Yemen'de İran destekli Husiler, Kızıldeniz kıyısındaki hızlı ilerleyişlerinin ardından stratejik Babülmendep Boğazı'na ulaştı. Grup bugün Perim, diğer adıyla Mayyun Adasını ve karşı kıyıdaki Dhubab kasabasını ele geçirdi. Yemen'in topyekün bir savaşın eşiğinde olması, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'e uzanan ekonomik can damarını koruma konusunda endişeli olması ve Donald Trump'ın da olaya müdahil olmak konusunda isteksiz görünmesiyle, Amerika'nın İran'la olan çatışması yeni ve potansiyel olarak tehlikeli bir boyut kazandı.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı ortak saldırıdan yedi ay sonra, Tahran rejimi artık dünyanın en önemli iki deniz geçidinden sadece birini değil, ikisini birden kontrol altına almış durumda: Basra Körfezi'nin ağzındaki Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'e (ve Süveyş Kanalı'na) açılan kapı olan Babülmendep Boğazı. Londra'daki Chatham House düşünce kuruluşunda araştırma görevlisi olan Farea al-Muslimi, "İran şu anda doğrudan ve vekilleri aracılığıyla Ortadoğu'nun ve dünyanın en stratejik iki geçiş noktasını kontrol ediyor ve küresel yakıt ve petrol ticaretinin %35'inden fazlasını kontrol ediyor. Bu, nükleer bomba kadar büyük bir etki gücü," dedi.
Yemen hükümetinden kaynaklar, Husilerin Perim'e ulaştığını söyledi. Kaynaklara göre Suudi Arabistan destekli güçler daha önce adadan çekilmişti.
Yerel bir yetkili de silahlı Husi savaşçılarını taşıyan teknelerin adaya geldiğini anlattı. Bir görgü tanığı, silahlı kişilerin kıyı boyunca konuşlandığını ve askeri araçlarla bölgede hareket ettiğini söyledi.
Perim, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan Babülmendep'in ortasında bulunuyor. Husiler daha önce başkent Sana, Yemen'in kuzeyindeki toprakların büyük kısmını ve Hudeyde limanını kontrol ediyordu ancak Babülmendep'e doğrudan bakan bölgeler grubun elinde değildi.

Husiler, dün de stratejik liman kenti Mocha'yı ele geçirmişti. Husi medyası, Mocha Havalimanı'nın bugün iki kez Suudi hava saldırılarının hedefi olduğunu bildirdi.
Suudi petrolü için kritik rota
Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin İran ile ABD arasındaki savaş nedeniyle büyük ölçüde aksaması, Babülmendep'in Suudi Arabistan için önemini artırmıştı.
İran savaşından önce küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri Hürmüz'den geçiyordu. Kritik boğazdan günlük gemi geçişleri bugün tek haneli sayılara gerilemiş durumda.
Suudi petrol şirketi Aramco da bu duruma çözüm üretmek için, doğudaki üretim bölgelerinden petrolü boru hatlarıyla Kızıldeniz kıyısına taşıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'na göre Suudi Arabistan'ın ham petrol arzı Ağustos'ta günlük 2,3 milyon varil azalarak 6 milyon varile geriledi. Bu, 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesi. Kurum, Babülmendep'ten geçen gemilere yönelik Husi saldırılarının düşüşte rol oynadığını belirtti.
Brent ve Batı Teksas petrolü bugün varil başına 100 doların üzerinde işlem gördü.
Suudi Arabistan Trump'tan yardım istedi
ABD merkezli haber sitesi Axios'un iki ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman önceki gün Donald Trump'ı iki kez aradı. İlk görüşmede Yemen'deki durumu aktaran Selman, ikinci görüşmede ABD'nin Husilere doğrudan saldırmasını istedi. Trump, bu talebi reddetti. Petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte Trump yönetiminde yeni bir cephenin onay oranlarını veya Cumhuriyetçi partinin Kasım ayındaki ABD ara seçimlerindeki şansını artıracağından şüphe duyuluyor.
Washington doğrudan müdahale planlamasa da Riyad'a istihbarat desteği sağlıyor. Bir ABD'li yetkiliye göre, 200'den fazla Amerikan askeri Suudi Arabistan'a "destek" veriyor.
Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattına (bu yılın başlarında Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından petrol ihracatı için hayati önem taşıyan alternatif bir rota) yönelik Husilerin füze ve insansız hava aracı saldırısına dair uydu görüntüleri, İran'ın Yemen'deki müttefiklerinin, ABD-İsrail'in İran'la olan savaşının yarattığı ekonomik baskıları artırma çabasına işaret ediyor.
Suudi Arabistan ve İran'ın Dışişleri Bakanları görüştü
Yemen hükümet güçleri kaybettikleri bölgeleri geri almak için karşı saldırıya hazırlandıklarını açıkladı. Öte yandan Suudi Arabistan da hava saldırılarını sürdürüyor. Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, Perşembe günü önceki 24 saatte 64 Suudi hava saldırısı düzenlendiğini öne sürdü.
Çatışmalar sürerken İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Suudi mevkidaşı Faysal bin Ferhan dün akşam telefonda görüştü. İran'ın açıklamasında Yemen'in adı geçmezken, iki bakanın bölgede "artan gerilim ve güvensizliği" ele aldığı belirtildi.
Son günlerde neler yaşandı?
Geçtiğimiz hafta Husiler, Yemen'in batı kıyısının bazı bölgelerini ele geçirmek ve Babülmendep Boğazı üzerinde daha stratejik bir konum elde etmek için geniş çaplı bir saldırı başlattı. Bunun ardından Suudi destekli hükümet güçleri konumlarını yeniden sağlamlaştırmaya çalışırken Yemen'de birçok cephede çatışmalar çıktı.
Yemen hükümet güçleri daha sonra Husilerden Sana'yı geri almak için kendi operasyonlarını başlattıklarını belirten bir açıklama yayınladı.
Husiler, salı günü Suudi Arabistan'a füze saldırıları düzenleyerek 73 kişiyi yaraladı ve Suudi petrol tesislerinde büyük yangınlara neden oldu. Suudi Arabistan ise çarşamba günü 12 saatlik bir süre içinde Yemen'e 50'den fazla hava saldırısı düzenledi. Bu, 2022'de BM arabuluculuğuyla sağlanan barış planından bu yana ülkede yaşanan en önemli çatışmaydı.
Perşembe ve cuma günleri, Husilerin Yemen'in batı kıyısı boyunca güneye doğru hızlı ilerleyişi, önce Mocha liman kentinin, ardından Babülmendep Boğazındaki stratejik Perim Adası'nın ele geçirilmesiyle sonuçlandı. Hükümet güçlerinden bir karşı saldırı beklenirken, grup artık boğazdan geçen gemi trafiğini kontrol edebilecek konumda.
Babülmendep Boğazı ne kadar önemli?
Babülmendep Boğazı, küresel deniz ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği, nakliye açısından kritik bir su yolu. ABD'nin İran'a karşı savaş başlatması ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasından bu yana önemi daha da arttı. Babülmendep Boğazı üzerinden geçen Kızıldeniz, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı için hayati bir geçiş noktası haline geldi. Husiler boğazın tam kontrolünü ele geçirirse, su yolundan gemi trafiğini neredeyse tamamen kapatabilir veya geçiş ücreti alabilirler. Bu durum, İran ve müttefiklerine bölgedeki iki önemli denizcilik yolunun kontrolünü verecek.




