<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Zebra</title>
    <link>https://www.gazetezebra.com.tr</link>
    <description>Gazete Zebra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 00:51:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Bebeklik döneminde şeker alımı kısıtlananların bunama riski %23 daha düşük]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-bebeklik-doneminde-seker-alimi-kisitlananlarin-bunama-riski-23-daha-dusuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-bebeklik-doneminde-seker-alimi-kisitlananlarin-bunama-riski-23-daha-dusuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, iki yaşına kadar çok az şeker tüketmenin on yıllar sonra beyni korumaya yardımcı olabileceğini buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Araştırma, İngiltere'de şeker kısıtlamasının sona ermesiyle birlikte, insanların beslenme alışkanlıklarında hızla şeker miktarının artmasının etkisini analiz etti.</p>

<p dir="ltr">Sonuçlar, bebeklik döneminde şeker alımı kısıtlananların bunama riskinin %23 daha düşük olduğunu öne sürüyor.</p>

<p dir="ltr">Çalışma kesin bir kanıt sunamasa da uzmanlar sağlıklı beslenmenin her halükarda beyin için iyi olduğunu söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Yaşamın ilk bin gününün gelecekteki sağlığımız için son derece önemli olduğunu gösteren çalışmalar daha önce de yapılmıştı.</p>

<p dir="ltr">Bunlardan bazıları İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra gıda karnesi uygulamasının sona ermesini "doğal bir deney" olarak ele alıyor.</p>

<p dir="ltr">Eylül 1953'te şeker karnesi uygulaması sona erdiğinde, ortalama şeker tüketiminin günde yaklaşık 41 gramdan (10 küp şeker) neredeyse hemen 80 grama (20 küp şeker) çıkacağı tahmin ediliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Daha önce yapılan araştırmalar bunu yaşamın ilerleyen yıllarında tip 2 diyabet ve yüksek tansiyonda artışla ilişkilendirmişti.</p>

<p dir="ltr">Son çalışma, İngiltere BioBank projesine katılan yaklaşık 65 bin kişiyi inceledi.</p>

<p dir="ltr">Biobank, Birleşik Krallık'ta gönüllüler tarafından sağlanan ve demans, bazı kanser türleri ile Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisindeki gelişmelere katkı sağlamak amacıyla kullanılan büyük bir sağlık veritabanı.</p>

<p dir="ltr">Çin'in Guangzhou kentindeki Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından yapılan analiz, şeker tüketiminin kısıtlandığı dönem öncesi ve sonrasında büyüyen çocukları inceledi.</p>

<p dir="ltr">İki yaşına kadar şeker kısıtlaması döneminde yaşayanlarda bunama oranının %23 oranında düştüğünü ve hastalığın iki buçuk yıl sonra teşhis edildiğini öne sürüyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmacı Jiazhen Zheng, "Bulgularımız, yaşamın en erken dönemlerinde şeker tüketimini sınırlamanın beyin sağlığı için kalıcı faydalar sağlayabileceğini gösteriyor" dedi.</p>

<p dir="ltr">Çalışmanın sonuçları Neurology dergisinde yayınlandı.</p>

<p dir="ltr">Ancak Zheng, şekerin bu etkiye sahip olup olmadığını anlamak için "daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu" söyledi.</p>

<p dir="ltr">Tıbbi araştırmaları toplayan ve özetleyen bağımsız ağ Cochrane'de lider Rachel Richardson, "Önemli bir şey bulma arifesinde olabilirler" dedi.</p>

<p dir="ltr">Ancak, çalışmanın erken dönemde şeker tüketimi ile bunama arasında kesin bir bağlantı kurmadığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">En büyük sorunlardan biri, çalışmaya katılan kişilerin her birinin gerçekte ne kadar şeker tükettiğini bilmenin imkansız olması. Çalışma sadece şeker kısıtlamalarına göre doğdukları dönemi esas alıyor.</p>

<p dir="ltr">Richardson, "Bu bulgular 1940'larda ve 1950'lerde doğan insanlarla ilgili dolayısıyla günümüzdeki küçük çocuklar için geçerliliği sınırlı. Örneğin, çocuklar daha erken sütten kesiliyorlardı. Bu durum, bebeklerin ve çocukların erken dönem beslenmesi üzerinde büyük bir etkiye sahip olmuş olmalı" dedi.</p>

<p dir="ltr">Aston Üniversitesi Klinik Eczacılık Profesörü Ian Maidment, "Bu ilginç bir fikir ve bu konudaki tartışmalara ışık tutuyor ancak bana kalırsa daha fazla kanıta ihtiyacımız var" dedi.</p>

<p dir="ltr">BBC haberine göre, Maidment, "80 yıl önce gerçekleşmiş bir olayı" günümüzdeki sağlık durumuyla ilişkilendirip buna dayalı çıkarımlar yapmanın, etkili olabilecek "pek çok" başka faktörün de bulunduğu anlamına geldiğini belirtti.</p>

<p dir="ltr">Alzheimer's Research UK'den Dr. Sara Rodrigues ise, "Bunun gözlemsel bir çalışma olduğunu unutmamak gerekir. Bu tür çalışmalar beslenme düzeni ile demans riski arasındaki bağlantıları ortaya koyabilir ancak daha az şeker tüketmenin demansı doğrudan önlediğini kanıtlayamaz" dedi.</p>

<p dir="ltr">"Sağlıklı ve dengeli beslenmek, beyin sağlığınızı desteklemenin en iyi yollarından biri ve olumlu değişiklikler yapmak için asla geç değil" diye ekledi.</p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-bebeklik-doneminde-seker-alimi-kisitlananlarin-bunama-riski-23-daha-dusuk</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/03/bebeklerde-refluye-dikkat-bebeklerde-reflu-nedir.webp" type="image/jpeg" length="79323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırmacılar, kısıtlı yemek yeme saatlerinin yaşlılıkta bilişsel gerilemeyi azaltabileceğini savundu]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmacilar-kisitli-yemek-yeme-saatlerinin-yaslilikta-bilissel-gerilemeyi-azaltabilecegini-savundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmacilar-kisitli-yemek-yeme-saatlerinin-yaslilikta-bilissel-gerilemeyi-azaltabilecegini-savundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ön çalışma, yatmadan dört saat önce yemek yemeyen yaşlıların problem çözme testlerinde daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmacılar, yemek ve atıştırmalık zamanlarını dokuz saatlik bir zaman dilimiyle sınırlamanın ve yatmadan dört saat önce yemek yememenin, yaşlılıkta bilişsel gerilemeyi önlemeye yardımcı olabileceğini söylüyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Aşırı kilolu veya obez yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bir pilot çalışmada, yemeklerini belirli bir süre içinde yiyenlerin, öğünlerini daha uzun bir zamana yayarak yiyenlere kıyasla zihinsel becerilerinde iyileşme belirtileri olduğu tespit edildi.</font></font></p>

<p><a href="https://www.theguardian.com/commentisfree/2026/may/05/game-changer-good-health-scientists-we-are-when-we-eat" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmadaki sayısal veriler göz önüne alındığında bulgu henüz ön çalışma niteliğinde, ancak daha büyük çalışmalarda doğrulanırsa, bu çalışma insanların nispeten dar bir zaman dilimi içinde yemek yiyerek</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> ve gece geç saatlere kadar yemek yemeyerek </font><font dir="auto">bilişsel yeteneklerini koruyabileceklerini öne sürüyor .</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Rutgers Üniversitesi'nde beslenme bilimcisi olan Prof. Sue Shapses, tek başına kilo vermenin yaşlılıkta bilişsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini, ancak sekiz ila dokuz saatlik bir zaman dilimi dışında yemek yemeyen ve uyumadan dört saat önce yemeyi bırakan kişiler için "ek faydalar" olabileceğini söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Demans, dünya genelinde yedinci sırada yer alarak her yıl küresel olarak yaklaşık 2 milyon ölüme yol açmaktadır. Yaş ve genetik gibi bazı risk faktörleri kaçınılmazdır, ancak </font></font><a href="https://www.theguardian.com/society/article/2024/jul/31/almost-half-of-dementia-cases-could-be-prevented-or-delayed-study-finds" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">uzmanlar</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> vakaların neredeyse yarısının yaşam tarzında yapılacak değişikliklerle önlenebileceğine veya geciktirilebileceğine inanmaktadır. Orta yaşta obezite, ileriki yaşlarda demans riskini %30 oranında artırabilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Shapses, aşırı kilolu veya obez olan 50 ila 79 yaş arası 47 kadının katıldığı küçük bir klinik çalışma yürüttü. Bu kadınların altı ay boyunca günlük diyetlerinden 500 kalori kesmeleri teşvik edildi. Gruptaki 26 kişiye sadece dokuz saatlik bir zaman dilimi içinde yemek yemeleri tavsiye edildi. Bu genellikle sabah 10 ile akşam 6 arasında yemek yemek anlamına gelirken, gönüllülerin geri kalanı öğünlerini yaklaşık 12 saate yaydı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Deneyin sonunda, her iki grupta da ortalama 7 kg (15 lbs) civarında benzer bir kilo kaybı gözlemlendi. Ancak bilişsel testler, yemek yeme alışkanlıklarını dar bir zaman dilimiyle sınırlayanların, mekansal planlama ve problem çözme testlerinde diğerlerinden daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu. Ayrıca, hafıza ve öğrenme testlerinde daha az hata yaptıkları yönünde ipuçları da vardı, ancak bazı çoklu görev ve tepki süresi testlerinde her iki grup da aynı performansı gösterdi.</font></font></p>

