<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Zebra</title>
    <link>https://www.gazetezebra.com.tr</link>
    <description>Gazete Zebra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2026 02:05:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan uyarı: İki yaş altındaki çocuklar ekranlardan tümüyle uzak tutulmalı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir çalışma, erken ekran maruziyetini uzun vadeli gelişimsel risklerle ilişkilendirerek, iki yaş altındaki çocukların ekranlardan tümüyle uzak durması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir çalışmaya göre, yaşamın ilk iki yılında ekran kullanımı, sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde uzun vadeli etkilerle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Analiz, özellikle televizyon, cep telefonları ve tabletler olmak üzere dijital medya kullanımının iki yaş altı çocuklarda çok yaygın olduğuna ve çocuk gelişimine potansiyel zararlarla ilişkili olabileceğine dair güçlü kanıtlar ortaya koydu.</p>

<p>Ekran başında geçirilen süre, çocukların bakım verenleriyle bağ kurma ya da diğer çocuklarla oyun oynama fırsatlarını azaltıyor, dil gelişimini sınırlıyor ve aşırı uyarılmayı artırıyor.</p>

<p>Leeds Üniversitesi'nde kıdemli öğretim görevlisi olan Rafe Clayton, “İki yaş altındaki çocuklar arasında ekran kullanımının küresel bir sorun haline geldiğini ve 2026 itibarıyla bunun hâlâ yeterince ele alınmadığını gördük,” dedi.</p>

<p>Yaşamın ilk iki yılı, bir çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının temellerinin atılması açısından kritik olduğu için ekran süresinin “bütün bir kuşak ve onların gelecekteki yaşam kalitesi açısından sonuçları olduğunu” da sözlerine ekledi.</p>

<p>Bu bulgular ışığında, Leeds Üniversitesi, Leeds Trinity Üniversitesi, Aston Üniversitesi ve Loughborough Üniversitesi'nden araştırmacılar, iki yaş altındaki çocuklara bilinçli ve düzenli hiçbir ekran süresi tanınmamasını tavsiye ediyor. Euronews <a href="https://tr.euronews.com/saglik/2026/07/02/buyuk-inceleme-bebeklerin-ilk-iki-yilda-ekran-kullanmamasi-gerektigi-ortaya-cikti" rel="nofollow">haberine göre</a>, iki yaş altı çocuklar için birlikte ekran izlemeyi öneren ya da ekran teknolojisinin “her yaşa uygun” olduğunu ima eden tüm rehberlerin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunuyorlar.</p>

<p>Loughborough Üniversitesi'nde bağımlılık davranışları konusunda uzman olan Richard James, “Bulguların, ebeveynler, uygulayıcılar ve politika yapıcıları, sürdürülebilir teknoloji kullanımı konusunda bilgilendirmesini ve küçük çocuklara yönelik ilgili rehberlerin geliştirilmesine katkı sağlamasını umuyoruz,” dedi.</p>

<p>Ayrıca, rehberlik eksikliği nedeniyle ebeveynlerin “farkında olmadan çocuklara ve bebeklere ekranlı cihazlarla sağlıksız alışkanlıklar ve ilişkiler geliştirmeyi öğrettiklerini” söyledi.</p>

<h2>Çocuklar arasında ekran kullanımı artıyor</h2>

<p>Araştırmacılar, çocuklar iki yaşına geldiğinde günlük ekran kullanımının neredeyse evrensel hale geldiğini ve önerilen sınırları aştığını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken yaşta ekranla karşılaşmanın başlıca itici güçlerinden birinin, ebeveynlerin iş yükü olduğunu; bunun da bakım verenleri, çocukları oyalamak için ekranları bir tür “bebek bakıcısı” olarak kullanmaya yönelttiğini kaydettiler.</p>

<p>İncelemeye destek veren 1001 Critical Days Foundation'ın kurucusu Andrea Leadsom, “Aileler bu zorlukla, ihtiyaç duydukları bilgi ve destek olmadan baş etmeye çalışıyor. Sorumluluk yalnızca onların omuzlarına yüklenemez,” dedi.</p>

<p>Ayrıca teknoloji şirketlerinin kendi rollerini kabul etmesi gerektiğini, kanıtlar aksini gösterirken ebeveynlere bebekler için uygun olduğu etiketlenen ya da bu şekilde tanıtılan içeriklerin sunulmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/uzmanlardan-uyari-iki-yas-altindaki-cocuklar-ekranlardan-tumuyle-uzak-tutulmali</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/07/bebek-ekran-1.png" type="image/jpeg" length="13647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres, dakikalar içinde kanın yapısını fiziksel olarak değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir <a href="https://physoc.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1113/JP290576" rel="noreferrer" target="_blank">araştırma</a>, stresin yalnızca zihinsel bir deneyim olmadığını, dakikalar içinde kanın yapısını fiziksel olarak değiştirebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Güney Galler Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini hızla artırdığını ve bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirdiğini gösterdi.</p>

<p>Bilim insanları uzun zamandır kronik stresin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığını biliyor. Büyük nüfus çalışmalarında duygusal stres, kardiyovasküler hastalıklar için önemli risk faktörlerinden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Ancak psikolojik bir duygunun vücutta hangi biyolojik mekanizmalarla kalp-damar hastalığı riskini artırdığı bugüne kadar tam olarak açıklanamamıştı.</p>

<p>Araştırmacılar, stres sırasında kanın pıhtılaşma sisteminde meydana gelen değişikliklerin temelinde "oksidatif stres" adı verilen sürecin yer aldığını öne sürdü. Euronews'un aktardığı <a href="https://tr.euronews.com/saglik/2026/06/27/stres-kanin-yapisini-dakikalar-icinde-degistiriyor" rel="nofollow">habere göre</a>, oksidatif stres, hücrelerde serbest radikal olarak bilinen yüksek derecede reaktif moleküllerin hızla artmasıyla ortaya çıkıyor.</p>

<h2>Katılımcılar stres testine sokuldu</h2>

<p>Bu hipotezi test etmek için araştırmacılar 18 ile 30 yaşları arasında sağlıklı sekiz erkek üzerinde randomize kontrollü çapraz tasarımlı bir deney gerçekleştirdi.</p>

<p>Her katılımcı laboratuvara birer hafta arayla iki kez geldi. İlk ziyarette yalnızca dinlenmeleri istendi. İkinci ziyarette ise psikoloji araştırmalarında akut stres oluşturmak için "altın standart" kabul edilen Trier Sosyal Stres Testi uygulandı.</p>

<p>Katılımcılara önce beş dakika içinde hazırlanmaları istenen kısa bir konuşma görevi verildi. Ardından notları ellerinden alınarak ifadeleri değişmeyen jüri üyeleri ve bir kameranın önünde konuşmaları istendi.</p>

<p>Konuşmanın hemen ardından ise 2003 sayısından 17'şer geriye doğru saymaları istendi. Hata yaptıklarında en baştan başlamaları gerekiyordu.</p>

<p>Araştırmacılar hem dinlenme seansından hem de stres testinden hemen önce ve sonra kan örnekleri aldı.</p>

<p>Serbest radikaller elektron paramanyetik rezonans spektroskopisi adı verilen yüksek hassasiyetli bir yöntemle ölçüldü. Aynı zamanda oluşan kan pıhtılarının mikroskobik yapısı da ayrıntılı olarak incelendi.</p>

<h2>Dakikalar içinde biyolojik değişim başladı</h2>

<p>Dinlenme sırasında katılımcıların kan kimyasında anlamlı bir değişiklik görülmedi.</p>

<p>Buna karşılık stres testinden sonra iki önemli değişiklik aynı anda meydana geldi.</p>

<p>İlk olarak oksidatif stresin göstergesi olan askorbat serbest radikali belirgin şekilde arttı. Bu bulgu, psikolojik stresin dakikalar içinde vücutta serbest radikal üretimini hızlandırdığını gösterdi.</p>

<p>İkinci olarak ise oluşan kan pıhtılarının yapısı tamamen değişti. Pıhtılar daha büyük, daha yoğun ve fibrin adı verilen yapısal protein lifleri açısından daha sıkı hale geldi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca pıhtılaşma sisteminin "intrinsik yolak" olarak bilinen bölümünün de stres sırasında aktive olduğuna dair kanıtlar elde etti.</p>

