Sağlık

Bahar yorgunluğu bilimsel olarak kanıtlanamadı

Kıştan bahara geçerken birçok kişinin şikâyet ettiği bahar yorgunluğu gerçekten var mı? İsviçre'de 418 kişiyle yapılan araştırma bunun bir mit olabileceğini gösteriyor.

Havaların ısındığı, doğanın canlandığı bahar ayları bazıları tarafından sevinçle karşılanırken, bazıları ise bahar yorgunluğundan şikâyet ediyor.

Pek çok kişi bahara girerken kendini yorgun hissettiğini söyleyip bunu mevsim geçişine bağlasa da İsviçre'de yapılan yeni bir araştırma bu fenomeni mercek altına aldı. Basel Üniversitesi, üniversitenin psikiyatri klinikleri ve Bern Üniversite Hastanesi'nden araştırmacıların yürüttüğü bu çalışma şaşırtıcı bir sonuca ulaştı: Bahar yorgunluğu ampirik olarak kanıtlanamıyor.

DW haberine göre, Basel Üniversitesi Kronobiyoloji Merkezi'nde psikolog ve uyku araştırmacısı olarak görev yapan, söz konusu bahar yorgunluğu araştırmasının yöneticisi Christine Blume, "İnsanların bahar aylarında, diğer mevsimlere kıyasla ölçülebilir düzeyde daha yorgun ya da bitkin olmadığı sonucuna vardık" tespitini aktarıyor.

Blume'nin aklına bu araştırmayı başlatma fikri, gazetecilerin her kış sonunda ondan mevsime ve insanların hissiyatına dair görüş istemesiyle gelmiş. Blume, "Bu fenomeni açıklamak için çok sayıda hipotez vardı. Ancak bahar yorgunluğu denen şeyin gerçekten var olup olmadığını daha önce kimse araştırmamıştı" diyor.

Söz konusu çalışma kapsamında araştırmacılar, Temmuz 2024'ten itibaren bir yıl boyunca 418 katılımcıyla düzenli aralıklarla çevrimiçi anketler yaptı.

Katılımcılardan her altı haftada bir, son dört hafta içinde kendilerini ne kadar bitkin hissettiklerini değerlendirmeleri istendi. Ayrıca gün içindeki uykululuk düzeylerini ve uyku kalitelerini nasıl değerlendirdiklerini de bildirmeleri talep edildi. Bu tekrar eden verilerin toplanması sayesinde tüm mevsimler çalışmaya dahil edilmiş oldu.

Katılımcıların yaklaşık yarısı araştırmanın başında bahar yorgunluğundan şikayetçi olduğunu belirtti. Ancak bu durum gerçeği yansıtmadı, yansıtıyor olsaydı, farklı mevsimlere yayılan verilerin toplanması sürecinde de bunun saptanması gerekirdi. Ancak öyle olmadı.

Vücudumuza gerçekte ne oluyor?

Havaların ısınmasının kan damarlarını genişlettiği ve kan basıncını düşürdüğü ya da "kıştan kalan melatonin fazlalığının yorgunluğa neden olduğu" gibi çeşitli teoriler dolaşıyor. Ancak Blume'ye göre bu, kronobiyolojik açıdan mantıklı değil: Melatonin 24 saatlik ritimle sürekli olarak üretiliyor ve yok oluyor; yani baharda ortadan kalkması gereken mevsimsel bir "fazlalıktan" söz edilmesi imkansız.

Blume, "Eğer bahar yorgunluğu gerçek bir biyolojik fenomen olsaydı, vücudun buna uyum sağlaması gerektiği için bu geçiş evresinde kendini hissettirmesi gerekirdi" diyor ve verilerin buna dair hiçbir ipucu vermediğini vurguluyor: Ne günlerin uzama hızı ne de tek tek aylar, insanların hissettiği bitkinlik üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildi.

Araştırma ekibi, bahar yorgunluğu olarak nitelenen fenomene biyolojik bir açıklama bulamayınca meselenin köklerinin kültürel olduğu sonucuna vardı. Blume, "Bizim yorumumuz, bunun gerçek bir mevsimsel etkiden ziyade kültürel bir fenomen olduğu yönünde" değerlendirmesini yapıyor.

Sadece "bahar yorgunluğu" kavramının bile insanların hissiyatını nasıl yorumladığına dair epey ipucu verdiğini belirten Blume, "Bahar yorgunluğu kavramı var ve bu kavram insanların semptomlarını tanımlamalarına olanak tanıyor ki bu da algıyı şekillendiriyor" diye açıklıyor.

Uzmanlara göre psikolojik süreçler de bu algıyı tetikleyebiliyor. Güneş açtığında aktif olma beklentisi artarken eğer enerji eksikse, bu durum daha da çok göze batabiliyor. Blume bu durumu "kognitif (bilişsel) çelişki" olarak niteliyor ve bahar yorgunluğunun buna mükemmel bir açıklama sunduğunu belirtiyor.

Peki ya alerjiler veya kış depresyonu?

Araştırmaya göre polen alerjileri, saman nezlesi veya bunlar nedeniyle alınan antihistaminikler de "bahar yorgunluğu" denen fenomeni açıklamaya yetmiyor. Blume'ye göre bir etki saptanamadığına göre ortada açıklanması gereken bir durum da yok.

Bu arada yine sıklıkla dile getirilen kış yorgunluğu denen olaya dair de bilimsel veriler bulunmuyor. İnsanların kışın biraz daha uzun, yazın ise biraz daha kısa uyudukları doğru olsa da uyku süresi ihtiyaca göre değişiyor. Enerji seviyeleriyse yıl boyunca sabit kalıyor.

Bahar ve kış yorgunluğu diye tanımlanan fenomenlere dair bilimsel açıklamalar olmasa da kış depresyonu olarak adlandırılan durum tıbbi olarak tanımlanmış bir gerçek. Işık eksikliğiyle tetiklenen bu durum yorgunluk, halsizlik ve ruh halinin kötümserliğiyle kendini gösteren mevsimsel bir depresyon olarak görülüyor.

Ayrıca kışın UV-B ışınlarının eksikliği nedeniyle çok daha sık görülen D vitamini eksikliği de yorgunluğa neden olabiliyor. Almanya'da kış aylarında vücut genellikle yeterli D vitamini üretemiyor ve eksikliği sürekli bitkinlikve kaslarda güçsüzlük gibi belirtilerle ilişkilendiriliyor.

Bu durum etkilenenler için ne anlama geliyor?

Özetle insanların ilkbaharda, sonbahar veya kışa göre daha yorgun olduğu bilimsel olarak şu ana kadar kanıtlanmış değil. Ayrıca çoğu insan kıştan bahara geçişi sorunsuz yaşıyor.

Yorgunluğu hemen mevsimlere bağlamama konusunda uyarıda bulunan Blume, "Bu tür belirtileri sadece bahar yorgunluğu diyerek geçiştirmeyin. Eğer sizi zorluyorsa bir doktora görünün" tavsiyesinde bulunuyor. Blume, sorunun bahardan başka sebepleri olabileceğini de sözlerine ekliyor.

Blume, ayrıca bahar yorgunluğunun Almanca konuşulan coğrafya dışında da pek bilinmediğini, başka ülkelerdeki meslektaşlarına bundan bahsettiğinde şaşırdıklarını da aktarıyor.

İngilizce konuşulan ülkelerde ise bunun aksine "spring fever" (bahar ateşi) kavramı dolaşıyor. Ancak bu "bahar ateşi" yorgunluk ve bitkinlikle değil, aksine artan canlılık ve enerjiyle ilişkilendiriliyor.