Sosyal Güvenlik Kurumu, 2025 yıllık verileri Mart 2026 başında açıklandı. SGK verileri yaklaşık iki ay sonra açıklanıyor ve biraz geç izlenebiliyor. Bu yazıda SGK’nin 2025 verilerinden hareketle, kurumun ve emeklinin halini ele alacağız. Kurumun gelir ve gider durumu nedir, emekli aylıkları ne oldu, SGK’ya kamu katkısının düzeyi ne oldu gibi sorulara yanıt arayıp iktidar çevrelerinin ve liberallerin “SGK çöküyor, yük oluyor, açık çok, kaynak yok” iddialarını yanıtlayacağız.

TEBRİKLER, “KARA DELİK” KAPANDI!

Yazıya önce bir “kutlama” ile başlamak lazım. Hep eleştirecek değiliz ya, müthiş “başarıları” da tebrik edeceğiz elbette! Sezar’ın hakkı Sezar’a, AKP’nin hakkı AKP’ye! SGK yönetimini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı ve tüm AKP hükümetlerini “fevkaladenin fevkinde” tebrik ediyorum! Büyük iş başardılar. Büyük bir başarıya imza atarak 2002’de yüzde 71,5 olan SGK’nin toplam gelirlerinin toplam giderlerini karşılama oranını 2025 yılında yüzde 100,6’ya yükseltmişler. Bunu SGK’nin resmi verileri söylüyor.

Böylece SGK 2002’den bu yana SGK ilk kez 2025 yılında “açık” vermemiş, hatta 35,7 milyar lira “fazla” vermiş! Yaparsa AKP yapar, yaparsa SGK yönetimi yapar! 2025 yılında SGK’nin toplam gelirleri yüzde 41,3 artarken, toplam giderleri ise yüzde 40,6 oranında artmış. SGK emekli aylıkları için yapılan toplam ödeme 2025 yılında yüzde 41,5 artarken sağlık harcamaları ise yüzde 38 artmış. Sonuç olarak SGK fazla vermiş.

Tekrar tebrik ediyorum. SGK bir şirket gibi dahiyane bir biçimde yönetilmiş ve “açık finansman” ihtiyacı yüzde 30’lardan sıfıra indirilmiş hatta 2025 yılında artıya geçmiş. SGK’nin metaverisine göre “açık finansmanı”, Kurum açığı için Hazine tarafından aktarılan tutardır. Hani şu meşhur “kara delik” dedikleri şey! Şöyle ifade edersem daha iyi anlaşılacaktır. 2002 ve 2003’te yüzde 30’lar düzeyinde olan Hazine finansmanı ihtiyacı (“açık”) tümüyle ortadan kalkmış ve SGK giderlerinden daha fazla gelir elde etmiş. Bütçeye Hazineye “yük” olma devri bitmiş ve yıllardır dillere pelesenk olan o müthiş “kara delik” kapanmış!

Bu durumu SGK’ye yapılan toplam Hazine desteklerinin bütçeye oranından da izlemek mümkün. Son 10 yılda (2016-2025) bakalım. SGK’den aylık alanların sayısı (dosya) 11,1 milyondan 16,2 milyona çıkmış. 10 yılda emekli sayısı yüzde 45 artmış. Buna karşılık SGK’ye yapılan toplam bütçe transferlerinin (devlet katkısı ve diğer görevlendirme giderleri) bütçedeki payı yüzde 13,8’den yüzde 10,8’e düşmüş. Sırası gelmişken belirteyim açık finansmanı başka bir şey devlet katkısı başka bir şeydir. Devlet katkısı devletin yasa gereği pirim gelirlerinin dörtte biri oranında SGK’ye yaptığı katkıdır. Ayrıca kanuni olarak yapılan diğer düzenli ödemelerdir. Açık finansmanı ise bunlar yapıldıktan sonra oluşan gelir-gider farkıdır. Dolayısıyla giderler (emekliler yapılan ödemeler) kısılınca devlet tarafından yapılan transferler de düşük kalıyor ve böylece açık finansman ihtiyacı kalmıyor.

Şu müthiş başarıya bakar mısınız? Son 10 yılda emekli aylığı alanların sayısı yüzde 45 artıyor, buna karşılık bütçe transferi azalıyor ama siz yine de açık finansmanı ihtiyacını sıfırlıyorsunuz! SGK yönetimi gerçekten müthiş “iş” çıkarmış! Tam bir şirket yönetimi gibi, birer CEO gibi davranmışlar! Bu başarıya şapka çıkarılır. Artık “kara delik” yok. Şükürler olsun!

SGK A.Ş. OLSAYDI?

Yukarıdaki satırları okuduğunuzda “bunlar da ne demek” dediğinizi duyar gibiyim. Yukarıdaki ironiyi izah edeyim. Eğer SGK bir Anonim Şirket olsaydı bu durum göz kamaştırıcı bir performans olurdu. Bunu başaran şirket yöneticileri ve şirket sahipleri “başarılı” kapitalistler ve CEO’lar olarak piyasada övülürdü. Hatta hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görüyor olsaydı muhtemelen epey değer kazanırdı.

Ama durun! Siz şirket değilsiniz. SGK bir A.Ş. değil bir kamu kurumu, amacı kâra geçmek, açıklarını kapatmak veya denk bütçe değil. SGK bir kamu sosyal güvenlik kurumudur ve görevi çalışanlar ve emekliler için sosyal sigortacılık yapmak kaliteli ve bedava sağlık hizmeti sağlamak ve emekli aylıklarını ödemek. O nedenle SGK’nin başarısı açık kapatmayla değil, emekli aylıkları ve sağlık hizmetleri konusundaki durumu ile ölçülür. SGK bir şirket değil, devlet de bir holding değil. Kapitalist bir şirket gelirlerini artırmak ve giderlerini kısmak üzere hareket eder, temel motivasyonu budur. Kârlarını artırmak için maliyetleri düşürmeye çalışır, maliyetleri düşürmek için işçilik giderlerinden kısar, ürün fiyatlarını enflasyonun üzerinde artırarak kâr marjlarını artırmaya çalışır. Bir şirket CEO’sunun temel motivasyonu budur.

Maalesef ki neoliberal virüs, kamu kurumlarını birer şirket gibi yönetme zihniyetini hakim hale getirdi. Kimi kamu kurumları bizzat A.Ş. oldu. Artık kamu posta ve demiryolu tekelleri birer A.Ş. haline getirildi. Bazı kamu kurumları ise doğrudan A.Ş. haline gelmedi ancak bir A.Ş. zihniyeti ile olarak yönetiliyorlar. Devlet de bir mega şirket veya holding olarak düşünülüyor.

EMEKLİ BATTI!

Emekli sayısı ciddi biçimde artarken ve SGK’ye yapılan bütçe transferlerinin payı gerilerken SGK’nin finansal parlak tablosunun izahı nedir? Bunun izahı basit. SGK batmadı, (zaten batmazdı) adeta parlak bir şirket gibi yönetildi ancak emekli battı. SGK’nin “kara deliği” kapandı ancak emeklinin cebindeki delik, hayatındaki “kara delik” büyüdü. Olan biten müthiş bir hokus pokus. Sözde SGK’nin açığı kalmadı ama emekliler perişan oldu!

Emekli aylıklarına ayrılan pay düştü. Emeklilere daha düşük aylık bağlandı ve sonuçta SGK’nin giderleri ciddi biçimde düşmüş oldu. Meseleye SGK A.Ş. gözlüğüyle değil, emeklilere ayrılan kaynak açısından emeklinin pastadaki payı açısından bakıldığında mesele netleşiyor. Emekli yoksullaşırken, emekli pastadan daha az pay alırken SGK en parlak dönemlerinden birini yaşıyor. Bu bir yalan rüzgarıdır.

SGK şirket değil, devlet holding değil. Asıl mesele burada yatıyor. Emekli aylıkları alanların ezici çoğunluğunu oluşturan işçi ve memur emekli aylıklarının pastadaki payına baktığımızda mesele bütün çıplaklığı ile ortaya çıkıyor. 2002 yılında bir memur emeklisinin aldığı en düşük aylık Kişi Başına GSYH’nin (pasta) yüzde 82’den fazlasıydı. 2025 yılında yüzde 32’ye düştü. 2002 yılında bir işçi emeklisinin aldığı en düşük aylık Kişi Başına GSYH’nin (pasta) yüzde 56’sından fazlasıydı, 2025’te yüzde 28,5’a düştü (grafik).

Görüldüğü gibi esas olan SGK’nin durumu değil emeklinin durumudur. Bir kamu kurumu olarak SGK’nin en başta gelen görevi emeklilerin refahını sağlamaktır. SGK ve Hükümet yetkilileri SGK bütçesini denkleştirmekle övünemezler asıl ölçü emeklinin refahının ne olduğudur.

Kaynak: TÜİK, SBB ve SGK, 2002 ve 2025 emekli aylıkları yılın ikinci dönemine aittir.

SOSYAL GÜVENLİK KAMU HARCAMASIDIR

Kamuoyunda ve hatta emekliler arasında oldukça yanlış bir kanaat var. Sanki SGK mali olarak özerkmiş, prim gelirlerini nemalandırıp sonra emeklilere ödüyormuş gibi kalıp fikirler var. Dahası SGK’nin finansman açığının kötü bir şey olduğuna ve kapanmasının iyi bir şey olduğu masalına inananlar var. Oysa ne SGK özerk ve kamu bütçesinden ayrı bir yapı ne de SGK’nin sözde açıklarının azalması iyi bir şey. Emeklileri bunlarla kandırıp gerçekleri saptırıyorlar.

