İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart 2025'te gözaltına alındı, ön seçimle CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025'te yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandı.
İBB Davası'nda 9 Mart'ta ilk kez yargıç karşısına çıkan ve hakkındaki tüm iddiaları reddeden İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlayan süreç, CHP'nin hem iç dengelerini hem de siyasal stratejisini yeniden şekillendirdi.
BBC Türkçe'den Ayşe Sayın'ın haberine göre, son bir yıl parti kulislerinde "olmaz denilen her şeyin olduğu" bir dönem olarak tanımlanıyor.
Ancak CHP'de zorlu sürecin partinin mücadele ve direnme gücünü artırdığı yorumları da yapılıyor.
19 Mart sürecine giden yol
Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek, 8 Ekim 2024'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na atandı.
Ekim ayı sonunda CHP'li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer tutuklandı ve yerine kayyum atandı.
15 Ocak 2025'te ise İstanbul'da bu kez Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Aziz İhsan Aktaş soruşturması kapsamında tutuklandı.
Siyasi kulislerde operasyonların İmamoğlu'na uzanacağı beklentisi güçlendi.
Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi diploması, "usulsüz yatay geçiş" gerekçesiyle 18 Mart 2025'te iptal edildi.
İmamoğlu ertesi gün gözaltına alındı.
23 Mart 2025'te, tek aday olarak girdiği ön seçimde, CHP'nin açıklamasına göre 15,5 milyon oyla partinin cumhurbaşkanı adayı ilan edildi.
İmamoğlu aynı gün yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanarak Silivri'deki Marmara Cezaevi'ne gönderildi.
Tutuklama sonrası İBB binasının bulunduğu Saraçhane Meydanı ve çevresi, günler süren sokak protestolarına sahne oldu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yöneticileri, "kayyum" ihtimaline karşı günlerce belediye binasında sabahladı.
CHP "provokasyon" ihtimalini dikkate alarak 26 Mart 2025'te CHP'li Nuri Aslan'ın İBB Başkan Vekili seçilmesinin ardından İstanbul'da sokak protestolarını il ve ilçe mitinglerine taşıdı.
Ana muhalefet partisi, bir yılın ardından 18 Mart'ta Saraçhane'de sona eren mitingler yerine şimdi parti saha çalışmaları ile yeni bir eylem planını hayata geçirecek.
'Mutlak butlan' davası, İstanbul'a kayyum
Geçtiğimiz yıl CHP liderliği açısından da çalkantılıydı.
CHP'nin 2023'te yapılan İstanbul 38. Olağan İl Kongresi ve 38. Olağan Kurultayı için iptal davaları açıldı.
Parti "mutlak butlan" ihtimalini devre dışı bırakmak için arka arkaya kurultaylar düzenledi.
İstanbul 38. Olağan İl Kongresi iptal edildi; eski CHP İstanbul İl Başkanı, milletvekili, genel başkan yardımcısı ve genel sekreteri Gürsel Tekin, il yönetimine atandı.
Saraçhane eylemleri ve sonrasındaki mitinglerdeki performansı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in partideki konumunu güçlendirdi.
Davalar nedeniyle bir yıla üç kurultay sığdıran CHP'de Özel, delegelerin tamamına yakınının oyuyla üç kez genel başkan seçildi.
CHP'de "mutlak butlan" davası yerel mahkeme tarafından reddedilse de istinaf mahkemesinden tersi bir karar çıkması olasılığı tamamen yok sayılmıyor.
CHP hem bu karara, hem de parti hakkında olası bir "kapatma davasına" ilişkin "yedek partiyi" hazırda tutuluyor.
CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'a göre 19 Mart süreci, CHP'nin sokakla bağının güçlenmesini ve tabanının daha da konsolide olmasını sağladı.
Günaydın, "Dünyada herhangi bir siyasi partinin dayanmasının zor olduğu bir süreçten CHP onuruyla çıktı" dedi, kamuoyunda partiye yönelik operasyonların "hukuki değil siyasi olduğu" algısının güçlendiğini savundu.
Günaydın'a göre son kamuoyu araştırmaları CHP ve DEM Parti seçmeninin yüzde 90'dan fazlasının, AKP ve MHP seçmeninin ise üçte birinin "operasyonları hukuki bulmadığına" işaret ediyor.
Belediyelere transfer çengeli
19 Mart sürecinde CHP'li 20 belediye başkanı; "yolsuzluk", "rüşvet", "irtikap" veya "kent uzlaşısı" gibi suçlamalar ya da gerekçelerle tutuklandı.
Kendilerine yöneltilen tüm suçlamaları reddeden belediye başkanlarından 18'i halen cezaevinde.
Tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer görevlerine iade edilmeyi bekliyor.
19 Mart sürecinde, Sosyal Sigortalar Kurumu'na olan prim borçları nedeniyle CHP'li birçok belediyeye haciz işlemi de başlatıldı, harcamalara sıkı denetim getirildi.
