Ortadoğu, körfezde yeniden çatışmalı günlere dönüldüğü şu günlerde, yine en değerli söylem barış olacaktır…

Zira savaşlar, adı ne olursa olsun ölümdür. İnsanlığı çürütür…

Milyonlarca insanın; açlıktan, yoksunluktan öldüğü bir dünyada, kaynakların savaşlara ayrılması, daha büyük yoksulluk, daha büyük açlık, hastalıklar, salgınlar nihayetinde en çokta çocuk ölümleri getirir…

Uluslararası güçlerin, vicdandan kopmuş yönetimleri dünyayı tüketiyor.

İnsanla beraber, ağacı, börtü böceği, dereleri kaynakları, doğayı kırıp geçiriyor…

Zaten insanların büyük bir çoğunluğunun; ilaçsız, gıdasız, evsiz, barksız kaldığı bir dünyada, silahlanmaya aktarılan kaynaklar ve bu silahların kullanılmaya başlaması, yoksulluk gibi, savaşın da onursuz olduğunun kanıtıdır..

Oysa harca bu kaynakları insan yararına. Bak bakalım kalıyor mu bir yoksul dünyada..

Ama teklik, bir hastalık halini almış

Halklar değil savaşlara ihtiyaç duyan. Tek kültürlü, tek güç hayalini kuranlardır…

Bir rüzgar ki; önüne gelene çarpıyor, süpürüyor…

İstiyor ki; her dil, her kültür yok olsun.

Bir tek onun dili, onun rengi, onun kimliği olsun. Güç sadece onda olsun.

Tek tip…

Düşünün; çiçek tek, renk ve koku tek, tat tek. Dil tek, düşünce tek.

İnsanlığın, insanlıktan çıkışı.

Tüm bunlardan çıkışın tek yolu demokrasidir..

On binlerce yıl öncesinden beri, çok kültürlülüğün olduğu Ortadoğu coğrafyası kadimdir ve daima dünya kültürüne çokluğun rengi, kokusuyla değer katmıştır…

İşte, teklik egomanyasının yarattığı savaşlar, dünyadan; çiçeklerin koparılması, kimliklerin ve çokluğun yok edilmesi demektir…

Bu yüzden; savaşlarda sadede savaşanlar ölmez.

Kadın ölür, çocuk ölür.

Kimlik ölür, dil ölür. Doğa ölür, hayvan ölür, kurur dere, çiçek ölür.

Kaynaklar kurur; açlık olur, kıtlık okur, kırım olur…

Geleceğimizin, teklikte değil, çoklukta, kuruluşumuzun savaşta değil, barışta, özgürlüğümüzün otokrasiside değil, demokraside olduğunu anlayacak kadar kadim halklarız.

Geçmiş dünya tarihine baktığımızda görürüz ki, çokluğun karşısında teklik daima yenilmiştir.

Eğer güçlü bir ses çıkarsa;

Karanlık, ışıkla yer değişir.

Eşitliğin, iyiliğin ve sevginin korunması insanlığın değerini artırır.

Unutmayalım ki; bir ülkenin değeri içinde yaşayan insanların barıştan yana olup, savaşın ve silahın karşısında nasıl durduğu ile ölçülür…

İnanıyorum ki, başlatılmak istenen bu savaş, halkların barış taleplerine çarpacak.

Ve başlatmak isteyenler, tarihin sayfalarına gömülecek

Ne kadar karanlık bir tablo çizerlerse çizsinler, karamsarlığa düşmeyin.

Sesinizi barış için yükseltin…