SPK'dan süre uzatma kararı
SPK'dan süre uzatma kararı
İçeriği Görüntüle

SGK mali ve idari açıdan özerk değildir. SGK’nin gelir ve gideri Tek Hazine Kurumlar Hesabı (THKH) içinde yer almaktadır. Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında 4749 Sayılı Kanun ve bu kanunda 2018 yılında yapılan değişiklikler kapsamında sosyal güvenlik kurumları da THKH kapsamındadır. SGK harcamaları fiilen Hazine harcamalarıdır. Hukuki statüsünde “idari ve mali açından özerktir” yazsa da SGK’nin mali mali özerkliği yoktur, SGK Hazine’ye bağlı hale gelmiştir. Tahsilatları ve ödemeleri THKH üzerinden yapıldığından, SGK fiilen Hazine’nin alt birimdir. SGK’nin tahsil ettiği primler ve diğer gelirleri THKH altında toplanır ve dağıtılır eğer “gelir-gider” arasında açık olursa Hazine bunun üstünü tamamlar. Neoliberal ekonomi yönetimi sosyal güvenliğe daha az kaynak ayırmak için SGK giderlerini düşük tutmaya çalışır. Bu yüzden emekli aylıkları düşer, emekli bayram ikramiyesine zam yapılmaz. Kısaca mesele kamu harcaması meselesidir.

SGK idari açıdan da özerk değildir. SGK Cumhurbaşkanlığına bağlı bir idari birimdir. SGK’nin kurum kanunu olan 5502 Sayılı Kanun’un çok sayıda hükmü 2 Temmuz 2018 tarih ve 703 sayılı KHK’nin 88. maddesiyle yürürlükten kaldırıldı ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) ile Cumhurbaşkanlığı teşkilatı bünyesine alındı. 5502 sayılı Kanunla düzenlenen SGK’nin kurumsal yapısı tartışmalı bir işlemle TBMM yetkisinden çıkartılıp Cumhurbaşkanının iki dudağı arasına teslim edildi. 4 sayılı CB kararnamesinin 403. maddesine göre SGK kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî açıdan özerk bir kurum olarak tarif edilse de bunun hiçbir anlamı yoktur. CBK ile düzenlenen her husus yine CBK ile değişebileceğinden SGK’nin idari ve mali açıdan özerk olduğu düzenlemesinin hiçbir hükmü yoktur. SGK tam bir siyasi ve idari vesayet altında bir kurumdur. Dahası SGK Genel Kurulunun ibra yetkisi yoktur, sadece danışma nitelikli bir organdır.

MESELE BÖLÜŞÜMDÜR!

Sosyal güvenlik ve emekli aylıkları konusunda asıl mesele emeklilerin pastadan ne kadar pay aldıklarıdır. Gerisi teferruat ve teknik düzenleme konusudur. Politika konusu olan bölüşümdür. Temel tartışmayı bölüşüm üzerinden yapmak lazım. Bütün göstergeler emeklilerin pastadan aldığı payın AKP döneminde dramatik biçimde düştüğünü gösteriyor. Bu payın düşmesinin asıl sebebi iddia edildiği gibi emekli sayısının çokluğu, emekli yaşı veya başka bir güncel gelişme değildir. Bu sistemik bir sorundur. Sosyal güvenliğe yapılan kamu katkısı artacak yerde düşürüldüğü için emekli aylıkları düşüyor, emekli yoksullaşıyor. Çare sosyal güvenlik ve emeklilik için yapılan harcamaların pastadaki payını artırmak, bütçedeki payını artırmaktır.

Merak etmeyin sosyal güvenlik sistemi çökmez, çünkü sosyal güvenlik bir Ponzi değil, kamusal bir sistemdir. Kamu finansmanına dayalıdır. Devlet çökmeden sosyal güvenlik sistemi çökmez. Merak etmeyin kaynak sorunu yoktur, SGK açığı yoktur, SGK’de “kara delik” yoktur. Pastanın bölüşümüne bakarsanız “kaynak” ve “açık” sorunu olmadığı göreceksiniz.

SGK’nin 2025 verileri Türkiye’de sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminin asıl sorununu gözler önüne koyuyor: Temel mesele artan emekli sayısına rağmen sosyal güvenliğe kamu katkısının azaltılmasıdır ve böylece emeklinin pastadaki payın düşmesidir. Sahte bahaneler, sahte karşıtlar yaratmaya gerek yok. Emeklilerin yoksullaşmasının nedeni ne emekli sayısıdır ne yeni emeklilerdir ne kaynak yokluğudur ne de göçmenlerdir. Asıl mesele havuzu dolduran en önemli musluk olan kamu harcamalarının kısılmasıdır. Bu siyasi bir tercihtir.

Kaynak için tıklayınız