Ayrıca Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ve sonrasında bazı belediye başkanları istifa ederek AKP'ye katıldı.
Son olarak Ankara Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, CHP'den istifa etti.
CHP'liler bu istifaları, iktidarın belediyelere yönelik "soruşturma baskısına" ve "tutuklama tehditlerine" bağlıyor.
'İmamoğlu'nu vesikalık fotoğrafıyla bile cumhurbaşkanı seçtiririz'
Türkiye'de mevcut şartlarda 2028'de yapılacak seçimlerin, Kasım 2027 sonuna alınma ihtimali yüksek görülüyor.
19 Mart sürecinin cezaevinde birinci yılını dolduran Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığını zora soktuğu yorumları yapılıyor.
Halen temyiz aşamasında olan "diploma iptaline" ilişkin yargı kararının kesinleşmesi veya hakkında açılan herhangi bir davadan siyasi yasak kararı çıkması, İmamoğlu'na cumhurbaşkanı adaylığı yolunun kapanması anlamına geliyor.
CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın ise yargı kararlarının kesinleşmediğine dikkat çekti, partinin mevcut adayının Ekrem İmamoğlu olduğunu vurguladı.
İmamoğlu'nun adaylığının hukuken mümkün olduğunu belirten Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"15,5 milyon insanın oyunu almış bir adaydan bahsediyoruz. Bir tek vesikalık fotoğrafıyla bile Ekrem İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı seçtiririz."
Günaydın, İmamoğlu'nun adaylığının engellenmesi halinde ne yapacaklarına ilişkin sorumuza ise "CHP'nin köklü bir parti olduğu ve bir tek kişiye bağlı olmadığı" yanıtını verdi, alternatif senaryolarının da hazır olduğunu söyledi.
'Ortada CHP için karma bir bilanço var'
Kamuoyu araştırma şirketi Panorama TR'nin direktörü, sosyolog Hatem Ete ise 19 Mart süreci sonrası CHP'nin yaşadıklarının tek boyutlu okunamayacağı görüşünde.
Hatem Ete, ortaya çıkan tablo için "karma bir bilanço" yorumunu yaptı.
Ete'ye göre Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlayan süreç, CHP'nin gücünü artırdı ancak "iktidar alternatifi" olma kapasitesini zorlayan sonuçlar doğurdu.
Ete, diploma iptali ve hakkındaki davaların İmamoğlu'nun adaylık ihtimalini zayıflattığına, adı alternatif aday olarak adı geçen Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'ı hedef alan soruşturmaya ve CHP tabanının mesafeli duruşunun adaylık sürecini belirsizleştirdiği yorumunu yaptı.
Ete'nin vurguladığı bir diğer nokta da CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in cumhurbaşkanı adayı olması halinde, "CHP dışı aktörlerin" partiye yöneliminin sınırlı kalma ihtimali:
"Bu süreçle CHP'nin kârlı çıktığı yerler var, zararlı çıktığı yerler var. Süreç, CHP'nin ya da CHP'nin destekleyeceği bir cumhurbaşkanı adayının önümüzdeki seçimleri kazanma ihtimali üzerinde olumsuz bir etki yaptı.
"Dolayısıyla bu süreç, bir iktidar alternatifi ya da gelecek seçimlerin 'muhtemel kazananı, galibi CHP' olgusuna zarar verdi."
Ete'ye göre operasyonların başında CHP'ye yönelen seçmen desteği zamanla kısmen geri çekildi, partinin oylarında üç dört puanlık artış yaşandıktan sonra bunun yaklaşık bir buçuk iki puanı yeniden kararsız seçmen grubuna döndü.
Ete, bunun nedenlerini şöyle sıraladı:
"Birincisi mutlak butlan davasının sonuçsuz kalması. İkincisi İmamoğlu davasında iddianamenin çıkması ve artık davanın rutin bir mahkeme sürecine giriyor olması. Bunlar, CHP'nin direnç üzerinden geliştirdiği mobilizasyonu azalttı.
"CHP'nin, o teyakkuz durumu ortadan kalkınca kendi seçmenine aynı mobilizasyonu sağlayabilecek bir hedef göstermesi ve kendi seçmenini o hedefe yönlendirmesi gerekiyordu. Ekim ayından bugüne kadar CHP, henüz seçmeninin arkasında konsolide olabileceği yeni bir hikaye bulamadı."
Hatem Ete'ye göre CHP'nin önümüzdeki dönemde hem seçmen mobilizasyonunu yeniden canlandıracak bir siyasi hikaye üretmesi, hem de muhalefetle yeniden işbirliği arayışlarına girmesi gerekiyor.
Ete bu noktada, yerel seçimlerde etkili olan "taban ittifakı" modelinin genel seçimlerde tek başına yeterli olmayacağını vurguluyor, "CHP önümüzdeki seçim için kurumsal ittifakları da gündemine almalı" diyor.




