CHP Erzincan Gençlik Kolları Başkanı gözaltına alındı
CHP Erzincan Gençlik Kolları Başkanı gözaltına alındı
İçeriği Görüntüle

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Alican Uludağ hakkında X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle "cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla resen soruşturma başlattı. Evinden gözaltına alınan Uludağ, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla 20 Şubat'ta tutuklandı. Önce Metris Cezaevi'ne sevk edilen Uludağ, bir kaç gn sona Silivri'ye gönderilmişti. Uludağ buradan da Ankara’ya sevk edildi.

Kaboğlu: Tutuklanması "açık ve net, amasız, fakatsız hukuka aykırı"

Ankara'da ikamet eden Uludağ'ın İstanbul'a götürülmesi hukukçular ve meslektaşları tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ'ın tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Kaboğlu, Uludağ'ın gazetecilik faaliyetleri ve düşünce açıklamaları nedeniyle tutuklanmasının "açık ve net, amasız, fakatsız hukuka aykırı" olduğunu belirtti.

Kaboğlu, ceza hukukunda usul kurallarının "bürokratik işlem sırası" değil, masumiyetin ve şüphelinin haklarının korunması için var olduğunu vurgulayarak, Uludağ hakkında yürütülen soruşturmada birçok usul kuralının ihlal edildiğini ifade etti.

"Soruşturma yetkisi yanlış, tutuklama gerekçeleri varsayıma dayanıyor"

Kaboğlu, CMK hükümlerine atıf yaparak soruşturmanın Ankara'da yürütülmesi gerektiğini, buna rağmen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyayı üstlendiğini belirtti. CMK madde 100 ve 101 uyarınca kaçma ve delil karartma şüphesinin somutlaştırılması gerektiğini hatırlatan Kaboğlu, "Bu tip usul yanlışları, hatta kural saptırmaları, esası yani ortada işlenmiş bir suç olmadığı gerçeğini gizlemek için yapılıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyet savcısının görevinin şüphelinin haklarını korumak olduğunu hatırlatan Kaboğlu, soruşturmanın yürütülüş biçiminin bu yükümlülükle bağdaşmadığını söyledi.

"Ne tutuklamanın ne de adli kontrolün şartları oluşmuştur"

Açıklamasında, soruşturmayı yürüten birimin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Bürosu olmasına da dikkat çeken Kaboğlu, "Sözü, tutumu, inancı yahut inançsızlığı hatta varoluşu hoşa gitmeyen herkese terör yaftası yapıştırmak hukuki değildir, makul değildir, insani değildir" ifadelerini kullandı.

Anayasa madde 19/3 ve 13'e atıf yapan Kaboğlu, tutuklamanın ancak tüm şartların varlığı halinde hâkimin takdirine bırakılabileceğini, şartlar yoksa tutuklama kararı verilemeyeceğini belirtti. Uludağ'a yönelik soruşturmada "ne tutuklamanın ne de adli kontrolün şartlarının gerçekleştiğini" vurguladı.

"Kamu düzeni, hakların kullanılabildiği bir yaşam biçimidir"

Kaboğlu, devletin cezalandırma yetkisinin gerekçesi olarak sıkça kullanılan "kamu düzeni" kavramının, insanların haklarını kullanabildiği bir yaşam biçimini ifade ettiğini belirterek, "Hakları koruma gerekçesi, hakları yok etmenin bahanesine dönüştürülemez" dedi.

Hukukun herkes için bir güvence olduğunu vurgulayan Kaboğlu, "Hukuku, demokrasiyi ve anayasal düzene dönüş taleplerini hep birlikte ve kararlılıkla savunmak gerekir" çağrısında bulundu.

Turgut Kazan'dan "Sabri Uzun" örneği

İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Alican Uludağ'ın soruşturmasındaki uygumayı bir örnekle eleştirdi.

Kazan, "Gazeteci Alican Uludağ uygulamasını yaşanmış bir örnekle karşılaştırmak gerekiyor. Sabri Uzun da Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla Ankara'dan İstanbul'a getirilmişti. Ama İstanbul'daki mahkeme sanık Ankara'da oturduğu için yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara'ya gönderdi" ifadelerini kullandı.