Taşın Hafızası, İnsanın Unutuşu

Müze denince benim zihnimde ilk açılan kapı

Anadolu Medeniyetleri Müzesi olur.

Sessiz salonlar…

Cam vitrinlerin ardında binlerce yılın sabrı…

Taşa sinmiş insan nefesi…

İlk kez orada hissetmiştim:

Tarih kitapta değil, taşın içinde yaşıyor.

Sonra yıllar geçti.

Yurt içinde, yurt dışında pek çok müze gezdim.

Ama şunu gördüm:

Müze gezmek bizde hâlâ “özel bir aktivite.”

Hani can sıkıntısından sinemaya gitmek gibi…

Olursa olur, olmazsa olmaz.

Oysa müze kültürü küçük yaşta başlar.

Bir çocuğu müzeye götürmek sadece gezdirmek değildir;

ona köklerini tanıtmak,

toprağın hafızasını öğretmektir.

Biz ne yapıyoruz?

Çocuğun eline telefonu veriyoruz,

tablet sessizleştiriyor,YouTube oyalıyor,tarih beklesin diyoruz.

Sonra “gençler geçmişini bilmiyor” diye yakınıyoruz.

Bir gün yolum Yozgat Müzesi’ne düştü.

Kapının önündeyim.

İçeride tarih var.

Dışarıda ben.

Görevli arkadaş kapıda hafif şekerleme modunda.

“Kültür Bakanlığı kartım var,” dedim.

“Buyurun.

Arkayı işaret ettim:

“Bizimkiler de var.”

Görevli

“Ooo, kalabalık aileymişsiniz!

Sonra büyük bir cömertlikle,

“Buyursunlar.

Ve ziyaretçisi olmayan müze,

bir anda insan sesleriyle doldu.

Binlerce yıllık sessizlik,

ayak sesleriyle karıştı.

Hititler şaşırdı,

Frigler kulak kabarttı,

Roma hafif irkildi.

Ben içimden düşündüm:

Demek ki bizde müzeler ziyaretçi beklemiyor…

Ziyaretçi tesadüf bekliyor.

Bizde müzeler hep açık.

Ama zihinler kapalı.

AVM’lerde yer bulamıyoruz,

müzelerde yankımız duyuluyor.

Selfie kuyruğu uzuyor,

eserlerin önünde yalnızlık bekliyor.

Çocuğa “tarihini öğren” diyoruz,

ama onu müzeye götürmeye vaktimiz yok.

Sonra da soruyoruz:

“Bu gençler neden kopuk?”

Çünkü biz kopuğuz.

Müze milletin hafızasıdır.

Hafıza ihmal edilirse,

insan yönünü kaybeder.

O gün Yozgat’ta şunu anladım:

Mesele kapının kilitli olması değil.

Mesele kapının önünden geçip içeri girmemek.

Tarih bizi bekliyor.

Sessizce. Sabırla.

Ama biz çoğu zaman, tarihle buluşmak yerine alışveriş merkezlerini tercih ediyoruz.

Tarih sabırla bekliyor; biz ise indirim günlerini kaçırmamakla meşgulüz.

Geçmiş bizi çağırıyor, ama biz o sesi çoğu zaman duymamayı seçiyoruz.

Müzeler açık, tarih yerinde duruyor; eksik olan sadece bizim ilgimiz.