<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Zebra</title>
    <link>https://www.gazetezebra.com.tr</link>
    <description>Gazete Zebra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/siyaset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 07:24:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/siyaset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[YSK Başkanlığına Serdar Mutta seçildi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ysk-baskanligina-serdar-mutta-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ysk-baskanligina-serdar-mutta-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek Seçim Kurulu'nda başkanlık görevine Serdar Mutta, başkanvekilliği görevine ise İsmail Kalender seçildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek Seçim Kurulu üyeliğine Yargıtay ve Danıştay Genel Kurulları tarafından seçilen altı üye, bugün yemin ederek görevlerine başladı.</p>

<p>Yemin töreninin ardından da 16.00'da görevi sona eren YSK başkan ve başkanvekilinin belirlenmesi için seçim yapıldı.</p>

<p>Yapılan seçimle yeni başkan olarak Serdar Mutta seçildi. Başkanvekilliği görevine ise İsmail Kalender seçildi.</p>

<p>Mevcut başkan Ahmet Yener, 2023 yılından bu yana bu görevi yürütüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, geçen yıl aralık ayında kaleme aldığı <a href="https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/yarinin-kavgasina-bugunden-bakalim-2464344" rel="nofollow">"Yarının kavgasına bugünden bakalım"</a> başlıklı yazısında, Serdar Mutta'nın iktidar kulislerinde YSK Başkanlığı için en güçlü aday anıldığını belirtirken Mutta'nın doktora diplomasıyla ilgili soru işaretleri olduğuna dikkat çekmişti.</p>

<p>Terkoğlu, Mutta'yla ilgili, "Yargıtay üyesi de olan Mutta, halihazırda YSK’de göreve devam eden üyelerden. İktidar da Mutta’nın YSK başkanlığını desteklediği sinyalini veriyor." ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ysk-baskanligina-serdar-mutta-secildi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/05/ysk-mutta.png" type="image/jpeg" length="83638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHP'li Yıldız: Özgür Özel yönetimi yerine, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi hukuken tekrar yetkili hale gelebilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/mhpli-yildiz-ozgur-ozel-yonetimi-yerine-kemal-kilicdaroglu-ve-ekibi-hukuken-tekrar-yetkili-hale-gelebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/mhpli-yildiz-ozgur-ozel-yonetimi-yerine-kemal-kilicdaroglu-ve-ekibi-hukuken-tekrar-yetkili-hale-gelebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız sosyal medya hesabından CHP'nin 'mutlak butlan' davasıyla ilgili paylaşım yaptı. CHP'nin kurultay davası hakkında paylaşımda bulunan Yıldız, kararın çıkması ve kesinleşmesi durumunda eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yerine gelebileceğini söyledi.</p>

<p>Yıldız'ın paylaşımı şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sayın Özgür Özel'in CHP Genel Başkanı seçildiği 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38. Kurultayda , "delege iradesinin mutlak butlanla sakatlandığı" iddiasıyla iptal davası açılmıştı.. Yerel mahkeme, mutlak butlan talebini esasa girmeden reddetti. Mahkemenin ret kararı istinaf incelemesi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındı. İstinaf mahkemesi inceleme sürecinde, İstanbul ve Ankara'daki ilgili yerel mahkemelerden tüm delil ve dava dosyalarını istedi. Mahkeme halen tüm bu belgeleri incelemektedir. Mutlak butlan kararı çıkması ve kararın kesinleşmesi halinde Özgür Özel yönetimi yerine, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi hukuken tekrar yetkili hale gelebilir. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ve CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda "usulsüzlük" ve "oylamaya hile karıştırma" iddiasıyla açılan ceza davasında ise 12 sanık yargılanıyor. Davanın beşinci duruşması 6 Mayıs'ta yapılacak.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/mhpli-yildiz-ozgur-ozel-yonetimi-yerine-kemal-kilicdaroglu-ve-ekibi-hukuken-tekrar-yetkili-hale-gelebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/feti-yildiz-mhp-dervis-gonullulerin-yeridir.webp" type="image/jpeg" length="86782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel: Varlıkları yok pahasına satıyorlar ve yarınları düşünmüyorlar]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-varliklari-yok-pahasina-satiyorlar-ve-yarinlari-dusunmuyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-varliklari-yok-pahasina-satiyorlar-ve-yarinlari-dusunmuyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP lideri Özel, Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 16 olduğunu anımsattı. Özel, iktidarın hiçbir ekonomik hedefini tutturamadığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla sendika ve Demokratik Kitle Örgütleri'ne yaptıkları ziyaretleri anımsatan Özel, "Gelecek Mayıs, 1 Mayıs'ta hep birlikte Taksim'de olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mayıs ayı enflasyon rakamlarına değinen Özel, Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 16 olduğunu anımsattı. Özel, iktidarın hiçbir ekonomik hedefini tutturamadığını söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Özel, "Vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla, yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan'a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var, o karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi CHP'dir. Bu millet senden kurtulmak için Allah'a dua ediyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özel konuşmasında, "akpden.com" adlı bir site duyurdu. "Yakından takip edin" diyen Özel, "Köprüleri, otoyolları, babadan dededen miras o canım karlı işletmeleri satmaya kalktıklarında akpden.com'dan hepsini duyuracağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özel, "akpden.com sıfır bir otomobil; 1.2 milyon lira fiyatı olan bir sıfır otomobil. Sepete ekle, bastın tık. Öyle alıp gitmek yok. akpden.com; 1 milyon 200 bin liralık araca 1 milyon 88 bin ÖTV. Yetmez; ÖTV'li fiyata 460 bin lira KDV. Yetmez; belki sen bu arabanın radyosunu açacaksın, orada TRT'ye denk geleceksin, TRT'den iki name dinleyeceksin; 9 bin lira bandrol ücreti. Toplam vergi 1 milyon 557. Araba 1 200, vergiler toplamı neredeyse 1 600... Arabanın fiyatı oldu sana 2.7 milyon TL" şeklinde konuştu.</p>

<p>Özel, geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya servis edilen bir tekne görüntüsüne tepki gösterdi. "O görüntülerde alnımız açık, başımız dik, veremeyeceğimiz tek bir hesap yok" diyen Özel, "Ne ailemize, ne milletimize! Yanımızdaki eşlerimize 'alem' diyerek bilmem ne yaftası vurmaya çalışanın alnını ben değil, millet karışlayacak millet" ifadelerini kullandı. Özel, "Elde ettikleri içerikleri yandaş basına sevk ediyorlar. Cumhuriyet savcısısın sen, dünyanın en mahrem bilgileri senin namusuna ve devlete emanet. Ali Mahir Başarır'ın çocukluk arkadaşını gözaltına aldılar. Telefonundan bulduklarından bir videoyu alıp alem diye servis ettiler. Alnımız açık, başımız dik." dedi.</p>

<p>Özel, partisinin yarın Ankara'da görülecek kurultay iptal davasına ilişkin ise şunları söyledi:</p>

<p>"Yandaş basına çıkanlara, her akşam ücreti karşılığında partisini tartıştıranlara, umuduna butlana şutlana koyanlara söylüyorum. Hey, hepinize söylüyorum. İstiyorsan Hakk'a varmayı, meslek edin gönül almayı. Bırak saraylara mermer olmayı toprak ol bağrında güller yetişsin. Sarayın mermerlerinde oturanlara sesleniyorum, saraydan medet umanlara sesleniyorum. Milletin vermediğini, delegenin vermediğini saraydan dilenenlere söylüyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onun için bu salona ve bütün örgüte söylüyorum. Ayağa kalktınız, yok artık oturmak, hedef iktidar, hiçbir gün yok durmak. Hep beraber gidiyoruz, alınacak iktidar. Millet korkmasın, milleti saracağız, haysiyetsizlerin defterini düreceğiz."</p>

<p>Özel, dış politika konusunda da şunları kaydetti:</p>

<p>"Millet tüm saldırılara rağmen CHP'yi bütün anketlerde birinci parti olarak destekliyor. Ancak varlıkları yok pahasına satıyorlar ve yarınları düşünmüyorlar. Dış politikada Türkiye'yi bir yalnızlığa sokup onarılması güç zararlar veriyorlar. TV'lerde 24 saat dış politika yayını yaptırıp millete açlığını unutturmaya çalışıyorlar. Bugün ülkeyi yönetenlerin bir dış politikası yoktur önce şahsını, sonra ailesini en son da milleti düşünmektedirler.</p>

<p>Bölgemiz de dünyamız da değişiyor. Ülkeler, yeni ittifak girişimleri kurmaya çalışıyorlar. Ülkemiz yeni küresel sistemden dışlanmaktadır. Ülkemiz tek bir kutba bağımlı hale gelmiştir. O kutup da Trump yönetimidir. Erdoğan'a 'Avrupa'da yoksun, Rusya'da yoksun, Çin'de yoksun, sen bize muhtaçsın biz de seni tercih ediyoruz' diyorlar. Bu yıl bitmeden ABD'de topal ördek olması beklenen Trump'a bütün umutlarını bağlayan Erdoğan'dan bahsediyorum.</p>

<p>Trump, otoriter liderlerle çalışmayı tercih ediyor. Trump'ın Suriye'de Şara, Türkiye'de Erdoğan dediğini tüm dünya görüyor. Bu iktidar Avrupa'nın ona sunabileceği fırsatı göremiyor Trump'ın çizdiği yoldan çıkamıyor. Dış politika Trump'a endekslendiği için Türkiye, Avrupa'dan dışlanıyor. Fransa'nın ardından Almanya'da, Yunanistan'a destek veriyor. Putin mesafeyi koruyor.</p>

<p>ABD'nin elçisi, 'burada otoriter liderler muteberdir' diyerek Türkiye'yi İran'la, Katar'la, BAE ile bir tutuyor. Ülkemiz, Avrupa Güvenlik Mimarisinden de dışlanıyor. Türkiye, Çin ve Rusya ile yan yana konarak Avrupa'dan dışlanıyor. Antalya'da diplomasi forumu düzenliyorlar övünüyorlar ancak Avrupa Birliği'nden bir tek ülkenin temsilcisi katılmıyor. Avrupa perişan diyorlardı, dün Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olduğunu dile getirdi. Avrupa'ya Türkiye'yi hatırlatıyor. Bu durumdan nasıl çıkılacağının da bir özeleştirisini yapmalılar.</p>

<p>Rusya Ukrayna savaşının barış görüşmeleri Suudi Arabistan'da, İran ile İsrail ABD savaşının barış görüşmeleri Pakistan'da yapılıyor. Takip edenler Doğu Akdeniz'den nasıl dışlandığımızı görüyorlar. ABD, İngiltere, Fransa, Mısır karşımızda çok güvendiği Katar, Rumlarla Doğu Akdeniz'de sondaj çalışması yapıyor. Yunanistan adaları silahlandırıyor ve arkasına da Avrupa'yı alarak bunu yapıyor. En yakın Türk Cumhuriyetler, KKTC'yi değil Güney Kıbrıs Rum kesimini tanıdılar. Sumud Filosu'na saldırı oldu. Bekliyorsun ki İsrail'i kınayacaklar.</p>

<p>Ne Filistin hassasiyeti vardır ne Sumud filosu var. Türkiye'nin dış politikada yalnızlaşması hepimize kaybettirir. Şu an Trump teslimiyeti, Avrupa hasta adam boş ver gitsin hatası vardır. Atatürk döneminden bir denge politikası vardır. Ama Erdoğan Sarkaç politikasına gitmiş ya Trump ile birlikte Putin'e el uzatıyor ya da Putin ile birlikte Trump'a el uzatıyor. Sayın Bahçeli de Türkiye, Rusya ve Çin ittifakından söz ediyor. Burada hep birlikte dememiz gereken Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarıdır. Dünya, çok kutupluluğu konuşmaktadır. O yüzden at pazarlıkları, sığınmacı pazarlıkları dönemi bitmiştir.</p>

<p>CHP, Türkiye'nin AB'nin tam üyesi olmayı, Rusya ve Çin ile doğru bir müttefiklik ilişkilerini, Trump ile değil ancak sonrasında ABD ile var olan ilişkileri dengeli biçimde yürütmekten yanadır. CHP, asla Trump'ın politikalarına teslim olmayacak. Türkiye genç nüfusuyla Avrupa'yı güçlendirecek ve AB'nin taşıyıcı kolonu olacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye meselesi bir rekabet alanı değildir. Bir muhalefet alanı olarak da görmüyoruz. CHP olarak hem barışı hem demokrasiyi savunan, hem de PKK'yı silahsızlaştırıp içerdeki sorunu bitiren bütün Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde barış içinde yaşamaları için düşüncelerimizi teyit edip altına bir kere daha imza atıyoruz. Attığımız her adımı kararlılıkla atarız, önce Türkiye Cumhuriyeti'ni, ardından partimizi en son olarak da kendimizi düşünürüz. Her türlü sorunu da çözmeye hazırız. Dış politika ve ekonomideki bu ağır tablonun nedeni adaletteki çöküştür."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-varliklari-yok-pahasina-satiyorlar-ve-yarinlari-dusunmuyorlar</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/05/ozel-chp-tbmm.png" type="image/jpeg" length="91648"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti'den Bahçeli'ye yanıt: Altına imza atıyoruz]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dem-partiden-bahceliye-yanit-altina-imza-atiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dem-partiden-bahceliye-yanit-altina-imza-atiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, PKK lideri Abdullah Öcalan için 'Barış Süreci ve Siyasallaştırma Koordinatörlüğü' statüsü önermesine DEM Parti'den yanıt geldi. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, "Bugün sayın Bahçeli'nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Süreç ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, "Ertelemeyle yol alabileceğimiz bir eşikte değiliz. Barış, kaygı ve tereddütlerle değil; barış, cesaretle olur. Bugün barış için tüm şartlar uygundur ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir. Esnaf soruyor, asker annesi soruyor, cezaevindeki tutsak ailesi soruyor, öğrenci soruyor, emekli soruyor; siyaset neden cesaret edemiyor, iktidar neyi bekliyor diye... Bu sürecin ciddiyetinin adı, hukuktur. Süreci ciddiye alan onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa hukuk onun toprağıdır. Toprağı olmayan bir yerde tohum yeşerir mi? Hukuk, Meclis'in 'ben izleyici değilim, kurucu özneyim' demesidir" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakırhan, şöyle devam etti:</p>

