Ülke eski ülke değil de, seçmen de artık o seçmen değil

Pandoranın kutusu açıldı. İçindekiler saçıldı.

Şu an; iklim sisli, siyaset cadı kazanı…

Partiler ve kurulları üzerinden okuma yapmak yerine, kişiler üzerinden okuma yapan yine zilyon tane uzman, ekonominin siyasete yansımasından azade konuşup duruyorlar.

Üstelik; halk adına karar alıcı da onlar. Kim olursa oy verir, kim olursa vermezmiş..

Ekonomi siyasete, siyaset ekonomiye yön verir.

Kısa vadede siyaset ekonomiyi şekillendirse bile, uzun vadede ekonomik yapı, siyasi kararları zorunlu hale getirir.

Ekonomi demişken;

Yaşanan yoğun siyasal olaylar, ekonomik olayları perdelediği gibi, gündemin başında yer alması gereken, derin yoksulluğuda görünmez kılıyor…

Her on kişiden 8’ i yoksul…

Şimdi diyeceksiniz ki, ama yardım alanlar rahat “ekonomik kriz bize dokunmaz” diyorlar..

Ülkede her şey gibi, o da eskidendi.

Bu 25 yılın; bir pandemi öncesi, bir pandemi sonrası var..

Büyük çoğunluğun; sosyal yaşamdan uzak, hayatın renklerine, tadına varmadan, hak ettiği insan gibi yaşayacak geliri hiç olmadan, düşe kalka yaşamaya alıştırılmış bir toplum olduğumuz gerçeği elbette vardı.

Ekonomik krizlere karşı, sosyal yardımlarla bağışıklık sistemi geliştiren büyük bir kesim…

Ve fakat artık o kesim de tepkide..

Öyle iki koliyle artık kendini koruyamıyor, verilen derdine yetmiyor. Bağışıklık sistemi çöktü.

Nohut, makarna, kömür geliyor diye artık kimse, “yok ya kriz bize dokunmaz” demiyor…

Çünkü işsizlik ve yoksulluk öyle devasa bir boyutta ki dokunmadığı kalmadı…

Şimdi üç beş paket gıda yardımı gelse ne olur.

Toplumun yarısından fazlası mülk sahibi değil, kiracı.

Kiralardaki fahiş artış akılla ölçülür, dille anlatılır gibi değil.

Eskiden; öyle fazla değil, bir evde iki asgari ücretli çalışıyorsa;

Birinin kazancı kiraya, faturalara gidiyor, üç beş pakette gıda kolisi geldi mi, diğer asgari ücretle geçiniyorum diye. “Kriz bize dokunmaz” diyordu.

Ama bu kesim de artık kira ve faturaları için iki asgari ücret ödüyor…

Elinde ne kaldı? Sıfır lira…

E hani bunun; reçete parası, dolmuş otobüs parası? Kırkta bir de olsa saçını kestirecek bu insanlar. Hangi parayla?

Tiyatro, sinema, konser, tatil zaten yoktu da, ama ay da bir ailesiyle bir yerlere gidip iki lahmacun yiyebiliyordu.

E o da yok. Çünkü para yok.

E şimdi çocuk okul ister. E okul; forma, çanta, kalem, kağıt, defter ister. E bi de bu çocuk bir simit parası harçlık ister..

Kazancın neredeyse tamamı gitti faturaya, barınmaya. Nasıl verecek? Al çocuğu okuldan..

Tamam diyelim eğitimden de vazgeçti.

Bir tanede olsa bu çocuklar pabuç ister, elbise ister. O nasıl nasıl alınacak?

Geçtik her şeyi, iki arkadaş dışarda iki bardak çay içmez halde.

Bitmez bu liste..

Yani ülke eski ülke değil değil de, seçmen de artık o seçmen değil.

Üç beş nohut, bir kaç makarna yardımı gelse bile…

O yüzden; siyaset ve geleceği hakkında yorum yaparken, sokaktaki vatandaşla hemhal olmadan, onlar adına kimse konuşmasın…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }