Orta Direk Ne Yapıyor?

Direk Kalmadı ki…

Bir zamanlar memlekette üç katman vardı:

Zengin…

Orta direk…

Fakir…

Hani apartman gibi düşünürdük hayatı. En üst katta zenginler, girişte fakirler, arada da orta direk otururdu. Balkonunda sardunya, mutfağında tencere kaynar, ay sonunda biraz sıkışsa da “şükür geçiniyoruz” diyebilen bir sınıftı orta direk.

Üst kat saraya döndü.

Giriş kat bodruma düştü.

Aradaki kat? O da ya icradan satıldı ya da kentsel dönüşüme gitti.

Orta direk…

Direk devrildi.

Ama öyle bir günde olmadı bu işler.

Bir sabah uyandık “orta direk gitti” demedik.

Yavaş yavaş oldu.

Hani hastaya serum verilir ya, damardan… İşte öyle. Ülkeye serum bağladılar: adı “sabır”, içeriği “alışma süreci”.

Önce “biraz kemer sıkacağız” dediler.

Sonra kemer delik kalmadı.

Pantolon elde tutulur oldu.

Orta direk dediğin; öğretmendi, memurdu, küçük esnaftı, sanatçıydı, emekliydi.

Ayda bir sinemaya giden, yılda bir Bodrum yapan, çocuğuna kurs aldırabilen insandı.

Şimdi?

Sinemaya gitmek lüks.

Tatile gitmek hayal.

Çocuğa kurs değil, dua yazdırıyoruz.

Zenginler daha zengin oldu. Fakirler daha fakir. Orta direk arada kaynadı.

Adeta ekonomik kebap: üst şiş yanıyor, alt şiş yanıyor, ortadaki et kömür oluyor.

Ama işin en trajikomik tarafı şu:

Bu tabloyu oluşturanların bir kısmı hâlâ diyor ki:

“Eskiden de zordu.”

Doğru. Eskiden de zordu.

Ama eskiden en azından umut ucuzdu.

Şimdi umut da zamlı.

Bir de sürekli “istikrar” kelimesi dolaşıyor ortalıkta.

Evet, istikrar var:

Her şey düzenli olarak pahalanıyor.

Maaşlar düzenli olarak eriyor.

Vatandaş düzenli olarak sabretmeye çağrılıyor.

Sabır zaten millî sporumuz oldu.

Ve bütün bunların üstüne çıkıp “millet yanlış kararlar verdi” demek de kolay.

Ama insan bir şeye tutunmak ister.

Bir güven arar.

Bir ışık görür gibi olur.

Sonra meğer o ışık trenin farıymış.

Şimdi orta direk nerede?

Kimisi ek işte.

Kimisi borçta.

Kimisi hâlâ “düzelir” diye beklemede.

Kimisi de artık sessiz.

Eskiden “orta direk” denirdi.

Şimdi “orta yok, direk yok.”

Sadece yüksek duvarlar var.

Bir tarafta camdan kuleler,

öbür tarafta karton umutlar.

Ama merak etmeyin, biz yine alışırız.

Çünkü bu memlekette insanlar her şeye alışır:

Elektrik kesintisine, pahalılığa, adaletsizliğe…

Yeter ki arada bir çay ucuz kalsın.

Bir de televizyonda bağıran birileri olsun.

Orta direk mi?

O artık hatıra.

Bir zamanlar vardı…

Şimdi sadece direksiyon başında “orta şerit” kaldı.