ABD Hazine Bakanlığı, Tahran'ı ekonomik olarak izole etme hedefi kapsamında Golden Global Bank isimli Türk bankasına yaptırım uygulama kararı aldı.
Bakanlık söz konusu bankanın, İran Devrim Muhafızları için "on milyonlarca dolarlık işlem" yaptığını, bu sebeple Golden Global Bank ile bu şirkete bağlı İstanbul merkezli kuruluşlara yaptırım uygulanacağını duyurdu. Açıklamada, Golden Global Bank'ın İran yönetiminin uluslararası ödeme trafiğini desteklediği dile getirildi.
Yaptırımlar kapsamında, ilgili kurumlar ile bunlarla bağlantılı kişilerin varsa ABD'deki tüm varlıkları donduruldu, ayrıca yaptırım listesindeki isimlerle iş yapmak da yasaklandı.
ABD Hazine Bakanlığı, Golden Global Yatırım Bankası ve bağlantılı kuruluşların, İran'ın Çin'den elde ettiği petrol gelirlerini Türkiye'ye aktarmasına, ardından bu gelirlerin nakit ve altına dönüştürülmesine olanak sağlamak amacıyla kurulduğunu öne sürüyor.
Bakanlık ayrıca bankanın, ABD tarafından daha önce yaptırım uygulananlar da dahil olmak üzere İranlı finans kuruluşlarına bilerek bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti. Söz konusu İranlı kuruluşlara 2022 yılında, Tahran'ın petrol satışlarından elde ettiği gelirlerin aktarılmasına aracılık ettikleri gerekçesiyle yaptırım uygulanmıştı.
Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yer alan bilgiye göre, 2019'da kurulan Golden Global Yatırım Bankası AŞ, Türkiye'nin yabancı şirketlere “bankacılık hizmetleri ve alternatif finansman yöntemleri” sunan ilk yatırım bankası olarak kuruldu. İstanbul merkezli banka, internet sitesinde komşu ülkelerdeki hedef pazarlara odaklanarak Türkiye'nin dış ticaretini artırmayı amaçladığını belirtiyor. Banka, Türkiye'de geniş kitleler tarafından çok fazla tanınmayan bir finans kuruluşu konumunda.
Bessent: Zor yoldan öğrenilecek
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuyla ilgili açıklamasında, finans kuruluşlarının "zor yoldan" da olsa ABD'nin İran'ı ekonomik olarak izole etme konusunda ciddi olduğunu öğrenmesi gerektiğini dile getirdi. X'te bakanlığın açıklamasını alıntılayan Bessent, "Finansal kurumlar, Ekonomik Sürgün Operasyonu konusunda ciddiyetimizi zor yoldan öğrenmeye devam ediyor. Umarız daha fazla bankanın yaptırıma uğramasına gerek kalmaz, ancak bu, uluslararası topluluğun aklı başına gelip katil İran rejimine desteğini ne kadar hızlı keseceğine bağlı. Kim olduğunuzu biliyoruz, nerede olduğunuzu biliyoruz ve İran yılanının başını gömeceğiz, müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte harekete geçmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Bessent geçen Salı yaptığı açıklamada, Washington'un bu hafta ve önümüzdeki hafta birer bankaya yaptırım uygulamaya başlayacağını ve Tahran'ı ekonomik anlamda boğmaya kararlı olduklarını belirtmişti.
Barrack: Bu belirleme, bir ulusa, bir bankacılık sistemine veya bir müttefike değil, tek bir varlığın davranışına yöneliktir
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da X hesabından "4 Eylül 2026 Tarihli ABD Hazine Bakanlığı Belirleme Hakkında" uzun bir açıklama yayınladı. Bugün Amerika Birleşik Devletleri Hazine Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları Ordusu–Kudüs Gücü adına fon transferi yapma rolleri nedeniyle Türkiye merkezli tek bir finansal kurumu ve bu kurumun iki yan kuruluşunu belirledi. Bu tedbiri doğru bağlamına oturtmak istiyoruz, çünkü bağlam her şeydir ve Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişki, herhangi bir kurumdan veya herhangi bir günden çok daha büyüktür. Bu süreç boyunca Hazine ve Türk muhatapları doğrudan ve sürekli temas halinde olmuştur.
