Almanya'nın en işlek noktalarından biri olan Frankfurt Ana Tren İstasyonu'nda Ağustos 2024'te 27 yaşındaki bir Türk vatandaşının, olay sırasında 54 yaşında olan bir başka Türk vatandaşı tarafından öldürülmesine ilişkin dava, 20 Şubat Cuma günü Frankfurt Eyalet Mahkemesi'ndeki Büyük Ağır Ceza Dairesi'nde görülmeye başlıyor. Savcılık, cinayetin Türkiye'den Almanya'ya taşınan bir "kan davası" sebebiyle işlendiği üzerinde duruyor.
Bugün 55 yaşında olan ana zanlı, 20 Ağustos 2024 tarihinde 27 yaşındaki Türk vatandaşını Frankfurt Ana Tren İstasyonu'nun 9 numaralı peronunda ensesine sıktığı üç kurşunla öldürmüştü. O sırada kalabalık olan garda panik yaşanmış, istasyonda bulunan Federal Polis güçleri faili kısa sürede gözaltına almıştı. Failin üzerinde ve konutunda yapılan aramalarda ele geçirilen telefon ve dijital materyallerin incelenmesi sonucunda cinayeti tek başına işlemediği ortaya çıkmış, olayla bağlantılı olarak yedi akrabası daha tutuklanmıştı.
Olayla ilgili 31 Ekim 2025 tarihinde tamamlanan iddianameye göre tetiği istasyonda yakalanan zanlı çekmiş olsa da akrabaları da olan tutuklu altı zanlı da cinayete ortak oldu. DW'nin aktardığı iddianemede yer alan sekizinci kişinin ise cinayeti işlemeye talip olduğu, ancak olaya dolaylı şekilde dahil olması sebebiyle "suç işlemek için anlaşmak" suçlamasından yargılanacağı belirtiliyor.
Sanıklar neyle suçlanıyor?
Davayla ilgili DW Türkçe'nin sorularını cevaplayan Frankfurt Eyalet Mahkemesi Basın Sözcüsü, yargılanacak sekiz kişiden beşinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, üçünün ise Alman vatandaşı olduğunu aktardı. Sözcü, Temmuz 2026'ya kadar çok sayıda duruşmanın öngörüldüğünü de bildirdi.
Frankfurt Savcılığı Basın Sözcüsü Başsavcı Dominik Mies de kamu yayıncısı Hessen Radyo Televizyon Kurumu'na verdiği demeçte, cinayetin "kan davası" kaynaklı olduğundan yola çıkıldığını söyledi. Katledilen kişinin ailesinin daha önce Türkiye'de katil zanlısının ailesinden bir kişiyi öldürdüğü üzerinde durulduğunu belirtti.
Tetiği çeken kişinin telefon ve dijital materyallerinde yapılan incelemeler sonucu yedi şüphelinin olaydaki rolünün ortaya çıkarıldığını belirten sözcü, "20 yıllık savcılık hayatımda ilk kez bir cinayet için aynı anda yedi şüpheliyi kasten öldürmekten yargılıyoruz" dedi. Mies, vakanın planlı ve örgütlü şekilde meydana geldiğinin altını çizdi.
Cinayetin nedeni Türkiye'de başlayan kan davası
Ana zanlının Baden-Württemberg eyaletinde ikamet ettiği bildirilmişti. Kurbanın ise Almanya'da kayıtlı bir adresi bulunmadığı açıklanmıştı.
Hakim karşısına çıkacak sekiz sanıktan yedisi, Alman Ceza Yasası'nın 211'inci maddesi uyarınca kasten öldürmenin en ağır biçimi olarak tanımlanan "nitelikli cinayet" ile yargılanıyor. İlgili kanunda bu suç için öngörülen ceza ömür boyu hapis.
Olayın iki aile arasında kan davası kaynaklı husumete dayandığını kaydeden savcılık, detay vermekten kaçındı. Davanın ilk duruşmasında iddianamenin okunması ve mesajlaşmaların dinlenmesi ile ayrıntıların kamuoyuna yansıması bekleniyor.
Almanya'da medya, olayın arka planına dair haberlerinde Türkiye kaynaklı yerel medyadaki iddialara atıfta bulunarak husumetin Şanlıurfa kökenli Ö. ve E. aileleri arasında eskiye dayanan bir arazi veya namus meselesiyle başladığını yazdı. Ancak iki aile arasındaki şiddetin, ailelerin Antalya'ya göç etmesiyle tırmandığı belirtiliyor. 2016 yılında Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde, Frankfurt'ta öldürülen 27 yaşındaki maktulün babasının karşı aileden kişiler tarafından vurularak öldürüldüğü, bunun kayıtlara "husumetin ilk büyük kanlı eylemi" olarak geçtiği aktarılıyor.
Frankfurt'taki infazdan sadece üç ay önce ise maktulün, Antalya'nın Serik ilçesinde bir çilek tarlasında babasının intikamını almak için karşı aileden bir kişiye 12 kez ateş ederek öldürdüğü ve izini kaybettirmek amacıyla kaçak yollarla Almanya'ya geldiği iddia ediliyor.