<p>Araştırmacılara göre kısa süreli psikolojik stres bile pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilecek biyolojik değişiklikleri çok hızlı biçimde tetikleyebiliyor.</p>

<h2>Bulgular kalp krizi anlamına gelmiyor</h2>

<p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların stresli bir sunum ya da yoğun bir iş gününün doğrudan kalp krizi veya inmeye yol açacağı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının çok daha karmaşık süreçler sonucunda geliştiğini vurgulayan ekip, çalışmanın yalnızca stresin vücudu nasıl etkilediğine dair yeni ipuçları sunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Üstelik araştırma yalnızca sekiz sağlıklı genç erkek üzerinde gerçekleştirildiğinden, sonuçların kadınlara, yaşlı bireylere veya kalp-damar hastalığı bulunan kişilere genellenebilmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılara göre elde edilen bulgular gelecekte kalp-damar hastalıklarının önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Buna göre yalnızca stresin psikolojik yönünü azaltmaya odaklanmak yerine, stres sırasında aktive olan biyokimyasal yolların hedef alınması da kalp ve damar sistemini stresin fiziksel etkilerine karşı korumada yeni bir yaklaşım sunabilir.</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de stres sırasında kanın yoğunluğu veya viskozitesinde herhangi bir artış görülmemesi oldu.</p>

<p>Bu bulgu, stresin etkisinin kanı koyulaştırmaktan ziyade pıhtının yapısını ve mimarisini değiştirdiğini gösteriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-fiziksel-olarak-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/stres-ile-basa-cikmanin-yollari.webp" type="image/jpeg" length="89016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırmalar, daha sıcak günlerde saldırganlık, trafikte öfke, şiddet olaylarının arttığını gösteriyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcağın ve güneşe maruz kalmanın sağlık üzerindeki etkileri; susuz kalmadan cilt döküntüleri ve yanıklara kadar uzanan sonuçlarıyla uzun zamandır biliniyor.</p>

<p>Ancak sıcağın vücut üzerindeki daha az bilinen etkilerinden biri de ruh sağlığıyla ilgili.</p>

<p>Cleveland Clinic'te klinik psikolog olarak görev yapan Susan Albers, Euronews Health'e yaptığı açıklamada, "Araştırmalar, daha sıcak günlerde saldırganlık, trafikte öfke, şiddet olayları ve hatta ruh sağlığıyla ilgili nedenlerle acil servise başvuruların arttığını gösteriyor" dedi.</p>

<p>Aşırı ısınan vücut doğal olarak rahatsızlık hissi yaratıyor.</p>

<p>"Fiziksel olarak rahatsız olduğumuzda daha az sabırlı oluyoruz, daha kolay sinirleniyoruz ve duygusal tepkilerimiz daha hızlı ortaya çıkıyor," diyen Albers, beynin vücudu serin tutabilmek için aşırı çalışmasının sakin kalmak ve odaklanmak için daha az zihinsel kaynak bırakmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzmanlara göre sıcak havalarda en önemli noktalardan biri yeterli sıvı almak. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), saat başına yaklaşık bir bardak su içilmesini ve günlük toplam sıvı tüketiminin en az 2-3 litre olmasını öneriyor.</p>

<p>Susuz kalan vücut sıcaklığını düzenleme yeteneğini kaybediyor. Bu durum uyku hali, baş dönmesi ve baş ağrısına yol açarken beynin çalışma biçimini de etkileyebiliyor.</p>

<p>Albers, "Hafif düzeyde susuz kalmak bile dikkat, karar verme ve duyguları yöneten beyin bölgelerini etkileyebilir. Daha susadığınızı fark etmeden önce kendinizi daha kaygılı, zihinsel olarak bulanık veya sinirli hissedebilirsiniz," dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre soğuk bir içecek tüketmek ya da boyun, bilek ve ayak bileği gibi kan damarlarının cilde daha yakın olduğu bölgelere soğuk bez veya buz torbası uygulamak vücudun serinlemesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Albers, "Aşırı ısınma beynin aşırı uyarılmış hissetmesine neden olabilir. Kendinizi sinirli, kaygılı ya da bunalmış hissederseniz bulunduğunuz ortamı değiştirin," tavsiyesinde bulundu.</p>

<h2>Kaliteli uyku</h2>

<p>Sıcak hava dalgalarının karakteristik özelliklerinden biri de "tropikal gece" olarak adlandırılan, gece sıcaklığının 20 derecenin altına düşmediği koşullar. Eskiden daha çok sıcak iklimlerde görülen bu durum, artık daha serin ülkelerde de giderek daha sık yaşanıyor.</p>

<p>Gece saatleri normalde vücudun kendini toparladığı dönem olarak kabul ediliyor. Ancak hava sıcaklığı gece boyunca düşmediğinde bu toparlanma gerçekleşemiyor ve vücut üzerindeki stres devam ediyor.</p>

<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ) ve DSÖ'de aşırı sıcak hizmetleri teknik danışmanı olarak görev yapan Armel Castellan, uyku sırasında vücudun çekirdek sıcaklığının düştüğünü, kalp-damar sisteminin dinlendiğini ve sıcak bir günün yarattığı stresin azalmaya başladığını söyledi.</p>

<p>Albers da kötü geçen tek bir gecenin bile ruh halini önemli ölçüde etkileyebileceğini belirterek, "Sadece bir gecelik kötü uyku bile kişiyi duygusal açıdan daha tepkisel, daha sabırsız hale getirebilir ve günlük hayattaki küçük hayal kırıklıklarıyla baş etmeyi zorlaştırabilir," dedi.</p>

<p>Mevcut ruh sağlığı sorunları bulunan kişiler aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebiliyor.</p>

<p>Daha önce yapılan araştırmalar, sıcak hava dalgalarının hem kısa hem de uzun vadede intihar riskini, şizofreni belirtilerini, kaygıyı, depresyonu ve madde kullanım bozukluklarını artırabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Albers, "Kaygı bozukluğu olan kişiler sıcağı daha yoğun hissedebilir. Çünkü aşırı ısınmanın neden olduğu kalp çarpıntısı, terleme ve nefes darlığı gibi fiziksel belirtiler kaygı belirtilerine çok benzer. Bu da her iki durumun birbirini beslediği bir döngü oluşturabilir," dedi.</p>

<p>Uzman ayrıca bazı ilaçların da sıcak havalarda ek risk oluşturduğuna dikkat çekti. Bazı antidepresanlar, uyarıcı ilaçlar, antihistaminikler ve tansiyon ilaçları vücudun kendini soğutmasını zorlaştırabiliyor veya susuz kalma riskini artırabiliyor.</p>

<p>Bunun yanında, vücut aşırı ısındığında ya da susuz kaldığında bazı tedavilerin etkinliği azalabiliyor veya yan etki görülme riski artabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirmalar-daha-sicak-gunlerde-saldirganlik-trafikte-ofke-siddet-olaylarinin-arttigini-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/12/ofke-kontrolunde-10-etkili-yol.jpg" type="image/jpeg" length="74719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar Türkiye'de en yüksek ölüm nedeni]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında ölüm sayısı 491 bin 684’e yükselirken, ölümlerin en büyük nedeni yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları oldu. Kanser kaynaklı ölümler yüzde 16,1 ile ikinci sırada yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri 2025 verilerini açıkladı.</p>

<p>TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında ölüm sayısı 2025 yılında 491 bin 684 oldu. Ölüm sayısı 2024 yılında 489 bin 734 olmuştu. Ölen kişilerin 2025 yılında %55,1'ini erkekler, %44,9'unu kadınlar oluşturdu.</p>

<h2>Kaba ölüm hızı binde 5,7 oldu</h2>

<p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2025 yılında bir önceki yıla göre değişim göstermeyerek binde 5,7 oldu.</p>

<p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2025 yılında %34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini %16,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, %15,1 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %42,3'ünün iskemik kalp hastalıkları, %24,6'sının diğer kalp hastalıkları, %18,2'sinin serebro-vasküler hastalıklar kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<h2>Üst solunum yolları kanserleri ilk sırada yer aldı</h2>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin %28,9'unun gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, %8,0'ının kolonun kötü huylu tümörü, %7,6'sının lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p>

