28 Aralık 2025’te İran’da esnafın protestolarıyla başlayıp isyana dönüşen olaylarda yaklaşık 3 bin 500 kişi hayatını kaybetti. Neler olup bittiğini sağlıklı kavrayabilmek için İran’ın tarihi, coğrafyası ve jeopolitik durumlarına bir göz atmakta yarar vardır. Çünkü; “coğrafya kaderdir” ve “tarihini bilmeyen bir ülkenin coğrafyasını başkaları belirler.”
En eski uygarlıklardan
Ülkenin adı, MÖ 6. yüzyıldan 1935’e kadar Pers İmparatorluğu, Acemistan gibi isimlerle anılmaktaydı. Şah Rızâ Pehlevî, uluslararası topluluktan "İran" adını kullanmalarını istedi. Hitler, Farsçadan ‘Arya’ (üstün ırk)[2] sözcüğünü alıp “Doğuda Aryan İran, Batıda ise Alman ırkıdır” sloganının etkisinde kalan Şah’a ‘Şehinşah’(hükümdarlar hükümdarı) diye hitap ediyordu. Hitler’e hayranlık duyan Şah’ın, Nazilere yakın durması ve Zerdüştlerin sembolü ‘Ahuramazdayı’ (Zerdüşlük, Pers mitolojisinde tapınılan en yüce ruh) ihya etmesi sonrasında Ruslar ve İngilizlerin kışkırtmasıyla tahtan indirilip Güney Afrika’ya sürgüne gönderildi (1941), yerine oğlu İran şahı oldu.
İran, tarihin en eski uygarlıklarından biri olup yüzyıllar boyunca ulusal kimliğini muhafaza edebilmiştir. İran siyasi birliği Medler tarafından MÖ 625’te sağlamıştı. MÖ 550’de Pers[3] İmparatorluğu kuruldu. Ahamemiş İmparatorluğu, MÖ 480’de 112 milyon olduğu tahmin edilen o günkü dünya nüfusunun yüzde 49’u olan 49 milyonuna erişmişti.
MÖ 330’da Büyük İskender İran’ı fethetti, İranlı kadınların saygısından çok etkilenip esmer güzeli bir kadınla evlenip orada kaldı. Makedonya’ya dönmek isteyen generallerine de “siz de evlenin artık burada kalalım” tavsiyesinde bulundu. İskender’in beklenmedik ölümünden sonra İran, generallerinin kurduğu devletin yönetiminde kaldı.
Part ve Sasani İmparatorlukları İran’ı bin yıl boyunca dünyanın önde gelen devletlerinden biri olarak yönetti. MS 7. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Araplar, Türk halkları tarafından yönetildi. Müslümanlar İran’ı fethedip, 630’lu yıllarda Sasani İmparatorluğu’na son verdi.
İran bağımsız bir devlet olarak 1501’de Safeviler (Şah İsmail) tarafından yeniden kuruldu. Mücadele ettiği Osmanlı İmparatorluğu ile İran bir dünya gücü sayılabilecek düzene erişti. Kafkasya’daki topraklarının büyük kısmı 1828-1841 savaşlarında Rusların eline geçti.
Protestolar, direnişler
İran, 1900’lu yılların başından beri geçim krizi, susuzluk, kadın hakları ve özgürlük talepleri içeren direnişlere sahne oldu.
Şah Pehlevi döneminde başlangıçta olumlu ve yapıcı yönetim sonraki yıllarda ABD ve İngiltere’nin güdümüne girmiş, Türkiye ile ilişkileri askıya almıştır.
1951’de Başbakan olan Muhammet Musaddık (Başbakanlığı döneminde maaş almadığı gibi başbakanlığın masraflarını da üslenen bir devlet adamı olarak nam yapmıştır), İran petrol
rezervini millileştirmek isteyince, Amerikan ve İngiliz istihbarat servislerinin, İran Genelkurmay Başkanı’ndan aldıkları yardımla düzenlenen darbe sonucu devrildi.
1978’de şah rejimine karşı genel ayaklanma oldu. 1979’da Şah Pehlevi’nin ülkeyi terk etmesiyle sürgündeki Ayetullah Humeyni, İran İslam Devrimi’nin siyasi ve ruhani lideri oldu. Burada önemli bir ayrıntı; Humeyni, dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’dan istediği yardım sayesinde Fransa’dan İran’a geldi.
