçeyi merak etti, ama illede zarif erik ağacını..
Gittik…
Bahçenin çitleri kaldırılmış, yerine beton duvarlar yükselmiş.
Ahşap kapı sökülmüş, betondan kemerli bir kapı yapılmış…
Hani o şirin kasaba kahvehane masaları gitmiş, plastik ve metal masalar konmuş…
Üstlerinde kır çiçekli vazolar yok artık. Kareli masa örtüleri atılmış…
Soğuk metal ve plastik kaplamış havayı…
Bahçede sarmaşık güller solmuş. Yerine bodur çamlar konmuş…
Çocuklar için salıncak asılan kiraz ağacı yok. Armutlara ulaşmak için konan ahşap merdiven yok…
Bir omaca kalmış, benim nazlı Erik Ağacımdan geriye…
Tek başına kalmış Ceviz, göz yaşlarıyla ıslanmış gövdesi…
Tanıdı beni. Hatırladın mı dedi. En çok sevdiğin eriği.
O yok artık.
Dedim hiç unutmadım ki.
Kahroldum..
Kırıldı gönlüm…
Yozlaşan insanlık
Çürüyen toplumlar içinde…
Doğaydı; çiçeği, böceği, ağacıyla bizi hayata tutunduran…
Tüm değerler gibi, onları da yok ediyoruz…
Aslında kendimizi yok ettiğimizin farkına varmadan…
Maden için zeytinlikleri yok ettiğimiz gibi…
Şimdi sıra kentlerin hafızasında…
Ankara/Ayrancı’ da kentsel dönüşümle adına değişim dedikleri, ama aslında ayrancıyı parsel parsel parçalayan bir çalışma yapılıyor…
Mahalle kültürüne sahip bir semtin sadece binaları yıkılmıyor, bir semtin kültür hafızası da yok ediliyor…
Caddelerin yaşanmışlıkları, o beş katlı apartmanlarda komşuluk kültürü, balkonlarda ki anıları siliniyor…
Ve öylesine birden ki, hani sabah bir uyanıyorsunuz yanınızda ki bina çoktan yıkılmaya başlamış.
Önce silueti değişen apartmanlar gibi, mahallenin değişen ruhuna, sonra insanlara, yabancılaşıyor insan.
Ağır bir yalnızlık çöküyor sokaklara…
Ve bu sessizliğe sırtımızı döndükçe,
Mahallemizde kimlerle, nasıl yaşayacağımıza bile biz karar veremeyeceğiz…