<p>"Devlet 'silah bıraksınlar biz adım atarız' diyor aylardır, PKK 'yasal zemin olsun biz bırakırız' diyor. Her ikisinin de kaygısını anlıyoruz. Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz; sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini önce bir çağırın. Elimizde müşterek bir belge var, komisyonun hazırlamış olduğu rapor var, özel yasayı hemen Meclis'e sunalım. Bu teklif 1 haftada yasalaşsın. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın, yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan'ın sürece katkı sağlayabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa o zaman toplum çıksın desin ki 'bu taraf görevini yapmadı.'"</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, PKK lideri Abdullah Öcalan için 'Barış Süreci ve Siyasallaştırma Koordinatörlüğü' statüsü önermesine ilişkin konuşan Bakırhan, "Sayın Bahçeli'nin 'Öcalan'ın statüsü ne olacaktır?' sorusu tarihidir. Bu soru orta yerde hâlâ duruyor ve hâlâ cevabını beklemektedir sayın iktidar. Bugün sayın Bahçeli'nin grup toplantısında statü ve yasal adımlar atması konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imza atıyoruz" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çağrıda bulunan Bakırhan, "Sayın Erdoğan'ın da belirttiği gibi 'süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir' sözü üzerine biz de diyoruz ki; tarih cesaret edenleri yazar, buyurun tarihi birlikte yazalım sayın Erdoğan" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dem-partiden-bahceliye-yanit-altina-imza-atiyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/03/tuncer-bakirhan-2.jpg" type="image/jpeg" length="30997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçeli'den Öcalan'a statü açıklaması: Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/bahceliden-ocalana-statu-aciklamasi-baris-sureci-ve-siyasallasma-koordinatorlugu-olmasini-oneriyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/bahceliden-ocalana-statu-aciklamasi-baris-sureci-ve-siyasallasma-koordinatorlugu-olmasini-oneriyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" diyen Bahçeli, "Bu mekanizmanın adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum" ifadelerini kullandı. Bahçeli, CHP'nin kurultay iptali davası ve olası mutlak butlan kararıyla ilgili soruyu da yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Bahçeli'nin konuşmasından önemli satır başları şöyle:<br />
Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından televizyon ekranları, radyo kanalları ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza, gönül ve kültür coğrafyalarımızda sırat-ı müstakim üzerine kurulu lekesiz bir hayatın mücadelesini veren bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi sunuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi sevgiyle, kardeşliğin sıcaklığıyla ve hürmetle selamlıyorum.</p>

<h2>Türkiye farklı masalarda bulunabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden biri</h2>

<p>Türkiye Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Türk dünyası, Afrika ve Avrupa arasında temas kurabilen bir merkez ülkedir. Aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen, farklı masalarda bulunabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden biridir. Türkiye kendi hikâyesini politik söylemlerle yazmaz. Üretimle, diplomasıyla, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazar. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idraki, 2053’ün ufku ve 2071’in kavrayışı ancak böyle bir bakış açısıyla gerçeklik kazanır. Türkiye’nin dış politika anlayışı, barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahiptir. Tarihî tecrübemiz, coğrafi konumumuz ve devlet duruşumuz bunu gerektirir.</p>

<h2>Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız</h2>

<p>Türkiye, savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgemizin kalıcı bir istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemez. Diplomasi kanallarını açık tutar. Arabuluculuk imkânlarını değerlendirir. Tarafların konuşabileceği zeminleri destekler. Gerilimin düşürülmesi için yapıcı rol üstlenir. Ancak barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz. Diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Arabuluculuk, herhangi bir küresel veya bölgesel projenin azası hâline gelmek şeklinde yorumlanamaz. Türkiye kendi dış politikasını, kendi millî çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız. Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye’ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye’nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz.</p>

<h2>Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur</h2>

<p>Barış siyaseti yalnızca iyi niyetle yürütülemez. Güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam bir iç cephe ister. Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye’nin barış dili güçlü devlet kapasitesi ile birlikte düşünülmelidir. Türkiye’nin barıştan yana duruşu Doğu Akdeniz’de, Ege’de ve Kıbrıs’ta aleyhimize gelişen oldubittilere sessiz kalacağı anlamına gelmez. Yurtta sulh, cihanda sulh mefkûresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur.</p>

<p></p>

<p></p>

<h2>Macron’un Napolyonculuk hevesine kapılması, Türk ve Fransız ilişkilere fayda sağlamaz</h2>

<p>Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve <a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/enerji" rel="nofollow" target="_blank" title="enerji">enerji</a> merkezi temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür. Kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkü’nü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez. Fransa’nın bölgeye tarihî komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve küçük tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron’un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sarih kadim ilişkilere fayda sağlamaz. Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı hâline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür.</p>

<h2>Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir</h2>

<p>Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum. Yunanistan’ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail’in kendi güvenlik endişelerini Türkiye’ye karşı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez. Bölgeyi dar hesaplara göre yönlendirmeye çalışanlar yalnız kendileri için değil, bütün bölge için yeni risk kapıları açarlar. Kıbrıs meselesi de bu çerçevede ayrıca değerlendirilmelidir. Kıbrıs yalnız bir müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs, Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü’nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfus üretme girişimleri sıradan ticari işlemler gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz. Kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetleri millî mesele olarak görülmelidir. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir. Başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yöneticileri olmak üzere, bütün soydaşlarımız ve kandaşlarımız bu konuda tarihî hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidir. Adada hâlâ Avrupa Birliği romantizmiyle oyalananlar, gözlerini Doğu Akdeniz’in doğu kıyılarına çevirmeli, Filistin’de ve Lübnan’da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin ve garantisizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkü’nün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceği hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez. Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir.</p>

<h2>Geciktiremeyeceğimiz seferberlik belli</h2>

<p>Türkiye’nin önündeki dönemi yalnız güvenlik tedbirleriyle, diplomatik temaslarla veya ekonomik programlarla karşılaması yeterli değildir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı millî seferberlik anlayışıdır. Geciktiremeyeceğimiz seferberlik bellidir. Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberlik. Ekonomik seferberlik, üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin artırılması, sanayide katma değerin yükseltilmesi, enerji güvenliğinin tahkim edilmesi ve müteşebbisin dünyaya açılmasıdır. Kültürel seferberlik, Türkiye’nin tarihî birikimini, dilini, sanatını, eğitim kurumlarını, yayıncılığını, dizilerini, sinemasının mimarisini, şehir hafızasını ve insani diplomasi kabiliyetini daha etkili biçimde dünyaya taşımasıdır. Teknolojik seferberlik ise savunma sanayinde kazanılan özgüvenin yazılıma, yapay zekâya, siber güvenliğe, sağlık teknolojilerine, <a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/tarim" rel="nofollow" target="_blank" title="tarım">tarım</a> teknolojilerine, enerji teknolojilerine, uzay çalışmalarına, ulaştırma sistemlerine ve dijital ekonomiye yayılmasıdır.</p>

<h2>Terörsüz Türkiye hedefinin ayrı bir yeri var</h2>

<p>Terörsüz Türkiye hedefinin burada ayrı bir yeri vardır. Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği, kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil, karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir. Bu şuur, vatan sınırlarına çizgi, toprağa arazi, millete nüfus olarak bakmayanların anlayışıdır. Ay yıldızlı al bayrağın dalgalanmasında üç bin yıllık tarihi, minarelerden duyulan ezanda bağımsızlığın mahiyetini idrak edebilenlerin ferasetidir. Bir taşı için, bir avuç toprağı için, zirvesini göremediği dağı, nerede olduğunu dahi bilmediği ovası, bağı, bahçesi, merası ve suyu için gerekirse can alıp can vermektir. Türk milliyetçiliği her bir insanını, her bir hanesini bir saymaktır. Türk milletini bir bütün olarak kavramaktır. Tarlada saban süren çiftçiyi, fabrikada ter döken işçiyi, tezgâhının başında rızkını arayan esnafı, sınıfta evlatlarımızı yetiştiren öğretmeni, hastanede insanımıza şifa dağıtan hekimi, devletimizin yükünü omuzlayan memuru, emeğiyle ailesini geçindiren her vatandaşımızı ayrı ayrı dert edinmektir.</p>

<p>Türk milliyetçiliği, vatanı alın teriyle işlenecek bir emanet, milleti huzur ve refah için hizmet edilecek mukaddes bir sorumluluk olarak bilmektir. Sabaha kadar ülkeyi düşüneceksiniz. Övdüğünü kulağına küpe edinen, tasada, temennide, tercihte ve tavırda birleşen dava arkadaşlarımın duyuşudur. Geçmişin hatıralarına sığınıp orada yaşayanların değil, geleceğin Türkiye’sini inşa etmeye namzet olanların mutluluğudur. Tarihimizin şanlı sayfalarına, ecdadının bıraktığı mirasa bakıp övgüsünü lafta bırakanların değil, icraata dökenlerin vizyonudur. Bugünün sorunlarına cesaretle eğilenlerin ve elini taşın altına koyanların, hatta ve hatta o taşın altına gerekirse gövdesiyle girmeyi vazife bilenlerin anlayışıdır.</p>

<h2>MHP dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır</h2>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi bu büyük fikriyatın Türk siyasetindeki köklü ve kutlu karargâhıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasi taşıyıcısı, millî vicdanın gür sesi, millî beka mücadelesinin öncü kuvvetidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçilerinin fırtınalı havalarda savrulmalarına, siyasetin kırılgan zeminlerinde sarsılmalarına, kaygan yollarda sürüklenmelerine, sözde seçenekler etrafında sahipsiz kalmalarına karşı serden geçmiş siperdir. Milliyetçi Hareket Partisi dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin sigortasıdır. Bu sigorta, kriz zamanlarında gözlerin çevrildiği istikamet, hesap ortamlarında devreye giren hakikat, fitne dönemlerinde suları berraklaştıran erdemdir. Ayrılığı kollayanlara, yorgunluğu kulaklara fısıldayanlara, yılgınlığı gözlerinden okunanlara, mevkisiz kaldığında mevziyi terk edenlere, sadakati makamla ölçülenlere, davasını şahsi istikbaline bağlayanlara inat dimdik ayaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi diyor ki Türk milliyetçiliğinin bir gereği de istikbalimizin önündeki düğümleri çözmek, ufukta görünen sırat köprülerini tez elden geçmektir. Türk milliyetçileri olarak milletimizin bağrına saplanan hançerleri sökmek, devletimizin kelepçeye vurulan ellerini azat etmek, vatanın her karışında kardeşliği hâkim kılmak arzusundayız. Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden kopmak ve koparmak yerine onarmayı mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz.</p>

<h2>Terörsüz Türkiye taviz değildir</h2>

<p>Bu sorumluluğun bugünkü aşaması terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihî sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye taviz değildir. Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye devleti zayıflatmak, millî iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir.</p>

<h2>Hiç kimse MHP'nin adını terörle yan yana getiremez</h2>

<p>Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye, Türk milletinin tarihî bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğe harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir. Kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde Anadolu’nun her karışında kavi hâle gelmesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir. Terörsüz Türkiye yalnızca bir asayiş hedefi değil, büyük ve güçlü Türkiye idealinin ana sütunlarından biridir.</p>

<h2>Değişen rotalar mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine kadar uzanır</h2>

<p>Gündemimizi işgal eden Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran gerilimi yalnızca üç ülke arasında geçen askerî veya diplomatik bir çekişme değildir. Bu gerilim Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşımaktadır. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekle kalmaz. Değişen rotalar mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerdeki her yükseliş pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir. Bir buçuk yıl önce bugün 'Mesele Beyrut değil Ankara’dır' demiştik. 'Gizli gündem Türk vatanıdır' demiştik. Orta Doğu’da ateşlenen füzelerin ve suikastlerin bir sonraki etapta Anadolu coğrafyasına yönelebileceğini söylerken altı boş bir değerlendirmede bulunmuyorduk. Sokağın başındaki yangının kapımızın önüne gelebileceğinin uyarısını yapıyorduk. Evimizin içinde huzuru temin etmeden bahçemizin dışına adım dahi atamayacağımızı anlatıyorduk. Dışarıda kazan kaynıyorken evimizin içinde aşımızı pişiremeyeceğimizi ifade ediyorduk. Duyan değil dinleyen, bakan değil gören gözler için terörsüz Türkiye’nin ne denli hayati bir mesele olduğunu idrak etmek zor değildir. Sınır ötesindeki kriz ile sınır içindeki huzur aynı stratejik denklemin parçalarıdır. İşte biz bu denklemi görüyoruz. Biz Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil, tekraren ifade ediyorum, 2023’te müjdelediğimiz Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053 yılının ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendiriyoruz.</p>

<h2>Terörsüz Türkiye, komşunun komşuya güvenmesidir</h2>

<p>Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetçilerine, emperyalizmin vekâlet unsurlarına, mezhep simsarı istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil, Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın, Süryani’nin, Doğulu’nun ve Batılı’nın aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye, komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye, annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye, esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi kol kola, el ele ve tek vücut hâlinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimize defalarca saldıran, karakollarımıza baskın yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran, analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur. Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, yatırımların ve ihracatın önüne mayın döşeyen terör illetinden kurtulmak haysiyet meselesidir. Esendere’de, Üzümlü’de, gümrük kapılarımızda ticari hayatımıza zincir vuran terör belası, Aydın’da, Muğla’da, Antalya’da turizme hançer olmamalıdır. Yıllar boyunca terörle mücadeleye ayırmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul, yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti, çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma, gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi, kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah, esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım, şehirlerimize altyapı, köylerimize yol, mezralarımıza ırmak, tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz. Dağlardaki korku sofralarımıza çöreklenmemelidir. Sınır boylarında kazılan hendekler kalkınma hamlelerimizi gölgelememelidir. Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörü milletimizin gündeminden geri dönülmemek üzere çıkarmak, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkânları kalkınma seferberliğine dönüştürmek Terörsüz Türkiye ile vücut bulacaktır. Terörsüz Türkiye, güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacaktır. Ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Millî İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri hâline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşünüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil, kültür turizminin ve gastronominin merkezi akla gelecektir. Şırnak, şehit haberleriyle değil, sınır ticaretiyle ve lojistik kapasitesiyle anılacaktır. Van, Türk dünyasına açılan ticaret kapısı ve turizm merkezi olarak öne çıkacaktır. Hakkâri, gözyaşlarının değil, hayvancılığın merkezi olarak zihinlerde yeniden yer bulacaktır. Batman’dan Bingöl’e, Tunceli’den Iğdır’a, Ağrı’dan Bitlis’e kadar terörün bütün izleri silinecektir. Ticaret damarlarımızın açıldığı, kırsal üretimin canlandığı, sanayileşmenin hızlandığı bir gelecek için Terörsüz Türkiye diyoruz. Doğduğu şehirde okuyan, okuduğu şehirde yaşayan, yaşadığı şehirde iş bulup yuva kuran, göçe meyletmeyen ve istikbalini doğduğu yerde arayan bir Türk gençliği için Terörsüz Türkiye diyoruz. Bütün şehirlerimizde hayatın ve emeğin eşit ölçüde karşılık bulduğu, demografik dokumuzun dengeli bir zemine kavuştuğu yarınlar için Terörsüz Türkiye diyoruz.</p>

<h2>Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler var</h2>

<p>Bu sürecin en önemli yönlerinden biri de meselenin gazi Meclisimizin çatısı altında ele alınmış olmasıdır. Millî iradenin tecelligâhı, Kurtuluş Savaşı’mızın karargâhı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tecessümü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye hedefinin komisyon çalışmalarıyla, farklı siyasi partilerin katkılarıyla, raporlarla, müzakerelerle ve nihayet yasal düzenleme hazırlıklarıyla ilerlemesi son derece anlamlıdır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bu açıdan tarihî bir vazife üstlenmiştir. Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecektir. Her partiden madde önerileri alınacaktır. Kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihî yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaşma gafletine düşürmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemelidir. Kimse gazilerimizin fedakârlıklarına gölge düşürmemelidir. Kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemelidir. Kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak meselesi olmalıdır. Terörsüz Türkiye, sınır ötesinde kabaran kriz dalgalarına, bölgemizi saran istikrarsızlık kuşağına, küresel güç mücadelelerine karşı hazır bulunduğumuzun ilanı olmalıdır. Cenâb-ı Allah, Âl-i İmrân Suresi’nde “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın.” buyurmaktadır. Bugün bize düşen de budur. Ayrılığa kapılarımızı kapatmak, kardeşliğe omuz vermek, gönül köprüleri inşa etmek milletimize borcumuzdur.</p>

