Bilimin Kamusal İletişimi (bil-ki) eğitim kampında seminer veren gazeteci Sedat Pişirici bilimle toplumu buluşturmanın ve bilim gazeteciliğinin en önemli unsurunun bilimsel çalışmaların haberleştirilerek kamunun bilimle ilişkisinin güçlenmesine katkıda bulunmak olduğunu söyledi. “Bilim halk için yapılan bir şey iken halkın bilimden haberi yok, halka ulaşmayan çalışmaların üniversite bünyesinde kalmasının bir anlamı yok.” diyen Pişirici, bunun için de bilim iletişiminde ortak bir dil kullanmanın gerektiğini kaydetti.

ANKARA (İGFA) - TÜBİTAK tarafından desteklenen "Bilimin Kamusal İletişimi: Devlet Üniversitelerinin Bilim İletişiminde Dijital Medya" (bil-ki) projesinin eğitim kampı bilim iletişimi ve bilim gazeteciliği konusundaki etkinliklerle sürüyor. Yürütücülüğünü Kocaeli Üniversitesi’nin (KOÜ) yaptığı proje çerçevesinde düzenlenen eğitim kampında gazeteci ve iletişim uzmanı Sedat Pişirici, bilim haberciliği ve bilim iletişimine dair eğitim verdi. Bilim iletişiminde akademisyen-halk buluşmasına dikkat çeken Pişirici, “Bilim iletişimi dediğimiz bu iletişim biçiminde bilimsel çalışmalar doğru bir halkla ilişkiler operasyonuyla habere dönüşebilir ve topluma aktarılırsa buradan bu milletin evlatları yararlanabilir. Bu milletin içinden başka bilim insanları çıkabilir.” diye konuştu.

“HER AKADEMİSYENİN BİR İLETİŞİM PLANI OLMASI GEREKİR”

Üniversitelerin kurumsal iletişim ve hakla ilişkiler bölümlerinin düzenli olarak üniversitedeki araştırma sonuçlarını ve bilimsel faaliyetleri servis etmemesini eleştiren tecrübeli gazeteci, “Bu yapılmadığı sürece bilim iletişimi falan olmaz. Birilerini üniversite muhabiri olarak yetiştirebilirsiniz, teşvik edebilirsiniz ama o üniversite muhabirleri ne bulduysa onu haber yapar. Bu bilimin iletişimine hizmet etmez. Bilim iletişimi yapmak isteyen her üniversitenin, her fakültenin, her araştırmacının, her akademisyenin bir iletişim planı olması gerekir.” dedi.

Katılımcılara bilimsel makalelerin nasıl haber yapılacağını makaleler üzerinden örneklerle anlatan Sedat Pişirici bilim iletişiminde gazeteciler kadar akademisyenlere de sorumluluk düştüğünü vurguladı. Gazetecilerin bilimsel araştırmaların bulgularına ve özellikle sonuç bölümüne odaklandığını ifade eden Pişirici şöyle konuştu:

'Trafikte küçük hata yoktur' tanıtıldı 'Trafikte küçük hata yoktur' tanıtıldı

“Ama akademisyenler de şunu yapsın. O sonuç bölümüne kadar ne derseniz deyin, dünyanın en yabancı diliyle yazın, ne yaparsanız yapın. Ancak makalenin sonuç bölümünü bizim gibi sıradan insanlar için yazın.”

“SIRÇA KÖŞKLERDE DEĞİL TOPLUMLA BİRLİKTE OLMALIYIZ”

Kısa adı bil-ki olan projenin yürütücüsü KOÜ İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Meral Çakır Çifter de eğitim kampının başlangıcında çalışmaları hakkında bilgi verdi. Projenin, halkın bilime katılımı anlayışıyla tasarlandığını kaydeden Doç. Dr. Çifter “Binbir emekle üretilen bilimsel bilginin toplumla paylaşılamaması, sınırlı bir çevrede dolaşımını, büyük bir hazineyi kullanamamak, bilgiyi bir şekilde hapsetmek olarak görüyorum.  Bilimsel bilginin toplumla paylaşılmasını, kamusal alanda tartışmaya açılmasını topluma karşı bir sorumluluk olarak kabul ediyoruz. Akademisyenler sırça köşklerde değil, topluma mesafeli değil, toplumla birlikte nefes alan kişiler olmak zorunda. Biz halka inmek deyimini kabul etmiyoruz, halkın huzuruna çıkacağız.” dedi.

Bil-ki araştırma ekibinde yer alan KOÜ İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim üyesi Gülden Özkan, Türkiye’de üniversitelerin bilim iletişimi kültürü ve politikaları hakkında yaptıkları çalışma hakkında bilgi verdi. Üniversitelerin halkla ilişkiler birimlerinin çalışmalarını bilim iletişimi ve halkın katılımı açısından ele alan bir araştırma yaptıklarını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Gülden Özkan ayrıca üniversitelerin dijital iletişim olanaklarını bilim iletişimi amacıyla kullanımlarını irdeleyen incelemeleri hakkında da bilgi verdi.

Araştırma ekibinden Giresun Üniversitesi İletişim Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Nedim Serhat Bilecen ve KOÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Aysen Şimşek Kandemir, proje kapsamında üniversite-halk bütünleşmesine dair gerçekleştirilen saha araştırmasının bulgularını paylaştı. Doç. Dr. Kandemir ve Dr. Öğr. Üyesi Bilecen, araştırmaya göre üniversitelerin bulundukları çevredeki halkla iletişimlerinin yetersiz olduğu ve halkın üniversitelerde gerçekleştirilen araştırmalar ve üretilen bilgiden haberdar olma oranının çok düşük olduğunu kaydetti. Giresun Üniversitesi İletişim Fakültesinden Doç. Dr. Barış Yetkin de üniversitelerin medyada nasıl yer aldığına dair araştırmanın sonuçlarını aktardı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Körfez Belediyesi’nin de desteğiyle düzenlenen bil-ki eğitim kampında proje çerçevesinde gerçekleştirilen araştırmaların bulgularının değerlendirileceği ve bilimsel bilginin dijital yolla kamusal paylaşımına dair iletişim çalışmalarının tartışılacağı belirtildi.

Kaynak: igf