Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İspanyol üyelerinden Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek için de yaptırım isteyen rapor, 381 oyla kabul edildi. 107 karşı, 171 çekimser oy kullanıldı. Rapor tavsiye niteliği taşıyor.
Avrupa Parlamentosu’nda 17 Haziran’da oylanacağı belirtilen Türkiye raporunun taslak metnine Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptırım listesine alınması önerisi girdi.
AP raporunun taslak metnindeki 21. paragrafta, "insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin", AB'deki varlıkların dondurulmasını da içeren yaptırımların uygulanması talep ediliyordu.
Gürlek'in adının geçtiği ifadeler şu şekildeydi:
"Ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı’na (Kaja Kallas) çağrımızı yineliyoruz. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır. Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz."
AB kurumlarına da eleştiri
Kararda, Avrupa Birliği kurumları ve birçok üye ülkenin Türkiye’deki gelişmelere verdiği tepkinin sınırlı kalması da eleştirildi.
Avrupa Parlamentosu, AB kurumlarına Türkiye’de demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğünün savunulması konusunda daha güçlü tutum alma çağrısında bulundu.
Raporda, Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin 2018’den bu yana durma noktasında olduğu hatırlatıldı.
Buna karşın Türkiye’nin stratejik ve jeopolitik önem taşıyan bir ülke olduğu, aynı zamanda NATO müttefiki konumunu sürdürdüğü belirtildi.
Raporun raportörü Nacho Sánchez Amor, Türkiye’nin hızla “tam otoriter bir modele” doğru ilerlediğini savundu.
CHP’yi ve parti yönetimini hedef alan son davayı da değerlendiren Sánchez Amor, bunun Türkiye’de demokratik çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün aşınmasına ilişkin daha geniş bir tablonun parçası olduğunu belirtti.
Sánchez Amor, Avrupa Komisyonu, Avrupa Dış İlişkiler Servisi ve üye ülkelerin Türkiye’de demokrasinin zayıflamasına karşı sessiz kaldığını belirterek, bu tutumun AB’nin inandırıcılığına zarar verdiğini söyledi:
“Türkiye, tam anlamıyla otoriter bir modele doğru hızla ilerlemeye devam ediyor. Ana muhalefet partisi CHP’yi ve meşru liderliğini hedef alan son olay, demokratik çoğulculuğun ve hukukun üstünlüğünün daha geniş çapta aşınmasının en son örneğidir ve siyasi amaçlar uğruna bir silaha dönüştürülen yargının rolünü ortaya koymaktadır. Böylesine ciddi bir durum karşısında, Türkiye’de devam eden demokrasinin yıkımına göz yuman Komisyon, Avrupa Dış İlişkiler Servisi (EEAS) ve üye devletlerin sessiz kalmasından derin endişe duyuyoruz. Bu sessizlik, AB’nin imajını ve güvenilirliğini zedeliyor ve Türk toplumunun en Avrupa yanlısı ve demokrasi yanlısı kesimlerini daha da uzaklaştırıyor; bunun tersine çevrilmesi yıllar alabilecek sonuçlar doğurabilir.”
Akın Gürlek ne demişti?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Avrupa Parlamentosu Türkiye raporunda isminin yer alacağı söylentilerine tepki göstermişti.
Söz konusu raporun bağlayıcılığı bulunmadığını kaydededen Gürlek, "Türkiye'de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek, Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur. Avrupa Parlamentosunun bazı çevrelerince körüklenen bu siyasi içerikli yaklaşım, bu kişilerin temsil ettiği kurumların güvenilirliğini zedelemektedir. Bizim için asıl olan, aziz milletimizin vicdanı ve bağımsız Türk mahkemelerinin kararlarıdır" açıklamalarında bulundu.
"Avrupa Parlamentosu raporları tavsiye niteliğinde siyasi metinlerdir" ifadesini kullanan Gürlek, şunları kaydetti:
"Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır. Belediyecilik döneminden seçim kampanya süreçlerine kadar farklı başlıklarda tartışma konusu olmuş bir Avrupa Parlamentosu üyesinin, kendi siyasi kariyerine ilişkin kamuoyuna yansıyan şeffaflık, etik ve hesap verebilirlik tartışmalarına bakması da yerinde olacaktır. Türkiye terörle, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla ve her türlü hukuksuzlukla mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu mücadele ne içeriden ne de dışarıdan yürütülen siyasi baskı kampanyalarıyla sekteye uğratılamaz. Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz."