<h2>Hıdırellez aynı bereket arayışının, aynı huzur özleminin, aynı duada buluşmanın karşılığı</h2>

<p>Bugün Hıdırellez arifesindeyiz. Büyük milletimizin gönlünde Hızır eli baharın muştusu, tabiatın uyanışı, darlığın bitişi, duanın arşa yükselişi, umudun yeniden yeşerişidir. Hz. Hızır ile Hz. İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğuna inanılan bu kutlu vakit, bolluğun ve bereketin müjdelenmesine, kışın hasretinin bitişine, kuruyan dala can geldiğine, çatlayan toprağa rahmet düştüğüne, gönüllerde saklı duaların semaya katlandığına inanılan gündür. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş Türk coğrafyasında Hıdırellez aynı bereket arayışının, aynı huzur özleminin, aynı duada buluşmanın karşılığıdır.</p>

<p>Bugün Hıdırellez arifesinde dileğimiz nettir. Bahar yalnızca dağların doruklarına, ovaların yeşiline, bahçelerde açan çiçeklere değil, milletimizin gönlüne, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a, İzmir’den Ardahan’a yurdumuzun tamamına dokunsun. Yine bu düşüncelerle 20 Mart 2025 tarihinde yaptığımız açıklamada terörsüz Türkiye hedefi bakımından Hıdırellez’in arifesine işaret etmiş, 4 Mayıs 2025 Pazar günü Muş’un Malazgirt ilçesinde PKK’nın kongresini toplayarak fesih tartışmalarına son noktayı koymasını ve bu işi bitirmesini teklif etmiştik. Teklifimiz tesadüfün veya talihin oyunu değildir. Teklifimiz, ecdadımızın imzasını taşıyan ve tarihimizin şanlı sayfalarını terörün bitişiyle taçlandırmak üzere yaptığımız bir atıftır. Teklifimiz, Terörsüz Türkiye hedefinin taşıdığı stratejik manaya yaslanan bilinçli ve millî bir çağrıdır. Çünkü Malazgirt, Anadolu’nun kapısını açan iradenin adıdır. Çünkü Malazgirt, Türk milletinin bu topraklarda kıyamete kadar var olacağının ilanıdır. Baharın, arınmanın ve yeni başlangıçların habercisi olan Hıdırellez’in şafağında Terörsüz Türkiye sürecinin kader tayin eden bir merhaleye ulaşmasını dilemiştik. Malazgirt’ten fetih ruhuyla Hıdırellez’in bereket iklimi aynı noktada buluşsun istedik. Silahların karanlığı, baharın aydınlığına yenilsin istedik. Terörün kanlı sayfası Anadolu’nun kardeşlik ufkunda kapanıp gitsin istedik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bahçeli'den Öcalan'a statü önerisi</h2>

<p>Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması bu tarihî çağrının ve Terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç ciddiyetle ve güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusu ise ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılarla temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, millî güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır.</p>

<h2>Terörsüz Türkiye’de evimiz kutlu olsun</h2>

<p>Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın. Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bizim yüz akımızdır. Terörle mücadele kahramanlarımız bu milletin ebedî şeref levhasına adlarını yazdırmışlardır. Terörsüz Türkiye hedefi, şehitlerimizin ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma, mücadelelerini nihayete erdirme iradesidir. Yiğitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Dağda, ovada, sınır hattında, karakolda, üs bölgesinde, şehir merkezinde, kırsalda, ayazda, pusuda, mayınlı arazide, hain saldırıların hedefinde görev yapan askerlerimizi, polisimizi, jandarmamızı, güvenlik korucularımızı ve istihbarat mensuplarımızı hürmetle selamlıyorum. Onların kudreti olmasaydı bugün bu hedefleri konuşamazdık. Cenâb-ı Allah aziz milletimizi terörden, tefrikadan, fitneden, savaştan, ihanetten ve vesayetten muhafaza buyursun. Terörsüz Türkiye’de evimiz kutlu olsun. Türk ve Türkiye Yüzyılı daim olsun.</p>

<h2>Cumhur İttifakı yalnız seçim dönemlerinde kurulan bir sandık birlikteliği değil</h2>

<p>Çok iyi idrak edilmelidir ki Cumhur İttifakı yalnız seçim dönemlerinde kurulan bir sandık birlikteliği değildir. Türkiye’nin terörle mücadelesinde, millî iradenin korunmasında, savunma sanayi hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet ve millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturulmuştur. Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün bir parçası olarak görülmelidir.</p>

<h2>Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister</h2>

<p>Siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Birlik meseleleri kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafifliğe taşınamaz. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykusu kaçmalı, saçları ağarmalı, kalbi acımalı, zihni yorulmalı, vicdanı sızlamalıdır. Çünkü devleti yönetmeye talip olanın zihnindeki ve kalbindeki yük onun ayaklarının yerden kesilmesine izin vermez. Onu sürekli yere, millete ve hakikate bağlar. Bu yük büyük, bu yük çetin, bu yük mukaddestir. Aklımız rehberimiz, imanımız kalkanımız, sabrımız siperimiz oldukça Allah’ın izniyle hiçbir engel önümüzü kesemeyecek, yürüyüşümüzü durduramayacaktır.</p>

<h2>Türkiye’ye muhalefet edilmez</h2>

<p>Şu hususun altını çizerek ifade ediyorum. Elbette siyaset rekabet alanıdır. Farklı partiler olacaktır. Eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır. Rekabet başka, Türkiye’nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, millî meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır. Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışı devlet ve siyaset ahlakının özüdür. Millî meselelerde sorumluluk almak, Türkiye’nin bekasını parti menfaatinin üstünde görmek, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin fedakârlığını, annelerin duasını, çocukların geleceğini ve milletin ortak huzurunu siyasi hesapların üzerinde tutmak demektir. Muhalefet yaparken düşünülen zafiyet de burada ortaya çıkmaktadır. Mesele yalnız sert söz söylenmesi veya iktidarın eleştirilmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Asıl sorun Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihî dönemin doğru okunamaması, her meselenin günlük polemik, şahıs tartışması ve dar parti çıkarı üzerinden ele alınmasıdır ve bu ciddi bir ufuk eksikliğidir. Türkiye’ye muhalefet edilmez. Edilemez. İktidara muhalefet edilir. Hükümet eleştirilir. Politikalar eleştirilir ve alternatif teklifler sunulur. Ancak Türkiye’nin imkânlarını küçümseyen, milletin moralini bozan, dışarıdaki baskılara içeride söylem desteği veren, her stratejik adımı itibarsızlaştırmaya çalışan çizginin adı siyasal sığlıktır. Bu noktada Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğimizin altını çizmek gerekir. Devletin güvenlik anlayışı da, milletin huzur arayışı da, bölgemizdeki istikrar ihtiyacı da günlük polemiklerin oyuncağı hâline getirilemez. Kim bu süreci sığ hesaplara indirgerse Türkiye’nin önündeki stratejik fırsatı okuyamamış olur. Kim bu hedefi karalamaya kalkarsa anaların gözyaşlarını, gençlerin beklediği umudu, şehirlerin beklediği yatırımı, yarının şafağında bizi bekleyen büyük ve güçlü Türkiye’yi görmezden gelmiş olur. Terörsüz Türkiye meselesinde kaydedilecek her gün, Türkiye’nin geleceğinden eksilmiş bir gündür.</p>

<h2>Ayla öğretmenimizi Anneler Günü arifesinde rahmetle anıyorum</h2>

<p>Sözlerime son verirken evladını vatan toprağına emanet eden, acısını içine gömen, vatan sağ olsun dualarıyla sabrın, teslimiyetin ve tevekkülün en şerefli timsali olan şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin annelerinin Anneler Günü’nü kutluyorum. Kahramanmaraş’ta yüreklerimizi yakan okul saldırısında evlatlarını ebediyete uğurlayan annelerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Anneler Günü vesilesiyle kendilerini derin bir hürmetle selamlıyorum. Kaybettiğimiz evlatlarımızın aziz hatıralarını rahmet ve dua ile yâd ediyorum. Aynı okul saldırısında öğrencilerimizin üzerine kapanarak onları koruduğu için şehit düşen, hem evlatlarımızı yetiştiren kıymetli bir öğretmen hem de bir anne olan Ayla öğretmenimizi Anneler Günü arifesinde rahmetle anıyorum. Yüce Meclis’in çatısı altında nerede görev verilirse oraya koşan, mesai kavramını gözetmeksizin sahada emek veren, bu milletin geleceği için kendi evlatlarıyla geçireceği zamandan feragat eden, annelik ve milletvekilliği görevlerini millet terazisinde dengeleyen ve vatana hizmeti öncelik sayan kıymetli milletvekillerimizin ve dava arkadaşlarımızın Anneler Günü’nü de kendilerine teşekkürlerimi ifade ederek kutluyorum. Emeğiyle yuvasının kahramanı, duasıyla evlatlarının koruyucu meleği olan, Cenâb-ı Hakk’ın cenneti ayaklarının altına serdiği bütün annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum. Ebediyete irtihal etmiş annelerimizi rahmetle yâd ediyorum. Sağ olun, var olun. Allah’a emanet olun efendim.</p>

<h2>Bahçeli'den 'mutlak butlan' sorusuna yanıt</h2>

<p>Grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan MHP lideri Bahçeli, CHP'nin kurultay iptali davası ve olası mutlak butlan kararıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:<br />
"Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun için karıştırılması, parçalanması veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. Onun için Cumhuriyet Halk partisi ayrımdan, sert eleştirilerden beraber olduğu insanları küçümseyerek yoluna devam edeceği yerde milletle buluşmayı denesin ve CHP üzerine düşen tarihi sorumluğu üstlenmiş olsun."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/bahceliden-ocalana-statu-aciklamasi-baris-sureci-ve-siyasallasma-koordinatorlugu-olmasini-oneriyorum</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/03/bahceli-tbmm-grup.png" type="image/jpeg" length="20983"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP, tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ihracına karar verdi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/chp-tutuklu-usak-belediye-baskani-ozkan-yalimin-ihracina-karar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/chp-tutuklu-usak-belediye-baskani-ozkan-yalimin-ihracina-karar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Parti Sözcüsü Zeynel Emre, tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın dün olağanüstü toplanan Merkez Disiplin Kurulu’nca, oy birliğiyle partiden ihracına karar verildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tutuklandıktan sonra Uşak Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özkan Yalım, Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) ihraç edildi.</p>

<p>Kararı CHP Sözcüsü Zeynel Emre, şu ifadelerle duyurdu:</p>

<p>"1 yıldan beri çok ciddi bir kara propagandayla, yargısal operasyonlarla, kumpaslarla karşı karşıyayız. Ülkemizin dört bir yanında elde ettiğimiz belediyelere yönelik hukuksuzca operasyonlar yapılmakta. Bunlar içerisinde bir tanesi etik olarak bizi rahatsız etti. Bu konuyla ilgili CHP olarak ilk MYK toplantısında Uşak konusunda, Uşak Belediye Başkanı'nın oy birliğiyle disipline verilmesini kararlaştırmıştık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2 Mayıs tarihinde de toplanan olağanüstü toplanan Merkez Yüksek Disiplin Kurulumuz Özkan Yalım'ın oy birliğiyle ihracına karar vermiştir.”</p>

<h2>Polis kamerası görüntüleri</h2>

<p>27 Mart'ta gözaltına alınan Özkan Yalım, sekiz kişiyle birlikte 'rüşvet', 'irtikap' ve 'ihaleye fesat karıştırma' suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Bunun üzerine İçişleri Bakanlığı, Yalım'ı belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırmıştı.</p>

<p>31 Mart'ta da görevden uzaklaştırılan Özkan Yalım’ın gözaltına alınma anına ilişkin polis kamerası görüntüleri servis edilmiş, Yalım’ın belediye personeli bir kadınla ilişkisi olduğu iddia edilmişti.</p>

<p>Bu görüntülerin ardından açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, polis kamerasından çekilen görüntülerin servis edilmesine tepki göstererek, "Özkan Yalım o görüntülerle ilgili ailesine karşı sorumludur, partisine karşı sorumludur. Biz de Uşak halkına karşı sorumluyuz. O sorumluluğumuzla ilgili neyi gerektiriyorsa yaparız. Milletimden özür diliyorum, bu rezillikler olduğu için ve maalesef bu kadar kirli bir savaşta bunlara bu rezilliği yapacak bir alan açtığımız için büyük sıkıntı içindeyim" demişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/chp-tutuklu-usak-belediye-baskani-ozkan-yalimin-ihracina-karar-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/03/ozkan-yalim.jpg" type="image/jpeg" length="54789"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel: Bu ülkede en büyük sorun şu; vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-bu-ulkede-en-buyuk-sorun-su-vasata-kotuye-razi-edilmek-ve-bunu-kabullenmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-bu-ulkede-en-buyuk-sorun-su-vasata-kotuye-razi-edilmek-ve-bunu-kabullenmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Beş emeklinin toplamını yoksulluk sınırının altında tutan, iki emeklinin bir araya gelse açlıktan kurtulamadığı bir düzen kurdular." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP'li belediye başkanlarına destek olmak için başlatılan 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginin 107'ncisi bu hafta Karabük'te düzenlendi.</p>

<p>CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri'den Karabüklülere mesajını okudu.</p>

<p>Mitingte konuşan Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>''Güzel insanların yiğit insanların cumhuriyete Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine sahip çıkan güzel insanlar hepiniz hoşgeldiniz.</p>

<p>Biz adalet ve demokrasi için meydanlardayız. Bugün bu meydanlarda safran çiçeği gibi açan bu ülkenin yiğit evlatlarına selam olsun.</p>

<p>1977'den beri Karabük'te birinci parti değiliz. Son seçimlerde, son yerel seçimlerde merkez ilçede 6 bin 700 oy aldık. Ama Karabük'e küsmedik. Umudu kesmedik. Sırt dönmedik. Bu iradeyi küçümsemedik. Kimi seçiyorsa saygı duyduk, kusur varsa kendimizde aradık.</p>

<p>Bizi ayakta tutan, ellerinizdeki ay yıldızlı al bayraklardır. Türkiye İttifakı renklerini o bayraktan alır. Türkiye İttifakı; Milli Takım kazanınca sevinen, Filenin Sultanları ile birlikte gözyaşı döken, dünyanın öbür ucundaki güreşçinin zaferiyle ayağa kalkan kim varsa Türkiye İttifakı'ndadır.</p>

<p>Kimi daha büyüğünü arar, kimi daha küçüğüne razı olur. Ama kimin ki huzuru bozulur, bilir orada bir baba ocağı vardır. Kapısı açık, çayı demli, çorbası sıcak, bacası tüten bir baba ocağı. O baba ocağının kapısı sonuna kadar açıktır. Zira o baba ocağının tapusu ne bendedir, ne bizdedir, hiç kimsede de değildir. O baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır; o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.''</p>