<h2>Tümörlerden kaynaklı ölümler</h2>

<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2025 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin %22,4 ile Ağrı olduğu görüldü. Bu ili %19,8 ile Van, %19,5 ile Kocaeli ve Ankara, %19,4 ile Elâzığ izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise %9,7 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili %10,9 ile Burdur, %11,0 ile Şanlıurfa ve %11,2 ile Aydın izledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dolasim-sistemi-kaynakli-hastaliklar-turkiyede-en-yuksek-olum-nedeni</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/02/kalp-krizi-gorulme-yasi-30a-indi-soguk-hava-bu-riski-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="38801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Rahim ağzı kanseri aşısı yapılan genç kadınlarda ölümler sıfıra düştü]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>İngiltere'de 1823 yılında kurulan, haftalık hakemli tıp dergisi Lancet'te yayımlanan bir analize göre, rahim ağzı kanseri aşısı sayesinde ülkede yaklaşık 200 hayat kurtarıldı.</strong></p>

<p dir="ltr">Bu türde yapılan bu ilk çalışma, İngiltere'de okul çağındaki kızlara 2008'de papillomavirüs (HPV) aşısı sunulmasından bu yana ölümlerin keskin biçimde düştüğünü gösterdi.</p>

<p dir="ltr">2020 ile 2024 yılları arasında 20-24 yaş arası kadınlarda hiç rahim ağzı kanseri ölümü kaydedilmedi.</p>

<p dir="ltr">Bu, beş yıllık bir dönemde ilk kez gerçekleşti.</p>

<p dir="ltr">Aşılama olmasaydı yaklaşık 23 ölüm bekleniyordu.</p>

<p dir="ltr">Londra Queen Mary Üniversitesi'nden baş araştırmacı Prof. Peter Sasieni, "Tek bir aşının belirli bir kanser türünü neredeyse ortadan kaldırabildiğini düşünmek inanılmaz" dedi.</p>

<p dir="ltr">Çalışma ayrıca 12 veya 13 yaşında aşılanan çocukların, 30 yaşından önce hastalıktan ölme riskinin neredeyse sıfır olduğunu ortaya koydu.</p>

<p dir="ltr">BBC<a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yz4wz9zero" rel="nofollow"> haberine göre</a>, HPV aşılama kampanyasından önce bu yaş grubunda her yıl yaklaşık 20 ölüm kaydediliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Genel olarak rahim ağzı kanseri İngiltere'de kadınlar arasında hâlâ en yaygın 14. kanser türü ve her yıl 3.300 kişiye teşhis konuluyor.</p>

<p dir="ltr">Yakın deri temasıyla yayılan bir virüs olan HPV'nin bu vakaların %99'una neden olduğu düşünülüyor.</p>

<p dir="ltr">Çoğu HPV enfeksiyonu herhangi bir soruna yol açmadan kaybolur, ancak bazıları anormal hücre değişikliklerine neden olur ve yıllar sonra kansere yol açabilir.</p>

<p dir="ltr">Raporun yazarları, daha fazla kişiye HPV aşısı yapılması ve aşılı kişilerin yaşlanmasıyla birlikte hastalıktan ölenlerin sayısının düşmeye devam edeceğini öngörüyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmayı finanse eden Cancer Research UK, bulguları "inanılmaz bir dönüm noktası" olarak tanımladı, ancak İngiltere'de aşılama oranlarının önerilen seviyelerin altında seyrettiği uyarısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">Kuruluşun icra kurulu başkanı Michelle Mitchell, "HPV aşısının rahim ağzı kanserini başlamadan önce durdurmada son derece etkili olduğunu biliyoruz ve bu bulgular ilk kez hayat kurtardığını gösteriyor" dedi.</p>

<p dir="ltr"></p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-rahim-agzi-kanseri-asisi-yapilan-genc-kadinlarda-olumler-sifira-dustu</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/buyuksehirin-ucretsiz-hpv-asisi-icin-basvurular-basladi.webp" type="image/jpeg" length="16482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta bu yıl KKKA vakalarında 5 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas’ta bu yıl KKKA tanısı konulan 26 hastadan 5’i yaşamını yitirdi. Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde tedavileri süren 9 hastanın ise durumunun stabil olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle KKKA vakalarında artış yaşanabileceğine yönelik değerlendirmede bulunurken sürecin ilerleyen dönemde netleşeceğini belirtti.</p>

<p>Hastane olarak gerekli hazırlıkları yaptıklarını ifade eden Doğan, yıl içinde sağlık kuruluşuna başvuran 38 kişiden 26’sına KKKA tanısı konulduğunu açıkladı.</p>

<p>Tedavi gören hastalardan 5’inin hayatını kaybettiğini aktaran Doğan, "Bu oran geçen yıllardaki hasta sayısıyla paralel gidiyor. Şu anda ciddi bir artış yok ama önümüzdeki günlerde artış olup olmayacağını göreceğiz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayatını kaybeden hastaların ikisinin Akıncılar’dan, birinin Hafik’ten olduğunu belirten Doğan, Tokat’tan sevk edilen bir hasta ile Koyulhisar’dan gelen bir hastanın da yaşamını yitirdiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/sivasta-bu-yil-kkka-vakalarinda-5-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/06/uzmani-uyardigrip-sandiginiz-olumcul-kene-isirigi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="75701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Ebola salgını, daha önce sanılandan daha küçük ölçekli olabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo'da 116 şüpheli Ebola vakasını doğruladığını, bunun önceki tahminlere göre belirgin bir düşüş olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo'yu kasıp kavuran Ebola salgınının, daha önce sanılandan daha küçük ölçekli olabileceği bildiriliyor.</p>

<p>31 Mayıs itibarıyla Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden salgında 116 şüpheli ve 321 doğrulanmış Ebola vakası bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), daha önce 1.000'in üzerinde olduğu tahmin edilen toplam vaka sayısının bu yeni verilerle aşağı yönlü revize edildiğini salı günü duyurdu.</p>

<p>DSÖ sözcüsü Christian Lindmeier, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında 48 ölüm ve altı iyileşme vakasının da bildirildiğini açıkladı.</p>

<p>Komşu Uganda'da da dokuz vaka ve bir ölüm kayda geçti.</p>

<p>Lindmeier, şüpheli vaka sayısındaki sert düşüşün, yapılan testler sayesinde hastaların büyük bölümünün Ebola taşımadığının anlaşılmasından kaynaklandığını belirtti.</p>

<p>“Ya başka hastalıklara sahip oldukları ya da sadece ateşlenip başka hiçbir belirti göstermedikleri ortaya çıktı,” diye konuştu.</p>

<p>Ülkedeki mevcut salgından sorumlu virüs, Ebola hastalığının diğer türlerine yol açan suşlara göre daha nadir görülüyor. Bu durum, hedefe yönelik tedaviler ve aşılar bulunmadığı için müdahaleyi zorlaştırıyor.</p>

<p>Kongo Sağlık Bakanlığı, ülkenin ücra bir bölgesinde yaşanan salgının kontrol altına alınmasında karşılaştıkları başlıca zorlukların, vakaların erken tespiti ve hızla izolasyonu, sıkı temaslı takibi, güvenli ve saygılı defin işlemleri ile sağlık tesislerinde enfeksiyonun önlenmesi ve kontrolünün güçlendirilmesi olduğunu açıkladı.</p>

<h2>Beş hasta iyileşti</h2>

<p>DSÖ Genel Direktörü, salgının merkezindeki kentlerden biri olan Kongo'nun doğusundaki Bunia'yı ziyareti sırasında, bu nadir Ebola virüsü türüne yakalanan beş hastanın iyileştiğini söyledi.</p>

<p>“Dört kişi bugün taburcu edilecek, önceki gün de bir kişi taburcu edilmişti,” dedi Tedros, kentte yeni açılan Ebola tedavi merkezinin açılışında.</p>

<p>“Elbette aşılar ve tedaviler üzerinde çalışmayı sürdürüyoruz ama bu, insanların Ebola'dan iyileşemeyeceği anlamına gelmiyor,” diye ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Aşı geliştirme yarışı</h2>

<p>Salgın Hazırlık Yenilikleri Koalisyonu (CEPI), mevcut salgından sorumlu Bundibugyo virüsünü hedef alan üç deneysel aşı adayının geliştirilmesini “acilen hızlandıracağını” pazartesi günü duyurdu.</p>

