Son yerel seçimler siyasette değişim heyecanı yaratmıştı.
Ve bu heyecan sandıklara muhalefeti birinci parti çıkararak yansıdı..
Ardından egemenlerin seçilmiş belediye başkanlarına karşı yürüttüğü siyasete karşı, seçmen yine heyecanını diri tutarak cevap verdi.
Nihayetinde İmamoğlu için Saraçhane nöbetleri ve mitingler onbinleri adalet arayışında buluşturdu..
Tam her şey; yeni renkler, yeni seslerle birlik ve beraberliğin inşasıyla özlenen adalet, demokratik toplum için oluşuyor dememize kalmadan, vatandaşın iradesiyle seçilmiş muhalefet belediye başkanlarından kopuşlar başladı.
Velhasılı; yeni dönem siyaset sahnesinde, yeniye dönük beklentiler yine hayal kırıklığına dönüştü..
İktidar partisiyle birlikte, muhalefet partileride halk karşısında inandırıcılığını zayıflattı ve ülkede siyasilere ve siyasete karşı güven en diplere vurdu…
Sokaktaki insanlar; “Adalete” dolayısıyla değişime açlar…
Bu değişimin ana muhalefetle geleceğine inançla iradesini koyan seçmen, kendi oylarıyla seçtiklerinin başka partilere geçişlerini gördükçe değişime olan inançları zayıflıyor.
Ülkede siyaset mekanizması adeta yerlerde…
Halk artık siyasi konjonktürde, iradeleri ile seçilmişlerin parti değişikliğine karşı yeni tutumların alınmasını istiyor.
Seçilen, seçildiği partiden ayrılıyorsa, yeni bir seçim dönemine kadar, tüm görevlerinden de tamamen ayrılsın istiyorlar…
Yok öyle; “X” partisinden seçilip, “Y” partisine geçmek.
Vatandaş iradesinin yoka sayılmasına son derece öfkeli.
E haksızlar mı?
İradelerinin, seçtikleri tarafından satıldığını görüyorlar.
Elbette artık bu böyle gitmez, siyasete yeni bir dizayn lazım diyecekler…
Altı masa ve sonrasında ki genel seçimlerde sırtından vekil seçilenlerle, son yerel seçimlerde başkan seçilenlerin parti değişikliğinden sonra vatandaş bundan sonra partilerinin gösterdiği adaylara kolay kolay inanmayacak.
Seçim kampanyası için gezen politikacıların otobüsü, bir çiftliğin yanından geçerken kaza yaparak çok derin bir şarampole yuvarlanır.
Hemen yakınında yaşanan kazayı gören köylü, gece kurda, kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlar.
Ertesi sabah, polis soruşturma için çiftliğe gelir.
Çiftçiye sorar:
- Otobüsteki bütün politikacıları gömdün demek. Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?
Çiftçi yanıt verir:
- Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler, ama politikacıları bilirsiniz. Nasıl yalan söylerler. Ama beni kandıramadılar.
Bundan böyle;
Her ne kadar hepsi de;
“Memleketin hali ortada. Böylesi durumda yan yana gelmek, safları sıklaştırmak lazım. Egemenlerle mücadele edebilecek elde kalan tek parti ana muhalefet olan partimizdir. Başımızdaki bu yönetimden kurtulmamız lazım. Partim ve partimin değerli seçmenleri için…”
Diye devam etselerde seçmeni kandıramayacaklar.
CHP’ nin artık; kendi inandıkları değil, tabandaki seçmenin inandıklarını, PM, MYK değil, sokaktaki seçmenin tercihlerini gösterme vakti geldi.
CHP, seçimlerde aday belirleme sürecinde mutlaka ve mutlaka ön seçim yapmalı..
Aksi takdirde, her gelen seçimde bu döngü böyle devam edecek.