<p>Bu Cumhuriyetin kurucusu, partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk çok önem verdi bu şehre. Onun talimatıyla rahmetli İnönü 1937'de Kardemir'in temelini attı, 1939'da Kardemir çalışmaya başladı. Karabük, 'fabrikalar kuran fabrika' olarak kuruldu. Çok basit bir örnek, ben bunu Cevdet Bey'den Meclis'te duydum. Ve aklım almadı, inanamadım, 'Doğru mu?' dedim, 'Bir yanlışlık olmasın?' dedim. Karabük Demir Çelik Fabrikası (Kardemir) dünyanın en kaliteli çeliğini, dünyanın en kaliteli tren yaylarını üretiyor. Doğru mu? Türkiye çok gecikmeli olarak hızlı trenler yapıyor. Hızlı tren ihaleleri veriyor. Verilen ihalelerde hızlı trenlerin rayları Karabük'ten değil, İngiliz firması British Steel'den, İngiliz çelik firmasından alınıyor. Öyle yazıyorlar. Bu British Steel dedikleri firma zordaydı, batıyordu; bizimkilerin gayretiyle ayağa kaldırdılar. Kardemir dünyanın en iyi tren yaylarını üretecek durumda ama hızlı trenlerin yayını İngiliz firmasından alan bir akıl yönetiyor ülkeyi.</p>

<p>Ve maalesef Kardemir'de vagon işçileri var. Burada mı vagon işçileri? Bak, vagon işçileri var orada. Kardemir'de iki tür işçi var: Bir kadroda olan işçiler, bir de taşeronda olan işçiler. Güya taşerona kadro verildi ama vagon işi ağır iş, zor iş. Bu işleri taşerona vermişler. Orada zor şartlarda, ağır işlerde emekleri sömürülen arkadaşlarımız var. Buradan, Karabük'ten, bu meydandan 3 Mayıs 2024 günü kayda geçiriyorum: O sandık gelecek, bu iktidar değişecek, Cumhuriyet Halk Partisi bütün işçilerimize kadro verecek! Söz veriyoruz! Türkiye'de kamuda çalışan ve taşeron marifetiyle emeği sömrülen kim varsa, geçtiğimiz seçimlerde söz verilip de kandırılan kamudaki tüm taşeronlara sesleniyorum: Sandığı bekleyin, sandığı isteyin, iktidarı değiştirin, kadroyu bileğinizin hakkıyla siz alın.</p>

<p>Tabii Karabük'ün sorunu, derdi deyince... Bir yandan Türkiye'de yüzde 65'lik orman oranıyla, yüzölçümü olarak, yüzdesel olarak en fazla ormanı olan ikinci şehri. Ama maalesef Eflani'de, Ovacık'ta ve Safranbolu'da 5 maden ruhsatıyla ve 7200 futbol sahası büyüklüğünde yeri madenlere açarak hem büyük bir çevre katliamı yapılıyor hem de Karabük gibi bir yerde ormanlar katlediliyor. Bu konuya dikkat çekiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özellikle Karadeniz'e sesleniyorum.</p>

<p>Bu iktidarın son iki yılına girmişken -en fazla yani kaçsa kaçsa, 2 yıl sonra, 15 gün kalmış oluyor seçime. Bugün 3 Mayıs, seçimler 2 yıl sonra en geç 14 Mayıs'ın olduğu hafta yapılmak zorunda- ve birileri giderayak Karadeniz'i, özellikle Ordu'yu, Giresun'u ve Karabük'ü inanılmaz bir madencilerin talanına açmış durumda.</p>

<p>Buradan AK Parti'ye, MHP'ye geçmişte oy vermiş, gönül vermiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum: Bu ormanlar giderse geri gelmez! Siyanürlü altın araması, zaten yüksek olan kanser oranlarını iyice yukarıya tırmandırır. 'Bakır' diyorlar, altına çeviriyorlar; bakır da olsa altın da olsa fark etmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak madenlere karşı değiliz ama vahşi madenciliğe, özellikle orman katliamıyla Karadeniz'de yapılmaya çalışılan vahşi madenciliğe karşıyız. Ve hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Karabüklüleri vahşi madenciliğe karşı ayağa kalkmaya ve mücadeleye davet ediyorum.</p>

<p>Karabük'te şu anda... Okudum, inanamadım, sordum; devlet hastanesi yok. Devlet hastanenizi 2012 yılında yıkmışlar. 2015'te de 5.000 Evler'deki Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ni yıkmışlar. Yıllar geçmiş, yenisi yapılmamış. Kronik hastalıklar, bilhassa kanser hastaları Ankara yollarında helak oluyor.</p>

<p>2017'de Eskipazar'a bir hastane yapmışlar, yanlış zemin etüdü yüzünden 2019'da kullanılamaz hale gelmiş. 154 milyon lira çöpe gitmiş. Yenisi için 311 milyon liralık yeni bir ihale yapılması gündemde.</p>

<p>Ovacık'ta 2020'de 10 milyon liraya hastanenin yapımına başlanmış. Dört yıl içinde ihaleyi yapan firma yapamamış bırakmış, şimdi 85 milyon liraya yeniden hastanenin yapılması için ihale yapılmış.</p>

<p>Karabük için şunu söyleyelim; 2831 kooperatif var Türkiye'de. 278.000 ormancı, orman köylüsü bu orman kooperatifleri birliğine bağlı kooperatiflere üye. 1 milyon 150 bin kişinin yaşamını, geçimini ilgilendiren bir mesele. Ve orman köylüsünün önemi, ormanın sağlığı için, orman yangınlarının önlenmesi için, ülke ekonomisi, şehir ekonomisi için fevkalade.</p>

<p>O yüzden orman köylüleri için yepyeni bir modelle kooperatiflerin desteklenmesi, öyle dışarıdan gelen zengin şirketlere ihaleyle kesim işleri verilip köylünün işçileştirilmesi değil; kendi sorumluluk alanlarında yangınla mücadele etmesi, gençleştirme, budama işlerinin yapılması, her türlü sanayi ormancılığı için görevin üstlenilmesi için orman köylülerine yepyeni bir kanunla yepyeni bir sayfa açacağız. Karabük'ten, Kardemir işçisinden sonra ikinci sözümüz de orman köylülerine olsun. Sizi seviyoruz, değerinizi biliyoruz.''</p>

<p>Düşünün, bu iktidar, bu iktidar öyle bir iktidar ki, açlık sınırı 35 bin lira, emekliye 20 bin lira veriyor. İki emekli bir araya gelse açlığı ancak geçiyor. Beş emekli bir araya gelse yoksulluktan kurtulamıyor. Beş emekli Ziraat Bankası'na gidecekler, kartı sokacaklar, beşi de emekli maaşını çekecek, aralarında kura çekip bütün maaşları birine verecek, öbür dört tanesi açlıktan ölecek, yine de o kişi insanca, yoksulluktan kurtulacak bir maaş alamıyor. Beş emeklinin toplamını yoksulluk sınırının altında tutan, iki emeklinin bir araya gelse açlıktan kurtulamadığı bir düzen kurdular.</p>

<p>Birazdan söyleyeceğim yapacaklarımız içinde ama emekliler için en önemli, en önemli vaadimiz... Emekliler için en önemli vaadimiz şudur: Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarında, ilk yıl, ilk geldiğimizde 100 gün içinde en düşük emekli maaşı bir asgari ücrete çıkarılacak.</p>

<p>Bugün için bu önemli bir vaat ya da gerçekleştirilmesi zor bir vaat olarak görünüyor. Hiç öyle değil. Bu ülkede en büyük sorun şu; vasata, kötüye razı edilmek ve bunu kabullenmek. Ne münasebet kabulleniyoruz? Hangisi yaşam koşullarından, lüksünden taviz veriyor da emekli versin? Niçin emekliden isteniyor? Bu iktidar geldiğinde, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı 1 de değil, 1,5 asgari ücretti. Beğenmedikleri Ecevit'in üçlü koalisyon hükümeti görevi bunlara verirken en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz 28 bin liradan hesaplayın asgari ücreti, bugünkü parayla 42 bin lira emekliler maaş alıyordu. Sadece AK Parti'nin iktidarda kalmasının maliyeti 42'den 20'ye düşüş. Kaldı ki biz asgari ücret olarak 28 değil 39 bin lirayı hesapladık, öneriyoruz. Öyle olduğunda en düşük emekli maaşının 57 bin lira olması lazım. Bugün bakınca imkansız gibi geliyor ama bu iktidardan hemen önce öyleydi.</p>

<p>Emeklilere hatırlatırım, bu iktidar geldiği gün, şimdi 42 bin'e çok, 57 bin'e imkansız diye düşünenlere hatırlatırım; bu iktidar geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugünkü parayla 80 bin lira. Bugün en düşük emekli maaşı 2 çeyrek altın alamıyor. Bu ülke, dünya emeklilerine kalkınmadan pay verirken, refah payı verirken, refah payını kalkınmanın üstünde verirken, bu ülke çeşitli oyunlarla, enflasyon oyunlarıyla sürekli emekliden çalıyor. Onun için, öyle imkansızı söylemiyoruz. Sandık gelecek, bu meydan sandığa koşacak, hakkını söke söke geri alacak.''</p>

<p>Dün yine hepimizi kahreden, canını sıkan, hırslandıran bir şey yaşandı. Dış politikada ilkesiz, ekonomide beceriksiz, hukukta adaletsiz, yönetimde liyakatsiz bu iktidar, gitti bir masaya oturdu biliyorsunuz. Gazze’de soykırım yapıyor Netanyahu, İsrail. Bunu biz kınıyoruz ama Netanyahu’ya Trump ‘Kahramanım’ diyor. ‘Savaş kahramanı kendisi’ diyor. Erdoğan da zaman zaman ağız ucuyla Netanyahu’ya bir şey söylüyor ama Trump’a ağzını açıp bir şey söylemiyor. Geçtiğimiz günlerde Gazze’ye yardım taşıyan küresel Sumud Filosu’na yine bir saldırı oldu, 20’si Türk, 175 kişiyi gözaltına aldı İsrail askerleri. Erdoğan bununla ilgili bir cümle kurmadı. Niye kurmadı? Çünkü Trump ve Netanyahu yönetimi ile sözde Gazze Barış Masasında oturuyor. Ve Sumud Filosu’na yapılan saldırıyı değil; Gazze Barış Kurulu, bu kurulu biliyorsunuz değil mi? Trump şöyle dedi ya, ‘Gazze’yi gördüm, güzelmiş. Orada Filistinliler’e yer yok. Onları etraftaki beş ülkeye yollayacağım. Oraya oteller, kasinolar yapacağım. Önünde de -Doğu Akdeniz’i diyor- petrol varmış, doğal gaz varmış. Onları da istiyorum’ diyor. Bu söylediklerini çizdi. Böyle büyük oteller, kasinolar, lüks yerler ve oraya bir plan yaptı. Bu planı yayınladı ve Gazze Barış Kurulu diye bir şey kurdu. Dünyanın aklı başında, demokratik hiçbir lideri oraya gitmezken, örneğin dostumuz, canımız, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başta olmak üzere. Bizimkiler koşa koşa gitti, oturdu. Biz dedik ki, ‘Ya Filistin’in olmadığı masada ne işiniz var?’ ‘İsrail de yok’ dediler. İki gün kala Trump bir oldu bitti ile İsrail’i de oturttu. Bizim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan son toplantıda İsrail Dışişleri Bakanı’yla ve Trump’ın adamlarıyla birlikte orada oturdu. Gazze’yi işgal masasında. İşte o Gazze Barış Kurulu, Sumud Filosu’na saldırı yapıldı ya, saldırıya bir şey demiyor. Filodaki insanlara ‘Gösteriş yapıyorsunuz’ diyor. Destek paylaşımlarına ‘İğrenç paylaşımlar’ diyor. Bu açıklama Gazze Barış Kurulu adına yapılıyor ve o kurulda bulunduğu için bu açıklamanın altında Türkiye’nin de, Erdoğan’ın da, Hakan Fidan'ın da imzası var. Biz açıklamayı kınıyoruz, bunlar açıklamanın sahibi olarak susuyorlar. Buradan Erdoğan’ı bir kez daha uyarıyorum. Artık Trump’tan korkma, Allah’tan kork. Allah’tan kork. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, üçüncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit nasıl Yaser Arafat’ın dimdik arkasında durduysa, biz de Filistin’in öyle arkasında duruyoruz. Biz Altıncı Filo geldiğinde ona karşı selam duranların, ona doğru namaz kılanların değil; onu denize döken Deniz Gezmiş’lerin tarafındayız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buradan bir kez de Karabük’ten söyleyeyim. Amerika’nın Dışişleri Bakanı Erdoğan için ‘Trump’la 5 dakika görüşmek için yalvarıyor’ dedi. Türkiye’deki Amerikan Büyükelçisi Tom Barrack dünya kadar saçma sapan laf etti ama ‘Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayan meşruiyeti veriyor, her şeyi alacak’ dedi. Biliyorsunuz, uçak siparişini aldılar 250 tane. Pahalı LNG siparişini yani pahalı sıvılaştırılmış doğalgazı Türkiye’ye sattılar. Türkiye’den çeşit çeşit taviz aldılar, en çok da kıymetli, nadir toprak elementleri için Erdoğan’la anlaşmayı yaptılar. Hemen üstüne gittik, Eskişehir’de toprak elementleri, kıymetli toprak elementleri, nadir toprak elementleri için protesto mitingini yaptık, buna izin vermeyeceğimizi söyledik. Barrack diyor ki, Erdoğan’da meşruiyet yok, yani Türkiye’de desteği kalmadı ona destek verip ondan her şeyi alıyor Trump, akıllı adam’ diyor. Geçen gün de çıkıp dediler ki, onlara göre dünyada hangi ülkeyi kimin yöneteceğini artık Amerika kararı veriyor. Venezuela’da yaptılar, Suriye’de yaptılar, Irak’ta denediler, çamura saplandılar. Şimdi Türkiye’de seçim gelecek, Erdoğan gidecek diye tutuyor diyor ki ‘Buralarda demokrasi işlemiyor’ diyor, ‘Bu topraklarda en iyisi meşrutiyet’ diyor. ‘Tek adam yönetimleri’ diyor, ‘Demokrasiyi denedik, buralarda olmuyor’ diyor. Buradan bir kez daha söylüyorum. Barrack’a söylüyorum, Trump’a söylüyorum: Bu topraklar o sizin bildiğiniz topraklar değil. Bu evlatlar o sizin bildiğiniz korkaklardan değil. Denemesi bedava, asla teslim olmayız. Yaşasın demokrasi, kahrolsun Amerika’nın emperyalizmi. Öyle Trump’ın Barrack’ın askerlerini uçak gemilerine doldurup getirmekle olmaz, bak o askeri görünce Karabük’ten sesleniyor Mustafa Kemal’in askerleri. ”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-bu-ulkede-en-buyuk-sorun-su-vasata-kotuye-razi-edilmek-ve-bunu-kabullenmek</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/ozel-sakarya.jpg" type="image/jpeg" length="61701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHP'de kongre süreci başladı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/mhpde-kongre-sureci-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/mhpde-kongre-sureci-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin 15. olağan kongre sürecinin başladığını ilan etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklama ile 7 Mayıs'tan itibaren ilçe ve il kongrelerinin yapılmaya başlayacağını duyuran Yalçın, partinin 15. olağan kurultayın da 7 Mart 2027'de düzenleneceğini açıkladı.</p>

<p dir="ltr">Yalçın bu kararın 27 Nisan'da düzenlenen MYK toplantısında alındığını da ekledi.</p>

<p dir="ltr">MHP'de İstanbul il teşkilatı ile başlayan fesih sürecinin ardından toplam 11 il teşkilatı feshedilmişti.</p>

<p dir="ltr">Öte yandan Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) İstanbul il teşkilatı ile başlayan ve 11 il teşkilatını etkileyen fesih süreci 29 nisan'da Ülkü Ocakları'nı da kapsayacak şekilde genişledi.</p>

<p dir="ltr">Ülkü Ocakları Kütahya İl Başkanı İlker Bükni görevden ayrıldı.</p>

<p dir="ltr">Başkanlık koltuğuna Veli Özdemir geldi.</p>

<p dir="ltr">Açıklama yapan Bükni, MHP lideri Devlet Bahçeli ve Ahmet Yiğit Yıldırım'a teşekkür ederek Özdemir'e başarı diledi.</p>

<p dir="ltr">MHP, Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter'in 27 Mart'ta istifasının ardından ilk olarak 6 Nisan'da İstanbul'daki il ve ilçe teşkilatlarını feshetmiş, İstanbul İl Başkanlığı görevine <a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c5y7q06l034o" rel="nofollow">Volkan Yılmaz</a> atanmıştı.</p>

<p dir="ltr">Fesih ve yönetim değişimi için herhangi bir gerekçe belirtilmemişti.</p>

<p dir="ltr">6 Nisan'dan bu yana MHP'de 11 il teşkilatı feshedilmiş oldu.</p>

<p dir="ltr">İstanbul'daki görev değişiminden on gün sonra Kars, Kütahya ve Eskişehir il teşkilatlarının feshi duyuruldu.</p>

<p dir="ltr">Kütahya'da Mehmet Ali Türker, Eskişehir'de Ayhan Sezer, Kars'ta ise Ali Okyay yeni il başkanları oldu.</p>

<p dir="ltr">Bundan bir gün sonra 17 Nisan'da da Çanakkale, Bilecik ve Muğla il teşkilatlarıyla ilgili karar açıklandı.</p>

<p dir="ltr">Bilecik'te Talha Özkan, Çanakkale'de Salih Altınkaya'nın, Muğla'da Emrah Oltulu'nun atandığı duyuruldu.</p>

<p dir="ltr">Bolu il teşkilatının feshini ise Semih Yalçın 20 Nisan'da sosyal medyadan duyurdu.</p>

<p dir="ltr">Burada il başkanlığı görevine Seyit Mehmet Başaran getirildi.</p>

<p dir="ltr">Ardahan teşkilatı da 21 Nisan'da feshedildi, başkanlık koltuğuna Sevim Köseliören atandı.</p>

<p dir="ltr">24 Nisan'da ise bu listeye Gaziantep ve Bingöl olmak üzere iki yeni il eklendi.</p>

<p dir="ltr">Bingöl İl Başkanlığı görevine Emin Varan; Gaziantep İl Başkanlığı görevine Mehmet Sait Kılıç atandı.</p>

<h2 id="İzzet-Ulvi-Yönterin-istifası" tabindex="-1">İzzet Ulvi Yönter'in istifası</h2>

<p dir="ltr">MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter de 27 Mart'ta "gördüğü lüzum üzerine" <a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/cq6jy8402eeo" rel="nofollow">görevinden istifa ettiğini</a> açıklamıştı.</p>

<p dir="ltr">Yönter istifasından önce yaptığı sosyal medya paylaşımlarında "MHP'ye sızan ajan, seni her cihetten izliyoruz", "Ulan dümenci senin yıldızın bizim ayağımızın altındadır. Artık tam hesaplaşma sayfası açıldı" gibi ifadeler kullanmıştı.</p>

<p dir="ltr">Yönter'in bir başka paylaşımını, MHP'nin teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Semih Yalçın ve İstanbul İl Başkanı Sertel Selim'in de aralarında bulunduğu bazı partililer de paylaşmıştı.</p>

<p dir="ltr">Ancak Yönter'in istifasının ardından bu isimler paylaşımlarını geri çekmişti.</p>

<p dir="ltr">MHP lideri Devlet Bahçeli ise 28 Mart'ta yaptığı açıklamada, Yönter'in "akademik çalışmalarına ağırlık vermek, kazandığı doktora sıfatını daha ileri taşımak için müsaade istediğini" belirtmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Siyasi kulislerde, İstanbul il ve ilçe yönetiminin feshedilmesinin nedeninin İzzet Ulvi Yönter'i istifaya götüren süreç olduğu belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Fakat bu sürecin ne olduğuna dair resmi bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/mhpde-kongre-sureci-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/mhp-logo.jpg" type="image/jpeg" length="98341"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel, KHK’lılar Platformu temsilcileri ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-khklilar-platformu-temsilcileri-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-khklilar-platformu-temsilcileri-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KHK’lılar Platformu temsilcileri ile bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, KHK’lılar Platformu temsilcilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul etti. Görüşmeye ilişkin açıklama yapan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, KHK süreçlerinde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi ve adaletin tesisi için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ziyarete ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde KHK’lılar Platformu'nun Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e gerçekleştirdiği ziyarette bir araya geldik. Hak, hukuk, adalet ve toplumsal barış mücadelesinde; mağduriyetlerin giderilmesi, hukuksuzlukların son bulması ve herkes için eşit yurttaşlık temelinde çözüm üretilmesi ortak sorumluluğumuzdur. KHK süreçlerinde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, adaletin tesisi ve demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Nazik ziyaretleri ve paylaştıkları görüşler için teşekkür ediyoruz." ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-khklilar-platformu-temsilcileri-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/ozgur-ozel-khklilar-platformu-ile-gorustu-xxee-cover.webp" type="image/jpeg" length="21953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İl Başkanlığı açıkladı: CHP Keçiören İlçe Başkanlığı'na taşlı saldırı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/il-baskanligi-acikladi-chp-kecioren-ilce-baskanligina-tasli-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/il-baskanligi-acikladi-chp-kecioren-ilce-baskanligina-tasli-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Ankara İl Başkanlığı, Keçiören İlçe Başkanlığı'na taşlı bir saldırı düzenlendiğini duyurdu. Saldırının ardından yapılan açıklamada "Biz bu karanlık anlayışı da, arkasındaki iradeyi de çok iyi tanıyoruz" dendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Ankara İl Başkanlığı, partinin Keçiören İlçe Başkanlığı'na saldırı düzenlendiğini duyurdu.</p>

<p>Sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Keçiören İlçe Başkanlığımıza yönelik gerçekleştirilen bu saldırı asla münferit değildir. Bu saldırı; yıllardır bilinçli biçimde körüklenen nefret dilinin, kutuplaştırma siyasetinin ve hedef göstermenin doğrudan sonucudur.</p>

<p>Bu ülkenin siyasetini zehirleyenler, toplumu ayrıştırarak kendine alan açanlar ve bu dili meşrulaştıranlar, bugün yaşananların siyasi sorumluluğundan kaçamaz.</p>

<p>Biz bu karanlık anlayışı da, arkasındaki iradeyi de çok iyi tanıyoruz.</p>

<p>Demokratik siyaseti baskıyla sindirebileceğini sananlara, korku iklimi yaratarak geri adım attıracağını düşünenlere buradan açıkça söylüyoruz:</p>

<p>YILDIRAMACAKSINIZ!</p>

<p>Ne korkarız ne geri çekiliriz.</p>

<p>Örgütümüzle birlikte, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; halkın iradesine, hukuka, adalete, demokrasiye ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmaya; bu kirli düzene, baskıya ve nefret siyasetine karşı mücadelemizi daha da büyüterek sürdürmeye kararlıyız.</p>

<p>Bizi yıldıramayacaksınız. Örgütlü mücadelemizi susturamayacaksınız."</p>

<p>Öte yandan, saldırganın taşlı saldırının ardından çevredekileri bıçakla tehdit ettiği öğrenildi.</p>

<p>Saldırganın polis tarafından gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<p>Bununla beraber yarın (28 Nisan) saat 13.00'de bir basın açıklaması yapılacağı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/il-baskanligi-acikladi-chp-kecioren-ilce-baskanligina-tasli-saldiri</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/27a5531d-6f63-4cec-afe7-bb61b2d204a2.webp" type="image/jpeg" length="53917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünya keskin bir dönüşüm sürecinde]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-dunya-keskin-bir-donusum-surecinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-dunya-keskin-bir-donusum-surecinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknolojinin meslekleri ve eğitim anlayışını değiştirmeye başladığını belirten Erdoğan, "Dünya keskin bir dönüşüm sürecinde" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekanın geldiği aşamayı değerlendirirken “Dünya keskin bir dönüşüm sürecinde” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:</p>

<p>Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız; teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimin insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır. Ama şunu hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz; önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu, biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İstihdam alanında ezberler bozuluyor"</h2>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile OECD arasındaki yakın işbirliğinin önemine değinen Erdoğan, küresel diyalog zemininin her zamankinden daha kritik olduğunu ifade etti.</p>

<p>Özellikle iş gücü piyasasındaki dönüşüme işaret eden Erdoğan, "Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişime paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h2>"Zirvenin teması oldukça isabetli"</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin "nesiller arası yeteneğin ortaya çıkarılması" olarak belirlenen ana temasını oldukça isabetli bulduğunu belirterek, yapılacak oturum ve değerlendirmelerin küresel beceri politikalarına katkı sağlamasını temenni etti.</p>

<p>Konuşmasında İstanbul'un tarihi ve kültürel zenginliğine de değinen Erdoğan, konukların şehri tanıma imkanı bulacaklarına inandığını sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:</strong></p>

<p>Uluslararası araştırmalar OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösteriyor. Nüfusumuz giderek yaşlanırken iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm, beceri talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Bakınız şurası son derece dikkat çekicidir; küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden 2050’ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına 'karanlık fabrika' denilen tamamen otomasyona dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkanı sunarken diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor. Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile iş gücü açısından sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğumuzu görmek için fazlasıyla yeterlidir. Beceriler Zirvesi’nde ele alınacak üç konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum.</p>

<h2>"Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek de önem arz ediyor"</h2>

<p>Şüphesiz eğitim, her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir. Bilginin bir ülke, bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi, sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor. Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum; OECD’nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme; hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor.</p>

<p>Nazarı dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur; 2030’da dünya nüfusunun beşte birinin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050’de ise bu oranının dörtte biri bulacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, 'her koyun kendi bacağından asılır' sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor.</p>

<h2>"Aile bağlarımızın halen diri olması, bize avantaj sağlamaktadır"</h2>

<p>Hamdolsun ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemiyle kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz.</p>

<p>Üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemdedir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece bireylerin kariyerlerini değil, ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor. Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez.</p>

<h2>"Kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık"</h2>

<p>Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 20-25 sene önce hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye yükseldi. Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, özellikle eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanunla çok önemli bir kolaylığı da kadınların istifadesine sunduk. Yeni düzenlemelerle birlikte çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini 24 haftaya yükselttik. Aynı şekilde gençlerimizin eğitimi ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.</p>

<h2>"Hedefimiz; gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır"</h2>

<p>Göreve geldiğimizden bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana itilen mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Yine bu süreçte çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iş dünyasıyla irtibatını artırıyoruz. 6 Ocak’ta kamuoyumuzla paylaştığımız 'Gençliğin Üretim Çağı Güç Programı' bunlardan biridir. Güç programı ile staj imkanlarından beceri kazandırmaya, mesleki yönlendirmeden ücret desteklerine kadar pek çok başlıkta gençlerimize ve işverenlerimize yeni destekler sunacağız. Hedefimiz; gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır. Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta-çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız. Hükümetimiz zirvede tartışılacak başlıklara güçlü bir siyasi irade ve uzun vadeli bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. İnsan merkezli kalkınma anlayışımız doğrultusunda eğitimden istihdama, iş gücü politikalarından sosyal korumaya kadar her alanda reformlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.</p>

<p>Giderek daha fazla dijitalleşen dünyada bilinen çalışma modelleri köklü bir değişime uğramaktadır. Bu süreç bir yandan yeni iş imkanları ortaya çıkarırken, diğer yandan da istihdamın kayıt dışı alanlara kayma riskini artırmaktadır. Ama biz aldığımız tedbirler sayesinde son 23 yılda kayıt dışı istihdamla mücadelede kayda değer başarılar elde ettik. 2000’li yılların başında yüzde 52’nin üzerinde olan kayıt dışı istihdam oranını, 2025 yılına geldiğimizde yüzde 24’e kadar düşürmeyi başardık. Üstelik bu başarıya; küresel düzeyde kayıt dışılığın arttığı bir konjonktürde, işsizlik ve istihdam oranları bakımından son 23 yılın en iyi sonuçlarını aldığımız bir dönemde imza attık.</p>

<p>Şunu bir kez daha açık açık ifade etmek isterim; Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun merkezinde nitelikli insan kaynağı, güçlü aile yapısı, üretken ekonomi ve kapsayıcı sosyal kalkınma vardır. Ancak beceri politikaları, devlet kurumlarının tek başına yürütebileceği bir alan değildir. Bu mesele; kamu-özel sektör, üniversiteler, sendikalar, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü bir iş birliğini gerektirir. Dolayısıyla zirvede yapılacak değerlendirmelerin yalnızca sorunların tespitiyle sınırlı kalmamasını, aynı zamanda cesur, uygulanabilir ve insanı merkeze alan çözümler geliştirilmesine vesile olmasını diliyorum. OECD’nin analitik kapasitesinin ve ülkeler arasında kurduğu diyalog zemininin bu noktada çok önemli bir imkan olduğuna inanıyorum. Küresel jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin dönüştüğü mevcut ortamda OECD İstanbul Merkezi’nin de önemli bir rol oynadığını görüyor, bundan ayrıca memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p>Bu düşüncelerle OECD 2026 Beceriler Zirvesi’nin ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini, Genel Sekreter Sayın Cormann’ın şahsında OECD’nin tüm çalışanlarını gönülden tebrik ediyorum."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-dunya-keskin-bir-donusum-surecinde</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/12/cumhurbaskani-erdogan-saglik-alaninda-artik-farkli-bir-ligin-oyuncusuyuz-zq4s-cover.webp" type="image/jpeg" length="20499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel: Buradan size söz veriyorum. Bu devran değişecek, bu düzen değişecek]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-buradan-size-soz-veriyorum-bu-devran-degisecek-bu-duzen-degisecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-buradan-size-soz-veriyorum-bu-devran-degisecek-bu-duzen-degisecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" eylemindeki konuşmasında, "Devlet, stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir. Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü haline gelmişken, et kombinaları kapatılamaz, Et ve Süt Kurumu kapatılamaz. Şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" eyleminde yaptığı konuşmada, eyleme Manisa'daki Mesir Festivali'nden geldiğini belirtti. Özel, 1989'dan bu yana Sakarya'da belediyeyi kazanamadıklarını kaydederek, "Sakarya'ya küsmedik, kusuru Sakarya'da bilmedik, Sakarya'ya sırtımızı dönmedik, hep sevdik, Sakarya için iyi şeyler söyledik. Sakarya'nın seçtiklerine saygı duyduk" dedi.<strong> </strong></p>

