Partisinin grup toplantısında konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, toplantı sonrasında rahatsızlık yaşadı.

İsmail Uyanık: Kirli düzen falan yok, iktidar 'çekil' dedi Servet Yardımcı çekildi İsmail Uyanık: Kirli düzen falan yok, iktidar 'çekil' dedi Servet Yardımcı çekildi

Sputnik Türkçe haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme yönelik konuştu. Grup toplantısı Bahçeli'nin tansiyon rahatsızlığı sebebiyle gecikmeli başlarken prompter kullanmayan Bahçeli'nin konuşmasını oturarak yaptığı görüldü.

Konuşma bittikten sonra bir süre yerinden kalkamayan Bahçeli'nin yürümesine beraberindeki parti yöneticileri yardımcı oldu.

Mhp Bahçeli2

Bahçeli, grup toplantısında özetle şunları kaydetti:

Diyarbakır ve Mardin'deki anız yangını

"Yangının çıkış nedenleri kuşkusuz tespit edilecektir. bu konuda biraz sabırlı olmak lazımdır. Anız yangınını bahane ederek kinini dışa vuran her kim varsa tescilli Türkiye muhalifidir. Diyarbakır Barosu'nun 22 Haziran'da yaptığı açıklamada Kürt kökenli kardeşlerimize hakaret içerikli paylaşımlarda bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilmiştir. Hiçbir Türk vatandaşı böylesi bir fahiş bir yanlışın içinde olamaz. Hiçbir vicdan sahibi Türk vatandaşı bu tip bölücü bir komplonun kıyısında, yöresinde yer alamaz. Sosyal medyada tedavüle sokulan kara kampanyanın münferit failleri bu milletin zaten evladı olarak görülemez. Ancak Diyarbakır Barosu'nun sivri ve sipariş açıklamasıyla hangi emel ve hedefleri canlı tutmak istediği de gözden uzak tutulamaz. Anız yangınını fırsat bilip bin yıllık kardeşliğimizi ateş altına almak isteyen provokatörler az çok bellidir. Onların şirret oyunlarını bozmak hepimize düşen milli bir ödevdir.

Türkiye’nin milli ve manevi direncini kırmak, yapay krizler üretmek suretiyle iç huzur ve istikrar ortamını zedelemek amacıyla alçakların en alçağı bir kampanya devamlı ilerleyiş kaydetmektedir. Riyakâr demokratlar, şaibeli devrimciler, tatlı su kurnazı eski tüfekler, yalancı hürriyetperverler, yozlaşmış elitler, krizsever siyasetçiler, karanlık odaklar, dış bağlantılı maşalar, partimiz, ittifakımız ve ülkemiz aleyhine psikolojik harp tekniklerine başvuran kansızlar, zilleti zarafet, çözülmeyi normalleşme gibi teşmil eden münafık simalar geceli gündüzlü operasyon yürütmektedir.

“Cumhur İttifakı Türk milletinin ruh köküdür”

 Tekraren ve inançla söylüyorum, Cumhur İttifakı Türk milletinin ruh köküdür ve kararlılıkla yoluna devam edecektir. Demokrasinin avantajı, farklı görüşlerin oylanmasından ziyade, farklı bakış açılarının karşılıklı etkileşerek birbirlerini dengelemesidir. Diyebiliriz ki, demokrasinin asıl gücü çeşitli bakış açıları ve aralarındaki uyuşmazlıklar üzerine muhakeme yürütme çabasında gizlidir. Ne var ki, makyajlı demokrasi havarilerinde sahtelik diz boyudur. İç cephemizi zayıf düşürmenin yanı sıra; Bölgesel ve küresel hain senaryolara refakat ve rehberlik yapacak ölçüde alçalan ve ahlaksızlığın dibini boylayanların yegane hedefi Milliyetçi Hareket Partisi’nin tökezlemesi, Cumhur İttifakı’nın çözülmesi, Türkiye’nin de köşeye sıkışarak tarihi ve egemenlik haklarından kahredici ödünler vermesidir. Bunlar kesinlikle hezimete ve hayal kırıklığına uğratılacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin çarpıtılmış demokrasi, özgürlük ve insan hakları müdavimi ve mühürdarı şeklinde takdim ve teşhiri emin olunuz ki, kesin bir akıbettir. Akıllarınca bizi terbiye etmeye, nefes ve manevra alanımızı daraltmaya çalışıyorlar. Bize ayar vermek ve istikametimizi çizmek için çırpınıyorlar. Milliyetçi-Ülkücü Hareket en son 12 Eylül darbesinde sanık sandalyesine oturtulmuş, nice haksızlığa, nice hukuksuzluğa, nice zulme, nice çileye ve mağduriyete dibine kadar maruz kalmıştı. Yargılanan davamızdı, sorgulanan tertemiz dava arkadaşlarımızdı. İdam sehpalarında cennetin müjdesiyle nurlandık. Taş duvarları medrese yapıp umutlandık.  Zindanlarda Yusuf olup ayağa kalktık. Kahpe pusularda hilal olup kanatlandık. Marksist-Leninist ve Komünist saldırılara inancımızla katlandık. Şehitlerimizle, gazilerimizle, ülkülerimizle kahramanlaştık. Hanımefendiler, beyefendiler, biz Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz. Ona buna pabuç bıraksaydık, kurşunlara, bombalara, iftiralara, ithamlara, isnatlara, itibar cellatlarına, cinayet örgütlerine, cani hesaplara düğme ilikleyip korkudan saklansaydık, sorarım sizlere;  Cami avlularında omuzladığımız şehitlerimize ne diyecektik?  7 bin yıllık Türk tarihine ne anlatacaktık?  Birbirimizin yüzüne nasıl bakacaktık?