<p>Kuruluş, Uluslararası AIDS Aşı Girişimi, Moderna ve Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen ve Hindistan Serum Enstitüsü'nde (SII) üretilecek olanların da aralarında bulunduğu, geliştirme aşamasındaki aşı adaylarından oluşan bir portföye 53 milyon avroya kadar yatırım yapacağını açıkladı.</p>

<p>DSÖ, Ebola ile mücadele için geliştirilmekte olan aşılar arasında bu üç adayı şu anda en umut verici seçenekler olarak belirledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dso-ebola-salgini-daha-once-sanilandan-daha-kucuk-olcekli-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2022/11/dso-3.jpg" type="image/jpeg" length="63482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğün saatleri ve yeme düzenleri, ruh sağlığında şaşırtıcı bir rol oynayabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre, öğün atlamak ya da gün içinde düzensiz saatlerde yemek yemek ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0165032726002685" rel="noreferrer" target="_blank">Journal of Affective Disorders</a> dergisinde yayınlanan yeni bir çalışma, düzensiz öğün programlarının daha yüksek depresyon riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından toplanan 2014-2022 Kore Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması’na katılan 21 bin 568 yetişkine ait verileri analiz eden Koreli araştırmacılar, öğün sıklığı ile psikolojik iyi oluş arasında güçlü bir ilişki saptadı.</p>

<p>Önceki araştırmalar, düzensiz yeme alışkanlıklarının obezite, insülin direnci ve kardiyovasküler hastalık gibi olumsuz metabolik sonuç riskini artırdığını göstermişti.</p>

<p>Yeni çalışma, ana öğünlerini daha düzensiz saatlerde yiyen kişilerin, daha tutarlı bir programa uyanlara kıyasla depresyona girme olasılıklarının yüzde 55 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Aynı zamanda, daha çeşitli beslenmenin düzensiz yemenin olumsuz etkilerini azalttığı, buna karşılık kahvaltıyı atlamanın bu etkileri artırdığı görüldü.</p>

<p>En güçlü ilişkiler erkeklerde, sigara içenlerde ve gece geç saatlerde yemek yiyenlerde tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, “Bu sonuçlar, ana öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin, diğer beslenme ya da yaşam tarzı faktörlerinden bağımsız bir şekilde depresif belirtiler için bir risk faktörü oluşturabileceğini gösteriyor,” diye yazdı.</p>

<p>Araştırmacılar, tutarsız öğün saatlerinin vücudun gün boyunca biyolojik süreçleri düzenleyen iç saati olan <a href="https://tr.euronews.com/2026/01/06/arastirma-duzensiz-sirkadiyen-ritim-bunama-riskini-artirabilir" rel="nofollow">sirkadiyen ritimlerle</a> bağlantılı metabolik ve davranışsal ritimleri bozabileceğini belirtti.</p>

<p>Bu bozulma, ruh halini düzenleyen genlerde değişikliklere yol açarak melatonin ve kortizol salgısında düzensizlik gibi hormonal dengesizlikleri tetikleyebiliyor.</p>

<p>“Ritme bağlı bu tür bir düzensizlik, günlük duygu durum dalgalanmalarını istikrarsızlaştırarak ve duygusal dayanıklılığı azaltarak duygulanımın düzenlenmesini zayıflatabilir,” diye yazdılar.</p>

<p>Düzensiz beslenme, B vitaminleri, lif ve antioksidanlar gibi ruh halinin düzenlenmesiyle ilişkili temel besin öğelerinin yetersiz alımıyla da sıklıkla bağlantılı.</p>

<p>Psikolojik açıdan bakıldığında, araştırmacılar düzensiz öğün tüketimi biçimlerinin dağınık günlük rutinlere ya da sosyal hayattan çekilmeye de işaret edebileceğini, bunların hepsinin kötüleşen ruh sağlığıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.</p>

<p>“Birlikte ele alındığında, bu yollar öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin hem davranışsal bir gösterge hem de depresyona biyolojik bir katkı sağlayıcı olarak rol oynayabileceğini gösteriyor,” dediler.</p>

<p>Araştırmanın, özellikle doğrudan nedensellik ilişkisi kurmaya izin vermeyen kesitsel tasarımı gibi bazı sınırlılıkları da bulunuyor.</p>

<p>Daha fazla araştırmaya ihtiyaç var; öğün tüketimindeki düşük düzenliliğin mi depresyon riskini artırdığı, yoksa depresyonun mu düzensiz beslenmeye yol açtığı ya da her ikisinin birden mi söz konusu olduğu henüz net değil.</p>

<p>Bununla birlikte, araştırmacılar bu bulguların özellikle besin çeşitliliğinin yüksek olduğu ve düzenli kahvaltı içeren tutarlı bir öğün düzenini teşvik etmenin depresyon riskini azaltmak için pratik ve ilaç dışı bir yaklaşım sunabileceğine işaret ettiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ogun-saatleri-ve-yeme-duzenleri-ruh-sagliginda-sasirtici-bir-rol-oynayabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/12/akdeniz-diyeti-ve-beslenme.jpg" type="image/jpeg" length="73627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: İklim krizi dünya genelinde antibiyotik direncini hızlandırıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antibiyotik direnci, küresel sağlık için en hızlı büyüyen tehditlerden biri. Herhangi bir ülkedeki her yaştan insanı etkileyebilir ve tahminlere göre halihazırda yılda 1 milyondan fazla insanın ölümüne neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, iklim krizinin antibiyotik direncinde küresel bir artışı hızlandırdığını ve bunun insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtirken, rakamlar salmonella bakterilerinde antibiyotik dirençli genlerde artış olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere, Fransa, Avustralya, İsviçre ve Çin'den araştırmacıların öncülüğünde yapılan bir çalışma</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> , iklim değişikliğinin dünyanın en yaygın bakteriyel hastalıklarından biri olan salmonellada artan antibiyotik direnciyle nasıl bağlantılı olduğunu ortaya koydu.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Lancet Planetary Health dergisinde yayınlanan ve</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> türünün ilk örneği olan bir araştırmaya göre, iklim değişikliği 1940 ile 2023 yılları arasında salmonella antibiyotik direnç genlerinde küresel olarak %10'luk bir artışla ilişkilendiriliyor </font><font dir="auto">.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Antibiyotik direncinin başlıca nedenleri hala enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotiklerin yanlış ve aşırı kullanımıdır. Ancak araştırmalar, sorunun iklim değişikliğiyle daha da kötüleştiğini öne sürüyor.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmanın yazarları,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> "Biriken kanıtlar, iklim değişikliğinin antimikrobiyal direncin küresel yayılımının hızlandırıcı bir etkeni olduğunu göstermektedir" diye yazdı </font><font dir="auto">.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"Bulgularımız, yükselen sıcaklıkların ve değişen yağış düzenlerinin, salmonella gibi bakteriyel patojenlerdeki antimikrobiyal direnç genlerinin bolluğunu ve yayılımını doğrusal olmayan bir şekilde artırdığına dair destekleyici kanıtlar sunmaktadır."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"Bu bulgular, iklim değişikliğinin mikrobiyal ekolojik istikrarı değiştirdiği ve insan, hayvan ve çevresel rezervuarlarda direnç evrimini hızlandırdığı fikrini güçlendiriyor."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">"İklim değişikliğiyle mücadele politikalarının, özellikle Paris Anlaşması ile uyumlu olanların –geliştirilmiş antimikrobiyal yönetim ve Tek </font></font><a href="https://www.theguardian.com/society/health" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Sağlık</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> gözetimi ile birlikte– acil entegrasyonu, gelecekteki antimikrobiyal direnç yükünü azaltmak için elzemdir."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmacılar, antimikrobiyal direncin esas olarak antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımından kaynaklandığını, bunun da dirençli bakterilerin hayatta kalmasına ve yayılmasına olanak sağladığını belirtti. Bununla birlikte, yükselen sıcaklıklar ve değişen yağış düzenleri, bakterilerin hayatta kalma, mutasyona uğrama ve yayılma biçimlerini etkileyerek antibiyotik direnç genlerinin değişimini potansiyel olarak artırabileceğini söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Önceki çalışmalar, yüksek sıcaklıkları dirençli bakteri seviyelerinin artmasıyla ilişkilendirmişti, ancak şimdiye kadar bu bağlantıya ilişkin küresel nicel çalışmalar sınırlı kalmıştı.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/lanplh/article/PIIS2542-5196(26)00018-5/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Yeni çalışma,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> 1940 ile 2023 yılları arasında 139 ülkeden toplanan 480.000'den fazla salmonella örneğinin genomlarını analiz etti. Antibiyotik direnç genlerinin seviyeleri, zaman içindeki ortalama sıcaklık ve yağış değişimleriyle karşılaştırıldı.</font></font></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-iklim-krizi-dunya-genelinde-antibiyotik-direncini-hizlandiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/12/antibiyotikte-turkiye-dunyada-3uncu-sirada.jpg" type="image/jpeg" length="14395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Ebola salgını açıklaması]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hastalıktan kaynaklanan küresel riskin düşük seviyede kalmaya devam ettiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgınına ilişkin halk sağlığı risk seviyesini “yüksek”ten “çok yüksek”e çıkardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurumun Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, cuma günü yaptığı güncellemede ülkede şimdiye kadar 82 vakanın doğrulandığını ve yedi kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Ancak Ghebreyesus, “Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki salgının aslında çok daha büyük olduğunu biliyoruz,” diyerek yaklaşık 750 şüpheli vaka ve 177 şüpheli ölüm bulunduğunu belirtti.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü, hastalığın küresel ölçekte oluşturduğu riskin ise düşük seviyede kaldığını söyledi. Salgına, doğrulanmış bir aşısı bulunmayan nadir Bundibugyo virüsünün neden olduğu ifade edildi. Hastalık komşu Uganda’ya da sıçrarken, burada iki vaka doğrulandı ve bir kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde görev yapan bir ABD vatandaşının da virüse yakalandığı doğrulandı. Söz konusu kişinin tedavi amacıyla hafta başında Berlin’deki Charite Hastanesi’ne sevk edildiği bildirildi.</p>