<p>Özel, şunları kaydetti:</p>

<p>"Sakarya'da iki milletvekiline ulaştık, bundan sonra bir daha bırakmayacağız. Sakarya'nın tercihleriyle bir derdimiz yok. Artık dönem kardeşlik dönemidir, geçim dönemidir, yoksulluktan hep birlikte kurtulma, işsizlikten hep birlikte kurtulma, köylünün, çiftçinin yüzünü güldürme zamanıdır. Sakarya, yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran vatandaşı unutan bir iktidarın, sorun çözmeyen, öteleyen bir iktidarın, emekliyi 20 bin TL'ye, emekçiyi 28 bin TL'ye mahkum eden bir iktidarın kalesi olamaz. Kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir. Siyaset insan için yapılır, insanla yapılır, insan içinde yapılır. Sizden vaktiyle oy alanlar, artık sokakta varlar mı? Esnaf gezip, ekonominin durumunu konuşabiliyorlar mı? Yoksulluğa, işsizliğe bir çare söyleyebiliyorlar mı? Madem sokakta yoklar, meydandan, insandan, halktan kaçıyorlar, işte artık bu iktidarın miadı dolmuştur, bu iktidar yorulmuştur. Salonların partisi AK Parti değil, meydanların, halkın, milletin partisi iktidara gelmelidir.</p>

<h2>"İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar"</h2>

<p>Oyunuzu alıp gidiyorlar, bir daha da buralara uğramıyorlar. 1999 depreminin üzerinden 27 yıl geçti, 27 yıl sonra halen daha depremin acıları, izleri devam ediyor. Kentsel dönüşüm beklentisi var, yıllardır oyalandılar. İçe sinen bir kentsel dönüşüm yapmadılar, verdikleri sözü tutmadılar, öğrenciler riskli okullarda, kalabalık sınıflarda okuyorlar. Üç yılda bile sözlerini tutamadılar, ama iktidarları boyunca halen depremin izlerini silmediler. Sakarya gibi depremin yaralarının sarılması gereken bir kente gelince, insan burada uzanmış devletin şefkatli bir elini arıyor. Bu şehre pozitif ayrımcılık yapılsın diye bekliyorsunuz. Sakarya geçen yıl 70 milyar TL vergi vermiş, yatırım bütçesinden 12 milyar TL yatırım almış. Ben beklerim ki Sakarya bir vergi versin, üç hizmet alsın. Sakarya yedi vermiş, bir almış. Buradan size söz veriyorum. Bu devran değişecek, bu düzen değişecek, AK Parti'nin kara düzeni gidecek, Sakarya'nın derdini çözecek bir iktidar gelecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İktidara geldiğimizde TOKİ yurt yapacak, lojman yapacak"</h2>

<p>Bir yandan Sapanca Gölü'ne adeta eziyet ediyorlar. İktidar bu sorunu çözeceğine, özel projelerle su getirip gölü kurtaracağına, halen daha göle dolgu yapılmasına izin veriyor, kaçak iskeleleri önlemiyorlar. Bir an önce Bağımsız Havza Yönetim Üst Kurulu kurulmalıdır, Sapanca Gölü mutlaka kurtarılmalıdır. Sakarya'da Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakım, kardiyoloji ve yan branşlarda yetersizlik var, 500 kişiye bir hekim düşüyor. Şehir hastanesi dokuz yıldır bitmedi. Sağlık planlamasına ihtiyaç var. Çok uzun süredir bu sorunlar çözülmüyor. Sakarya'da dört yılda kiralar yüzde 970 artmış, ev fiyatları yüzde 700 artmış. Kira ortalaması 25 bin TL'ye dayanmış. Büyük bir barınma krizi var, bu yüzden göç var, bu yüzden bu şehre kimse öğretmen olarak da doktor olarak da gelmek istemiyor. Bu iktidar ilk geldiğinde bütün lojmanları satışa çıkarmıştı, şimdi onun acısını doktor eksiğiyle hemşire eksiğiyle çekiyoruz. Bunun için iktidara geldiğimizde TOKİ öyle zenginlere villalar yapmakla, pahalı konutlar yapmakla değil, öğrenciye yurt yapmakla, devlet memuruna lojman yapmakla meşgul olacak. Bu barınma krizini kökünden çözeceğiz.</p>

<h2>"Devlet, stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir"</h2>

<p>Gelir adaletsizliğine, vergi adaletsizliğine, sosyal hayattaki adaletsizliklere, mahkemedeki adaletsizliklere hep birlikte isyan ediyoruz. Samanı dahi ithal eden, çiftçisini, üreticisini, hayvancılıkla uğraşanı perişan eden bir ülke haline geldik. Sakarya'da bunun çok somut bir örneği var, o da Et ve Süt Kurumu'nun kombinasının kapatılması, çalışanlarının çevre illere gönderilmesi, yenisini yapacağız denilmesi ama yapılmaması. Sakarya'daki yüksek et fiyatlarını buna bağlıyor Sakaryalılar. Bir şeker fabrikası gerçeğimiz var. 2013 yılında Sakarya'nın şeker fabrikasını özelleştirdiler, o günlerde CHP bu işe karşı çıktı, kimseyi dinlemediler. 600 bin ton şekerpancarı üretilirken 60 bin tona düştü, özel şirket üretimi durdurdu, 500 işçi, işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Devlet, stratejik alanlardan asla geri çekilmemelidir. Dünya büyük bir gıda krizi yaşarken, Türkiye gıda enflasyonunda dünya üçüncüsü haline gelmişken, et kombinaları kapatılamaz, Et ve Süt Kurumu kapatılamaz. Şeker gibi stratejik bir ürünün fabrikaları özelleştirilemez. Türk Telekom gibi kurumlar satılamaz, memleketin tersaneleri, rafinerileri özelleştirilip Türkiye güvencesiz bir hale getirilemez. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu tüm işletmeleri yok pahasına satıp, hem bu işsizliği, hem bu enflasyonu yaratanlar, bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya'ya sözüm olsun, o şeker fabrikası yeniden açılacak, Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak. Bu iktidar Sakarya'nın bereketini kaçırdı. Yüzde 12, son 20 yılda tarım alanlarındaki kayıp. Sadece tütün üreten, sadece buğday ekilen bir yerden bahsetmiyoruz, Sakarya'dan bahsediyoruz.</p>

<h2>"Garantiyi çiftçiye vereceğiz"</h2>

<p>Bu sene nasıl suçüstü yakalandılar. Yılın ilk üç ayında faize 876 milyar lira para ödediler, çiftçiye 60 milyar lira destekleme ödediler. Her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası çiftçiye gidiyor. Kötü yönetiyorlar, CHP iktidara hazırdır. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Havaalanı yapıyorlar uçuş garantisi var, otoban yaptırıyorlar araç garantisi var, köprü yaptırıyorlar geçiş garantisi var, hastane yapıyorlar hasta garantisi var. Ama çiftçiye, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. CHP iktidarında çiftçi ne ekeceğini, kaça satacağını bilecek. Çiftçide de süt üreticisinde de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil, garantiyi size çiftçilere vereceğiz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-buradan-size-soz-veriyorum-bu-devran-degisecek-bu-duzen-degisecek</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/ozel-sakarya.jpg" type="image/jpeg" length="80950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Komisyonda 8 partiden 145 vekile ait 1052 dokunulmazlık dosyası bulunuyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/komisyonda-8-partiden-145-vekile-ait-1052-dokunulmazlik-dosyasi-bulunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/komisyonda-8-partiden-145-vekile-ait-1052-dokunulmazlik-dosyasi-bulunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Karma Komisyonu’nda 8 partiden 145 milletvekiline ait toplam 1052 dokunulmazlık dosyasının bulunduğu açıklandı. Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın verdiği bilgiye göre dosyaların büyük bölümü CHP ve DEM Partili milletvekillerine ait.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo’nun, milletvekilleri hakkında Meclis Başkanlığına iletilen yasama dokunulmazlığının kaldırılması talepleri ve bu süreçte milletvekilliği sona eren kişilere ilişkin yazılı soru önergesine cevap verdi.</p>

<p>Verilen bilgiye göre, TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’da, 145 milletvekiline ait toplam 1052 dokunulmazlık dosyasının bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Bozdağ'ın verdiği bilgiye göre, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda, AKP'li 5 milletvekiline ait 8 dosya, CHP'li 71 milletvekiline ait 325 dosya, DEM Partili 43 milletvekiline ait 628 dosya, MHP'li 9 milletvekiline ait 11 dosya, İYİ Partili 9 milletvekiline ait 30 dosya, Yeni Yol Partili 1 milletvekiline ait 1 dosya, TİP'li 3 milletvekiline ait 42 dosya, Demokratik Bölgeler Partisinden 1 milletvekiline ait 2 dosya ve bağımsız 3 milletvekiline ait 5 dosya olmak üzere toplamda 8 partiden 145 milletvekiline ait 1052 dokunulmazlık dosyası bulunuyor.</p>

<p>Bozdağ, Anayasa'nın 76, 83 ve 84'üncü maddelerinin ilgili fıkraları ile TBMM İçtüzüğü'nün 135. ve 136'ncı maddelerinin ikinci fıkrasına istinaden kesin hüküm giyme nedeniyle 1 Ocak 2015 tarihinden bu yana Van Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Siirt Milletvekili Besime Konca, Hakkari Milletvekili Ferhat Encu, Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Diyarbakır Milletvekili Osman Baydemir, Hakkari Milletvekili Selma Irmak, Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin düştüğünü belirtti.</p>

<p>Bozdağ, 1 Ocak 2015 tarihinden bu yana Anayasa'nın 84'üncü maddesinin dördüncü fıkrası ile TBMM İçtüzüğü'nün 135. ve 138'inci maddesine istinaden devamsızlık nedeniyle de Hakkari Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Şırnak Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk, Ağrı Milletvekili Leyla Zana ve Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in milletvekilliğinin düştüğünü kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meclis Başkanvekili Bozdağ, İstanbul Milletvekili Kadri Enes Berberoğlu ile Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararlarının TBMM Genel Kurulunun bilgisine sunulmasıyla milletvekili sıfatlarının sona erdiğini ancak Anayasa Mahkemesinin kararları üzerine yerel mahkemenin yazısının TBMM Genel Kurulunun bilgisine sunulmasıyla yeniden milletvekili sıfatı kazandıklarını anımsattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/komisyonda-8-partiden-145-vekile-ait-1052-dokunulmazlik-dosyasi-bulunuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/02/tbmm-oturum.webp" type="image/jpeg" length="62980"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel: Haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-haysiyet-cellatlarini-unutursak-serefsiziz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-haysiyet-cellatlarini-unutursak-serefsiziz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKP ve MHP seçmenlerine de seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Normal oy veren vatandaş hiç korkmasın. Ne devri sabık yaratırız, ne kin güderiz. Ama haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>CHP’li belediye başkanları, belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritasını belirlemek için Ankara’da toplandı. Toplantıda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'li belediyelerden duyulan memnuniyete dikkat çekerek "oy vereni pişman etmedik, oy vermeyeni pişman ettik" dedi. </p>

<p>CHP’li belediye başkanları, belediyelere yönelik operasyonlara karşı izlenecek yol haritasını belirlemek üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında Ankara’da toplandı.</p>

<p>Beş ayrı oturumda yapılacak görüşmelerde siyasi ve hukuki adımlar ele alındı.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, toplantıda CHP'nin Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubunun okunması ve kimi belediye başkanlarının konuşmalarının ardından kürsüye çıktı. Belediyelere yönelik operasyonlara karşı yeni hukukçu heyeti kurduklarını duyuran Özel, "Yeni ve büyük bir hukukçu heyetiyle yepyeni bir iş yapıyoruz. Bunu hukuk tanımayanlara, kanun tanımayanlara, vicdanı olmayanlara, ipten - kazıktan kopmuş ve insanların üzerine haksızca gelen, saldıran herkese müjdelerim. Bir sandığımız olacak. Hukukçular yazıp yazıp sandığa atacaklar" dedi.</p>

<p>Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:</p>

<p>Dün böyle bir toplantıyı yapmadan önce elbette onursal başkanı gittim ziyaret ettim. Bursa'da Mustafa Bozbey başkanı ziyaret ettim. Onursal başkan aile görüşünden geliyordu ve bir gün önce de kızını görmüştü ama içine dokunan şuydu. Kızı Algıyla birlikte 23 Nisan'a hazırlanıyorlardı. Baba kız 23 Nisan'da Ataşehir'de bayramı kutlayacaklardı. Algı'nın kıyafetleri hazır, heyecanı bir haftadır en üstteydi. Dört gün önce geldiler, 23 Nisan'dan bir gün önce algının babasını alıp götürdüler. Tutuklamaya sevk evrakını bucak bucak kaçırdılar, her yerden yazıldı. Tutuklama sevk evrakında şöyle yazıyor Onursal'ın; hiçbir başkaydı vermediği, HTS kaydı olmadığı. Olsa da zaten bir hukuki değeri yok ama olunca yazıyorlar ya, hiç kimseyle başkaydı vermediği, HTS kaydı olmadığı, yapılan teknik takiplerde suç unsuruna rastlanmadığı, dinlemelerde bir şeye takılmadığı, kendisinin çok tedbirli davrandığına kanaat oluşturmuştur diyor. Onursal Adıgüzel'i tutukluluğa sevk ederken suç işlememe suçundan tutuklamaya sevk ettiler. Hakime sordu, bir şey yapsam, bir şüphe olsa yazacaksınız, hiçbir şey yok diyor. Diyorlar ki savcı şüpheleniyor ama bir şey bulamadım diyor. Ve Onursal Adıgüzel bu tutuklamadan 24 saat sonra kızıyla birlikte bir görüşme odasında 23 Nisan'ı kutlamak zorunda kalıyor. Algı'nın gözyaşlarıyla, Onursal'ın gözyaşlarıyla. Birazdan daha detay bir şey söyleyeceğim buna dair ama daha özel bir şey söyleyeceğim ama hiçbir suçun yok ama kesin işledin, ben bulamıyorum, yine de seni tutukluyorum diyen, tutuklanmanı istiyorum diyen de bu tutuklamayı yapanı da günü gelecek Onursal'ın ve Algı'nın gözyaşları boğacak, gözyaşları...</p>

<p>Dün Mustafa Bozbey'in yanındaydım. Normalde şu koltuklardan birinde oturacaktı bugün. Bütün salona selamı var. Alnımız açık başımız dik diyor. Ne görev süremizde bir şey buldular diyor. 8 yıl önce verilmiş bir ifadedeki 12 yıllık iftirayla. İki tane iftiracı var. Birisi madde bağımlısı, babası özre gelmiş Bozbey'e. Bu nasıl böyle şeyler yazıyor, çiziyor bilmiyorum. 'Bağımlılıktan kurtulsun diye 16 milyon para buldum, tedavi ettirdim, yine kaçtı, bulaştı. Gitmiş sana karşı ifade vermiş, hakkını helal et, senden özür diliyorum' diyor Hacı babası. Öbürünün kendi yargılandığı dosya 155 yıl. Tamamı Bursa'da birbirinden farklı farklı 40'tan fazla olayda 500'den fazla kişiyi dolandırma suçundan. Bunlar diyor ki biz 12 yıl önce Bozbey'den şu vakfa bağış yap dedi, o bağışı yaptık, bundan dolayı bundan sonra işimizi gördü veya öbürü diyor yapmadım diye işimi görmedi. Ondan dolayı Mustafa Bozbey'i alıp içeriye koyuyorlar<strong>.</strong></p>

