BirGün muhabiri İsmail Arı'nın "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanması, kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen TCK 217/A'nın gazeteciler üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi. 20 Şubat'ta tutuklanan DW Türkçe Muhabiri Alican Uludağ hakkında yürütülen soruşturmada da TCK 217/A kapsamında "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlaması bulunuyordu. Ancak Uludağ'ın tutuklanmasına gerekçe olarak "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" gösterildi.
Aynı zamanda gazeteci Arı'nın soruşturmasında avukatlığını da yapan Prof. Dr. Kerem Altıparmak, sosyal medya hesabından "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu" ile ilgili saptamalarda bulundu. Altıparmak, şunları kaydetti:
"Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçunda (TCK 217/A) suçun oluşması için beş şart var. Bu hüküm düzenlenirken bu beş şart nedeniyle gazetecilerin etkilenmeyeceği vaat edildi. AYM de bu gerekçeyle hükmü Anayasa'ya aykırı bulmadı. Ama uygulamada en temel unsur bile uygulanmıyor.
İsmail Arı bir haber yapmış. Vakıflara ilişkin, vakıfların yöneticilerine ilişkin. Kimse vakıfların adı yanlış demiyor, yöneticisi bu kişiler değil demiyor, bu vakıflar kamu kurumlarından destek almamış demiyor. Ama haber gerçek değil diyorlar. Neresi gerçek değil peki? Belirsiz.
Klişeleşen bir ifade var: Gazetecilik yargılanıyor. İşte o tam da bu. Eğer gazetecinin yaptığı haberin neresinin gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koyamıyorsanız, geriye kalan tek şey gazeteciliğin yargılanması. Bu haberi niye yapıyorsun, neden bunları kamuoyunun önüne getiriyorsun?
Bu nedenle, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu başından itibaren bir muhalif gazeteci avlama suçuna dönüşmüştür. Biraz objektif gazetecilik yapan her gazeteci biliyor ki piyango günün koşullarına göre kendisine de vurabilir. Zaten o kural tam da bu duygu için var."
"Yargılama süreçlerinin kendisi fiili bir cezaya dönüşüyor"
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği'nin (MLSA) verilerine göre bu kapsamda açılan davaların büyük bölümü gazetecileri hedef alırken, beraat kararlarına rağmen uzun süren soruşturma ve yargılama süreçlerinin kendisi fiili bir cezaya dönüşüyor. MLSA) verilerine göre, bu maddeden açılan davalarda “sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler ve medya çalışanları oluşturdu; davaların %72’sinden fazlasında gazeteciler, muhabirler veya medya çalışanları sanık olarak yer aldı.” MLSA’ya göre “Yasa yürürlüğü girdiği tarihten sonraki 18 aylık sürede, haber, yorum veya yazıları nedeniyle 41 gazeteci hakkında 47 soruşturma açıldı. Bu suçlama nedeniyle 10 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı. 15 gazeteci hakkında ise dava açıldı. 13 gazeteci hakkında takipsizlik kararı verilirken, 18 Gazeteci hakkında bu suçlama nedeniyle açılan soruşturmalar devam ediyor.”
Dönemin Adalet Bakanı Bozdağ ve MHP'li Yıldız ne demişti?
Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TCK'nın 217/A maddesi ile ilgili düzenlemeyi şu sözlerle savunmuştu:
"Bu yasa çıkarken öyle bir dezenformasyona uğradı ki, sanki herkese bu yasa uygulanacakmış gibi. (...) Öyle bir kişi yazı yazdı, hakkında soruşturma açılacak, şu olacak, bu olacak, ben buradan fazla bir soruşturma çıkacağı kanaatinde değilim. Bu suçun unsurları itibariyle oluşması o kadar zor şartlara bağlanmış ki..."
Yasa henüz Meclis'te görüşülürken MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, düzenlemeyi savunurken suçun oluşması için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini söylemişti. Yıldız, "özel kast, gerçeğe aykırı bilgi, kamu barışını bozma potansiyeli ve alenen yayma" unsurlarının bir arada bulunmaması halinde suçun oluşmayacağını, ayrıca eleştiri amacıyla yapılan açıklamaların suç teşkil etmeyeceğini ifade etmişti.
Yasa ne zaman kabul edildi?
Teklif süreci TBMM kayıtlarına göre 26 Mayıs 2022’de başladı. “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” 2/4471 esas numarasıyla Meclis’e sunuldu. Düzenleme ile internet haber sitelerine Basın Kanunu koruması getirilirken, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçu da düzenleme ile Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi olarak eklendi. Teklif, TBMM Adalet Komisyonu başta olmak üzere komisyonlarda ele alındı. Ardından Genel Kurul gündemine geldi ve 13 Ekim 2022’de kabul edilerek 7418 sayılı Kanun oldu. Düzenleme, 18 Ekim 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
CHP, Anayasa Mahkemesi'nde iptal davası açtı. Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda “dezenformasyon maddesi” olarak tartışılan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu (TCK 217/A) iptal etmedi. Mahkeme, E.2022/129, K.2023/189 sayılı kararıyla düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına oyçokluğuyla hükmetti. Karar 8 Kasım 2023 tarihli; 23 Şubat 2024’te Resmî Gazete’de yayımlandı.
AYM: Caydırıcı etki meydana getirecek
AYM'nin kararında, gerçeğe aykırı bir bilginin kamu barışını bozmaya yönelik şekilde yayılmasının yaptırıma bağlanmasına ilişkin, "Kamu düzeni ve güvenliğinin bozulmasına karşı caydırıcı bir etki meydana getirecektir." değerlendirmesinde bulunuldu.
Bu yönüyle düzenlemenin meşru bir amacının bulunduğuna işaret edilen kararda, "Düzenlemenin niteliği dikkate alındığında kuralda öngörülen fiilin suç olarak yaptırıma bağlanmasının objektif ve kabul edilebilir nedenlerin bulunduğu, bu yönüyle kuralın öngörülen meşru amaca ulaşma bakımından gerekli olduğu anlaşılmıştır." ifadesi yer aldı.
Belirtilen yasal düzenlemede "suçun maddi ve manevi unsurlarının birlikte gerçekleşmesinin" hüküm altına alındığı anlatılan kararda, şunlar kaydedildi:
"Bu bakımdan bir eylemin kural kapsamındaki suçu oluşturduğu yargı makamlarınca değerlendirilirken kamu barışını bozmaya elverişliliği delil ve/veya olgularla ortaya konulacaktır. Son olarak suç ancak gerçeğe aykırı olduğu fail tarafından bilinen bir bilginin sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratma saikiyle yayılması halinde oluşacaktır. Bu itibarla anılan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda kuralda düzenlenen suçun oluşmayacağı açıktır."




