NATO Zirvesi'ne katılmak üzere Ankara'ya gelen İran asıllı Belçika Parlamentosu Üyesi ve NATO Parlamenterler Meclisi Delegasyon Lideri Darya Safai, Ulus'daki Birinci Meclis'i ziyareti sırasındaki duygularını paylaştı. "Atatürk'ün Parlamentosu'nun önünde dururken, hem hüzün hem de umut hissettim." ifadelerini kullanan Safai, Türkiye ve İran karşılaştırmaları yaparak, umutlarını aktardı.
Darya Safai'nin X hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
"Uçak Ankara'ya inişe geçtiğinde, beklenmedik bir şekilde duygusallaştım.
Pencereden dışarı bakarken, doğduğum toprağa ve her zaman seveceğim ülkeye ne kadar yakın olduğumu fark ettim.
Yurduma.
İran sadece kısa bir mesafe ötedeydi, ama oraya gidemiyordum. Büyüdüğüm sokaklarda yürüyemiyor, ailemi ziyaret edemiyor ya da her zaman bir parçam olacak o ülkenin güzelliğini kucaklayamıyordum.
Zihnimde bir soru yankılanıp duruyordu: Nerede hata yaptık?
Bir anda, tarih gözlerimin önünde açıldı.
Mustafa Kemal Atatürk ve Reza Şah Pehlevi'yi düşündüm—moderniteye, seküler yönetime, eğitime, bilimsel ilerlemeye ve kadınların kurtuluşuna inanan iki vizyoner lideri; uluslarının geleceğinin buralarda yattığına inanan.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Parlamentosu'nun önünde dururken, Atatürk'ün modern bir ulusun temellerini attığı yerde, o zıtlık daha da güçlü bir hal aldı.
Türkiye, Atatürk'ün çizdiği yolda ilerlemeye devam etti. Pek çok zorluğa rağmen, ülkeyi modern bir devlete dönüştüren cumhuriyetçi idealleri korudu.
Ancak İran'ın yolu, 1979'daki İslami devrimle şiddetli bir şekilde kesintiye uğradı. Reza Şah Pehlevi altında modernleşmeye doğru olağanüstü bir yolculuğa çıkmış bir ülke, teokratik bir rejim tarafından rehin alındı. O zamandan beri, İranlı nesiller baskı, ekonomik çöküş, yolsuzluk, uluslararası izolasyon ve kadınların sistematik ezilmesiyle bedel ödedi.
Bir zamanlar Türkiye ve İran ortak bir vizyona sahipti. Dostlukları, ilerleme, sekülerizm, ulusal egemenlik ve refahın bir arada olduğu inancına dayanıyordu. Her iki ülke de Ortadoğu'nun reform, yenilik ve kalkınma için yetkin olduğunu gösterdi.
Tarih, bölgemizin diktatörlük ya da dini aşırılıkla kader birliği yapmadığını kanıtlıyor.
Atatürk'ün Parlamentosu'nun önünde dururken, hem hüzün hem de umut hissettim. İran'ın kaybettiği için hüzün. Ülkemin bir gün yeniden özgür olacağını bildiğim için umut. Ve o gün geldiğinde, Fars halkı bir kez daha Atatürk ve Reza Şah'ın bölgemiz için hayal ettiği yolda yürüyebilecek—modernite, sekülerizm, refah ve barış yolu. #NATOSummit #Ankara"