<p>Buradan AK Partili, MHP'li seçmenlere şunu hatırlatmak isterim. Ne diyorlardı? Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımlar kesilecek. CHP gelirse belediyeden sosyal yardım alamazsınız artık. Ona göre oy verin, iyi düşünün. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler geldi. Soruyorum AK Partili ve MHP'li seçmenlere. Geçmişte AK Partili, MHP'li belediyeden alıp da bugün sosyal yardım alamayan bir kişi var mı? Yok. Peki rakam ne diyor? Tam 4.6 kat tam rakamı.</p>

<p>Yani eskiden bir alınıyorsa, bir veriliyorsa, beş kat sosyal yardım veriyor Cumhuriyet Halk Partili Belediye Başkanları. İşte, şimdi buradan Cumhuriyet Halk Partili belediyelere saldırılıyor ya, o saldırılanlar Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları değildir. Saldırılan Cumhuriyet Halk Partisi de değildir. Saldıranlar kreşteki yoksul çocuklara saldırmaktadır. Yurtlara saldırmaktadır. Kent lokantalarına saldırmaktadır. Halk marketlere, halk mandıralara, anne karta, beslenme çantasına, okul suyuna, kırtasiye desteklerine saldırılmaktadır. Mansur Yavaş'ın kapattırdığı veresiye defterini kapatanlara ve veresiye borcu silinenlere saldırmaktadır bu iktidar yaptığı her şeyle. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz ne kendimizi ne partimizi savunuyoruz<strong>. </strong></p>

<p>Bugün beş ayrı salonda toplandık. Burada büyükşehrin ilçe belediyeleri vardı. İkinci katta belde belediye başkanlarımız vardı başımızın, gözümüzün üstüne. Dördüncü katta illerin ilçe belediyeleri, yedinci katta il belediyeleri, 12’nci katta da büyükşehir belediyeleri vardı. Her bir masa tartıştı, önerdi. Çünkü kötülük durmuyor, plan yapıyor, saldırıyor. Elbette stratejimiz, mitinglerimiz, mücadelemiz, hukuk mücadelemiz devam edecek. Ama onlar nasıl durmuyorlarsa biz de durmayacağız. Her birinizi teker teker dinledik. Raportör arkadaşlarımız raporlarını tuttular, siyasi arkadaşlarımız notlarını aldılar. Hızlı bir birleştirme toplantısında ilk verileri birleştirdik. Bu akşam, yarın, yarın akşam, pazartesi günkü Parti Meclisi’ne yerel yönetimlerden, sizin her birinizin önerileri, talepleri, parlak fikirleri, gördüğü varsa aksaklıklar, düzeltilmesi gereken hususlar hepsi alınıp, Parti Meclisi’nde ve MYK’da çalışılacak. Ama çok daha keskin bir hukuki mücadele verileceğini Mansur Başkan ifade etti.</p>

<p>Bunun yanında yeni ve büyük bir hukukçu heyetiyle yepyeni bir iş yapıyoruz. Bunu hukuk tanımayanlara, kanun tanımayanlara, vicdanı olmayanlara, ipten - kazıktan kopmuş ve insanların üzerine haksızca gelen, saldıran herkese müjdelerim. Bir sandığımız olacak. Hukukçular yazıp yazıp sandığa atacaklar. Çünkü bizim şimdi hukukçular yazıp yazıp savcılığa götürüyorlar, mahkemelere veriyorlar. Diyorlar ki ‘Şu yalan. Bu iftira. Bu manşet tamamen haysiyet cellatlığı. Burada söylenen lafın şeyi yok. Tazminat, düzeltme, tekzip, bilmem ne…’ Sonra; ‘Kovuşturmaya gerek yoktur.’ ‘Tamam ben biraz bakarım.’ ‘Aradım bulamadım.’ ‘Tebligat yapamadım.’ Bunlar da diyor ki ‘Yanıma kalacak.’</p>

<p>Sandık en geç 2028'in Haziran'ında açılacak. Ne zaman seçim sandığı açılacak, trollerin, haksız tutuklama isteyen savcıların 200 tane üniversite öğrencisini vizesinden, edenin, iki bayramı içeride geçirtenin bütün yaz onları Silivri'de perişan edip aileleriyle bir bugün tutuklanmalarına gerek yoktu, tutuklayan yanlış yapmış deniyor ya, o tutuklamayı isteyen savcıya, o tutuklamayı veren hakime, o çocukları hedef gösteren trollere o günden bugüne Ekrem Başkan ya da tüm belediye başkanlarımız hakkında, partimiz hakkında yalandan tweetleri atanlara, akşam televizyonlarda o yalanları tartışanlara paçavralara basıp hepimize iftira atanlara müjde ederim ki önce seçim sandığı açılacak, sonra sizin çeyiz sandığınız açılacak. Hadi bakalım, hadi bakalım! Verilecek onlar savcılıklara. İki yıl kaldı, maksimum iki yıl. İki yılda hiçbirinizi ne zaman aşımı kurtarır ne bir şey. Ama şuna güveniyorsunuzdur, 'Ya bunlar iyi insanlar, biz ettik onlar etmezler, bizi unuturlar'. AKP'ye oy veren MHP'ye oy veren normal vatandaş hiç korkmasın. Ne devri sabık yaratırız, ne kin güderiz. 'İyi olsun' diye oy verdiniz, yerel seçimde vazgeçtiniz, genel seçimde hep beraberiz. Ama bu haysiyet cellatlarını unutursak şerefsiziz, unutursak şerefsiziz!"</p>

<h2>Yavaş: Tutuklulukla tehdit etmek işkencedir</h2>

<p>Elbette suç işleyen cezasını çeker ama suç işlemeyen birisine keyfi muamele yaparsınız bunun adı hukuk değildir. Tutuklulukla tehdit etmek işkencedir. Bütün Türkiye bunu izlesin, kendi çocuğunuzun suçsuz yere bir gün cezaevinde kalmasını kabul eder misiniz!.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-Siz bu ülkede Melih Gökçek ve ailesini yargılamadan asla hukuktan bahsedemezsiniz. Verdiğimiz dosyalar ortada. O da yetmedi geçtiğimiz günlerde Danıştay'dan oybirliği ile Gökçek'in yargılanması kararı çıktı. Ama hala belediyeye müfettiş gelmedi. Bazı dosyalar var, zamanaşımına uğrasın diye bekliyorlar.</p>

<p>-Yolsuzluk yapanın partisi olmaz, Allah belasını versin kim olursa olsun! Cumhuriyet Halk Partili de olsa hesabını verecek, AK Partililer de hesap verecek, Cumhur İttifakı'nın belediyeleri de hesap verecek.</p>

<p>-Ama siz kalkıp da sadece ve sadece masumiyet karinesini iptal edip insanları tutuklarsanız, işte bugün bu toplantı yapılır. Biraz önce yaptığımız toplantıda hukuki mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini, bununla ilgili daha geniş bir platform oluşturmak gerektiğini konuştuk. Şöyle ki; kendilerine geçen belediye başkanları suçsuz! Dolayısıyla ya kendilerine geçecek, transfer olacak ya da hapse atıp Bursa'da olduğu gibi belediyeyi ele geçireceksiniz.</p>

<p>-Hukukun üstün olduğu, hiçbir kimsenin sabah kapısı çalındığı zaman 'acaba bir şey mi var' diye merak etmeden kapıyı açacağı güzel günlerde buluşacağız inşallah. İktidara gelmemizin önünü hiç kimse kesemeyecek.</p>

<p>-Dolayısıyla hepinize ben başarılar diliyorum. Sayın Genel Başkanım, inşallah bu toplantıdan umduğumuz sonucu alacağız ve artık inşallah hukukun üstünlüğü ülkemizde mutlaka ve mutlaka... Er geç mutlaka hakim kılınacak diyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-haysiyet-cellatlarini-unutursak-serefsiziz</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/ozel-chp-belediye.png" type="image/jpeg" length="61230"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOKİ eliyle 'kiralık sosyal konut' dönemi başlayacak]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/toki-eliyle-kiralik-sosyal-konut-donemi-baslayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/toki-eliyle-kiralik-sosyal-konut-donemi-baslayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erdoğan, "TOKİ eliyle kiralama sistemini kuruyoruz. Projenin ilk adımını 15 bin kiralık sosyal konutla atacağız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa edeceği "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında İstanbul'un kura çekimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>500 bin sosyal konut için başvurular 10 Kasım - 19 Aralık 2025'te alındı. Projeye 8 milyon 840 bin kişi başvurdu. Tüm kriterleri karşılayan 5 milyon 242 bin kişinin başvurusu geçerli sayıldı. En fazla başvuru ise 1 milyon 235 bin 169 ile İstanbul'da yapıldı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye" İstanbul kura çekim töreninde açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul'un güvenliği için yegane çözüm, kentsel dönüşümdür. İstanbul'un bundan daha acil, öncelikli bir gündemi yoktur" dedi. "Tüm vatandaşlarımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum" diyen Erdoğan, "Gelin bu kampanyaları, bu fırsatları değerlendirin. Binanızı dönüştürmek için geç olmadan harekete geçin" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olan "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında İstanbul’daki hak sahiplerinin belirlendiği törende konuşan Erdoğan, barınma sorununa köklü çözüm getirecek yeni bir modelin müjdesini verdi.</p>

<p>Konuşmasında sosyal konut hamlesinin kapsamını genişlettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülkiyet edindirme projelerinin yanı sıra kiralama sisteminin de devreye alınacağını belirtti.</p>

<p>Erdoğan, konuyla ilgili şunları söyledi:<br />
"Kiralık sosyal konut uygulamamızı da Türkiye'de ilk kez İstanbul'da başlatıyor, TOKİ eliyle kiralama sistemini kuruyoruz. Projenin ilk adımını 15 bin kiralık sosyal konutla atacağız. İstanbul'umuz ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun diyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/toki-eliyle-kiralik-sosyal-konut-donemi-baslayacak</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 18:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/cumhurbaskani-erdogandan-istanbul-icin-kentsel-donusum-cagrisi-gec-olmadan-harekete-gecin-nmhe-cover.webp" type="image/jpeg" length="40076"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHP Gaziantep ve Bingöl İl Teşkilatı feshedildi; Toplam il sayısı 11'e çıktı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/mhp-gaziantep-ve-bingol-il-teskilati-feshedildi-toplam-il-sayisi-11e-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/mhp-gaziantep-ve-bingol-il-teskilati-feshedildi-toplam-il-sayisi-11e-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, partisinin Gaziantep ve Bingöl İl Teşkilatının feshedildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Teşkilatı, parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden tüzüğümüzün 34. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Yine aynı maddelerin verdiği yetki çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep İl Başkanlığı görevine Mehmet Sait Kılıç atanmıştır."</p>

<h2>Bingöl il teşkilatı da feshedildi</h2>

<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Bingöl İl Teşkilatı'nın da feshedildiğini açıkladı</p>

<p>Yalçın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Milliyetçi Hareket Partisi Bingöl İl Teşkilatı, parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden tüzüğümüzün 34. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Yine aynı maddelerin verdiği yetki çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi Bingöl İl Başkanlığı görevine Emin Varan atanmıştır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Feshedilen teşkilat sayısı 11 oldu</h2>

<p>MHP'de şu ana kadar feshedilen il teşkilatları ve tarihleri şu şekilde:</p>

<p>İstanbul: 6 Nisan 2026<br />
Kütahya: 16 Nisan 2026<br />
Eskişehir: 16 Nisan 2026<br />
Kars: 16 Nisan 2026<br />
Bilecik: 17 Nisan 2026<br />
Çanakkale: 17 Nisan 2026<br />
Muğla: 17 Nisan 2026<br />
Bolu: 20 Nisan 2026<br />
Ardahan: 21 Nisan 2026<br />
Bingöl 24 Nisan 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/mhp-gaziantep-ve-bingol-il-teskilati-feshedildi-toplam-il-sayisi-11e-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/mhp-logo.jpg" type="image/jpeg" length="20951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel: Millet bizden dik durmamızı, dirençli olmamızı, sandığı getirmemizi ve iktidarı devralmamızı bekliyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-millet-bizden-dik-durmamizi-direncli-olmamizi-sandigi-getirmemizi-ve-iktidari-devralmamizi-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-millet-bizden-dik-durmamizi-direncli-olmamizi-sandigi-getirmemizi-ve-iktidari-devralmamizi-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın çağrısına yanıt vererek "Protesto edebiliriz, eylemler yapabiliriz, farklı mücadeleler seçebiliriz ama milletin elimize verdiği bayrağı bırakmayız. Öyle bir seçeneğimiz yok. Zaten Mansur Bey de öyle bir düşüncede olmadığını kendisi söyledi." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM'nin açılışının 106'ncı yıldönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle TBMM'de düzenlenen resepsiyona katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz yılki resepsiyona katılmadıklarının hatırlatılması üzerine, "Biz burada zaten ev sahibiyiz. Geçen yıl 19 Mart darbesinin hemen ardındaydı ve İstanbul’daydık. O yüzden yoktuk. Dolayısıyla biz ev sahibiyiz. Yani öyle Meclis resepsiyonuna katılmama gibi bir durum olmaz. Biz geçen yıl protesto etmedik. Biz geçen yıl saldırı altındaydık. 19 Mart'ta darbe girişimi oldu. Darbe girişimini takip eden süreçte İstanbul'da yoğunluk içerisindeydik. Bu sene öyle bir sürecin devamında Meclis resepsiyonunu protesto etmek aklımızın ucundan geçmedi. Geçen sefer de İstanbul'da olduğumuz için katılmamıştık ama protesto ettiğimiz zaman da protesto ettiğimizi gerekçeleri ile söylüyoruz.Biz geçtiğimiz resepsiyona da katılmak üzereyken yeni bir saldırı olmuştu ve ben hızla oraya gitmek durumunda kalmıştım. Bize bir miktar huzur verildiği, düşman hukuku uygulanmadığı, saldırının olmadığı, fırsat bulduğumuz her şeyde üzerimize düşen bütün görevleri yapmak üzere buradayız. Bu Meclisi kurmuş, sonra da padişah ol kral ol, Amerikan tipi başkan ol tekliflerine karşı biz millet Meclis’i kuran ve millet ne görev verirse onu yaparız demiş birinin koltuğunda oturan birisi Meclisin resepsiyonunu protesto etmez." dedi.</p>

<p><strong>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın 18 Nisan'da Ankara'da gerçekleştirilen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, yerel yönetimlere yönelik baskının arttığını belirterek, "Hukuk askıya alındı, her gün yeni bir operasyonla uyanıyoruz. Biz bunu seyredemeyiz. Özgür Özel ile görüşeceğim. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor" çağrısı sorulan Özel, şu yanıtı verdi:</strong></p>