Kalkmışlar, sabah akşam Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Ülkü Ocakları’nı asıp kesiyorlar, manipülasyon dümenini çeviriyorlar.  Kiralık gazeteler, iç işgal cephesine ekranlık yapan başta Halk Tv olmak üzere bazı televizyon kanalları, yarım porsiyon aydınlar, satılmış köşe yazarları, şerefini üç kuruşa devretmiş bir kısım sivil toplum kuruluşu yöneticileri MHP’yle yatıp MHP’yle kalkıyorlar.

Özgür Özel’e sert sözler, iki isme destek

Bunlara siyaseten her türlü desteği verip sözcülüğüne talip olan CHP’nin başkanı da iki de bir kale duvarlarımızı taşa tutuyor, olmayan siyasi aklının dibindeki tortuları ortalığa saçıyor. Bu şahsın “o iki kişi” diyerek sistematik ve plan dahilinde suçlayıp saldırdığı değerli arkadaşlarım, benim can beraberi ülküdaşlarımdır ve partimizin saygın isimleridir.  CHP Genel Başkanı bizim iki arkadaşımıza değil, sağında solunda yuvalanan Türk ve Türkiye düşmanlarına, ilişki ve irtibat içinde olduğu vatan ve millet muhaliflerine baksa zannederim daha tutarlı, daha dengeli, daha isabetli bir davranış içinde olacaktır. Değil bizim iki ülküdaşımız, tek bir ülküdaşımız bile bunların alayına yetecektir.

Özgür Özel’e verilmiş ev ödevi ve talimat listesinde bilhassa Milliyetçi Hareket Partisi’yle uğraşma, nala vururken mıhı da çakma görevi önüne koyulmuştur. Çürük tahta üzerinde siyasi tiyatro sahnesi açan bu zatın her meselede partimizi zan altında bırakma gayreti, dava arkadaşlarımızı doğrudan hedef alma densizliği siyasi ahlakla zaten bağdaşmamaktadır. CHP’nin normalleşme maskeli sahtekar politik tasarımı esasen anormalliğin artan dozajlarla yedirilme sinsiliğinden başka bir şey değildir. Bizi, Türkiye ittifakı adıyla kurulduğu söylenen, dahası çatısı akan ve üzerine baykuşların konduğu harabeye davet etmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Kurnaza bakar mısınız, Cumhur İttifakı’na karşı başlattığı yarma harekâtını tahkim etmek niyetiyle olmadık metotları devreye sokuyor. CHP’nin normalleşmesi, PKK’nın normal görülmesidir. CHP’nin normalleşmesi, bölücülüğün normal değerlendirilmesidir. CHP’nin normalleşmesi rezaletin ve melanetin yeni normal olarak güncellenmesidir.

CHP’li üyeye saldırı ve Ateş davası

Kayseri Pınarbaşı’nda meydana gelen bir adli vakadan dolayı Milliyetçi Hareket Partisi’ni karalamaya namertçe tevessül ederler. 1 Temmuz 2024 Pazartesi günü başlayacak mahut cinayet davasıyla partimizi ve Ülkü Ocaklarını ilişkilendirmek için tek ayak üzerinde kırk yalan söylerler. Uydurulmuş ve üretilmiş tezviratlarla oyalanırlar. Şu hususu özellikle ifadeye mecburum ki, kimin kimlerle iş tuttuğunu, sağda solda nelerin konuşulduğunu, hangi iftira düzeneklerinin hazırlandığını çok iyi biliyor ve bunların hepsini takip ediyoruz.

