İki tarafın da ilişkileri iyileştirme girişimlerinde bulunduğu bir dönemde açıklanan raporda, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki gerilemeye dikkat çekildi.
AB'nin bu alanlardaki ciddi endişelerinin ele alınmadığı vurgulanırken, "Seçilmiş yetkililere, muhalefet figürlerine ve sivil topluma karşı açılan davalar yoğunlaşmış olup, bu durum Türkiye'nin temel demokratik ilkelere bağlılığı konusunda endişeleri giderek artırmaktadır" denildi.
BBC haberine göre, demokratik ilkelerin ve seçim sürecinin bütünlüğünün zedelendiği tespiti yapan AB Komisyonu, buna gerekçe olarak ise "muhalefet politikacıları ve ana muhalefet partisi üzerinde uygulanan yargısal baskıyı" gösterdi.
TBMM'nin yetkilerinin kısıtlandığının belirtildiği belgede, "Seçimler dışında hükümeti hesap verebilir kılacak araçlar bulunmadığından, yönetim sisteminde etkili denetim ve denge mekanizmaları eksiktir" denildi.
Komisyon, raporda Türkiye'nin AB için hala bir aday ülke ve kilit ortak olduğu mesajı veriyor.
Dışişleri Bakanlığı ise yayımladığı açıklamada, AB raporunu "ön yargılı ve hakkaniyetten uzak" olarak niteledi.
Bakanlık, "raporda yer alan özellikle siyasi kriterler ile yargı ve temel haklar alanındaki mesnetsiz iddiaları reddediyoruz" dedi.
Bakanlık açıklamasında "Türkiye ortaklık hukuku ve ahde vefa ilkesi çerçevesinde, karşılıklı güven, saygı ve hakkaniyete dayalı bir anlayışla ilişkileri ilerletmeye hazırdır" ifadelerine yer verildi.





