Nisan 2025’te Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin GKRY’ni tanıması ve büyükelçi atama kararı almalarından bir buçuk yıl sonra, Eylül-Ekim 2026’da Azerbaycan’ın türban ve tarikatlara getirdiği yasak sonrası tartışmalar; İlham Aliyev’in Türkiye’de yapılan Türk Dünyası Toplantısına katılmaması ve Türkiye’nin BM adayı dururken BAE adayını destekleyeceğini açıklaması, arzu edilmeyen gelişmeler olmuştur.

İki kardeş devlet; Azerbaycan ile Türkiye arasında yaşanan gelişmeleri yalnızca bir başörtüsü tartışması olarak değerlendirmek eksik olur. Kanaatimce mesele, arasında egemenlik anlayışı, laiklik, dinî çevrelerin siyasete etkisi ve bölgesel çıkar farklılıklarının görünür hâle gelmesidir. Üç gelişmeyi birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekir.

Başörtüsü, tarikatlar ve egemenlik meselesi

Azerbaycan'ın Eylül ve Ekim 2026'da uygulamaya koyduğu okul kıyafeti düzenlemeleri, başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin bazı okullara alınmaması nedeniyle tartışma yarattı. Türkiye'deki bazı tarikat, cemaat ve dinî çevreler buna sert tepki gösterdi. Bakü yönetimi ise tepkilerin bir bölümünü iç işlerine müdahale olarak değerlendirdi.

Her devletin eğitim ve laiklik politikalarını kendi egemenlik yetkisi içinde belirleme hakkının olması ve din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim hakkını korunmaları doğaldır. Türkiye'deki tarikat ve cemaatlerin görüş açıklaması başka, bu görüşlerin iki devlet arasındaki ilişkileri yönlendirecek bir baskı unsuruna dönüşmesi başkadır. Devletler arası ilişkilerin dinî grupların değil, meşru devlet kurumlarının sorumluluğunda olduğu unutulmamalıdır.

Aliyev'in Türk Dünyası Zirvesi'ne katılmaması

29–30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne Cumhurbaşkanı İlham Aliyev katılmadı. Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti. Bakü basını önceden belirlenmiş programları gerekçe gösterse de bu yokluk diplomatik bir mesaj olarak yorumlandı. Son gelişmelerin en dikkat çekici yönlerinden biri bu durumdur. Çünkü Türk Devletleri Teşkilatı, yalnızca kültürel dayanışma değil, aynı zamanda enerji, ulaştırma, ekonomi ve stratejik işbirliği projesidir. Aliyev'in yokluğunu kesin olarak Türkiye'ye karşı bir kopuş kararı şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Türkiye’nin de geçmişte Azerbaycan'daki bazı zirvelere cumhurbaşkanı düzeyinde katılmadığı bilinmektedir.

Türkiye'nin BM Genel Sekreterliği adayına destek

Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri'nin BM Genel Sekreterliği adayı Lana Zaki Nusseibeh'e destek olacağını açıkladı. Türkiye ise Feridun Sinirlioğlu'nu aday gösterdi. Burada önemli bir ayrıntıyı dikkate almakta yarar vardır. 30 Ekim itibarıyla Sinirlioğlu'nun adaylığı resmen ilan edilmemişti (31 Ekim’de ilan edildi). Dolayısıyla Azerbaycan'ın Türkiye'nin resmî adayını reddettiğini söylemek, teknik olarak doğru değildir. Bununla birlikte BAE adayına erken destek açıklaması siyasi bakımdan anlamlıdır.

Kanaatimce kardeşlik ilişkisi her uluslararası seçimde otomatik destek zorunluluğu yaratmaz. Fakat böylesine yakın iki müttefikin önemli adaylıklar konusunda önceden istişare etmesi beklenir.

Gerilimin arkasındaki daha büyük stratejik mesele

Üzerinde durulması gereken konu, Azerbaycan'ın, İsrail'le yakın stratejik ilişkileri, Türkiye'nin İsrail politikasıyla farklılık göstermektedir. Ayrıca Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan'ın egemenlik hassasiyetleri ve bölgesel güç dengeleri de ilişkileri etkilemektedir. Azerbaycan kendi ulusal çıkarlarını, Türkiye de kendi ulusal çıkarlarını gözetmesi kardeşlik gerçekliğini ortadan kaldırmaz.

Güvenin sınanması

Askerî ve stratejik bakış açısından bu gelişmeleri ittifakın sona ermesi değil, ittifak içindeki siyasi güvenin sınanması olarak değerlendirmek uygun olur. Türkiye'nin Karabağ sürecinde Azerbaycan'a verdiği desteğin tarihsel önemi büyüktür. Bununla birlikte Azerbaycan'ın bağımsız bir devlet olarak farklı tercihlerde bulunma hakkının olduğunu unutmamak gerekir. Nitekim Cumhurbaşkanının konuya ilişkin açıklamaları, dinî çevrelerden kaynaklanan tartışmaların devletler arası stratejik ilişkileri zedelemesine izin vermemesi gerektiği yönündedir.

"Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, her konuda aynı düşünmeyi değil, farklı düşündüklerinde dahi birbirlerinin egemenliğine saygı göstermeyi gerektirir. Çünkü devletler arasındaki gerçek dostluk, duygusal söylemlerden çok karşılıklı güvene, ortak çıkarlara ve zor zamanlarda sergilenen dayanışmaya dayanır."

Türk dünyasının geleceği, iki liderin kişisel ilişkilerinden çok daha büyük ve tarihî bir meseledir. Geçici siyasi anlaşmazlıkların bu stratejik hedefe zarar vermemesi gerekir.