<p>Hastane, cuma günü yaptığı açıklamada hastanın “ciddi derecede güçsüz” olduğunu ancak hayati tehlikesinin bulunmadığını duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, “Hastalığın seyri değişebileceği için hasta yakın gözetim altında tutuluyor ve tedavisi sürüyor. Kendisi, özel izolasyon ünitesinin yüksek güvenlikli bölümünde tedavi edilmektedir,” denildi.</p>

<p>Tedros ayrıca, yüksek riskli temaslı olarak değerlendirilen bir başka ABD vatandaşının da Çekya’ya nakledildiğine dair haberlerden haberdar olduklarını söyledi.</p>

<p>Hollanda’da ise Radboud Üniversite Hastanesi, Ebola şüphesi düşük seviyede olan bir hastanın cuma günü izolasyona alındığını ve teşhis testlerinin sonuçlarının beklendiğini açıkladı.</p>

<p>Ebola, ilk kez 1976 yılında tanımlanan ağır ve ölümcül bir hastalık olarak biliniyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre Ebola vakalarının yüzde 90’a kadarı ölümle sonuçlanabiliyor. Hastalığın belirtileri arasında ateş, halsizlik, ishal ve kusma yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dsoden-ebola-salgini-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/12/kongo-demokratik.jpg" type="image/jpeg" length="82619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de hantavirüse bağlı kaygı yaratacak bir durum var mı?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, dünya gündemindeki hantavirüs vakalarına ilişkin, "Dünyaya yayılacak büyük bir pandemi riski kesinlikle söz konusu değil" dedi. Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Güle Çınar, Türkiye açısından kaygı yaratacak bir durum olmadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antarktika seferine çıkan MV Hondius gemisinde görülen hantavirüse bağlı ölümler dünya gündemine oturdu. Hastalığın kaynağıyla ilgili incelemeler sürerken sosyal medyada özellikle Türkiye’de olası risk tartışmaları öne çıktı. Cumhuriyet’e konuşan Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Güle Çınar, Türkiye açısından kaygı yaratacak bir durum olmadığını söyledi.</p>

<p>Çınar, gemide görülen hantavirüs tipinin Türkiye’de rastlanan alt türlerden farklı olduğunu belirterek “Türkiye için bir tehlike teşkil etmiyor. Çünkü hantavirüsün farklı alt tipleri var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gemide görülen tür, Türkiye’de görülen tür değil. Ayrıca Türkiye’de insandan insana bulaş söz konusu değil” dedi. Çınar, hantavirüs enfeksiyonlarının bazı vakalarda ağır seyredebileceğini de ifade ederek “Akciğer tutulumu ve beraberinde böbrek tutulumu görülebiliyor. Bu şekilde olduğunda ölümcül olabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hantavirüsün temel bulaş yolunun kemirgenlerle temas olduğuna dikkat çeken Çınar, özellikle fare dışkıları ve partiküllerinin solunmasının risk oluşturduğunu söyledi. Çınar, “Daha çok farelerin dışkılarının bulunduğu ortamların solunmasıyla bulaş meydana geliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’de hantavirüs vakalarının tamamen bilinmeyen bir durum olmadığını belirten Çınar, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman tekil vakaların görüldüğünü ancak salgın riskinden söz edilemeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Sosyal medyada, Antarktika seferinde olduğu ve gemiden indiği öne sürülen YouTuber Ruhi Çenet hakkında ortaya atılan “Karantinada mı” sorularına da değinen Çınar, toplum açısından bir risk bulunmadığını söyledi. Çınar, “Ön planda insandan insana bulaşan bir hastalık olmadığı için belirgin bir risk söz konusu değil. Ruhi Çenet’in topluma karışıp karışmadığını bilmiyorum ama toplum için risk oluşturmaz” diye konuştu.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/turkiyede-hantaviruse-bagli-kaygi-yaratacak-bir-durum-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/05/hanta.jpg" type="image/jpeg" length="79698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyoteknoloji firması BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech, köklü bir yeniden yapılanma sürecine gireceğini duyurdu. BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini tamamen sonlandırarak, aşıların üretimini ABD'li iş ortağı Pfizer'a devredecek. BioNTech Sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu yıl içinde Almanya'daki son dozları üretmiş olacağız" dedi.</p>

<h2>Yaklaşık 2 bin kişi işten çıkarılacak</h2>

<p>Yeniden yapılanma kapsamında şirketin Almanya'nın Idar-Oberstein ve Marburg kentlerindeki, Singapur'daki ve 2025 sonunda bünyesine kattığı rakip şirket CureVac'a ait Tübingen'deki üretim tesisleri kapatılacak. Söz konusu tesislerin 2027 sonuna kadar tamamlanması ve tesislerin satışa çıkarılması planlanıyor. Şirketin ayrıca, yapılanma kapsamında bin 860 kişinin işine son vermesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BioNTech, Covid-19 salgının sona ermesinin ardından aşılara olan talebin düşmesi sonucu yeniden yapılanma kararı aldığını ifade ederek, kanser ve diğer hastalıkların tedavisine odaklanılacağını açıkladı.</p>

<h2>Zarar 500 milyon Euro'yu aştı</h2>

<p>Şirketin, bu yılın ilk çeyreğinde gelirleri 182,8 milyon Euro'dan 118,1 milyon Euro'ya gerilerken, net zararı ise 531,9 milyon Euro'ya yükseldi.</p>

<h2>Şahin ve Türeci görevi bırakmıştı</h2>

<p>Öte yandan, BioNTech'in kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci ise geçtiğimiz mart ayında yeni bir girişim başlatmak üzere görevlerinden ayrıldıklarını açıklamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/biontech-covid-19-asisinin-uretimini-durduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/01/biontech.webp" type="image/jpeg" length="82590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebek maması üreticisi, bazı ürünlerini piyasadan çekiyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebek maması üreticisi Nutricia, “cereulide” toksini riski nedeniyle Bebelac 1 serisine ait son kullanma tarihi bu yıl olan üç farklı ürün partisinin piyasadan çekilmesine karar verdi. Şirket, olası sağlık risklerine karşı ebeveynlere ürünleri dikkatle kontrol etmeleri yönünde uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Firma tarafından yapılan bilgilendirmede, Türkiye’de de yaygın olarak kullanılan Bebelac 1 ürünlerine ilişkin sürecin 24 Ocak 2026 tarihinde gönüllü geri çağırma olarak başlatıldığı belirtildi. Söz konusu uygulamanın, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi tarafından yayımlanan güncel kılavuzlara uyum kapsamında 4 Mayıs 2026 tarihinde revize edildiği aktarıldı.</p>