1980-1988 arasında, sekiz yıl süren İran-Irak savaşı, her iki ülkede büyük tahribata yol açtı. Yaklaşık 500 bin kişi öldü. BM Genel Kurulu’nun 598 sayılı ateşkes kararından sonra, 12 ülke İran’a, 12 ülke Irak’a toplam 24 ülkeden 15’şer subaydan oluşan gözlemci gönderildi. Türk gözlemci subayları özel olarak seçildi. O tarihte Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Şube Müdürüydüm. Komuta katına arz ettiğim adaylardan Kurmay Albay Metin Yavuz Yalçın (Merhum E. Korgeneral) Barış Gözlemciliği yapacak Türk ekibinin başkanı olarak seçildi. Gözlemci subaylar 17 Ağustos 1988’de Tahran’a gitti. İran ve Irak’taki gözlemci ekiplerin başkanı Yugoslav bir Tümgeneraldi. Ana karargâh Tahran’daydı. Ekip,10 tim halinde İran hudut hattında konuşlu kışla misafirhanelerinde kaldı. Anılan ekibin görevi, ateşkes ihlallerini BM’ye rapor etmekti. Türkiye’den birer yıl süreli 2 kafile gönderildi.
İran’ın şanlı ama sancılı tarihi; darbe, devrim, krizler, savaşlar ve isyanlarla karakterize edilebilir.
İran’ın coğrafyası
Yaşadığımız ‘belalı coğrafya’da, Asya’nın en büyük altıncı ülkesi olan İran’ın, Hazar Denizi ve Basra Körfezi boyunca uzanan dağlar, çöller ve kıyı şeritleri dahil olmak üzere yaklaşık 1 milyon 648 bin kilometrekarelik topraklarının neredeyse yarısı çöldür. Dünyanın en dağlık bölgeleri ve en sıcak yerlerinden biri olan Lüt Çölü İran’dadır.
31 eyalet ile 5 bölgeye ayrılmıştır. 31 eyaletten biri, İran’ın kuzey doğusunda bulunan ‘Güneşin yükseldiği yer’ anlamına gelen Horasan, Selçukluların kuruluş merkezidir. Rusların sık kullandığı “Hangi Rus’u kazısan altından Tatar çıkar” misali “İranlıyı kazısan altından Türk çıkar” dense abartı olmaz. Böylesine iç içe olmuşuz.
2025 sayımlarına göre İran’ın nüfusu 86,2 milyondur. Halkın büyük bölümü Şii, yüzde 10’u Sünni Müslümandır. İran’da yaşayan halklar; Farslar (yüzde 65), Azeriler (yüzde 16), Kürtler (yüzde 7), ‘İrani halk’ Lurlar (yüzde 6), Araplar (yüzde 2), Beluçlar ‘Afgan, Pakistan (yüzde 2) Türk grupları; Türkmenler, diğer Türkler; Ermeniler; Aşuriler ve Gürcüler’dir (yüzde 1’den az).
Jeopolitik durumu
İran, Suudi Arabistan’dan sonra, Orta Doğu’da en zengin enerji kaynaklarına sahiptir. Petrol kaynaklarının yoğun olduğu Abadan ve Hürmüz Boğazı gibi cazibe merkezlerine, enerji ulaştırma hatları, 5 bin km. menzilli Şahap-5 Füzelerine sahiptir.
‘Yaşam sahasına’ yakın oluşu, nükleer caydırıcılık yeteneğine kavuşması halinde Orta Doğu’da güç dengelerinin değişecek olması, ayrıca yükselen güç Çin ile işbirliğine yatkın oluşu, dolar sistemi dışında ticaret yapan BRİCS üyesi ülke oluşu, radikal gruplara destek oluşu, İsrail’in güvenliği için potansiyel tehdit olarak algılanması yüzünden ABD için öncelikli vazgeçilmez hedef ülkedir.
İran geçmişte de büyük güçlerin doğrudan ilgi alanıydı.