Bu eylem, bir büyük gücün uluslararası finans sisteminin bütünlüğüne borçlu olduğu şeydir. Washington’ın İran rejimine karşı yürüttüğü maksimum baskı kampanyası, Tahran’ın faaliyetlerinin gelirlerini akladığı kanalların birer birer kapatılmasına bağlıdır. Bu belirleme, bir ulusa, bir bankacılık sistemine veya bir müttefike değil, tek bir varlığın davranışına yöneliktir. Bu, kesin ve yasal bir icra eylemidir ve Amerika Birleşik Devletleri, dürüst ticaretin her yerde bağımlı olduğu bu mimariyi korumaktan dolayı özür dilemez.
Bu dar kapsamlı tedbiri Türkiye hakkında bir yargı olarak okumak, burada veya Ankara’da ciddi bir hata olurdu. Öyle bir şey değildir. Türkiye’nin kendi çıkarı, temiz, güvenilir ve kötüye kullanacakların erişemeyeceği bir bankacılık sisteminde yatar; hiçbir ulus, kurumlarının kendi hükümetlerinin asla onaylamayacağı amaçlara alet edilmemesini sağlamada Türkiye’den daha büyük bir menfaate sahip değildir. Türk finans sisteminin sağlığı sorgulanmamaktadır; tek bir kurumun davranışı sorgulanmıştır.
Bu nedenle, Türkiye’nin egemen bir ortak olarak hareket ettiğini saygıyla not ediyoruz. Rahatsız edici bir ifşayı hakaret olarak görmek yerine, Türk makamları bu konudaki belirsizlikleri aydınlatmak ve ileriye dönük şeffaflığı güçlendirecek bir süreci başlatmak için angaje olmuştur. Bu, gizleyecek bir şeyi olan bir devletin refleksi değildir; bu, evinin düzenli olmasında ve öyle göründüğünde kararlı olan olgun bir ortağın davranışıdır. Bu tür bir işbirliği, baskı altında sunulan herhangi bir güvenceden daha fazla değere sahiptir, çünkü özgürce sunulmuştur.
Uzun süredir müttefikler, dostluklarını zorlukların yokluğuyla ölçmezler. Ciddi ortaklar arasında sürtüşme, ilişkinin istisnası değil, yinelenen bir özelliğidir ve test, zor bir meselenin ortaya çıkıp çıkmadığı değil, dürüstlükle karşılanıp onurla çözülüp çözülmediğidir. Bölgenin istikrarı ve her iki halkımızın da bağımlı olduğu rotalar ile ticaretin güvenliği söz konusu olduğunda, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye, bundan daha zorlu sınavlardan geçtikleri gibi aynı taraftadır.
Bu nedenle, bu tedbirin zamanla ortaklığa bir gerilim olarak değil, gücünün bir örneği olarak görüleceğine inanıyoruz: Büyük bir müzakereden sonra alınmış bir Amerikan eylemi, zamanında ve uygun bir soruşturma ile ele alınmış bir Türk tepkisi ve her iki ulusumuzu da, aralarındaki ittifakı da öncekinden daha güçlü kılan paylaşılan bir şeffaflık taahhüdü. İlişkiyi bu noktaya taşıyan aynı dürüstlük ve ortak amaç ruhuyla bu çalışmaya birlikte devam edeceğiz."
Trump "D-Day" ile tehdit etmişti
Hazine Bakanı geçen hafta da, ülkesinin İran'ı yeni yaptırımlarla daha da yalnızlaştıracağını ve böylece Tahran yönetimini dize getirmek istediklerini ifade etmiş, ancak planlanan tedbirlere ilişkin somut bilgiler paylaşmamıştı.
Bessent ayrıca; dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve denizcilik alanlarında İran'la hâlâ iş yapan ülke ve kuruluşlara karşı ikincil yaptırımlar uygulanabileceği uyarısında bulunmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump, aha önce yaptığı açıklamalarda, İran'ın "ekonomik D-Day" ile tecrit edileceğini ifade etmişti.
D-Day ifadesi, ABD ve İngiltere'nin 2'nci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na karşı Normandiya Çıkarması'nı başlattığı 6 Haziran 1944 günü için kullanılıyor.