<h2>Hangi ürünler geri çağırıldı?</h2>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw650h117q95gc/storage/files/images/2026/05/06/bebelac-llaq.jpg" rel="nofollow" title="Anne-babalar dikkat! Çok satılan marka bebek mamaları toplatılıyor - Resim : 1"><img alt="Anne-babalar dikkat! Çok satılan marka bebek mamaları toplatılıyor - Resim : 1" height="117" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw650h117q95gc/storage/files/images/2026/05/06/bebelac-llaq.jpg" width="650" /></a>Geri çağırma işleminin yalnızca belirli üretim partilerini kapsadığı bildirildi. Yetkililer, tüketicilerden evlerinde bulunan ürünlerin parti numaralarını kontrol etmelerini istedi. Ürünleri satın alanların, satış noktalarına başvurarak ücret iadesi alabilecekleri ya da firmanın internet sitesi üzerinden işlem yapabilecekleri duyuruldu.</p>

<p>Şirket açıklamasında, yaşanan durumdan dolayı üzüntü duyulduğu ifade edilerek, sağlık şüphesi bulunan kişilerin uzmanlara başvurması gerektiği vurgulandı.</p>

<h2>Toplatma kararının nedeni</h2>

<p>Toplatma kararının gerekçesinin, Bacillus cereus bakterisinin ürettiği “cereulide” toksini olduğu açıklandı. Uzmanlar, söz konusu toksinin yüksek ısıya dayanıklı olduğunu ve gıdalarda uzun süre varlığını koruyabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Açıklamalarda, özellikle bağışıklık sistemi zayıf bebeklerde risk oluşturabileceği, kusma ve ishal gibi belirtilerin yanı sıra nadir durumlarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade edildi.</p>

<h2>Küresel ölçekte artan geri çağırmalar</h2>

<p>Bebek maması sektöründe 2025 yılının sonlarından itibaren benzer nedenlerle birçok geri çağırma sürecinin yaşandığı bildirildi. Nestlé, Danone ve Lactalis gibi üreticilerin 60’tan fazla ülkede ürünlerini raflardan çektiği kaydedildi.</p>

<p>İngiltere’de aynı toksin şüphesiyle onlarca bebekte zehirlenme vakasının incelendiği, bazı olaylarda hastane yatışlarının gerçekleştiği ve şüpheli ölüm vakalarının araştırıldığı bildirildi.</p>

<h2>Türkiye’de denetimler sıkılaştırıldı</h2>

<p>Türkiye’de de 2026 yılı başında benzer gelişmeler yaşandığı, Nestlé bünyesindeki SMA ve Danone tarafından üretilen Aptamil serilerinin aynı toksin şüphesiyle toplatıldığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artan riskler üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bebek mamalarına yönelik denetimlerin artırıldığı, ithal ürünler için daha kapsamlı analizler ve her üretim partisi için ayrı kontrol zorunluluğu getirildiği açıklandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/bebek-mamasi-ureticisi-bazi-urunlerini-piyasadan-cekiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 07:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/01/ne-kadar-mama-1407837310-153e9e47e5b046.jpg" type="image/jpeg" length="43738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deneyebileceğiniz beş sıra dışı egzersiz]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğer eksantrik egzersize (veya genel olarak egzersize) yeni başlıyorsanız, kolaydan başlayın – haftada iki kez, seanslar arasında en az üç gün ara vererek, iki veya üç eksantrik odaklı egzersiz yapmayı deneyin. Yavaş eksantrik faza odaklanarak, yaklaşık beş ila sekiz tekrardan oluşan üç set yapın.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p id="five-eccentric-exercises-to-try"><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2095254626000049?via%3Dihub" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Profesör Kazunori Nosaka, Spor ve Sağlık Bilimleri Dergisi'nde yayınlanan yeni bir makalesinde,</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> "Eksantrik </font></font>(uzama)<font dir="auto"><font dir="auto">egzersiz eğitimi, fiziksel zindelik ve genel sağlık için sayısız fayda sağlar ve bu nedenle çok çeşitli bireyler için uygundur" diye yazıyor. </font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Eski jimnastikçi ve </font></font><a href="https://www.theladylab.co.uk/" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">The Lady Lab'de</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> antrenör olan  Anwen Davies, “Üç ila dört hafta sonra vücudunuz ağrıya alışacak ve sıklığı artırabilir veya egzersizler ekleyebilirsiniz” diyor. “Bu yaklaşımın güzelliği, ekipmana ihtiyaç duymadan veya nefes nefese kalmadan 20 ila 30 dakika içinde önemli ölçüde güç kazanımı elde edebilmenizdir.” Aşağıdakilerden birini seçin:</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">1. Eksantrik odaklı çömelme:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Üç ila beş saniye boyunca yavaşça çömelin, ardından normal bir hızda ayağa kalkın. Davies, "Başlangıçta denge için bir kapı çerçevesine tutunabilir veya bir sandalyeye oturabilirsiniz" diyor. "Bu, normal çömelmelerin kardiyovasküler yükü olmadan bacak gücünü geliştirmeye yardımcı olur."</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">2. Duvar şınavı:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Ellerinizi omuz genişliğinde bir duvara koyun ve göğsünüzü yavaşça yüzeye doğru indirin – yine, duraklamadan ve tekrar yukarı doğru itmeden önce üç ila beş saniye iyi bir süredir. Güçlendikçe eğimi azaltın (böylece bir masa veya kanepe kullanabilirsiniz).</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">3. Push press (İtme presi):</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Dambıl, halter veya birkaç su şişesi kullanarak, dizlerinizi hafifçe bükün ve ardından dik durun, bu ivmeyi kullanarak ağırlığı başınızın üzerine doğru itin ve sonra yavaşça indirin. Ancak önce omuzlarınızı ısıtın.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">4. Topuk indirme hareketi:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">"Bir basamağın kenarına çıkın ve parmak uçlarınızda yükselin, ardından topuklarınızı yavaşça basamağın seviyesinin altına indirin ve başlangıç ​​pozisyonuna geri dönün," diyor Johnson. "Bu, baldır veya Aşil tendonu sorunları olan herkes için harika bir seçenektir." Bunu otobüs beklerken de yapabilirsiniz.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">4. Eksantrik baldır kaldırma:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Topuk düşürme hareketine benzer, ancak tek bacak üzerinde çalıştığınız için biraz daha yoğundur. Davies, "Her iki ayağınızla da parmak uçlarınıza yükselin, ardından bir ayağınızı yerden kaldırın ve üç ila beş saniye içinde yavaşça indirin," diyor. "Tekrar yükselmek için her iki ayağınızı da kullanın. Bu, baldır kaslarını güçlendirmek ve ayak bileği stabilitesi için iyidir." Denge sorunu yaşıyorsanız, elinizi duvara veya masaya koymak sorun olmaz.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto"><font dir="auto">5. Yavaş inişli adımlama:</font></font></strong><br />
<font dir="auto"><font dir="auto">Bir basamağa veya sağlam bir kutuya çıkın ve bir ayağınızı üç ila beş saniye boyunca tamamen yere basmadan yavaşça indirin, ardından tekrar yukarı kaldırın. Davies, "Bu, tek bacak gücünü ve kontrolünü geliştirmeye yardımcı olur; bu da daha iyi denge ve sakatlanmayı önleme anlamına gelir" diyor.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/deneyebileceginiz-bes-sira-disi-egzersiz</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/04/severek-yapilan-egzersizler-stresle-basa-cikmanin-anahtari.webp" type="image/jpeg" length="28160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolesterolü düşürmek için nasıl beslenmeli?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kolesterolü düşürmek için beslenmeden bazı gıdaları çıkarmanın ötesinde, yulaf, baklagil ve sağlıklı yağlar gibi doğru takviyelerin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2022 verilerine göre Türkiye'de 15 yaş üzeri nüfusun %15'inden fazlasında yüksek kolesterol görülüyor. İngiltere'deki en son rakamlara göre ise bu oran yetişkin nüfusun yarısına yakın.</p>

<p>Kanımızda normal değerlerden daha yüksek kolesterol olduğunda genellikle belirti görülmediği için çoğu kişi bunun farkında bile olmayabiliyor. Fakat tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunları yaşama riskini artırabiliyor.</p>