Bu yüzdendir ki, İsrail’in güvenliği için kendisini yükümlü kabul eden ABD;
· ‘Yıldırma stratejisiyle’ İran’ı nükleer silah ve Şahap 5 füze üretme merkeziyle rampalarını tahrip ederek, üretme gayretlerinden vazgeçirmek,
· Dolar sistemi dışında ticaret yapmasını engellemek (Amerikan finans sistemi ‘Petro-dolara’ dayanıyor. Bu sistemin dışına çıkan Saddam, Irak petrolünü dolar yerine Euro cinsinden satacağını duyurdu, 2003’te rejim değişikliğiyle dolara çevrildi; 2009’da Kaddafi, altın dinar önerdi, 2011’de Saddam gibi o da tarih sahnesinden silindi. Venezuela petrolü dolar yerine Çin Yeni ile sattı, Başkanı ABD’de yargılanmak üzere derdest edildi. Çin-Rusya-İran küresel doların etkisini azaltan 3 ülke konumundadır.)
· Teröre destek yeteneğini yok etmek,
· İran’da kendisine müzahir yönetimi işbaşına getirmek,
· Yaşam sahasını kontrol etmek istemektedir.
Aslında ABD’nin gücünü sürdürebilmesi enerji kaynaklarını kontrol edebilmesine bağlıdır. Bu durum, İran’ın ‘Ağırlık Merkezini’[4] bilinçli olarak saptamasını gerekli kılmaktadır.
Genel durum
2023’ün dünya genelinde 183 yerde çatışma olması nedeniyle “savaşın hortladığı yıl” olarak tanımlanması,
2024’te ABD’ye karşı Rusya, İran ve Kore ittifakı oluşması,
Rusya’da 2024’te düzenlenen BRICS zirvesine İran’ın üye devlet olarak katılması,
24 Şubat 2022’de başlayan ve halen devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı; Rusya’nın nihai hedef olarak, Ukrayna’nın ardından Moldovya ve Baltık ülkelerini de alıp Sovyet dönemindeki sınırına kavuşmak istemesi,
7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırması,
İsrail’in Gazze’de özellikle çocuklar ve kadınları hedef aldığı katliam düzeyindeki olaylara dünyanın sessiz kalması,
2 Haziran 2025’te ABD’nin, İran’ın 3 nükleer (Fordo, Natanz, İsfahan) tesisini vurması, ardından 3 tesisteki nükleer kapasitesini yok edildiğini açıklaması,
İsrail’in 100 İHA ve füze saldırıları sonucu İran komuta kademesi ve nükleer bilim insanlarını öldürmesi,[5]
Esad’ın ülkesini terk etmesinden sonra, İsrail’in Suriye topraklarına girmesi, Suriye’nin parçalanması, eski bir teröristin Suriye Devlet Başkanı olarak seçilmesi, İsrail’in düzenlediği 480 hava saldırısıyla eski Suriye hava kuvvetlerini ve donanmasını yok etmesi,
Irak’ta Kürt devletinin kurulması, ABD-İsrail destekli PKK-PYD’nin Fırat’ın doğusunda özerk bölge oluşturması,
ABD-Çin gerilimi
Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı geri alması,
Uzayda yarışın kızışması,
İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin ittifak yapması,
Güney Kafkasya’daki istikrarsızlığın sürmesi,
19 Mayıs 2024’te İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, DİB ve beraberindekileri taşıyan Amerikan yapımı Bell-212 tipi helikopterin D. Azerbaycan eyaletinde düşmesi sonucu Cumhurbaşkanı ve beraberindeki 8 kişinin ölmesi,
Ukrayna savaşında birkaç kez nükleer kılıçların çekilmesi ve 3. Dünya Savaşı söylemlerinin artması,
16 Ağustos 2025’te dünyanın gözünü diktiği Alaska’da Putin-Trump zirvesi. “Ukrayna’da barışa varabiliriz” söyleminin ortada kalması, Trump’un “Putin yan çizdi” diye nitelendirmesi, petrolü 50 dolara indirmesinin Rusya’yı güç duruma sokması,
Karadeniz’de menşei belirsiz İHA’ların ticaret gemilerine saldırması, Karadeniz’in ısıtılmaya çalışılması,
ABD'nin Venezuela'ya saldırı düzenleyip Maduro'nun yakalanıp ülke dışına çıkarılması,
Çin’in, büyük yatırımları olan Venezuela operasyonunu ardından, ABD’ye ekonomik tedbirler uygulaması,
ABD Başkanı’nın Grönland’ı işgal edeceğini beyan etmesi,
Grönland konusunda NATO’nun ilk kez gruplaşması, (içte ve dışta doğan tepkilerden sonra, Trump’ın, Grönland meselesinin askıya aldığını açıklaması)
Çin’in, ABD’nin İran’a müdahalesi durumunda karşı koyacağını duyurması,
Aralık 2025’te İran’da önce gösteri, sonra isyanına dönüşen 3 bin 500 kişinin ölümüne neden olan olayların, bir ay sonra 23 Ocak 2026’da “bitti” açıklamasının gelmesi!
