YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuduğu mitingte konuşan Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Bu millet tarihte çok kara kışlar gördü, çok zor yollardan geçti. Darbelerde sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hep hedef oldu. Gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler. Ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler. Bu ülke Uğur Mumcular’ı, Abdi İpekçiler’i, Çetin Emeçler’i, Hrant Dinkler’i unutmadı. Bugün ölüm yıldönümünde aldığımız Ahmet Taner Kışlalılar’ı unutmadı. AK Parti her zaman basın özgürlüğünün karşısında oldu. Havuz medyası yöntemi ile bir takım kamu ihalelerine giren ve bu ihaleleri kazananlardan oluşturdukları bir havuzla, dönemin şartlarında TMSF elinde olan kurumları teker teker yandaşlarına aldırdı. Bir havuz düzeni medyası oluşturdu. Kendine bağlı olanı besledi, güçlendirdi. Karşısında olanı uğraştı, cezalandırdı, yıldırmaya çalıştı. Siyasetçilere ya hapse atıl ya gel bizim partiye katıl derken gazetecilere de ya beni savunursun dalkavuk olursun ya da hapsi boylarsın mesleğinden olursun, ekmeğinden olursun dedi. 12 Eylül‘de askerler bazı haberleri çıkmadan engelliyorlardı. Gazeteciler o kısmı boş bırakıp yapılan sansürü protesto ediyor, görünür kılıyorlardı. Bugün ise bu iktidar bırakın haber yapacak kişiyi gözaltına almak, tutuklamak, otokontrole zorlamak, mesleğini elinden almak, tehdit etmenin yanında şimdi koskoca medya kuruluşlarına bambaşka bahanelerle sadece muhalefet ettikleri için el koymayı, kayyum atamayı, daha sonra da onları yok etmeyi bir yöntem olarak benimsemiş durumdalar. Yetmiyor, kendinden olmayan medya kuruluşlarını kapatıp yok ediyorlar. Bu yaptıkları AK Parti’nin kara düzeninin yeni medya düzeni olarak dayatılıyor. Yandaşları tarafından savunuluyor.

Adalet Bakanı Gürlek'in, 16 taşınmaz iddiası sonrası YENİ Parti Genel Başkanı Özel'e açtığı davada tazminat kararı
Adalet Bakanı Gürlek'in, 16 taşınmaz iddiası sonrası YENİ Parti Genel Başkanı Özel'e açtığı davada tazminat kararı
İçeriği Görüntüle

Bugün burada olmak, bir kanalı savunmaktan fazlasıdır. Burada olmak milletin demokrasi hikayesini savunmaktır. Bugün burada olmak teslim olmamaktır, teslim etmemektir, mücadele etmektir. Buradan, bu meydandan gözü bu meydanda olanlara sesleniyorum: Bu meydana dost gözle bakanlara, yüreği bu meydanda atanlara sesleniyorum. Gün, evde oturma günü değildir. Gün, klavye başından eleştirme, cep telefonlarından paylaşım yapma günü değildir. Gün, meydanlara çıkma, sokaklara akma, mücadeleyi yükseltme günüdür. Bir sözüm de ‘Böyle gelmiş, böyle giderciler’e. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyenlere. Bugüne kadar o yılan sana dokunmamış olabilir, ama o yılanın başını hep beraber ezmezsek eninde sonunda senin de sokacaktır. O yüzden bağırıyor bu meydan: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”