<p>Yaşlanma, etnik köken, genler ve aile öyküsü gibi bazı risk faktörlerini kontrol etmek mümkün olmasa da beslenme ve yaşam tarzındaki değişiklikler kolesterolü düşürmeye gerçekten yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Yağ kaynaklarını akıllıca seçin</strong></p>

<p>Hepimizin yağlara ihtiyacı var ve az miktarda yağ, sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Bize enerji ve temel yağ asitleri sağlamanın dışında yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E ve K vitaminleri) emilimini kolaylaştırıyorlar.</p>

<p>Ancak beslenmemizdeki yağ türlerine dikkat etmeliyiz.</p>

<p>Çok fazla doymuş yağ, kandaki "kötü" kolesterol seviyelerinin yükselmesiyle ilişkili.</p>

<p>İngiltere'de erkeklerin günde en fazla 30 gram, kadınların ise en fazla 20 gram doymuş yağ tüketmeleri öneriliyor.</p>

<p>Doymuş yağ genellikle tereyağı, sade yağ, et ve süt ürünleri gibi hayvansal ürünlerde bulunuyor.</p>

<p>Bu malzemelerle pişirilen yiyeceklerde (kek, bisküvi ve pastalar gibi) doymuş yağ oranı yüksek oluyor.</p>

<p>Bu durum, bu yiyeceklerden tamamen kaçınılması gerektiği anlamına gelmiyor ama kolesterolü düşürmeye yardımcı olmak için daha az tüketmeye çalışmalıyız.</p>

<p>Doymuş yağ yerine bazı doymamış yağlarla beslenmenin sağlıklı kolesterol seviyelerini korumaya yardımcı olabileceğine dair güçlü kanıtlar var.</p>

<p>Doymamış yağlar arasında avokado, zeytinyağı, kolza yağı, yağlı balıklar (uskumru, somon ve sardalya gibi), soya fasulyesi veya soya ürünleri, tuzsuz kuruyemişler (badem, ceviz ve yer fıstığı gibi) ve tohumlar (keten tohumu ve ayçiçek tohumu gibi) bulunuyor.</p>

<p><strong>Daha fazla lifli yiyecek tüketin</strong></p>

<p>Beslenmemizde iki ana lif türü var. Çözünür ve çözünmez lifler. Her ikisi de kolesterol yönetimi ve genel anlamda sağlık adına önemli.</p>

<p>Çözünmeyen lif, sindirim sisteminden bozulmadan geçiyor. Kuruyemişlerde, tohumlarda, buğday kepeğinde ve kabuklu ve çekirdekli meyve ve sebzelerde bulunuyor.</p>

<p>Çözünür lif ise suda çözünerek jel benzeri bir maddeye dönüşüyor. Meyvelerde, sebzelerde, yulafta, arpada ve nohut gibi baklagillerde var.</p>

<p>Yulaf ve arpada, kolesterol seviyelerini düşürdüğü kanıtlanan ve beta-glukan adı verilen özel bir çözünür lif türü bulunuyor.</p>

<p>Bu lifler jel haline geldiğinde bağırsaktaki kolesterol açısından zengin safra asitlerine bağlanarak vücutta emilmelerini engelliyor.</p>

<p>Günde üç gram beta-glukan tüketmenin kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabileceği söyleniyor.</p>

<p>Çözünür lifin çözünmez life kıyasla kolesterolü düşürmede daha büyük bir etkiye sahip olduğu düşünülse de, çoğumuz günde önerilen 30 gramı tüketmediğimiz için çeşitli lifli gıdalar tüketmek en iyisi.</p>

<p><strong>Bitkisel stanol veya sterolü beslenmenize ekleyin</strong></p>

<p>Takviyeli sürülebilir ürünler ve yoğurtlar gibi bitkisel stanol ve sterol içeren gıdaları beslenmenize dahil etmenin, yüksek kolesterolü olanlarda seviyeleri düşürmeye yardımcı olduğu tespit edildi.</p>

<p>Çalışmalar, sağlıklı ve dengeli bir beslenmeyle birlikte günde 1,5 ila 2,4 gram bitkisel sterol/stanol ile zenginleştirilmiş gıdaların tüketilmesinin, "kötü" kolesterol seviyelerini %7-10 oranında azaltabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bununla birlikte, bunlar sağlıklı bir beslenmenin veya kolesterol düşürücü ilaçların yerini tutmuyor. Bu miktarlar da genel nüfusa değil, yüksek kolesterolü olanlara öneriliyor.</p>

<p>Yediklerinizi kısıtlamak yerine, beslenmenizi inceleyip daha sağlıklı ve sürdürülebilir değişiklikler veya eklemeler yapmak daha faydalı.</p>

<p>Örneğin, cips yerine kuruyemiş atıştırmak veya ana yemeklere ek lif için sebze de eklemek gibi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşam tarzının diğer yönleri de kolesterol seviyelerini kontrol altında tutmak adına aynı derecede önemli.</p>

<p>Fiziksel anlamda aktif olmak, alkolü azaltmak ve sigarayı bırakmak gibi.</p>

<p>Bazılarının kolesterol seviyelerini düşürmek için ilaç kullanması da gerekebilir.</p>

<p>Fakat yine de tedaviyi desteklemek ve kalp rahatsızlıkları riskini azaltmak için genel anlamda beslenmelerinin sağlıklı ve dengeli olması önemli.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/kolesterolu-dusurmek-icin-nasil-beslenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/04/kolesterolunuzu-dengede-tutun.jpg" type="image/jpeg" length="80214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İddiaların aksine ekranınızdaki mavi ışık uykunuzu mahvetmiyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/iddialarin-aksine-ekraninizdaki-mavi-isik-uykunuzu-mahvetmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/iddialarin-aksine-ekraninizdaki-mavi-isik-uykunuzu-mahvetmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, telefonunuzdan gelen ışığın uykunuzu mahvetmesinin pek muhtemel olmadığını söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Son 10 yıldır dünya bu fotokromik canavar hakkında giderek daha fazla panik yaşıyor. Telefon, televizyon, bilgisayar, tablet ve LED ampullerimizin bizi aşırı miktarda mavi ışığa maruz bıraktığı söyleniyor.</p>

<p dir="ltr">İç vücut saatimizi etkileyen gün ışığının doğal ritimlerini bozup, uykumuzu mahvettiği iddia ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bunu kısmen destekleyen bilimsel veriler var ama son çalışmalar ve analizler, durumun çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Aslında, bu konuda ciddi yanlış anlamalara kapılmış olma ihtimaliniz yüksek. Uzmanlar, telefonunuzdan gelen ışığın uykunuzu mahvetmesinin pek muhtemel olmadığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmalardan çelişkili sonuçlar alınıyor. Örneğin, yatmadan önce telefonunuzdaki mavi ışığı azaltmak için tasarlanmış özellikler, pek de uykuyu iyileştirmiyor. Fakat modern yaşamdaki aydınlatma, uyku üzerinde gerçekten büyük bir etkiye sahip de olabilir. Peki, ne yapmak gerekiyor?</p>

<p dir="ltr">Gerçeği öğrenmek için uzmanları aradım ve bilimsel çalışmalara daldım.</p>

<p dir="ltr">Farkı görebilme umuduyla, akşamları kendimi mavi ışıktan arındırmaya çalıştım. Kullanabileceğiniz pratik tavsiyeler aradım. Bunun için aptalca renkli gözlükler de gerekmiyor.</p>

<p dir="ltr">Kamuoyundaki mavi ışık paniği 2014'teki bir çalışmayla başladı.</p>

<p dir="ltr">12 katılımcının yarısı yatmadan önce iPad'de kitap okudu. Geri kalanı ise normal, basılmış kitaplar. iPad kullananlar daha geç uykuya daldı, ertesi gün daha uykulu hissetti ve daha az melatonin üretti.</p>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, iPad'in LED ekranından yayılan ve spektrumun üst, daha mavi ucunda orantısız miktarda ışık üreten parıltının buna neden olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Belirli koşullar altında, maviyle zenginleştirilmiş ışık, gün ışığını kullanarak ne zaman yorgun hissetmeye başladığımızı belirlemeye yardımcı olan vücudumuzun doğal ritmini bozuyor.</p>