Uydu görüntülerinden İran’a yönelik askeri harekâtı desteklemek amacıyla Ortadoğu’ya ABD’nin 2 uçak gemisi sevk etmesi, Deniz ve Hava gücü yığınağı yapması (Forbes Haberi) gibi birbiriyle ilişkili olaylar, dünyayı ‘Pimi ekilmiş el bombası’ durumuna getirmiştir.
İran’da Aralık 2025- Ocak 2026 döneminde yaşanan olaylar
2025’te özellikle fırıncıların protestolarıyla başlayıp emekçi sınıfın eylemleriyle sınırlı kalmayıp, rejim karşıtı ve siyasi değişim talepleri de gündeme geldi. Gençler, öğrenciler ve orta sınıfın protestolara yoğun katılımı, farklı sosyal katmanların bir arada tepki verdiğini isyan boyutlarına varan eylemlere dönüştü.
Ulemalar Şah döneminde halkı savunurken, günümüzde halktan uzaklaşıp imamlara yaklaşmış ve saygınlığını kaybetmiş dunumdadır.
İran’da iletişim ağlarının ülke çapında kesilmesi uluslararası boyutta tepkiye neden oldu.
Hükümet protestoların ekonomik nedenlerinden kaynaklandığını kabul ederek reform ve diyalog çağrıları yaptı, siyasi taleplere yönelik bir uzlaşma ya da reform önerisi sunmadı.
İran’daki olaylar sadece iç siyaseti değil, bölgesel ve küresel siyasi dengeleri de etkiledi. ABD ve İsrail ile ilişkiler, protestolar sırasında ve sonrasında yeni bir gerilim alanı oluşturdu. Rıza Pehlevi isminin öne çıkartılması beklenen rağbeti görmedi. Pehlevi, verdiği beyanatta; “Molla rejimine son vereceğini, İsrail’i tanıyacağını ve İslam ülkeleriyle iyi ilişkiler içerisinde olacağını” belirtti. İran DİB Abbas Arakçı, “ABD’nin müdahale tehditleri karşısında, diyaloğa da savaşa da hazırız” açıklaması yaptı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pazeşkiyan ise “Ulusumuz asla zorbalığa ve baskıya teslim olmayacaktır” dedi.
ABD’nin uyarısı üzerine İran’da 880 kişinin idamı durduruldu; Trump, İran yönetimine teşekkür etti.
Bu arada, İran’ın nükleer çalışmalardan tamamen vazgeçtiğini, Rusya’ya yaptığı askeri yardımı kestiğini, ABD’li özel şirketlerle 2 milyar dolar değerinde 9 petrol sözleşmesi yapıldığını duyurması, yumuşama emareleri olarak değerlendirildi.
İKİNCİ BÖLÜMDE: İran krizi, küresel kutuplaşma ve küresel savaş; Türkiye açısından krizler ve fırsatlar, gelecek hakkında değerlendirme ve sonuç.
(1)Petro dolar; enerjinin dolar üzerinden satılması sayesinde doların dünya ekonomisindeki hakimiyetini sürdüren sistemdir.
(2) Aryenler Toprağı manasına gelen ‘Airania Vaeca‘ın kısaltılmış haliyle İran deniyordu. (Amin Maalouf, Semerkant, S-226)
[3] Pers; Doğuda ‘Pars’ Arapçada ‘P’ harfi olmadığından Fars; Batıda Pers olarak ifade edilmektedir.
[4] Ağırlık Merkezi; “Neyi etki altına alırsam başarı sağlarım?” sorusunun cevabıdır. Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine.
[5] İsrail saldırılarında öldürülen İran üst düzey yetkililer; Genelkurmay Bşk. Tümg. M. Bagheri, Devrim Muhafızları Komutanı Tümg. H Selami, Dini Lider Hamaney’in Baş Danışmanı A. Şehmani ve 6 bilim insanı; 2’si dünya çapında F. Abbasi, Mehdi Tahmani’dır.