İsveç merkezli bir araştırma grubu olan Demokrasi Çeşitleri Enstitüsü (V-Dem), Amerika Birleşik Devletleri'nde "demokrasinin raydan çıkmasının" temel nedenlerinden biri olarak "medyanın ve muhalif seslerin bastırılmasını ve sindirilmesini" gösterdi.

Araştırmacılar, ABD'de ifade özgürlüğünün "İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan bu yana en düşük seviyesinde" olduğunu söyledi.

Bulgular, V-Dem'in yıllık Demokrasi Raporu'nun 2026 baskısında yer alıyor. CNN'in aktardığı raporda ABD ile 43 diğer ülkenin "otokratikleştiği", sadece 12 ülkenin ise daha demokratik hale geldiği belirtiliyor.

"İnsan deneyiminin ve küresel yönetişimin "ağırlık merkezi" büyük ölçüde otoriterliğe doğru kaymıştır"

Araştırmacılar ayrıntılı veri kümeleri derleyerek toplam 202 ülke ve bölge için "liberal demokrasi endeksi" puanları oluşturuyor.

Bu yılki raporda araştırmacıların vatandaşlar için "kasvetli bir gerçeklik" olarak adlandırdığı durum şöyle açıklanıyor: İnsan deneyiminin ve küresel yönetişimin "ağırlık merkezi" büyük ölçüde otoriterliğe doğru kaymıştır.

V-Dem, Göteborg Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteriyor. Ayrıca çeşitli İsveç kurumları, Avrupa Komisyonu, Dünya Bankası, ABD Ulusal Bilim Vakfı ve diğer kuruluşlar tarafından finanse edililiyor.

V-Dem'in sağcı eleştirmenleri, George Soros tarafından kurulan Açık Toplum Vakfı'nın birçok finansöründen biri olması nedeniyle, partiyi bazen "Soros tarafından finanse edilen" olarak nitelendiriyor.

'Düşen ilk domino taşı'

V-Dem'in değerlendirmesine göre, dünyanın en kalabalık beş ülkesinden dördü otokrasiyle yönetiliyor (Hindistan, Çin, Endonezya ve Pakistan). Beşincisi olan ABD ise, Başkan Donald Trump'ın göreve geri döndüğü ilk yılda yaşanan değişiklikler nedeniyle liberal demokrasi statüsünü kaybederek artık "seçim demokrasisi" haline geldi.

Araştırmacılar, Trump'ın ilk döneminin "temel atma" niteliğinde olduğunu, ancak ikinci döneminin "başkanlıkta yetkilerin hızlı ve agresif bir şekilde yoğunlaşması" ile çok daha önemli olduğunu söylüyor.

Federal hükümetin sivil haklar koruma önlemlerini geri çekmesini; sol eğilimli grupları bastırma girişimlerini; ve Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Kongre nedeniyle Trump üzerindeki yasal kısıtlamaların ciddi şekilde azalmasını gerekçe gösteriyorlar.

Birçok yönüyle ifade özgürlüğü kısıtlamaları

V-Dem, hükümetin medyaya uyguladığı sansürü, dünyanın dört bir yanındaki diktatörlerin ve otokrat olma heveslilerinin "tercih ettiği silah" olarak nitelendiriyor.

Dahası, bu yılki raporda, ifade özgürlüğü haklarının "ülkeler otokratikleştiğinde düşen ilk 'domino' olma eğiliminde olduğu" belirtiliyor.

V-Dem, ülkeler daha az demokratik hale geldiğinde "doğrudan sansür veya zulümden kaçınmak için alınan önleyici bir önlem" olan medya otosansürünün, ABD de dahil olmak üzere yaklaşık 40 ülkede giderek büyüyen bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Trump sık sık haber kuruluşlarının ve diğer kurumların kendisine karşı önyargılı olduğunu iddia ediyor. Bu görüş, raporda eleştirilen eylemlerinin çoğunun ardındaki motivasyon kaynağı oldu.

730 bin varil ham petrol yüklü Rus gemisi Küba'ya doğru ilerliyor; Limana yanaşabilecek mi?
730 bin varil ham petrol yüklü Rus gemisi Küba'ya doğru ilerliyor; Limana yanaşabilecek mi?
İçeriği Görüntüle

Araştırmada yine de ABD'deki ifade özgürlüğü sıralamasının çoğu ülkeye göre çok daha yüksek seviyede kalmaya devam ettiği kaydedildi.

"Seçimler genellikle çok önemli fırsat penceresi"

Ancak raporun bu yılki ABD odaklı özel bölümünde, Trump dönemi "basına, akademiye, sivil özgürlüklere ve muhalif seslere yönelik saldırılarının" hepsinin etkili olduğu belirtildi.

Araştırmacılar, otokrasiden "U dönüşü" yapan ülkelerin sayısız örneğini incelediklerini ve "seçimlerin genellikle çok önemli fırsat pencereleri olduğunu ve ilk seçim döngüsünün genellikle belirleyici olduğunu" vurguladı.

Ayrıca, "yargı sisteminin ve nihayetinde Yüksek Mahkemenin, Trump yönetiminin otokratik ilerleyişini durdurmada hayati önem taşıyacağına" da işaret edildi.