<p>"Biz pazar günü Mansur Bey ile telefonda görüştük. O ardından Arnavutluk'a gitti. Çok da iyi haberle döndü. Avrupa Şampiyonu oldu güreşçimiz, Mansur Bey de orada yanında destek oluyordu. Dün akşam Genel Merkez’de Mansur Bey ile 1 - 1,5 saat sohbet ettik. Genel olarak durum tabii 'Belediyelere karşı bu kadar haksız, hukuksuz, vicdansız saldırılar varken artık buna hiçbirimiz dayanamıyoruz' dedi.Bugün 23 Nisan. Ben bugün sabah 08.15'te Anıtkabir’e giderken Onursal Adıgüzel’in eşi ve kızı Silivri Cezaevi’ne giriyorlardı. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda Onursal’ın kızı babasını cezaevinde ziyarete gidiyordu. Bu hiçbirimizin kaldıracağı bir psikoloji değil. O yüzden gerçekten artık bu kadar mücadele ediyoruz, 'Başka ne yapalım'ı değerlendirdik. Şunda hemfikiriz. Dün de söyledim millet elinize bir bayrak verdiyse onu bırakmayacaksınız. Ulubatlı Hasan’dan beri bayrağı bırakmayan kazanır. Belki kendisi hayatını kaybeder ama o bayrağı kimin için taşıyorsa onlar kazanır. O yüzden Meclis’te, yerel yönetimlerde partimizde bayrak elimizde. Elimize bayrağı verenlere, seçmenlere hürmeten görevimizin başındayız. Protesto edebiliriz, eylemler yapabiliriz, farklı mücadeleler seçebiliriz ama milletin elimize verdiği bayrağı bırakmayız. Öyle bir seçeneğimiz yok. Zaten Mansur Bey de öyle bir düşüncede olmadığını kendisi söyledi. Ama çok derinlemesine birtakım hukuki çalışmalar yapmayı, bundan sonra yapılan haksızlıkları, eşitsizlikleri daha görünür kılmayı, millete daha doğru ve iyi şekilde anlatabilecek her platformu kullanmayı değerlendirdik.</p>

<p>Cumartesi günü önce beş oturum halinde yani büyükşehir belediye başkanları, ilçe belediye başkanları, il belediye başkanları, belde belediye başkanları ve büyükşehirlerin ilçeleri beş ayrı oturumda 'Bundan sonra ne yapalım'ı konuşacağız. Sonra temsilcilerimiz ve raportörlerimizin birleştiği bir üst oturumda yol haritası belirlenecek, sonra basına açık bir kısmımız da olacak. Parti Meclisi'nde de pazartesi günü genel durumu değerlendireceğiz. Ama parti iktidara yürüyor, millet arkamızda. Bu haksızlıkların ve hukuksuzlukların arkadaşlarımıza çektirdiği azap bir yana ama millet bizden dik durmamızı, dirençli olmamızı, sandığı getirmemizi ve iktidarı devralmamızı bekliyor. Onun içinde var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz."</p>

<p>Bir gazetecinin Gaziantep'teki 23 Nisan kutlamalarında CHP il yönetiminin gösteri yapan çocuk mehteran takımına sırtını döndüğü iddialarını yanıtlayan Özel, "Yapmazlar. Manisa'da mesir var. Mesirde Manisa Büyükşehir Belediyesi'nin mehter takımının geçit töreni ile başlayacak. Ben Dolmabahçe’de milli takımımızın Türkiye'deki son maçını izledim. Seyirciyi coşturması için gelen mehteran takımı İstanbul Büyükşehir Belediyemizin mehter takımıydı ve yanımda Nuri Aslan vardı. Hep birlikte mehter ile coştuk, coşturduk. Mehter de bizim Fatih de bizim Ulubatlı Hasan da bizim Gazi Mustafa Atatürk de bizim İnönü de bizim Ecevit de bizim. Bu tarihi kişiliklerden ve onların anılarına saygısızlık yapan hiç kimsenin bu milletin gönlünde yeri olmaz. Ben kendim bir şey görmedim ama mutlaka ya bir yanlış anlaşılmadır ya da yanlış bir açıdır. Yoksa kimse öyle mehtere sırtını dönmez” yanıtını verdi.</p>

<p><strong>Özel, CHP’li belediyelere dönük operasyonlara ilişkin de şunları kaydetti:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İçişleri Bakanı diyor ki '560 AK Partili belediyeye 320 CHP’li belediyeye soruşturma izni verdik'. Yani AK Partili belediyelerle ilgili müfettişlerin soruşturma talebi CHP'lilerden fazla diyor. Siz bir sabah kapısına gidilen AK Partili Belediye Başkanı gördünüz mü? Alıp da iki koluna polis ve jandarma ile götürülen belediye başkanlarının servis edilen görüntülerini gördünüz mü? Dört gün aç susuz gözaltında tutulan sonra tutuklamaya gecenin bir yarısı sevk edilen, sabahın köründe hapse konulan AK Partili gördünüz mü? 560 tanede bir yok ama 360, 330’da şimdiye kadar 30'u geçti. Şimdi burada bir adalet yoksa demek ki CHP'lilere düşman hukuku uygulanıyor demektir.</p>

<p>Şöyle düşünelim Sayın Erdoğan burada. Kendisi aynı görevi yaparken rüşvet ile irtikap ile ilgili, ihaleye fesat karıştırmak ile suçlandı. Bunların hepsinden yargılanıyordu ve yargılanmalarının pek çoğu da milletvekili olunca dokunulmazlık ile kesildi. Bir gün gözaltına alınmadı, bir gün nezarette tutulmadı, bir gün cezaevine konulmadı. Cezası kesinleşince telefon ile çağırdılar ve güle oynaya gitti koğuş arkadaşını seçti. Cezaevindeyken şiir kasedi çıkardı ve daha sonra da çıktı partisini kurdu ve iktidara geldi. Elbette bu benzerlik bize de bir iktidarı müjdeliyor ama kendisinde yapılmayan zulüm şu anda bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na yapılıyor."</p>

<p><strong>Mansur Yavaş hakkındaki soruşturmalar sorulan Özel, şunları söyledi:</strong></p>

<p>“Mansur Bey zaten bu dosyaların tamamından Sayıştay denetimini geçirmiş. Bu konuda vermesi gereken sorulara cevabını vermiş halen daha hep kendisine söylediği gibi ilgili kanunlar doğrultusunda kendisine koca bir Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne icraatları ile ilgili sorulacak her soruya yanıt vermeye hazırdır. Esas mesele şudur bunları bir mevzu olarak köpürtüp öbür taraftan Melih Gökçek'in hakkındaki dünya kadar 96 tane suç duyurusunu Süleyman Soylu alıp da üstüne oturup o işi ilerletmeyip yok etmiştir. Bunu ben söylemiyorum AK Parti'nin kurucuları söylüyor. Melih Gökçek'in yargılanmadığı yerde kimseye bir kelime soru bile sorulamaz. Melih Gökçek belediyeciliği ortada Mansur Yavaş’ın dürüst, hesap verilebilir, şeffaf ve milletin baş tacı ettiği belediyeciliği ortada nokta bir tanesinden yaka silkiyorlar bir tanesine yüzde 60 oy veriyorlar."</p>

<p><strong>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a "Süleyman'ın mührü" benzetmesi sorulan Özel, şunları kaydetti:</strong></p>

<p>"Tuncer Bey'in konuşması kendi içinde, kendi pozisyonu itibariyle beklenen, tutarlı bir konuşmaydı. Ama Sayın Erdoğan'ın demokratik adımları atmayıp da en son sultan ve mühür benzetmesine kadar iş kaldığına göre ve Sayın Erdoğan’ın bir işi yapması için bir adım atması için illa padişah benzetmesi gerekiyorsa bizim rejim ile ilgili endişelerimiz boşa değil demektir."</p>

<p>(DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis'te düzenlenen 23 Nisan Özel Oturumunda AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek ''Sayın Cumhurbaşkanı, Barış şimdi ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir. Anaların barış duası sizinledir. Millet hazırdır. Türkiye hazırdır. Tarih hazırdır. Şimdi barışın tam zamanıdır'' dedi.)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ozel-millet-bizden-dik-durmamizi-direncli-olmamizi-sandigi-getirmemizi-ve-iktidari-devralmamizi-bekliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/chp-ozel-meclis.jpg" type="image/jpeg" length="97833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş sorusunu yanıtladı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/bahceli-eski-hdp-es-genel-baskani-demirtas-sorusunu-yanitladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/bahceli-eski-hdp-es-genel-baskani-demirtas-sorusunu-yanitladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili “Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 106'ncı açılış yıldönümü dolayısıyla TBMM'de düzenlenen resepsiyona katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz bu ülkenin temel meselelerinde inisiyatif almaktan hiçbir zaman kaçınmadık. Söylediklerimiz, duruşumuz net. Meclis'in gündeminde olan konular var. Herkesin bir fikri, görüşü olması doğal. Kurtulmuş’un koordinesinde bir çalışma yürütülüyor. Siyasi partiler arası diyalog önemlidir. AK Parti ile de diğer partilerle de Meclis çatısı altında görüşmelerin olması, ülkemizin yararınadır. Meclis Başkanı'nın partilerden bir çalışma istemesi, daha önce konuştuğumuz raporların devreye girmesi süreci hızlandıracaktır. Ama orada beklentilere cevap bulamıyorlarsa, o raporları hazırlayan partileri davet edip görüşlerini alabilirler. Meclis Başkanı'nın bir inisiyatif alması, Meclis'in verimli çalışması için şarttır" ifadesini kullandı.</p>

<p>Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili çağrısı hatırlatılan Bahçeli, "Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür" dedi.</p>

<p>Devlet Bahçeli, DEM Parti heyetinin masasını da ziyaret etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/bahceli-eski-hdp-es-genel-baskani-demirtas-sorusunu-yanitladi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 21:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/bahceli-kurtulmus.png" type="image/jpeg" length="12954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdoğan: Biz iktidar partisiyiz onlar ana muhalefet partisi. Tabi ki görüşeceğiz]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/erdogan-biz-iktidar-partisiyiz-onlar-ana-muhalefet-partisi-tabi-ki-gorusecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/erdogan-biz-iktidar-partisiyiz-onlar-ana-muhalefet-partisi-tabi-ki-gorusecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gazetecilerin CHP Genel başkanı Özgür Özel'le görüşme konusundaki soruya yanıt verdi. Erdoğan, "Biz iktidar partisiyiz onlar ana muhalefet partisi. Tabi ki görüşeceğiz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Şeref Holünde düzenlenen 23 Nisan Resepsiyonu'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, kapıda karşıladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erdoğan, resepsiyonda davetlilerle bir süre sohbet edip, fotoğraf çektirdi. Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, 'Özgür Özel ile görüşmeyi düşünüyor musunuz?’ sorusuna, "Böyle soru sorulur mu? Şu anda ben iktidar partisiyim, ana muhalefet partisi görüşürüz, görüşmeyiz bir defa bizim kitabımızda yok yok. Tabii görüşürüz, niye görüşmeyelim" cevabını verdi.</p>

<p>'Terörsüz Türkiye' süreci ile ilgili soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "'Terörsüz Türkiye' süreci gayet olumlu bir şekilde devam ediyor. Aynı hızla devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı yok" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/erdogan-biz-iktidar-partisiyiz-onlar-ana-muhalefet-partisi-tabi-ki-gorusecegiz</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 21:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/01/cumhurbaskani-erdogan-emeklilerin-taleplerine-hicbir-zaman-kulak-tikamadik-yasadiklari-sikintilarin-farkindayiz-qbum-cover.webp" type="image/jpeg" length="23748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anıtkabir'de 23 Nisan töreni]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/anitkabirde-23-nisan-toreni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/anitkabirde-23-nisan-toreni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve beraberindeki heyet, Aslanlı Yol'dan yürüyerek, Atatürk'ün mozolesine geldi.</p>

<p>Törene Kurtulmuş'un yanı sıra; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Meclis Başkan Vekilleri ve milletvekilleri de katıldı.</p>

<p>Kurtulmuş, Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Heyet, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.</p>

<p>Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Kurtulmuş, şunları yazdı:<br />
"Aziz Atatürk, 1’inci Meclis’in açılışının 106’ncı yıl dönümünde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle, Türkiye demokrasisinin kalbi ve milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk başkanını ziyaret etmenin heyecanını taşıyoruz. Milletin bağımsızlığına bizzat sahip çıktığı büyük bir günü ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu ilan eden kurucu iradeyi tam 106 yıl sonra bir kez daha canıgönülden idrak ediyoruz. Cumhuriyetimizin temelinde yer alan ulusal egemenlik fikrini adaletin, demokrasinin, toplumsal barışın ve müşterek geleceğin teminatı olarak görüyoruz. İçinden geçtiğimiz çağda çatışmaların, her türlü eşitsizliğin, yoksulluğun ve küresel vicdanı yaralayan ağır insani felaketlerin en büyük yükünü çocuklar taşımaktadır. Böylesi bir dönemde 23 Nisan’ın manası daha da derinleşmektedir. Nitekim çocukları korumak, insanlık değerlerini ve medeniyet iddiamızı koruma meselesidir. Hedefimiz; her çocuğun güven içinde yaşadığı, nitelikli eğitime eriştiği, kendisini özgürce geliştirebildiği, bilimin, sanatın ve ahlakın ışığında geleceğe yürüdüğü güçlü toplumsal zemini tahkim etmektir. Milli egemenliği yaşatmanın en sahici yolu, çocuklara daha adil, müreffeh ve özgür bir vatan bırakmaktır. İstiklal kahramanlarımızın emaneti olan Cumhuriyet'i, Gazi Meclis'imizin tarihi sorumluluğuna yaraşır bir kararlılıkla geleceğe taşımaya devam edeceğiz. Milletimizin iradesine sadakatten, başta çocuklarımız olmak üzere tüm yurttaşlarımızın hukukunu korumaktan ve güzel ülkemizi güçlü nesillerin omuzlarında yükseltmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Zatıalinizi, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve hürmetle yad ediyorum. Ruhunuz şad olsun."</p>

<h2>Bakan Tekin de bakanlık bürokratlarından oluşan heyetle Anıtkabir'de</h2>

<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti. Tekin'in başkanlığındaki bakanlık bürokratlarından oluşan heyet, Aslanlı Yol'dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine yürüdü. Tekin'in mozoleye çelenk bırakmasının ardından öğretmen ve öğrencilerle birlikte saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.</p>

<p>Daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçen Tekin, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:<br />
"Aziz Atatürk, milletimizin iradesinden doğan yüce Meclisimizin açılışının 106. yıl dönümünde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda her şeyimiz olan evlatlarımızla huzurunuzdayız. Onlara armağan ettiğiniz bu bayram vesilesiyle, Nisan ayı boyunca 'Maarifin Kalbinde Çocuk' temasıyla gerçekleştirilen etkinliklerle milli birlik ve beraberlik şuurunu pekiştirmeye gayret ettik. Zamanın ruhunu kavrayan, köklerinden güç alırken ufkunu insanlığa açan, sorumluluk şuuru yüksek nesiller yetiştirmek başlıca görevimizdir. Türk vatanının ebedi varlığını yüceltmek için, düşünen, üreten ve değer katan bireyler yetiştirme kararlılığımızı muhafaza ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, çocuklarımızın gözlerindeki ışığı geleceğin teminatı olarak kabul ediyoruz. Aziz hatıranız önünde, çocuklarımızı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşıyacak bir idrak ve şefkatle yetiştirme irademizi kararlılıkla sürdüreceğimize söz veriyoruz. Ruhunuz şad olsun."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Siyaset</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/anitkabirde-23-nisan-toreni</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/anitkabir-kurtulmus.png" type="image/jpeg" length="39520"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
