Market raflarına bakıyorum…
Peynir pahalı.
Zeytin pahalı.
Umut zaten zamlı.
Ama asıl pahalı olan şeyler etiketle satılmıyor:
Görülmek.
Sevilmek.
Anlaşılmak.
Duyulmak.
Güvende hissetmek.
Saygı görmek.
Değerli olmak.
Bunlar istek değil.
Bunlar insanın temel ihtiyaçları.
Ama gel gör ki ülkede temel ihtiyaç listesi sürekli güncelleniyor:
Elektrik, su, doğalgaz, internet…
İnsanlık ise paket dışı kalmış.
Herkes konuşuyor, kimse dinlemiyor.
Herkes yönetiyor, kimse anlamıyor.
Herkes vaat ediyor, kimse tutmuyor.
Sevilmek desen “lüks tüketim”,
Anlaşılmak desen “ithal ürün”,
Güvende hissetmek zaten dövizle.
Siyasetçiler kürsüden bağırıyor,
vatandaş mutfakta sessizce küçülüyor.
Bir taraf “büyüyoruz” diyor,
diğer taraf pazar filesini küçültüyor.
Herkes güçlü görünme peşinde,
kimse yaralı olduğunu söyleyemiyor.
Oysa insan dediğin şey;
betondan kule değil,
kalpten yapılmış bir yapı.
Yıkımı sessiz oluyor.
Sonuç mu?
Biz artık büyük laflardan değil,
küçük huzurlardan medet umuyoruz.
Çünkü bu ülkede
en zor bulunan şey dolar değil…
İnsan gibi yaşamak.