Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) haftalık bülteni yayımladı.
En çok merak edilen gelişme uzun süredir sürüncemede kalan ve kapanmayan Kur Korumalı Mevduat kaleminde oldu. Verilere göre 21 Ağustos haftası itibarıyla KKM'de hesap bakiyesi sıfır oldu. Böylelikle 2021 yılında devreye alınan KKM'de para kalmadı.
Kur korumalı mevduat sistemi ya da kısa adıyla KKM, Türkiye'de 2021-2025 yılları arasında 44 ay boyunca uygulandı. Döviz kurundaki artışı durdurmak amacıyla devreye alındı. KKM çerçevesinde mevduat sahipleri, döviz mevduatlarını bozdurarak ya da mevcut TL mevduatlarını kullanarak varlıklarını vadeli KKM hesabına yatırmaları halinde TL mevduatlarını döviz alış kuru üzerinden dövize sabitleme, böylece kur artışı nedeniyle oluşabilecek zararlardan korunma olanağı elde etti.
Şimşek'den açıklama
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek KKM hesabının kapanmasını değerlendirdi. Şimşek "Programımızın önemli hedeflerinden birini daha gerçekleştirdik" dedi.
X hesabından açıklama yapan Şimşek "Koşullu yükümlülük olan KKM’den çıkış sürecini başarıyla tamamladık. Makro finansal istikrarı güçlendiren ve Türk lirasına güveni artıran politikalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Sistem kime yaradı, kime kaybettirdi?
Türkiye, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemiyle 20 Aralık 2021 gecesi tanıştı. Sistemin hayata geçirileceğinin açıklanmasının hemen ardından, Türk lirası döviz kuruna karşı %40 değer kazanmıştı. Aralık 2021’de yaklaşık 16 liradan 11 liraya düşen dolar, daha sonra yeniden artışa geçti ve şu anda 48 liranın üzerinde.
Daha önce BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, KKM'yi "devletin Türk lirası mevduatını kur artışına karşı bedava sigortalayan bir araç" olarak tanımlıyor.
"Kimsenin kur riskini almak istemediği bir ortamda kamu kesimi devreye giriyor ve kur riskini üstlenmiş oldu. Böylece aşırı düşük reel faize rağmen de dövize hücum engellendi."
Prof. Dr. Hakan Kara, kamuoyunda KKM'nin maliyetinin, çoğu zaman sadece ödenen para üzerinden hesaplandığını ancak esas riskin başka olduğunu vurguluyor.
"Bana göre KKM'nin biriktirdiği asıl risk, aşırı düşük faiz ortamının ömrünü uzatmış olması. Çünkü düşük faiz ortamında enflasyon ve dış denge hızlı bir şekilde bozuldu, döviz rezervleri zayıfladı."
Prof. Dr. Kara, kamu kesiminin KKM dahil döviz pozisyonunun yani, döviz varlıklarından döviz yükümlülüklerinin düşülmüş halinin geldiği noktaya dikkat çekiyor.
"5 yıl önce 50 milyar dolar olan döviz açık pozisyonu şimdi 300 milyar doları geçti. Bu ne demek pratikte? Mesela bir aksilik olsa dolar kuru 10 milyar sıçrasa bunun kamuya maliyeti neredeyse 3 trilyon liraya ulaşıyor.
"Bu, taşınabilecek bir risk değil dolayısıyla KKM'den çıkılması önemli. Fakat aynı zamanda Merkez Bankası'nın net döviz rezervlerinin arttırılması da gerekiyor.
Akıllarda ise şu soru var: Sistem kime yaradı, kime kaybettirdi?
Prof. Dr. Hakan Kara bu sorunun yanıtını ararken aşırı düşük reel faiz ve canlı talep ortamından kimlerin faydalanıp kimlerin zarar gördüğünü düşünmek gerektiğini vurguluyor.
"Son iki yıldır yaşadığımız süreç, Türk lirası tasarruf edenlerden, Türk lirası borç alanlara bir transfer yaptı. TL borç alanlar kazandı, TL tasarruf edenler ise kaybetti.
"Bir de tabii, aniden ortaya çıkan yüksek enflasyon karşısında sabit gelirli kesimin alım gücünün hızla eridiğini söyleyebiliriz."





