Televizyon sektöründe tekelleşme suçlamasıyla gözaltına alınan ancak 12 yıl önceki Gezi Parkı eylemlerine sanatçıları yönlendirerek "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçlamasıyla 27 Ocak'ta tutuklanan menajer ve ID iletişim sahibi Ayşe Barım 162 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Barım hakkında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Barım'a destek için çok sayıda sanatçı adliyeye geldi. Sağlık sorunları olduğu için avukatları tarafından acil tahliyesi istenen Barım, T24'ün aktardığına göre, savunmasında şunları söyledi:

"Benimle ilgili bütün iddialar asılsızdır. Bu iddialar sosyal medya hesaplarında kimliği belirsiz kişiler tarafından yayılmıştır. Savunmamı yapmadan kendimden bahsetmek istiyorum. Hürriyet ,ATV, Kanal D'de çalıştıktan sonra kendi şirketim ID İletişim'i kurdum. Bu sektöre çok emek verdim. Bu 23 yıldır ekibim ile birlikte çok önemli işlere imza attık. Sosyal medyada daha çok bot hesaplarca hakkımda çok aşağılayacı iftira kampanyaları başlatıldı. 

Bu kampanyalar ile birlikte çalışmaktan gurur duyduğum bir oyuncum üzerinen haksız para kazandığım yönündeydi. Bu iddialar benim sektörde 'tekelci' sıfatı taşıyan Ayşe Barım yaratıldı. Bu iddiaların üzerinden 1 ay geçmesiyle yeni bir iftira atıldı. Benim Gezi Parkı olaylarını provoke ettiğim üzerine iftiralar atıldı. Polisler evime geldi ve gözaltına alındım, 3 gün nezarethanede bekletildim. 27 Ocak'tan bugüne tutukluyum. Tutukluluğumun 92. gününde iddianamem hazırlandı. 

Gezi Parkı eylemlerinin ardından soruşturmalar açıldı, davalar görüldü. Bu soruşturmalarda adım geçmedi. Ama 12 yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekle suçlandım. Ben buna anlam veremiyorum.

"İddianamede birçok fotoğrafım var ancak üzerimdeki kıyafetim aynı çünkü ben parka 1 kere gittim"

İddianamede de birçok fotoğrafım var ancak üzerimdeki kıyafetim aynı çünkü ben parka 1 kere gittim. O günde de oyuncularım parka gitme kararı almıştı. Bunun üzerine parka gitme zorunluluğum oluştu. Spontan bir karar üzerine oyuncularım setten çıkıp oraya gittiğim için ben de oraya gittim. 

"Ben başarılı bir menajer olarak yalnızca 12'sini mi yönlendirebilmişim?"

O dönemde orada bir dolu ünlü Gezi Parkı'na gidiyordu. Ünlü isimler Gezi Parkı Oteli'nin yanında toplandı. Orada bir açıklama yapılmak istendi. Oyuncular bir megafonu elden ele gezdirerek açıklama yaptı. Benimle çalışmayan bir çok oyuncu da oradaydı ancak iddianamede hepsi benim oyuncum gibi gösterilmiş. Örnek olarak Şafak Sezer ve Zerrin Tekindor gibi birçok oyuncu o dönem bizimle çalışmıyor. Ancak 2013'te bizimle çalışmıyor diye gösteriliyor. 43 oyuncu ile çalışıyormuşuz o zaman 12 oyuncumuz oradaymış. Ben başarılı bir menajer olarak yalnızca 12'sini mi yönlendirebilmişim?

Telefonda konuşmam benim orada oyuncularımı yönlendirdiğim anlamına gelmiyor. Ben o gün orada olmayan oyuncularım ile de 6 kere konuşuyorum. Ben başarılı bir menajer olarak orada işimi yapıyordum.

Ben 2013 yılında Osman Kavala'yı tanımıyordum. Beni Osman Kavala ile Fatih Akın tanıştırıyor ve bu 2014 yılında yaşanıyor. Daha sonradan suçlu bulunan biriyle sonradan tanışmam suçlamalara dahil  edilmemeli. Ben Çiğdem Mater Utlu ile de 2019 yılında mezunu olduğum Boğaziçi Üniversitesi’nde tanıştım. Gezi Parkı eylemleri zamanında kendisi ile tanışıklığım yok. 

Yayınlanmayan bir bildirinin tapesi benim adımın da içinde bulunmadığı bir bildiri suç unsuru olarak gösteriliyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Ben öğrencilik hayatımda da profesyonel hayatımda da bir siyasi partinin görüşün üyesi olmadım. Çok da temkinliyimdir, sektörde de böyle bilinirim."

Gezi Parkı olaylarının olduğu yaz ben daha çok Ege kıyılarında ve yurt dışındayım. Bir kere gittiğim Gezi Parkı'nı organize etmem mümkün değil."

"Ben yaşam hakkımı sizin adaletiniz ve vicdanınıza bırakıyorum"

Barım savunmasında göz yaşlarını tutamayarak şöyle konuştu:

"Buraya girmeden önce tespit edilen kalp rahatsızlığım ve beyin anevrizmam var. Bütün bunlar olurken ben içeride bir sağlık mücadelesi veriyorum. İlk itirazımızda Asliye Ceza Mahkemesi beni tahliye etmişken savcılık beni yeniden tutukladı. Yaşam hakkımı geri istiyorum. Ben yaşam hakkımı sizin adaletiniz ve vicdanınıza bırakıyorum. Ben 1.5 aydır 12 kere hastaneye sevk edildim. İzninizle sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyorum."

Dünya Sağlık Örgütü, 7 Ağustos'ta Türkiye'de 'Maymun çiçeği' tespit edildiğini duyurdu
Dünya Sağlık Örgütü, 7 Ağustos'ta Türkiye'de 'Maymun çiçeği' tespit edildiğini duyurdu
İçeriği Görüntüle

Mahkeme, Barım'ın tutukluluğunun devamına karar verdi.

Kaynak: İGF Haber Ajansı