Editörden

TBMM'de komisyon kuruluyor

TBMM Genel Kurulu'nda grubu bulunan siyasi partiler, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının tüm boyutlarıyla ele alınması ve okullardaki güvenlik sorunlarının araştırılması amacıyla önümüzdeki hafta Araştırma Komisyonu kurulması konusunda uzlaştı.

TBMM Genel Kurulu'nda grubu bulunan siyasi partiler, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının tüm boyutlarıyla ele alınması ve okullardaki güvenlik sorunlarının araştırılması amacıyla önümüzdeki hafta Araştırma Komisyonu kurulması konusunda uzlaştı.

"Bu elim saldırıda maalesef pırıl pırıl evlatlarımızı ve fedakâr bir eğitimcimizi kaybettik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş'taki 9 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırısının ardından "Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

"Kahramanmaraş’ta gerçekleşen, tüm Türkiye’yi derinden üzen silahlı saldırıdan etkilenen tüm vatandaşlarımıza, tüm ailelerimize, özellikle sevgili yavrularımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu elim saldırıda maalesef pırıl pırıl evlatlarımızı ve fedakâr bir eğitimcimizi kaybettik.

Cumhuriyet savcılarımız, mülkiye ve maarif müfettişlerimiz derhâl başlatılan soruşturmaları titizlikle yürütmektedir. Olay tüm boyutlarıyla mutlaka aydınlığa kavuşturulacaktır

Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz"

"Türkiye’nin en acil gündemlerinden biri artık okul güvenliği olmalıdır"

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel de okullarda yaşanan saldırılar üzerine "Türkiye’nin en acil gündemlerinden biri artık okul güvenliği olmalıdır" dedi. Özel, ataması yapılmamış uzman çavuşlar arasında 65 bin kişinin okullara özel güvenlik görevlisi olarak atanması çağrısını yineledi.

Özel'in açıklamasının tamamı şöyle:

"Önce İstanbul’da, Fatma öğretmenimizi öğrencisinin saldırısıyla kaybettik.

Dün Şanlıurfa’da bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda 16 canımız yaralandı.

Bugün de Kahramanmaraş’tan gelen haberle yüreğimize bir ateş daha düştü.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyoruz.

Olayı duyar duymaz, partimizden 4 kişilik bir heyeti Kahramanmaraş’a görevlendirdik. Arkadaşlarımız hem acıyı paylaşacak hem ailelerin ihtiyaçlarıyla ilgilenecek hem de olayın tüm yönlerini yerinde inceleyecekler.

Fatma öğretmen hayattayken, “Okullarda can güvenliğimiz yok” diye haykırmıştı.

Ne yazık ki o feryat duyulmadı.

Ne etkili bir tedbir alındı ne caydırıcı bir önlem geliştirildi.

Bugün geldiğimiz noktada açıkça görüyoruz ki okullardaki şiddet artık münferit olaylarla açıklanamaz. Bu mesele, büyüyen ve derinleşen bir güvenlik zafiyetine dönüşmüştür.

Çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, eğitim emekçilerimizin can güvenliğini sağlamak devletin en temel görevidir.

Türkiye’nin en acil gündemlerinden biri artık okul güvenliği olmalıdır.

Okullarda giriş çıkış denetimlerinin eksiksiz sağlanması, güvenlik personeli sayısının artırılması, kamera sistemlerinin güçlendirilmesi, okul çevrelerinde kolluk devriyelerinin sıklaştırılması ve acil kriz planlarının hazırda tutulması artık zorunluluktur.

Diğer tedbirlerle birlikte, daha önce önerdiğimiz gibi, ataması yapılmamış uzman çavuşlarımız arasından 65 bin güvenlik görevlisi derhal okullarımıza atanmalıdır.

Okulların güvenliği devletimize emanettir.

Bu konuda artık hiçbir ihmal, hiçbir eksiklik mazur görülemez."

Bahçeli: Yaşanan acı hadisenin vicdanlarımızda açtığı derin yarayı da ifade etmek zaruridir

MHP Lideri Bahçeli Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta gerçekleşen okul saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

Bahçeli'nin açıklamalarının tamamı şöyle:

"Dün Şanlıurfa’da, bugün ise Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceği açıktır. Bu vahim gelişmelerin, tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması, hakikatin tam manasıyla ortaya çıkarılması açısından zaruri bir mecburiyettir.

Dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığı, sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisi ve giderek derinleşen akran zorbalığı, maalesef çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir.

Günümüz dünyasında evlatlarımız, sosyal medyanın adeta emzirdiği; parmak uçlarıyla ekranlara yön verdiği, saniyeler içinde birbirine zıt duyguların yaşanıp tüketildiği yapay bir iklimin içinde büyümektedir. Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan bu hızlı duygu geçişleri, henüz gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır.

Sanal âlemde kolaylıkla değiştirilebilen, silinebilen ve yeniden kurgulanabilen hayatların, gerçek dünyada da aynı şekilde yönlendirilebileceği yönünde tehlikeli bir vehim oluşmaktadır. Bilhassa ergenlik çağındaki bireylerin, bu sanal akışın etkisiyle gerçekliği basitleştirme, sonuçları hafife alma ve anlık tepkilerle hareket etme eğilimleri artmaktadır.

Bu durum, kontrolsüz bırakıldığında, telafisi mümkün olmayan sonuçlara kapı aralayabilecek bir zemin hazırlamaktadır. Nitekim benzer hadiselerin farklı toplumlarda da yaşandığı gerçeği, meselenin küresel bir tehdit boyutu kazandığını açıkça göstermektedir.

Unutulmamalıdır ki; insan, biyolojik varlığının yanı sıra, kültürel ve milli değerlerle yoğrulan bir şahsiyettir. Dijitalleşme bu değerleri aşındırdığında, toplumsal dokuyu hedef alıp zayıflattığında, böylesi trajediler kaçınılmaz hale gelmektedir.

Bu nedenle meseleyi yalnızca fail üzerinden okumak, hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacaktır. Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır.

Böylesi vahim ve hassas hadiselerde, yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, sükûnet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması beklenmeden yapılacak siyasi yorumlar, hakikatin üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Şayet gerekli görülüyorsa değerlendirmeler, ancak süreç tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Hiç kimse böylesine elim bir hadiseyi günübirlik siyasetin malzemesi haline getirmemeli; acı üzerinden istismar arayışına tevessül etmemelidir.

Bütün bu tespitlerin ışığında, yaşanan acı hadisenin vicdanlarımızda açtığı derin yarayı da ifade etmek zaruridir.

Bu alçak saldırıda Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmen kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Her iki menfur saldırıda yaralanan evlatlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum."