TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’te başladığı çalışma sonucunda ortak raporunu tamamladı.
Taslak rapor, "Komisyon Çalışmaları, Komisyonun Temel Hedefleri, Türk Kürt Kardeşliğinin Tarihi Kökleri ve Kardeşlik Hukuku, Komisyonda Dinlenen Kişilerin Mutabakat Alanları, PKK’nın Kendisini Feshetmesi ve Silah Bırakması, Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri ve Demokratikleşme İle İlgili Öneriler ve Sonuç ve Değerlendirme" bölümlerinden oluşuyor.
Son şekli verilen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporda, yasal düzenlemelerin toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmaması gerektiği vurgulandı. Raporda AYM ve AİHM kararlarına uyulması, silah bırakan PKK’lıların topluma kazandırılması için “amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici” yasal düzenleme de önerildi.
Kronolojik ek listesiyle birlikte 60 sayfadan oluşan raporda komisyon çalışmaları, sunumlar ve uzlaşılan öneriler sıralandı. Raporda; AİHM ve AYM kararlarına uyulması, silah bırakan PKK'lılar için yürütülecek yasal süreç ve infaz yasasına ilişkin düzenleme önerilerine yer verildi.
Toplantıda rapor açıklanacak
Komisyon, haftalar süren ortak rapor çalışmasının ardından bugün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplandı. Raporun tamamının komisyonda okunması, özet halinin de Kurtulmuş tarafından kamuoyuna açıklanması bekleniyor.
Kurtulmuş toplantının açılışında şöyle konuştu:
"Komisyonumuzun bugün 21. toplantısını icra ediyoruz. Toplantımızda titizlikle hazırlamış olduğumuz raporun burada komisyon üyelerimizle bir kez daha değerlendirilmesi hem de kamuoyuyla paylaşılması için toplantımızı gerçekleştiriyoruz.
Komisyon çalışmaları, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihî sorumluluğun bir yansımasıdır. Bugün terör meselesinde tarihî bir dönemden geçiyoruz, Gazi Meclis'imiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz üstlenmiştir. Kardeşliği büyüten her adımı destekliyoruz. Türkiye küresel güçlerin hilafına bölgede barışın öncüsü olmaya devam edecektir.
Rapor 7 bölümden oluşmaktadır. İkinci bölümde komisyonun temel hedefleri, üçüncü ana başlığımızda kardeşlik hukuku, dördüncü başlığımız mutabakat alanları, beşincisi PKK'nın kendisi feshetmesi, altıncısı yasal düzenlemeler, yedincisi ise demokratik düzenlemelerdir. Bu ana raporun eki olarak 5 ek yapıldı.
"Komisyon Çalışmaları” başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihî kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.
Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracaktır. Alınan tedbirler hukukla sağlam bir şekilde ilerleyecektir. Kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Komisyon, acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte korumak kararlılığın açık bir ifadesidir.
Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır. Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir. Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir.
"Türkiye, iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlayacak"
Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.
Türkiye'nin iç kalesini tahkim ederek bölgede barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır. Türkiye küresel güçlerin hilafına, bölgede barışın öncüsü olmaya devam edecektir.
İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır. Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz.
Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır. Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.
"Rapor af düzenlemesi niteliğinde değildir"
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunu Meclis zeminine taşınması için tescil edilmiş komisyondur. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceğimizi birlikte kurmanın iradesidir.
Komisyon raporumuz bir nihayet değil bilakis atılan ve atılacak adımların mihenk taşı kabul edilmelidir. Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.
Elinizde rapor, müşterek çalışmalardan oluşmaktadır. Rapor bir af düzenlemesi niteliğinde değildir. Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasi duruşunu, tutum belgesini sunmaktadır. Rapor, devlet aklıyla millet vicdanını koruyan, toplumsal barışın kalıcı zeminini koruduğuna işaret etmektedir."
Rapordan öne çıkan detaylar şu şekilde:
“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir. Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.
Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır. Belirtilen müstakil geçici kanunla birlikte ayrıca ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.
Yargılama ve infaz düzenlemeleri
İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir. Özellikle mahkûmların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ve infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı hükümlüler için yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda tutuksuz yargılamanın esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir.
"AİHM ve AYM kararlarına uyulmalı"
AİHM ve AYM kararları-Anayasamıza göre AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kişi ve kuruluşları bağladığı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Türkiye’nin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM kararlarını icra etme oranı yaklaşık yüzde 90’dır, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin kararları icra etme oranı ise yaklaşık yüzde 80’dir. Bu yüksek orana rağmen Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının önemi de ortadadır. AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. AİHM ve AYM kararlara uyumda idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir.
Kayyım uygulaması
Demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek şekilde organize edilmesi mümkündür. Belediye başkanının, kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir.
Temel hak ve özgürlükler
Doğuştan gelen, dokunulamaz ve devredilemez nitelikteki, insan onurunun vazgeçilmez bir parçası olan temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması hedefiyle mevzuat gözden geçirilmelidir. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunları ve Siyasi Etik Kanunu’nun hazırlanması önerilmektedir.”




