Öncelikle günün kalbine şu cümleleri koyalım; 8 Mart bir kutlama değil, "anma" günüdür.
“Özgürlük”, insan haklarının en temel vazgeçilmezidir.
“Özgürleşme”, diğer tüm hakların kazanımını ifade eder.
On yıllardır coğrafyamızda olduğu gibi diğer bir çok dünya ülkesinde kadın kimliği, kadının özgürleşmesinde, cinsiyete dayalı bir ayrımla karşı karşıya bırakılmıştır.
Kadınlar, kadının toplumdaki ezilen kimliğine karşı yıllardır olduğu gibi bu yıl da,
Kadının toplum içindeki hak ve hukukunun yükseltilmesi, eşitlik için 8 Mart’da,
Alanlarda, fabrikalarda, tarlalarda, ev içi emekte, sözlerini ve seslerini yükseltecek, direnişi büyütecekler...
Evet, itiraz etmeli..
İstihdamda yok sayılan kadın emeğini görünmez kılanlara..
Evet, yükseltilmeli ses...
Şiddete..
Ezilmeye..
Sömürüye..
Eril zihniyet aracılığıyla cinsiyetçiliğe, kadın katliamlarına karşı..
Ve yükseltilmeli bu ses..
Sadece, eşitlik talebi için değil..
Sadece, engellenen yaşamlar için değil..
Sadece, ekonomik ve yasal krizin faturasının kadınlara kesilmesine değil..
Ve sadece, salgının kadınları eve hapsetmesine değil..
Milyonlarca kadının haklı talepleri için haykırarak yükseltilmeli ses..
İnsana dair her alanda kadınlar vardır ve olacaklar alışın demek için..
Gitgide muhafazakarlaşan toplumda kadın kimliğiyle birlikte gelecek nesillerde tahakküm altına alınmış durumda..
Evet, öfkeli ve çoğulcu bir sesle itirazın sesi yükseltilmeli...
Şiddet ve ayrımcılığa karşı..
İkinci tür olarak görenlere karşı..
Yüreklerde isyanın esmeli rüzgarı
Ve itiraz etmeli..
Haklılığın itirazı çoğaltır kelimeleri..
Savurur haksızlık rüzgarını..
Özgürlüğe giden yol dayanışmadan geçer..
Savrulmak için değil, savurmak için zulmü..
Düşünen..
Hisseden..
Emeğe sahip çıkan herkesle..
İnsanca yaşamın inceliğini korumak ve savunmak için..
Bu yıl 8 Mart’ da herkes,
Olduğu alanda..
Her noktada..
İtiraz etmeli...
Eşitsizlik ve ayrımcılığa itiraz ediyor..
"8 Mart Direniş Günü"nü selamlıyorum...