<p></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Shapses, etkileri "ılımlı" olarak nitelendirdi ancak zaman kısıtlamalı beslenmenin insanların günlük işler için bilgileri hatırlama yeteneğini geliştirebileceğini ve hafıza, dikkat ve problem çözmeyle ilgili hataları azaltabileceğini öne sürdü. Ayrıntılar </font><font dir="auto">, Maryland'de düzenlenen Amerikan Beslenme Derneği'nin yıllık toplantısı Nutrition 2026'da </font></font><a href="https://nutrition2026.eventscribe.net/index.asp?posterTarget=811824" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">sunuldu .</font></font></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmacılar şimdi, ne yediğimizin yanı sıra ne zaman yediğimizi de dikkate almanın neden önemli olabileceğini araştırmayı planlıyorlar. Faydalar, </font><font dir="auto">sirkadiyen ritimler, metabolizma ve iltihaplanmanın karmaşık etkileşiminden </font></font><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2211335524001724" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">kaynaklanıyor olabilir .</font></font></a></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Birçok ülkede, İngiltere ve ABD de dahil olmak üzere, 14 saatlik bir süre boyunca yemek yemek yaygındır ve gece boyunca sadece 10 saat boyunca yemek yenmez. Ancak araştırmalar, gece boyunca aç kalmanın sağlık açısından belirgin faydaları olduğunu göstermektedir. Ocak ayında yayınlanan bir </font></font><a href="https://www.theguardian.com/commentisfree/2026/may/05/game-changer-good-health-scientists-we-are-when-we-eat" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">inceleme,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> akşam 7'den önce yemek yemeyi bırakmanın vücut ağırlığı, BMI, bel çevresi, kan basıncı ve metabolik sağlık göstergelerinde önemli iyileşmelerle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışmaya dahil olmayan King's College London'da beslenme bilimleri bölüm başkanı Prof. Wendy Hall, yemek saatlerini dar bir zaman dilimine sıkıştırmanın beyin için faydaları olabileceğini söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"Zaman kısıtlamalı beslenme, sadece kilo yönetimine yardımcı olmakla kalmayıp, akşam geç saatlerde büyük öğünlerden kaçınmanın kan şekeri kontrolünü, damar fonksiyonunu ve iltihabı iyileştirebileceği için, orta yaşlı ve yaşlı aşırı kilolu yetişkinlerde bilişsel sağlığı desteklemek için makul bir yaklaşımdır," dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hall, bulguların ön bulgular olduğunu ve herhangi bir iyileşmenin klinik açıdan anlamlı olup olmadığını belirlemek için hakemli çalışmanın tamamının görülmesinin önemli olduğunu vurguladı.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmacilar-kisitli-yemek-yeme-saatlerinin-yaslilikta-bilissel-gerilemeyi-azaltabilecegini-savundu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/12/akdeniz-diyeti-ve-beslenme.jpg" type="image/jpeg" length="88627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'de kızamık vakaları, 35 yılın en yüksek seviyesine ulaştı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/abdde-kizamik-vakalari-35-yilin-en-yuksek-seviyesine-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/abdde-kizamik-vakalari-35-yilin-en-yuksek-seviyesine-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hastalığın 2000 yılında ABD'de ortadan kalktığı ilan edilmişti, ancak son 18 ayda kaydedilen vaka sayısı, önceki 25 yılda kaydedilen vaka sayısının toplamından daha fazla.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Amerika Birleşik Devletleri'nde kızamık, bu yıl da tarihi bir yükseliş göstererek üst üste ikinci kez rekor kırdı. 2026 yılının ilk 7 ayında, ülke 1991'den bu yana en yüksek vaka sayısını saptadı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hastalığın 2000 yılında ABD'de ortadan kalktığı ilan edilmişti, ancak son 18 ayda kaydedilen vaka sayısı, önceki 25 yılda kaydedilen vaka sayısının toplamından daha fazla.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri her hafta düzinelerce yeni vaka bildiriyor ve geçen yıldan beri süregelen salgınlara yeni büyük salgınlar ekleniyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Amerikan Pediatri Akademisi Başkanı Dr. Andrew Racine, "Bu esasen bir halk sağlığı başarısızlığı ve önlenebilir bir durum" dedi. Kızamık vakaları aşılanmamış çocuklarda görüldü.</font></font></p>

<p>ABD'de kızamık salgınlarıyla mücadele yaygın ve sürekli bir sorun haline geldi. 2025'te başlayan çok sayıda salgın 2026'ya kadar devam etti ve yeni vakalar ülkenin çoğu bölgesini etkileyen diğer büyük salgınlara yol açtı.</p>

<p>Güney Carolina, 2026 yılında diğer tüm eyaletlerden daha fazla kızamık vakası bildirdi. Ekim ayında Spartanburg County'de hızla yayılan salgın, bu yıl Nisan ayında sona ermeden önce, yaklaşık 1000 vakayla ABD'de son on yılların en büyük salgını haline geldi.</p>

<p>Güney Carolina'nın ve ABD'nin diğer bölgelerinde, düşük aşılama oranları, kızamığın yayılmasını önlemek için yapılan çalışmalardan daha hızlı bir şekilde yayılmasına neden oldu.</p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre, geçen yıl yaklaşık 2.300 kızamık vakası bildirildi; bu, kızamığın ABD'de ortadan kaldırıldığı ilan edildiğinden beri yıllık ortalamanın yaklaşık 12 katı ve son otuz yıldan fazla süredir en kötü yıl oldu.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) Cuma günü yayınladığı verilere göre, 2026 yılındaki toplam kızamık vakası sayısı geçen yılın toplamını şimdiden aştı. Yılın bitimine beş aydan fazla süre kala en az 2.318 vaka bildirildi.</font></font></p>

<p>CDC verilerine göre, vakaların büyük çoğunluğu (%90'dan fazlası) aşılanmamış veya aşı durumu bilinmeyen kişiler arasında görülüyor.</p>

<p>Uzmanlar, kızamık salgını potansiyelinin, aşılama oranlarının son derece bulaşıcı olan bu hastalık için önemli bir bağışıklık eşiği olan %95'in altında kaldığı her yerde mevcut olduğunu söylüyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/abdde-kizamik-vakalari-35-yilin-en-yuksek-seviyesine-ulasti</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 01:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/06/kizamik-hastaligi-yeni-salgin-mi.jpg" type="image/jpeg" length="56994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan uyarı: İki yaş altındaki çocuklar ekranlardan tümüyle uzak tutulmalı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir çalışma, erken ekran maruziyetini uzun vadeli gelişimsel risklerle ilişkilendirerek, iki yaş altındaki çocukların ekranlardan tümüyle uzak durması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmaya göre, yaşamın ilk iki yılında ekran kullanımı, sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde uzun vadeli etkilerle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Analiz, özellikle televizyon, cep telefonları ve tabletler olmak üzere dijital medya kullanımının iki yaş altı çocuklarda çok yaygın olduğuna ve çocuk gelişimine potansiyel zararlarla ilişkili olabileceğine dair güçlü kanıtlar ortaya koydu.</p>

<p>Ekran başında geçirilen süre, çocukların bakım verenleriyle bağ kurma ya da diğer çocuklarla oyun oynama fırsatlarını azaltıyor, dil gelişimini sınırlıyor ve aşırı uyarılmayı artırıyor.</p>

<p>Leeds Üniversitesi'nde kıdemli öğretim görevlisi olan Rafe Clayton, “İki yaş altındaki çocuklar arasında ekran kullanımının küresel bir sorun haline geldiğini ve 2026 itibarıyla bunun hâlâ yeterince ele alınmadığını gördük,” dedi.</p>

<p>Yaşamın ilk iki yılı, bir çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının temellerinin atılması açısından kritik olduğu için ekran süresinin “bütün bir kuşak ve onların gelecekteki yaşam kalitesi açısından sonuçları olduğunu” da sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bulgular ışığında, Leeds Üniversitesi, Leeds Trinity Üniversitesi, Aston Üniversitesi ve Loughborough Üniversitesi'nden araştırmacılar, iki yaş altındaki çocuklara bilinçli ve düzenli hiçbir ekran süresi tanınmamasını tavsiye ediyor. Euronews <a href="https://tr.euronews.com/saglik/2026/07/02/buyuk-inceleme-bebeklerin-ilk-iki-yilda-ekran-kullanmamasi-gerektigi-ortaya-cikti" rel="nofollow">haberine göre</a>, iki yaş altı çocuklar için birlikte ekran izlemeyi öneren ya da ekran teknolojisinin “her yaşa uygun” olduğunu ima eden tüm rehberlerin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunuyorlar.</p>

<p>Loughborough Üniversitesi'nde bağımlılık davranışları konusunda uzman olan Richard James, “Bulguların, ebeveynler, uygulayıcılar ve politika yapıcıları, sürdürülebilir teknoloji kullanımı konusunda bilgilendirmesini ve küçük çocuklara yönelik ilgili rehberlerin geliştirilmesine katkı sağlamasını umuyoruz,” dedi.</p>

<p>Ayrıca, rehberlik eksikliği nedeniyle ebeveynlerin “farkında olmadan çocuklara ve bebeklere ekranlı cihazlarla sağlıksız alışkanlıklar ve ilişkiler geliştirmeyi öğrettiklerini” söyledi.</p>

<h2>Çocuklar arasında ekran kullanımı artıyor</h2>

<p>Araştırmacılar, çocuklar iki yaşına geldiğinde günlük ekran kullanımının neredeyse evrensel hale geldiğini ve önerilen sınırları aştığını belirtiyor.</p>

<p>Erken yaşta ekranla karşılaşmanın başlıca itici güçlerinden birinin, ebeveynlerin iş yükü olduğunu; bunun da bakım verenleri, çocukları oyalamak için ekranları bir tür “bebek bakıcısı” olarak kullanmaya yönelttiğini kaydettiler.</p>

<p>İncelemeye destek veren 1001 Critical Days Foundation'ın kurucusu Andrea Leadsom, “Aileler bu zorlukla, ihtiyaç duydukları bilgi ve destek olmadan baş etmeye çalışıyor. Sorumluluk yalnızca onların omuzlarına yüklenemez,” dedi.</p>

<p>Ayrıca teknoloji şirketlerinin kendi rollerini kabul etmesi gerektiğini, kanıtlar aksini gösterirken ebeveynlere bebekler için uygun olduğu etiketlenen ya da bu şekilde tanıtılan içeriklerin sunulmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/07/bebek-ekran-1.png" type="image/jpeg" length="57244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres, dakikalar içinde kanın yapısını fiziksel olarak değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir <a href="https://physoc.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1113/JP290576" rel="noreferrer" target="_blank">araştırma</a>, stresin yalnızca zihinsel bir deneyim olmadığını, dakikalar içinde kanın yapısını fiziksel olarak değiştirebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.</p>

<p>Bilim insanları uzun zamandır kronik stresin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığını biliyor. Büyük nüfus çalışmalarında duygusal stres, kardiyovasküler hastalıklar için önemli risk faktörlerinden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Ancak psikolojik bir duygunun vücutta hangi biyolojik mekanizmalarla kalp-damar hastalığı riskini artırdığı bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştı.</p>

<p>Araştırmacılar, stres sırasında kanın pıhtılaşma sisteminde meydana gelen değişikliklerin temelinde "oksidatif stres" adı verilen sürecin yer aldığını öne sürdü. Euronews'un aktardığı <a href="https://tr.euronews.com/saglik/2026/06/27/stres-kanin-yapisini-dakikalar-icinde-degistiriyor" rel="nofollow">habere göre</a>, oksidatif stres, hücrelerde serbest radikal olarak bilinen yüksek derecede reaktif moleküllerin hızla artmasıyla ortaya çıkıyor.</p>

<h2>Katılımcılar stres testine sokuldu</h2>

<p>Bu hipotezi test etmek için araştırmacılar 18 ile 30 yaşları arasında sağlıklı sekiz erkek üzerinde randomize kontrollü çapraz tasarımlı bir deney gerçekleştirdi.</p>

<p>Her katılımcı laboratuvara birer hafta arayla iki kez geldi. İlk ziyarette yalnızca dinlenmeleri istendi. İkinci ziyarette ise psikoloji araştırmalarında akut stres oluşturmak için "altın standart" kabul edilen Trier Sosyal Stres Testi uygulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcılara önce beş dakika içinde hazırlanmaları istenen kısa bir konuşma görevi verildi. Ardından notları ellerinden alınarak ifadeleri değişmeyen jüri üyeleri ve bir kameranın önünde konuşmaları istendi.</p>

<p>Konuşmanın hemen ardından ise 2003 sayısından 17'şer geriye doğru saymaları istendi. Hata yaptıklarında en baştan başlamaları gerekiyordu.</p>

<p>Araştırmacılar hem dinlenme seansından hem de stres testinden hemen önce ve sonra kan örnekleri aldı.</p>

<p>Serbest radikaller elektron paramanyetik rezonans spektroskopisi adı verilen yüksek hassasiyetli bir yöntemle ölçüldü. Aynı zamanda oluşan kan pıhtılarının mikroskobik yapısı da ayrıntılı olarak incelendi.</p>

<h2>Dakikalar içinde biyolojik değişim başladı</h2>

<p>Dinlenme sırasında katılımcıların kan kimyasında anlamlı bir değişiklik görülmedi.</p>

<p>Buna karşılık stres testinden sonra iki önemli değişiklik aynı anda meydana geldi.</p>

<p>İlk olarak oksidatif stresin göstergesi olan askorbat serbest radikali belirgin şekilde arttı. Bu bulgu, psikolojik stresin dakikalar içinde vücutta serbest radikal üretimini hızlandırdığını gösterdi.</p>

<p>İkinci olarak ise oluşan kan pıhtılarının yapısı tamamen değişti. Pıhtılar daha büyük, daha yoğun ve fibrin adı verilen yapısal protein lifleri açısından daha sıkı hale geldi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca pıhtılaşma sisteminin "intrinsik yolak" olarak bilinen bölümünün de stres sırasında aktive olduğuna dair kanıtlar elde etti.</p>

<p>Araştırmacılara göre kısa süreli psikolojik stres bile pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilecek biyolojik değişiklikleri çok hızlı biçimde tetikleyebiliyor.</p>

<h2>Bulgular kalp krizi anlamına gelmiyor</h2>

<p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların stresli bir sunum ya da yoğun bir iş gününün doğrudan kalp krizi veya inmeye yol açacağı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının çok daha karmaşık süreçler sonucunda geliştiğini vurgulayan ekip, çalışmanın yalnızca stresin vücudu nasıl etkilediğine dair yeni ipuçları sunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Üstelik araştırma yalnızca sekiz sağlıklı genç erkek üzerinde gerçekleştirildiğinden, sonuçların kadınlara, yaşlı bireylere veya kalp-damar hastalığı bulunan kişilere genellenebilmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Araştırmacılara göre elde edilen bulgular gelecekte kalp-damar hastalıklarının önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Buna göre yalnızca stresin psikolojik yönünü azaltmaya odaklanmak yerine, stres sırasında aktive olan biyokimyasal yolların hedef alınması da kalp ve damar sistemini stresin fiziksel etkilerine karşı korumada yeni bir yaklaşım sunabilir.</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de stres sırasında kanın yoğunluğu veya viskozitesinde herhangi bir artış görülmemesi oldu.</p>

<p>Bu bulgu, stresin etkisinin kanı koyulaştırmaktan ziyade pıhtının yapısını ve mimarisini değiştirdiğini gösteriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/stres-ile-basa-cikmanin-yollari.webp" type="image/jpeg" length="31116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırmalar, daha sıcak günlerde saldırganlık, trafikte öfke, şiddet olaylarının arttığını gösteriyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcağın ve güneşe maruz kalmanın sağlık üzerindeki etkileri; susuz kalmadan cilt döküntüleri ve yanıklara kadar uzanan sonuçlarıyla uzun zamandır biliniyor.</p>

<p>Ancak sıcağın vücut üzerindeki daha az bilinen etkilerinden biri de ruh sağlığıyla ilgili.</p>

<p>Cleveland Clinic'te klinik psikolog olarak görev yapan Susan Albers, Euronews Health'e yaptığı açıklamada, "Araştırmalar, daha sıcak günlerde saldırganlık, trafikte öfke, şiddet olayları ve hatta ruh sağlığıyla ilgili nedenlerle acil servise başvuruların arttığını gösteriyor" dedi.</p>

<p>Aşırı ısınan vücut doğal olarak rahatsızlık hissi yaratıyor.</p>

<p>"Fiziksel olarak rahatsız olduğumuzda daha az sabırlı oluyoruz, daha kolay sinirleniyoruz ve duygusal tepkilerimiz daha hızlı ortaya çıkıyor," diyen Albers, beynin vücudu serin tutabilmek için aşırı çalışmasının sakin kalmak ve odaklanmak için daha az zihinsel kaynak bırakmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzmanlara göre sıcak havalarda en önemli noktalardan biri yeterli sıvı almak. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), saat başına yaklaşık bir bardak su içilmesini ve günlük toplam sıvı tüketiminin en az 2-3 litre olmasını öneriyor.</p>

<p>Susuz kalan vücut sıcaklığını düzenleme yeteneğini kaybediyor. Bu durum uyku hali, baş dönmesi ve baş ağrısına yol açarken beynin çalışma biçimini de etkileyebiliyor.</p>

<p>Albers, "Hafif düzeyde susuz kalmak bile dikkat, karar verme ve duyguları yöneten beyin bölgelerini etkileyebilir. Daha susadığınızı fark etmeden önce kendinizi daha kaygılı, zihinsel olarak bulanık veya sinirli hissedebilirsiniz," dedi.</p>

<p>Uzmanlara göre soğuk bir içecek tüketmek ya da boyun, bilek ve ayak bileği gibi kan damarlarının cilde daha yakın olduğu bölgelere soğuk bez veya buz torbası uygulamak vücudun serinlemesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Albers, "Aşırı ısınma beynin aşırı uyarılmış hissetmesine neden olabilir. Kendinizi sinirli, kaygılı ya da bunalmış hissederseniz bulunduğunuz ortamı değiştirin," tavsiyesinde bulundu.</p>

<h2>Kaliteli uyku</h2>

<p>Sıcak hava dalgalarının karakteristik özelliklerinden biri de "tropikal gece" olarak adlandırılan, gece sıcaklığının 20 derecenin altına düşmediği koşullar. Eskiden daha çok sıcak iklimlerde görülen bu durum, artık daha serin ülkelerde de giderek daha sık yaşanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gece saatleri normalde vücudun kendini toparladığı dönem olarak kabul ediliyor. Ancak hava sıcaklığı gece boyunca düşmediğinde bu toparlanma gerçekleşemiyor ve vücut üzerindeki stres devam ediyor.</p>

<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ) ve DSÖ'de aşırı sıcak hizmetleri teknik danışmanı olarak görev yapan Armel Castellan, uyku sırasında vücudun çekirdek sıcaklığının düştüğünü, kalp-damar sisteminin dinlendiğini ve sıcak bir günün yarattığı stresin azalmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Albers da kötü geçen tek bir gecenin bile ruh halini önemli ölçüde etkileyebileceğini belirterek, "Sadece bir gecelik kötü uyku bile kişiyi duygusal açıdan daha tepkisel, daha sabırsız hale getirebilir ve günlük hayattaki küçük hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi zorlaştırabilir," dedi.</p>

<p>Mevcut ruh sağlığı sorunları bulunan kişiler aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebiliyor.</p>

<p>Daha önce yapılan araştırmalar, sıcak hava dalgalarının hem kısa hem de uzun vadede intihar riskini, şizofreni belirtilerini, kaygıyı, depresyonu ve madde kullanım bozukluklarını artırabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Albers, "Kaygı bozukluğu olan kişiler sıcağı daha yoğun hissedebilir. Çünkü aşırı ısınmanın neden olduğu kalp çarpıntısı, terleme ve nefes darlığı gibi fiziksel belirtiler kaygı belirtilerine çok benzer. Bu da her iki durumun birbirini beslediği bir döngü oluşturabilir," dedi.</p>

<p>Uzman ayrıca bazı ilaçların da sıcak havalarda ek risk oluşturduğuna dikkat çekti. Bazı antidepresanlar, uyarıcı ilaçlar, antihistaminikler ve tansiyon ilaçları vücudun kendini soğutmasını zorlaştırabiliyor veya susuz kalma riskini artırabiliyor.</p>

<p>Bunun yanında, vücut aşırı ısındığında ya da susuz kaldığında bazı tedavilerin etkinliği azalabiliyor veya yan etki görülme riski artabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/12/ofke-kontrolunde-10-etkili-yol.jpg" type="image/jpeg" length="57342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar Türkiye'de en yüksek ölüm nedeni]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında ölüm sayısı 491 bin 684’e yükselirken, ölümlerin en büyük nedeni yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları oldu. Kanser kaynaklı ölümler yüzde 16,1 ile ikinci sırada yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri 2025 verilerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında ölüm sayısı 2025 yılında 491 bin 684 oldu. Ölüm sayısı 2024 yılında 489 bin 734 olmuştu. Ölen kişilerin 2025 yılında %55,1'ini erkekler, %44,9'unu kadınlar oluşturdu.</p>

<h2>Kaba ölüm hızı binde 5,7 oldu</h2>

<p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu.</p>

<p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025 yılında %34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini %16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, %15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.</p>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %42,3'ünün iskemik kalp hastalıkları, %24,6'sının diğer kalp hastalıkları, %18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklar kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<h2>Üst solunum yolları kanserleri ilk sırada yer aldı</h2>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, %8,0'ının kolonun kötü huylu tümörü, %7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<h2>Tümörlerden kaynaklı ölümler</h2>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %22,4 ile Ağrı olduğu görüldü. Bu ili %19,8 ile Van, %19,5 ile Kocaeli ve Ankara, %19,4 ile Elâzığ izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %9,7 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %10,9 ile Burdur, %11,0 ile Şanlıurfa ve %11,2 ile Aydın izledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/02/kalp-krizi-gorulme-yasi-30a-indi-soguk-hava-bu-riski-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="44852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Rahim ağzı kanseri aşısı yapılan genç kadınlarda ölümler sıfıra düştü]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>İngiltere'de 1823 yılında kurulan, haftalık hakemli tıp dergisi Lancet'te yayımlanan bir analize göre, rahim ağzı kanseri aşısı sayesinde ülkede yaklaşık 200 hayat kurtarıldı.</strong></p>

<p dir="ltr">Bu türde yapılan bu ilk çalışma, İngiltere'de okul çağındaki kızlara 2008'de papillomavirüs (HPV) aşısı sunulmasından bu yana ölümlerin keskin biçimde düştüğünü gösterdi.</p>

<p dir="ltr">2020 ile 2024 yılları arasında 20-24 yaş arası kadınlarda hiç rahim ağzı kanseri ölümü kaydedilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bu, beş yıllık bir dönemde ilk kez gerçekleşti.</p>

<p dir="ltr">Aşılama olmasaydı yaklaşık 23 ölüm bekleniyordu.</p>

<p dir="ltr">Londra Queen Mary Üniversitesi'nden baş araştırmacı Prof. Peter Sasieni, "Tek bir aşının belirli bir kanser türünü neredeyse ortadan kaldırabildiğini düşünmek inanılmaz" dedi.</p>

<p dir="ltr">Çalışma ayrıca 12 veya 13 yaşında aşılanan çocukların, 30 yaşından önce hastalıktan ölme riskinin neredeyse sıfır olduğunu ortaya koydu.</p>

<p dir="ltr">BBC<a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yz4wz9zero" rel="nofollow"> haberine göre</a>, HPV aşılama kampanyasından önce bu yaş grubunda her yıl yaklaşık 20 ölüm kaydediliyordu.</p>

<p dir="ltr">Genel olarak rahim ağzı kanseri İngiltere'de kadınlar arasında hâlâ en yaygın 14. kanser türü ve her yıl 3.300 kişiye teşhis konuluyor.</p>

<p dir="ltr">Yakın deri temasıyla yayılan bir virüs olan HPV'nin bu vakaların %99'una neden olduğu düşünülüyor.</p>

<p dir="ltr">Çoğu HPV enfeksiyonu herhangi bir soruna yol açmadan kaybolur, ancak bazıları anormal hücre değişikliklerine neden olur ve yıllar sonra kansere yol açabilir.</p>

<p dir="ltr">Raporun yazarları, daha fazla kişiye HPV aşısı yapılması ve aşılı kişilerin yaşlanmasıyla birlikte hastalıktan ölenlerin sayısının düşmeye devam edeceğini öngörüyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmayı finanse eden Cancer Research UK, bulguları "inanılmaz bir dönüm noktası" olarak tanımladı, ancak İngiltere'de aşılama oranlarının önerilen seviyelerin altında seyrettiği uyarısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kuruluşun icra kurulu başkanı Michelle Mitchell, "HPV aşısının rahim ağzı kanserini başlamadan önce durdurmada son derece etkili olduğunu biliyoruz ve bu bulgular ilk kez hayat kurtardığını gösteriyor" dedi.</p>

<p dir="ltr"></p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/buyuksehirin-ucretsiz-hpv-asisi-icin-basvurular-basladi.webp" type="image/jpeg" length="82829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta bu yıl KKKA vakalarında 5 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas’ta bu yıl KKKA tanısı konulan 26 hastadan 5’i yaşamını yitirdi. Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde tedavileri süren 9 hastanın ise durumunun stabil olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle KKKA vakalarında artış yaşanabileceğine yönelik değerlendirmede bulunurken sürecin ilerleyen dönemde netleşeceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane olarak gerekli hazırlıkları yaptıklarını ifade eden Doğan, yıl içinde sağlık kuruluşuna başvuran 38 kişiden 26’sına KKKA tanısı konulduğunu açıkladı.</p>

<p>Tedavi gören hastalardan 5’inin hayatını kaybettiğini aktaran Doğan, "Bu oran geçen yıllardaki hasta sayısıyla paralel gidiyor. Şu anda ciddi bir artış yok ama önümüzdeki günlerde artış olup olmayacağını göreceğiz" dedi.</p>

<p>Hayatını kaybeden hastaların ikisinin Akıncılar’dan, birinin Hafik’ten olduğunu belirten Doğan, Tokat’tan sevk edilen bir hasta ile Koyulhisar’dan gelen bir hastanın da yaşamını yitirdiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/06/uzmani-uyardigrip-sandiginiz-olumcul-kene-isirigi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="52938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Ebola salgını, daha önce sanılandan daha küçük ölçekli olabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo'da 116 şüpheli Ebola vakasını doğruladığını, bunun önceki tahminlere göre belirgin bir düşüş olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo'yu kasıp kavuran Ebola salgınının, daha önce sanılandan daha küçük ölçekli olabileceği bildiriliyor.</p>

<p>31 Mayıs itibarıyla Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden salgında 116 şüpheli ve 321 doğrulanmış Ebola vakası bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), daha önce 1.000'in üzerinde olduğu tahmin edilen toplam vaka sayısının bu yeni verilerle aşağı yönlü revize edildiğini salı günü duyurdu.</p>

<p>DSÖ sözcüsü Christian Lindmeier, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında 48 ölüm ve altı iyileşme vakasının da bildirildiğini açıkladı.</p>

<p>Komşu Uganda'da da dokuz vaka ve bir ölüm kayda geçti.</p>

<p>Lindmeier, şüpheli vaka sayısındaki sert düşüşün, yapılan testler sayesinde hastaların büyük bölümünün Ebola taşımadığının anlaşılmasından kaynaklandığını belirtti.</p>

<p>“Ya başka hastalıklara sahip oldukları ya da sadece ateşlenip başka hiçbir belirti göstermedikleri ortaya çıktı,” diye konuştu.</p>

<p>Ülkedeki mevcut salgından sorumlu virüs, Ebola hastalığının diğer türlerine yol açan suşlara göre daha nadir görülüyor. Bu durum, hedefe yönelik tedaviler ve aşılar bulunmadığı için müdahaleyi zorlaştırıyor.</p>

<p>Kongo Sağlık Bakanlığı, ülkenin ücra bir bölgesinde yaşanan salgının kontrol altına alınmasında karşılaştıkları başlıca zorlukların, vakaların erken tespiti ve hızla izolasyonu, sıkı temaslı takibi, güvenli ve saygılı defin işlemleri ile sağlık tesislerinde enfeksiyonun önlenmesi ve kontrolünün güçlendirilmesi olduğunu açıkladı.</p>

<h2>Beş hasta iyileşti</h2>

<p>DSÖ Genel Direktörü, salgının merkezindeki kentlerden biri olan Kongo'nun doğusundaki Bunia'yı ziyareti sırasında, bu nadir Ebola virüsü türüne yakalanan beş hastanın iyileştiğini söyledi.</p>

<p>“Dört kişi bugün taburcu edilecek, önceki gün de bir kişi taburcu edilmişti,” dedi Tedros, kentte yeni açılan Ebola tedavi merkezinin açılışında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Elbette aşılar ve tedaviler üzerinde çalışmayı sürdürüyoruz ama bu, insanların Ebola'dan iyileşemeyeceği anlamına gelmiyor,” diye ekledi.</p>

<h2>Aşı geliştirme yarışı</h2>

<p>Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI), mevcut salgından sorumlu Bundibugyo virüsünü hedef alan üç deneysel aşı adayının geliştirilmesini “acilen hızlandıracağını” pazartesi günü duyurdu.</p>

<p>Kuruluş, Uluslararası AIDS Aşı Girişimi, Moderna ve Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen ve Hindistan Serum Enstitüsü'nde (SII) üretilecek olanların da aralarında bulunduğu, geliştirme aşamasındaki aşı adaylarından oluşan bir portföye 53 milyon avroya kadar yatırım yapacağını açıkladı.</p>

<p>DSÖ, Ebola ile mücadele için geliştirilmekte olan aşılar arasında bu üç adayı şu anda en umut verici seçenekler olarak belirledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2022/11/dso-3.jpg" type="image/jpeg" length="17127"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğün saatleri ve yeme düzenleri, ruh sağlığında şaşırtıcı bir rol oynayabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre, öğün atlamak ya da gün içinde düzensiz saatlerde yemek yemek ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0165032726002685" rel="noreferrer" target="_blank">Journal of Affective Disorders</a> dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, düzensiz öğün programlarının daha yüksek depresyon riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından toplanan 2014-2022 Kore Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması’na katılan 21 bin 568 yetişkine ait verileri analiz eden Koreli araştırmacılar, öğün sıklığı ile psikolojik iyi oluş arasında güçlü bir ilişki saptadı.</p>

<p>Önceki araştırmalar, düzensiz yeme alışkanlıklarının obezite, insülin direnci ve kardiyovasküler hastalık gibi olumsuz metabolik sonuç riskini artırdığını göstermişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni çalışma, ana öğünlerini daha düzensiz saatlerde yiyen kişilerin, daha tutarlı bir programa uyanlara kıyasla depresyona girme olasılıklarının yüzde 55 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Aynı zamanda, daha çeşitli beslenmenin düzensiz yemenin olumsuz etkilerini azalttığı, buna karşılık kahvaltıyı atlamanın bu etkileri artırdığı görüldü.</p>

<p>En güçlü ilişkiler erkeklerde, sigara içenlerde ve gece geç saatlerde yemek yiyenlerde tespit edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, “Bu sonuçlar, ana öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin, diğer beslenme ya da yaşam tarzı faktörlerinden bağımsız bir şekilde depresif belirtiler için bir risk faktörü oluşturabileceğini gösteriyor,” diye yazdı.</p>

<p>Araştırmacılar, tutarsız öğün saatlerinin vücudun gün boyunca biyolojik süreçleri düzenleyen iç saati olan <a href="https://tr.euronews.com/2026/01/06/arastirma-duzensiz-sirkadiyen-ritim-bunama-riskini-artirabilir" rel="nofollow">sirkadiyen ritimlerle</a> bağlantılı metabolik ve davranışsal ritimleri bozabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu bozulma, ruh halini düzenleyen genlerde değişikliklere yol açarak melatonin ve kortizol salgısında düzensizlik gibi hormonal dengesizlikleri tetikleyebiliyor.</p>

<p>“Ritme bağlı bu tür bir düzensizlik, günlük duygu durum dalgalanmalarını istikrarsızlaştırarak ve duygusal dayanıklılığı azaltarak duygulanımın düzenlenmesini zayıflatabilir,” diye yazdılar.</p>

<p>Düzensiz beslenme, B vitaminleri, lif ve antioksidanlar gibi ruh halinin düzenlenmesiyle ilişkili temel besin öğelerinin yetersiz alımıyla da sıklıkla bağlantılı.</p>

<p>Psikolojik açıdan bakıldığında, araştırmacılar düzensiz öğün tüketimi biçimlerinin dağınık günlük rutinlere ya da sosyal hayattan çekilmeye de işaret edebileceğini, bunların hepsinin kötüleşen ruh sağlığıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.</p>

<p>“Birlikte ele alındığında, bu yollar öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin hem davranışsal bir gösterge hem de depresyona biyolojik bir katkı sağlayıcı olarak rol oynayabileceğini gösteriyor,” dediler.</p>

<p>Araştırmanın, özellikle doğrudan nedensellik ilişkisi kurmaya izin vermeyen kesitsel tasarımı gibi bazı sınırlılıkları da bulunuyor.</p>

<p>Daha fazla araştırmaya ihtiyaç var; öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin mi depresyon riskini artırdığı, yoksa depresyonun mu düzensiz beslenmeye yol açtığı ya da her ikisinin birden mi söz konusu olduğu henüz net değil.</p>

<p>Bununla birlikte, araştırmacılar bu bulguların özellikle besin çeşitliliğinin yüksek olduğu ve düzenli kahvaltı içeren tutarlı bir öğün düzenini teşvik etmenin depresyon riskini azaltmak için pratik ve ilaç dışı bir yaklaşım sunabileceğine işaret ettiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/12/akdeniz-diyeti-ve-beslenme.jpg" type="image/jpeg" length="33599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: İklim krizi dünya genelinde antibiyotik direncini hızlandırıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antibiyotik direnci, küresel sağlık için en hızlı büyüyen tehditlerden biri. Herhangi bir ülkedeki her yaştan insanı etkileyebilir ve tahminlere göre halihazırda yılda 1 milyondan fazla insanın ölümüne neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, iklim krizinin antibiyotik direncinde küresel bir artışı hızlandırdığını ve bunun insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtirken, rakamlar salmonella bakterilerinde antibiyotik dirençli genlerde artış olduğunu gösteriyor.</p>

<p></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere, Fransa, Avustralya, İsviçre ve Çin'den araştırmacıların öncülüğünde yapılan bir çalışma</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> , iklim değişikliğinin dünyanın en yaygın bakteriyel hastalıklarından biri olan salmonellada artan antibiyotik direnciyle nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koydu.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Lancet Planetary Health dergisinde yayınlanan ve</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> türünün ilk örneği olan bir araştırmaya göre, iklim değişikliği 1940 ile 2023 yılları arasında salmonella antibiyotik direnç genlerinde küresel olarak %10'luk bir artışla ilişkilendiriliyor </font><font dir="auto">.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Antibiyotik direncinin başlıca nedenleri hala enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımıdır. Ancak araştırmalar, sorunun iklim değişikliğiyle daha da kötüleştiğini öne sürüyor.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmanın yazarları,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> "Biriken kanıtlar, iklim değişikliğinin antimikrobiyal direncin küresel yayılımının hızlandırıcı bir etkeni olduğunu göstermektedir" diye yazdı </font><font dir="auto">.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"Bulgularımız, yükselen sıcaklıkların ve değişen yağış düzenlerinin, salmonella gibi bakteriyel patojenlerdeki antimikrobiyal direnç genlerinin bolluğunu ve yayılımını doğrusal olmayan bir şekilde artırdığına dair destekleyici kanıtlar sunmaktadır."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"Bu bulgular, iklim değişikliğinin mikrobiyal ekolojik istikrarı değiştirdiği ve insan, hayvan ve çevresel rezervuarlarda direnç evrimini hızlandırdığı fikrini güçlendiriyor."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"İklim değişikliğiyle mücadele politikalarının, özellikle Paris Anlaşması ile uyumlu olanların –geliştirilmiş antimikrobiyal yönetim ve Tek </font></font><a href="https://www.theguardian.com/society/health" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Sağlık</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> gözetimi ile birlikte– acil entegrasyonu, gelecekteki antimikrobiyal direnç yükünü azaltmak için elzemdir."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmacılar, antimikrobiyal direncin esas olarak antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımından kaynaklandığını, bunun da dirençli bakterilerin hayatta kalmasına ve yayılmasına olanak sağladığını belirtti. Bununla birlikte, yükselen sıcaklıklar ve değişen yağış düzenleri, bakterilerin hayatta kalma, mutasyona uğrama ve yayılma biçimlerini etkileyerek antibiyotik direnç genlerinin değişimini potansiyel olarak artırabileceğini söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Önceki çalışmalar, yüksek sıcaklıkları dirençli bakteri seviyelerinin artmasıyla ilişkilendirmişti, ancak şimdiye kadar bu bağlantıya ilişkin küresel nicel çalışmalar sınırlı kalmıştı.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Yeni çalışma,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> 1940 ile 2023 yılları arasında 139 ülkeden toplanan 480.000'den fazla salmonella örneğinin genomlarını analiz etti. Antibiyotik direnç genlerinin seviyeleri, zaman içindeki ortalama sıcaklık ve yağış değişimleriyle karşılaştırıldı.</font></font></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/12/antibiyotikte-turkiye-dunyada-3uncu-sirada.jpg" type="image/jpeg" length="92725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Ebola salgını açıklaması]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hastalıktan kaynaklanan küresel riskin düşük seviyede kalmaya devam ettiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgınına ilişkin halk sağlığı risk seviyesini “yüksek”ten “çok yüksek”e çıkardı.</p>

<p>Kurumun Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, cuma günü yaptığı güncellemede ülkede şimdiye kadar 82 vakanın doğrulandığını ve yedi kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Ancak Ghebreyesus, “Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki salgının aslında çok daha büyük olduğunu biliyoruz,” diyerek yaklaşık 750 şüpheli vaka ve 177 şüpheli ölüm bulunduğunu belirtti.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü, hastalığın küresel ölçekte oluşturduğu riskin ise düşük seviyede kaldığını söyledi. Salgına, doğrulanmış bir aşısı bulunmayan nadir Bundibugyo virüsünün neden olduğu ifade edildi. Hastalık komşu Uganda’ya da sıçrarken, burada iki vaka doğrulandı ve bir kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görev yapan bir ABD vatandaşının da virüse yakalandığı doğrulandı. Söz konusu kişinin tedavi amacıyla hafta başında Berlin’deki Charite Hastanesi’ne sevk edildiği bildirildi.</p>

<p>Hastane, cuma günü yaptığı açıklamada hastanın “ciddi derecede güçsüz” olduğunu ancak hayati tehlikesinin bulunmadığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “Hastalığın seyri değişebileceği için hasta yakın gözetim altında tutuluyor ve tedavisi sürüyor. Kendisi, özel izolasyon ünitesinin yüksek güvenlikli bölümünde tedavi edilmektedir,” denildi.</p>

<p>Tedros ayrıca, yüksek riskli temaslı olarak değerlendirilen bir başka ABD vatandaşının da Çekya’ya nakledildiğine dair haberlerden haberdar olduklarını söyledi.</p>

<p>Hollanda’da ise Radboud Üniversite Hastanesi, Ebola şüphesi düşük seviyede olan bir hastanın cuma günü izolasyona alındığını ve teşhis testlerinin sonuçlarının beklendiğini açıkladı.</p>

<p>Ebola, ilk kez 1976 yılında tanımlanan ağır ve ölümcül bir hastalık olarak biliniyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre Ebola vakalarının yüzde 90’a kadarı ölümle sonuçlanabiliyor. Hastalığın belirtileri arasında ateş, halsizlik, ishal ve kusma yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/12/kongo-demokratik.jpg" type="image/jpeg" length="60852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de hantavirüse bağlı kaygı yaratacak bir durum var mı?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, dünya gündemindeki hantavirüs vakalarına ilişkin, "Dünyaya yayılacak büyük bir pandemi riski kesinlikle söz konusu değil" dedi. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Güle Çınar, Türkiye açısından kaygı yaratacak bir durum olmadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika seferine çıkan MV Hondius gemisinde görülen hantavirüse bağlı ölümler dünya gündemine oturdu. Hastalığın kaynağıyla ilgili incelemeler sürerken sosyal medyada özellikle Türkiye’de olası risk tartışmaları öne çıktı. Cumhuriyet’e konuşan Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Güle Çınar, Türkiye açısından kaygı yaratacak bir durum olmadığını söyledi.</p>

<p>Çınar, gemide görülen hantavirüs tipinin Türkiye’de rastlanan alt türlerden farklı olduğunu belirterek “Türkiye için bir tehlike teşkil etmiyor. Çünkü hantavirüsün farklı alt tipleri var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gemide görülen tür, Türkiye’de görülen tür değil. Ayrıca Türkiye’de insandan insana bulaş söz konusu değil” dedi. Çınar, hantavirüs enfeksiyonlarının bazı vakalarda ağır seyredebileceğini de ifade ederek “Akciğer tutulumu ve beraberinde böbrek tutulumu görülebiliyor. Bu şekilde olduğunda ölümcül olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hantavirüsün temel bulaş yolunun kemirgenlerle temas olduğuna dikkat çeken Çınar, özellikle fare dışkıları ve partiküllerinin solunmasının risk oluşturduğunu söyledi. Çınar, “Daha çok farelerin dışkılarının bulunduğu ortamların solunmasıyla bulaş meydana geliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’de hantavirüs vakalarının tamamen bilinmeyen bir durum olmadığını belirten Çınar, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman tekil vakaların görüldüğünü ancak salgın riskinden söz edilemeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Sosyal medyada, Antarktika seferinde olduğu ve gemiden indiği öne sürülen YouTuber Ruhi Çenet hakkında ortaya atılan “Karantinada mı” sorularına da değinen Çınar, toplum açısından bir risk bulunmadığını söyledi. Çınar, “Ön planda insandan insana bulaşan bir hastalık olmadığı için belirgin bir risk söz konusu değil. Ruhi Çenet’in topluma karışıp karışmadığını bilmiyorum ama toplum için risk oluşturmaz” diye konuştu.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/05/hanta.jpg" type="image/jpeg" length="18610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyoteknoloji firması BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech, köklü bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini duyurdu. BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek. BioNTech Sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu yıl içinde Almanya'daki son dozları üretmiş olacağız" dedi.</p>

<h2>Yaklaşık 2 bin kişi işten çıkarılacak</h2>

<p>Yeniden yapılanma kapsamında şirketin Almanya'nın Idar-Oberstein ve Marburg kentlerindeki, Singapur'daki ve 2025 sonunda bünyesine kattığı rakip şirket CureVac'a ait Tübingen'deki üretim tesisleri kapatılacak. Söz konusu tesislerin 2027 sonuna kadar tamamlanması ve tesislerin satışa çıkarılması planlanıyor. Şirketin ayrıca, yapılanma kapsamında bin 860 kişinin işine son vermesi bekleniyor.</p>

<p>BioNTech, Covid-19 salgının sona ermesinin ardından aşılara olan talebin düşmesi sonucu yeniden yapılanma kararı aldığını ifade ederek, kanser ve diğer hastalıkların tedavisine odaklanılacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Zarar 500 milyon Euro'yu aştı</h2>

<p>Şirketin, bu yılın ilk çeyreğinde gelirleri 182,8 milyon Euro'dan 118,1 milyon Euro'ya gerilerken, net zararı ise 531,9 milyon Euro'ya yükseldi.</p>

<h2>Şahin ve Türeci görevi bırakmıştı</h2>

<p>Öte yandan, BioNTech'in kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci ise geçtiğimiz mart ayında yeni bir girişim başlatmak üzere görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/01/biontech.webp" type="image/jpeg" length="64344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek maması üreticisi, bazı ürünlerini piyasadan çekiyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek maması üreticisi Nutricia, “cereulide” toksini riski nedeniyle Bebelac 1 serisine ait son kullanma tarihi bu yıl olan üç farklı ürün partisinin piyasadan çekilmesine karar verdi. Şirket, olası sağlık risklerine karşı ebeveynlere ürünleri dikkatle kontrol etmeleri yönünde uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Firma tarafından yapılan bilgilendirmede, Türkiye’de de yaygın olarak kullanılan Bebelac 1 ürünlerine ilişkin sürecin 24 Ocak 2026 tarihinde gönüllü geri çağırma olarak başlatıldığı belirtildi. Söz konusu uygulamanın, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi tarafından yayımlanan güncel kılavuzlara uyum kapsamında 4 Mayıs 2026 tarihinde revize edildiği aktarıldı.</p>

<h2>Hangi ürünler geri çağırıldı?</h2>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw650h117q95gc/storage/files/images/2026/05/06/bebelac-llaq.jpg" rel="nofollow" title="Anne-babalar dikkat! Çok satılan marka bebek mamaları toplatılıyor - Resim : 1"><img alt="Anne-babalar dikkat! Çok satılan marka bebek mamaları toplatılıyor - Resim : 1" height="117" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw650h117q95gc/storage/files/images/2026/05/06/bebelac-llaq.jpg" width="650" /></a>Geri çağırma işleminin yalnızca belirli üretim partilerini kapsadığı bildirildi. Yetkililer, tüketicilerden evlerinde bulunan ürünlerin parti numaralarını kontrol etmelerini istedi. Ürünleri satın alanların, satış noktalarına başvurarak ücret iadesi alabilecekleri ya da firmanın internet sitesi üzerinden işlem yapabilecekleri duyuruldu.</p>

<p>Şirket açıklamasında, yaşanan durumdan dolayı üzüntü duyulduğu ifade edilerek, sağlık şüphesi bulunan kişilerin uzmanlara başvurması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2>Toplatma kararının nedeni</h2>

<p>Toplatma kararının gerekçesinin, Bacillus cereus bakterisinin ürettiği “cereulide” toksini olduğu açıklandı. Uzmanlar, söz konusu toksinin yüksek ısıya dayanıklı olduğunu ve gıdalarda uzun süre varlığını koruyabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Açıklamalarda, özellikle bağışıklık sistemi zayıf bebeklerde risk oluşturabileceği, kusma ve ishal gibi belirtilerin yanı sıra nadir durumlarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Küresel ölçekte artan geri çağırmalar</h2>

<p>Bebek maması sektöründe 2025 yılının sonlarından itibaren benzer nedenlerle birçok geri çağırma sürecinin yaşandığı bildirildi. Nestlé, Danone ve Lactalis gibi üreticilerin 60’tan fazla ülkede ürünlerini raflardan çektiği kaydedildi.</p>

<p>İngiltere’de aynı toksin şüphesiyle onlarca bebekte zehirlenme vakasının incelendiği, bazı olaylarda hastane yatışlarının gerçekleştiği ve şüpheli ölüm vakalarının araştırıldığı bildirildi.</p>

<h2>Türkiye’de denetimler sıkılaştırıldı</h2>

<p>Türkiye’de de 2026 yılı başında benzer gelişmeler yaşandığı, Nestlé bünyesindeki SMA ve Danone tarafından üretilen Aptamil serilerinin aynı toksin şüphesiyle toplatıldığı belirtildi.</p>

<p>Artan riskler üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bebek mamalarına yönelik denetimlerin artırıldığı, ithal ürünler için daha kapsamlı analizler ve her üretim partisi için ayrı kontrol zorunluluğu getirildiği açıklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 07:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/01/ne-kadar-mama-1407837310-153e9e47e5b046.jpg" type="image/jpeg" length="34846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deneyebileceğiniz beş sıra dışı egzersiz]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğer eksantrik egzersize (veya genel olarak egzersize) yeni başlıyorsanız, kolaydan başlayın – haftada iki kez, seanslar arasında en az üç gün ara vererek, iki veya üç eksantrik odaklı egzersiz yapmayı deneyin. Yavaş eksantrik faza odaklanarak, yaklaşık beş ila sekiz tekrardan oluşan üç set yapın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="five-eccentric-exercises-to-try"><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2095254626000049?via%3Dihub" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Profesör Kazunori Nosaka, Spor ve Sağlık Bilimleri Dergisi'nde yayınlanan yeni bir makalesinde,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> "Eksantrik </font></font>(uzama)<font dir="auto"><font dir="auto">egzersiz eğitimi, fiziksel zindelik ve genel sağlık için sayısız fayda sağlar ve bu nedenle çok çeşitli bireyler için uygundur" diye yazıyor. </font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Eski jimnastikçi ve </font></font><a href="https://www.theladylab.co.uk/" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">The Lady Lab'de</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> antrenör olan  Anwen Davies, “Üç ila dört hafta sonra vücudunuz ağrıya alışacak ve sıklığı artırabilir veya egzersizler ekleyebilirsiniz” diyor. “Bu yaklaşımın güzelliği, ekipmana ihtiyaç duymadan veya nefes nefese kalmadan 20 ila 30 dakika içinde önemli ölçüde güç kazanımı elde edebilmenizdir.” Aşağıdakilerden birini seçin:</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">1. Eksantrik odaklı çömelme:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Üç ila beş saniye boyunca yavaşça çömelin, ardından normal bir hızda ayağa kalkın. Davies, "Başlangıçta denge için bir kapı çerçevesine tutunabilir veya bir sandalyeye oturabilirsiniz" diyor. "Bu, normal çömelmelerin kardiyovasküler yükü olmadan bacak gücünü geliştirmeye yardımcı olur."</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">2. Duvar şınavı:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Ellerinizi omuz genişliğinde bir duvara koyun ve göğsünüzü yavaşça yüzeye doğru indirin – yine, duraklamadan ve tekrar yukarı doğru itmeden önce üç ila beş saniye iyi bir süredir. Güçlendikçe eğimi azaltın (böylece bir masa veya kanepe kullanabilirsiniz).</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">3. Push press (İtme presi):</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Dambıl, halter veya birkaç su şişesi kullanarak, dizlerinizi hafifçe bükün ve ardından dik durun, bu ivmeyi kullanarak ağırlığı başınızın üzerine doğru itin ve sonra yavaşça indirin. Ancak önce omuzlarınızı ısıtın.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">4. Topuk indirme hareketi:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">"Bir basamağın kenarına çıkın ve parmak uçlarınızda yükselin, ardından topuklarınızı yavaşça basamağın seviyesinin altına indirin ve başlangıç ​​pozisyonuna geri dönün," diyor Johnson. "Bu, baldır veya Aşil tendonu sorunları olan herkes için harika bir seçenektir." Bunu otobüs beklerken de yapabilirsiniz.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">4. Eksantrik baldır kaldırma:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Topuk düşürme hareketine benzer, ancak tek bacak üzerinde çalıştığınız için biraz daha yoğundur. Davies, "Her iki ayağınızla da parmak uçlarınıza yükselin, ardından bir ayağınızı yerden kaldırın ve üç ila beş saniye içinde yavaşça indirin," diyor. "Tekrar yükselmek için her iki ayağınızı da kullanın. Bu, baldır kaslarını güçlendirmek ve ayak bileği stabilitesi için iyidir." Denge sorunu yaşıyorsanız, elinizi duvara veya masaya koymak sorun olmaz.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">5. Yavaş inişli adımlama:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Bir basamağa veya sağlam bir kutuya çıkın ve bir ayağınızı üç ila beş saniye boyunca tamamen yere basmadan yavaşça indirin, ardından tekrar yukarı kaldırın. Davies, "Bu, tek bacak gücünü ve kontrolünü geliştirmeye yardımcı olur; bu da daha iyi denge ve sakatlanmayı önleme anlamına gelir" diyor.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/04/severek-yapilan-egzersizler-stresle-basa-cikmanin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="12635"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolesterolü düşürmek için nasıl beslenmeli?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kolesterolü düşürmek için beslenmeden bazı gıdaları çıkarmanın ötesinde, yulaf, baklagil ve sağlıklı yağlar gibi doğru takviyelerin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2022 verilerine göre Türkiye'de 15 yaş üzeri nüfusun %15'inden fazlasında yüksek kolesterol görülüyor. İngiltere'deki en son rakamlara göre ise bu oran yetişkin nüfusun yarısına yakın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanımızda normal değerlerden daha yüksek kolesterol olduğunda genellikle belirti görülmediği için çoğu kişi bunun farkında bile olmayabiliyor. Fakat tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunları yaşama riskini artırabiliyor.</p>

<p>Yaşlanma, etnik köken, genler ve aile öyküsü gibi bazı risk faktörlerini kontrol etmek mümkün olmasa da beslenme ve yaşam tarzındaki değişiklikler kolesterolü düşürmeye gerçekten yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Yağ kaynaklarını akıllıca seçin</strong></p>

<p>Hepimizin yağlara ihtiyacı var ve az miktarda yağ, sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Bize enerji ve temel yağ asitleri sağlamanın dışında yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E ve K vitaminleri) emilimini kolaylaştırıyorlar.</p>

<p>Ancak beslenmemizdeki yağ türlerine dikkat etmeliyiz.</p>

<p>Çok fazla doymuş yağ, kandaki "kötü" kolesterol seviyelerinin yükselmesiyle ilişkili.</p>

<p>İngiltere'de erkeklerin günde en fazla 30 gram, kadınların ise en fazla 20 gram doymuş yağ tüketmeleri öneriliyor.</p>

<p>Doymuş yağ genellikle tereyağı, sade yağ, et ve süt ürünleri gibi hayvansal ürünlerde bulunuyor.</p>

<p>Bu malzemelerle pişirilen yiyeceklerde (kek, bisküvi ve pastalar gibi) doymuş yağ oranı yüksek oluyor.</p>

<p>Bu durum, bu yiyeceklerden tamamen kaçınılması gerektiği anlamına gelmiyor ama kolesterolü düşürmeye yardımcı olmak için daha az tüketmeye çalışmalıyız.</p>

<p>Doymuş yağ yerine bazı doymamış yağlarla beslenmenin sağlıklı kolesterol seviyelerini korumaya yardımcı olabileceğine dair güçlü kanıtlar var.</p>

<p>Doymamış yağlar arasında avokado, zeytinyağı, kolza yağı, yağlı balıklar (uskumru, somon ve sardalya gibi), soya fasulyesi veya soya ürünleri, tuzsuz kuruyemişler (badem, ceviz ve yer fıstığı gibi) ve tohumlar (keten tohumu ve ayçiçek tohumu gibi) bulunuyor.</p>

<p><strong>Daha fazla lifli yiyecek tüketin</strong></p>

<p>Beslenmemizde iki ana lif türü var. Çözünür ve çözünmez lifler. Her ikisi de kolesterol yönetimi ve genel anlamda sağlık adına önemli.</p>

<p>Çözünmeyen lif, sindirim sisteminden bozulmadan geçiyor. Kuruyemişlerde, tohumlarda, buğday kepeğinde ve kabuklu ve çekirdekli meyve ve sebzelerde bulunuyor.</p>

<p>Çözünür lif ise suda çözünerek jel benzeri bir maddeye dönüşüyor. Meyvelerde, sebzelerde, yulafta, arpada ve nohut gibi baklagillerde var.</p>

<p>Yulaf ve arpada, kolesterol seviyelerini düşürdüğü kanıtlanan ve beta-glukan adı verilen özel bir çözünür lif türü bulunuyor.</p>

<p>Bu lifler jel haline geldiğinde bağırsaktaki kolesterol açısından zengin safra asitlerine bağlanarak vücutta emilmelerini engelliyor.</p>

<p>Günde üç gram beta-glukan tüketmenin kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceği söyleniyor.</p>

<p>Çözünür lifin çözünmez life kıyasla kolesterolü düşürmede daha büyük bir etkiye sahip olduğu düşünülse de, çoğumuz günde önerilen 30 gramı tüketmediğimiz için çeşitli lifli gıdalar tüketmek en iyisi.</p>

<p><strong>Bitkisel stanol veya sterolü beslenmenize ekleyin</strong></p>

<p>Takviyeli sürülebilir ürünler ve yoğurtlar gibi bitkisel stanol ve sterol içeren gıdaları beslenmenize dahil etmenin, yüksek kolesterolü olanlarda seviyeleri düşürmeye yardımcı olduğu tespit edildi.</p>

<p>Çalışmalar, sağlıklı ve dengeli bir beslenmeyle birlikte günde 1,5 ila 2,4 gram bitkisel sterol/stanol ile zenginleştirilmiş gıdaların tüketilmesinin, "kötü" kolesterol seviyelerini %7-10 oranında azaltabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bununla birlikte, bunlar sağlıklı bir beslenmenin veya kolesterol düşürücü ilaçların yerini tutmuyor. Bu miktarlar da genel nüfusa değil, yüksek kolesterolü olanlara öneriliyor.</p>

<p>Yediklerinizi kısıtlamak yerine, beslenmenizi inceleyip daha sağlıklı ve sürdürülebilir değişiklikler veya eklemeler yapmak daha faydalı.</p>

<p>Örneğin, cips yerine kuruyemiş atıştırmak veya ana yemeklere ek lif için sebze de eklemek gibi.</p>

<p>Yaşam tarzının diğer yönleri de kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak adına aynı derecede önemli.</p>

<p>Fiziksel anlamda aktif olmak, alkolü azaltmak ve sigarayı bırakmak gibi.</p>

<p>Bazılarının kolesterol seviyelerini düşürmek için ilaç kullanması da gerekebilir.</p>

<p>Fakat yine de tedaviyi desteklemek ve kalp rahatsızlıkları riskini azaltmak için genel anlamda beslenmelerinin sağlıklı ve dengeli olması önemli.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/04/kolesterolunuzu-dengede-tutun.jpg" type="image/jpeg" length="15441"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
