1980'ler ve 1990'lardaki İtalyan futbolunun altın çağının en tanınmış oyuncularından biri olan Milan ve İtalya Milli Takımı eski defans oyuncusu Franco Baresi, 66 yaşında hayatını kaybetti.

Milan'dan yapılan açıklamada, "Franco Baresi'nin vefatı üzerine AC Milan'ın tüm tarihi gözyaşlarına boğuldu. Onun örnek kişiliği ve dürüstlüğü, tıpkı ikonik 6 numaralı forması gibi, kulübün DNA'sına sonsuza dek kazınacak." denildi.

Geçen yıl Baresi'nin fahri başkan yardımcılığı yaptığı eski kulübü, akciğerinde bir nodül çıkarılması için ameliyat geçirdiğini ve bir kanser uzmanı tarafından iyileşme tedavisi önerildiğini açıklamıştı.

Şubat ayında Baresi, Milano Cortina Kış Olimpiyatları'nın açılış töreninde Olimpiyat meşalesini taşıyanlardan biriydi ve uzun süredir sahada rakibi olan eski Inter ve İtalya defans oyuncusu Giuseppe Bergomi ile birlikte sahneye çıktı.

Baresi, tüm 20 yıllık kariyerini kulüpte geçirmiş, altı Serie A şampiyonluğu ve üç Avrupa kupası kazanmış ve 1997'de emekli olmadan önce 15 sezon boyunca takım kaptanlığını yapmış bir Milan ikonu olarak kabul ediliyor.

Futbolculuk kariyerinin sonunda Milan, 6 numaralı formasını emekliye ayırdı ve böylece kulüp tarihinde bu onura layık görülen ilk oyuncu oldu.

Tadej Pogacar, beşinci Tour de France zaferiyle rekoru egale etti
Tadej Pogacar, beşinci Tour de France zaferiyle rekoru egale etti
İçeriği Görüntüle

Baresi, 1982 Dünya Kupası'nı kazanan İtalya kadrosunda yer aldı ve 1994 finaline kadar takımın kaptanlığını yaptı. Final, Brezilya'ya penaltı atışlarında kıl payı kaybedildi ve Baresi gol atamayan oyuncular arasındaydı. Ayıca, diz ameliyatından sadece 25 gün sonra 120 dakika boyunca sahada kalmasıyla da ünlüydü.

Fiziksel savunmacıların hakim olduğu bir dönemde Baresi, oyunu okuma yeteneğiyle öne çıktı ve savunma otoritesini derinlerden atak başlatma becerisiyle birleştirerek libero rolünü yeniden tanımladı. Paolo Maldini, Alessandro Costacurta ve Mauro Tassotti'nin yer aldığı ünlü Milan savunmasını yönetti ve kulübün Serie A'daki 58 maçlık yenilmezlik serisinin temelini oluşturan yüksek savunma hattını ve ofsayt tuzağını mükemmelleştirmeye yardımcı oldu; bu sayede Fabio Capello'nun takımı "Gli Invincibili" (Yenilmezler) lakabını kazandı.