Üreten sensin…

İnşaatta, tarlada…

Çelikte, demirde, maden emekçisi,

Hastanede; doktoru, hemşiresi, hasta bakıcısı, temizlik görevlisi…

Mühendisi, akademisyeni öğretmeni, eğitim emekçileri…

Yargının Yılmaz savunucuları avukatlar, hukuk emekçileri…

Gerçeğin gün yüzüne çıkması, halkın haber alma özgürlüğü için dişini tırnağına takan gazeteci, basın emekçisi…

Belediyenin cefalı itfaiyecileri, temizlik emekçileri…

Taksi, kamyon, dolmuş, otobüsle, metroda ter döken, canı dişinde motokuryelerle ulaşım ve nakliye emekçileri…

Ev işçisi, mevsimlik işçi…

Emekliler…

Birleşin…

Kim yıkabilir senin insan zincirini…

Üreten sensin

Hayatı durdurabilecek de sensin…

Kurtuluşun tek ve biricik bir yolu varsa, o da birlik olmaktır….

Antropoloji Profesörü Margaret Mead’ a öğrencilerinden biri sorar:

- Hocam sizce uygarlık ne zaman başlamıştır?

Öğrencisi her ne kadar; tekerleğin icadı, çanak, çömlek gibi yanıt beklese de Mead:

- "İlk kez bir insanın femur kemiği kırıldığı ve sonra da kaynatıldığı zaman uygarlık başladı ve sürdü." Der

- Bir hayvanın femur kemiği kırıldığında o hayvanın yapabileceği hiçbir şey kalmamıştır. Artık kaçamaz, yem olur.

İnsanın femur kemiği kırıldığında da çaresizdir. Onun da artık korunması, bir yerden bir yere taşınması için hep bir yardıma ihtiyacı vardır.

Bu nedenle uygarlık, işte tam da böyle, birbirlerine yardım ettiklerinde başlamıştır.

Tedavi olmuş bir femur kemiği uygar insan topluluklarını anlatır.

Cevap nettir.

Zira; iyileştirilmiş bir femur, bir bireyin başkaları tarafından hayatta tutulduğunun, yardımlaşmanın ve toplumsal bağların gücünü anlatır…

Toplumsal çıkarlar için birlik olmakta uygarlıktır…

Zorluklar karşısında birbirimizle dayanışmakta bizi iyileştirir…

Karnın acıktıkça kederi artan sensen eğer, ortada değişmesi gereken bir sistem vardır…

Sermayeyi doyurmak için femur kemiği kırık yaşamaya mecbur değilsin.

Birleşin….