“Külahlarını ters giydiririm”

Davamızı üç beş çapulcunun keyfine göre yargılatmayız. Ortalıkta gezen kuklaların, cenaze üzerinde tepinen nebbaşların, onlara gaz veren onursuzların tariz, tazyik ve tahrikiyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Ülkü Ocakları’nı sorgulatmayız. Bizi sindirmeye çalıştıklarını görmediğimiz mi sanılıyor? Bizden taviz istenildiğini bilmediğimiz mi zannediliyor? Yazılan hain senaryonun üst aklını, büyük resmini, ağaçların ardındaki ormanı fark etmediğimiz mi düşünülüyor?  Eğer böyleyse zeka özürlü muhataplarının aklına şaşarım, hattızatında hepsine de acırım. Milliyetçi Hareket Partisi’yle aşık atılamaz, boy ölçüşmeye hiç kimse cüret edemez.  Fason bir 12 Eylül iklimi oluşturup davamızı ve partimizi sanık olarak afişe etmeye kalkanların da alınların karışlar, külahlarını ters giydiririm.

Sinan Ateş davasına MHP avukatları katılacak

1 Temmuz’da başlayacak söz konusu davaya sadece avukatlarımız katılacak, bunun dışında hiç kimse orada bulunmayacaktır. Herkes eteğindeki taşı döksün de şahit olalım. Kim ne biliyorsa, hangi belge, bilgi ve bulguya sahipse, mahkemeye sunsun da hepsinin ense tıraşını görelim. Milliyetçi Hareket Partisi ile Ülkü Ocakları’nı en küçük bağ ve bağlantısı olmayan bir cinayetle irtibatlandırıp suçlayanlara, bu can bu bedende olduğu müddetçe hakkımı helal etmeyeceğim, ya bu dünyada ya da mahşerde hepsiyle tek tek hesaplaşacağım. Pensilvanya hukukunun değil Türkiye Cumhuriyeti hukukunun geçerli olduğunu müştereken ve açıklıkla göreceğiz. Dalımızı kırmak için sıraya girenler sakın ayranımızı kabartmasınlar, sabrımızı zorlamasınlar, köklerini kurutmak bizim için an meselesidir. İşte böylesi kurşun gibi ağır ortamda ve bu gelişmelerle bağlantılı olarak Türkiyelilik ve Türkiye milliyetçiliği ibareleri gündeme havale edilmiştir.

Vergi paketine yeşil ışık yaktı

“Önemli gündem konularından birisi de vergi gelirlerinde yapılacak yeni düzenlemedir. Vergi adaletinin sağlanması konusunda başlatılan kapsamlı çalışmayı son derece olumlu buluyor ve destekliyoruz. Toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payının düşürülerek doğrudan vergilerin artırılması sosyal ve ekonomik adalete can suyu verecektir. Türkiye ekonomisi çok şükür fırtınadan çıkmıştır. Enflasyonda düşüş trendi başlamıştır. Cari açığı azaltacak, yatırımı teşvik edecek, istihdam ve büyüme artışıyla birlikte bütçe disiplinini sağlayacak, aynı şekilde yapısal reformları başaracak ekonomi programına güveniyoruz ve en kötü günlerin geride kaldığına inanıyoruz.  Motor kurye gelirlerine ve garson bahşişlerine muafiyet getirileceği ortadayken, vergi alınacağını iddia edip korku aşılayanlar samimiyet ve dürüstlük fukarası bir avuç art niyetlidir.

KDV ile ilgili manipülatif haberler 

“Meclis’e sunulması beklenen düzenlemeden anladığımız kadarıyla, motor kurye faaliyetlerinden doğan ticari kazançlar basit usulde vergilendirilecek, bahşiş gelirleri normal ücret gelirleriyle ilişkilendirilmeyecek ve hizmet bedelinden ayrı gösterilerek KDV’ye tabi tutulmayacaktır. Bu gerçekler karşısında ortamı bulandırmanın siyaseten ve ahlaken hiç kimseye yararı da dokunmayacaktır.

TFF ve Arda Güler açıklaması

"Portekiz maçından sonra özellikle sosyal medyada yapılan dedikoduları, genelde futbolcularımızla ve özelde de Arda Güler evladımızla ilgili yapılan tartışmaları takip ettim. Arda’nın paylaştığı gibi, Türk’e durmak yaraşmaz. Teknik kadronun ve oyuncularımızın morallerini bozacak her türlü açıklama ve söylentiden özenle imtina edilmesi kanaatindeyim. Netice itibariyle futbolda yenmek de vardır, yenilmek de.

Editör: TE Bilisim