<p dir="ltr">Sonraki araştırmalar da bulguları destekler gibi görünüyordu. Basit geliyor olabilir ama değil.</p>

<p dir="ltr">Stanford Üniversitesi'nden psikiyatri ve davranış bilimleri profesörü ve ışığın vücut ritmine etkisini inceleyen Jamie Zeitzer "Bu inanılmaz derecede aldatıcı bir çalışmaydı" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Aslında uygulanan bilim kötü değildi, sorun insanları yanlış sonuçlara götürmesiydi."</p>

<p dir="ltr">Ekranların daha mavi ışık yaydığı doğru. Modern ekranlar ve ampuller, saf beyaz ışık üretemeyen LED'ler kullanıyor. Bunun yerine, mavi LED'ler kullanıyorlar ve bunların bir kısmını sarı fosfor adı verilen bir kimyasal maddeyle kaplıyorlar. Mavi ve sarı karışarak beyninizi beyaz görmeye yönlendiriyor ama hep fazladan mavi sızıyor.</p>

<p dir="ltr">Mavi ışık gerçekten de uykunuzu etkileyebiliyor. Zeitzer, bunun çoğunlukla gözlerinizde melanopsin adı verilen ve uyku sisteminizde önemli bir rol oynayan ışığa duyarlı bir protein bulunmasından kaynaklandığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">"Melanopsin maviye duyarlı bir protein, aslında mavi ışığa en duyarlı olanı" diyor. Melanopsin diğer ışık renklerine de tepki veriyor ama mavinin etkisi biraz daha güçlü.</p>

<p dir="ltr">Fakat Zeitzer'e göre "Ekranlarımızdan yayılan ışık miktarı gerçekten önemsiz".</p>

<p dir="ltr">Yaşam, birçok mavi ışık çalışmasındaki koşullarla örtüşmüyor.</p>

<p dir="ltr">"Birini laboratuvara getiriyoruz ve tüm gün boyunca çok loş bir ışığa maruz bırakıyoruz. Sonra da parlak bir ışık uyarısı veriyoruz" diyor.</p>

<p dir="ltr">Bu koşullar altında, mavi ışık insanları alt üst ediyor ama bu yaşamın içindeki genel deneyimi yansıtmıyor.</p>

<p dir="ltr">Yıllarca süren uyarılar ve milyonlarca insanın telefonlarına yerleştirilmiş mavi ışık filtrelerini kullanmasından sonra, son bilimsel çalışmalar ekranların burada asıl suçlu olmadığını gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Örneğin, yakın geçmişte yapılan 11 farklı çalışmanın incelenmesi, ekranlardan gelen ışığın uykuyu en kötü ihtimalle sadece dokuz dakika geciktirdiğini ortaya koydu. Etkisi hiç yok değil ama yaşamınızı değiştirecek düzeyde de değil.</p>

<p dir="ltr">Telefon, dizüstü bilgisayar ve tablet ekranlarından yayılan mavi ışık miktarının da, güneşten aldığımız mavi ışığa kıyasla çok az olduğu belirlendi.</p>

<p dir="ltr">Bir çalışmaya göre, dijital cihazlardan gelen 24 saatlik mavi ışık, dışarıda geçirilen bir dakikadan daha az bir süreye denk geliyor. Diğer çalışmalar ise uykumuzu kontrol eden hormon seviyelerini etkileyecek düzeyde olmadıklarını gösterdi.</p>

<p dir="ltr">Peki neden sürekli yorgunum? Zeitzer ve diğer uzmanlar, mavi ışık ve diğer ışık türlerinin uyku düzenimi bozabilecek birçok başka yol olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Gerçekten mavi ışık canavarıyla mücadele etmek için yaşam tarzımda ciddi bir değişiklik yapmam gerekecekti.</p>

<h2 id="Bir-tür-mavi-" tabindex="-1">Bir tür mavi</h2>

<p dir="ltr">Deneyimin ilk gününde güneş battığı sırada akşam yemeğindeydim. 20.30 civarında eve gitmem gerektiğini söyledim. Işıktan saklanma zamanı gelmişti. Uyku uzmanlarından aldığım tavsiyelere dayanarak, yatma hazırlığım yorganın altına girmeden çok önce başlıyordu.</p>

<p dir="ltr">Deney absürt bir gözlükle başlıyor. Normal gözlük takıyorsanız, muhtemelen mavi ışığı filtrelemeyi vaat eden özel şeffaf kaplamalar size önerilmiştir. Çalışmalar bunların pek bir işe yaramadığını gösteriyor. Gerçek mavi ışık engelleyici gözlükler pek çekici değil. Açıkçası, çoğu insan için gerçekçi bir çözüm de değiller.</p>

<p dir="ltr">İşe yarayanların, ışığın yanlardan da girmesini engelleyecek şekilde gözlerinizi tamamen saran koyu turuncu, kırmızı veya kehribar renkli lensleri var. Ciddi üreticiler, ne kadar mavi ışığın girdiğini gösteren bir spektrum raporu sunuyor.</p>

<p dir="ltr">Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki uyku ve kronobiyoloji araştırma grubunun direktörü Håvard Kallestad "Bu şekilde çok fazla mavi ışık görmemelisiniz" diyor.</p>

<p dir="ltr">Bendeki özel mavi ışık koruyucu gözlükler, lazerlerle çalışan ve göz korumasına ihtiyaç duyanlar için üretilmişti. Gözlükleri takıp, pencereden dışarı baktım. Caddede mavi neon tabelalı bir dükkan vardı. Gözlüklerim takılıyken, tabelanın ışığı kayboldu. Yani, tam isabet.</p>

<p dir="ltr">Kanepeye oturdum ve gazetecilik için yaptığım fedakarlıkları düşündüm. Instagram'da gezinmeye başladım. Her şey turuncu görünüyordu. Yaptığım işin amacı ışığın uykumu nasıl etkilediğini görmekti, bu yüzden telefon, televizyon veya bilgisayar alışkanlıklarımda hiçbir değişiklik yapmadım. Ama gözlükler sadece başlangıçtı.</p>

<p dir="ltr">Kallestad "Bence dairenizi bir mağaraya dönüştürmeniz gerekiyor" diyor.</p>

<p dir="ltr">"İçeri giren ışığı engelleyin ve mum ışığı kullanın."</p>

<p dir="ltr">Modern LED lambalar çok fazla mavi ışık üretiyor. Eski tip akkor ampuller çok daha az üretirken, mumlar neredeyse hiç mavi ışık yaymıyor.</p>

<p dir="ltr">New York'ta yaşadığım yerde asla gerçekten karanlık olmuyor. Bu yüzden pencerelerimi karartma perdeleriyle kapattım. Zifiri karanlıkla aramda sadece telefonum ve birkaç titreyen mum duruyordu. Henüz uykum gelmemişti. Uzun birkaç hafta olacaktı.</p>

<h2 id="Mavi-ışıktan-nasıl-kurtulmalı-" tabindex="-1">Mavi ışıktan nasıl kurtulmalı?</h2>

<p dir="ltr">Uzmanlar, asıl önemli olanın gün boyunca aldığınız ışık olduğu konusunda hemfikir. Optimal uyku için sabahları bol ışık, geceleri ise çok daha az ışık gerekli. Mavi ışık daha etkili olsa da, asıl farkı yaratan toplam maruz kalma süreniz.</p>

<p dir="ltr">Görünüşe göre çözüm, uyandığınız anda başlıyor.</p>

<p dir="ltr">Deneme süreci boyunca her sabah, 1980'lerin bilim kurgu filmlerindekilere benzeyen bir lambanın önünde oturdum. Kahvemi içerken lamba doğrudan yüzüme parlak ışık saçıyordu. Kallestad lamba küçük olduğu için mümkün olduğunca yakın oturmam gerektiğini söylemişti. Pek eğlenceli değildi.</p>

<p dir="ltr">Lamba, mevsimsel depresyonu tedavi etmek için tasarlanmış ve ışığın tonu özellikle mavi. Mavi ışık günün erken saatlerinde alındığında uyanıklığı artırdığı gösterilmiş. Aynı zamanda gözlerimi gecenin ilerleyen saatlerinde mavi ışığa karşı da hazırlıyor.</p>

<p dir="ltr">Zeitzer, "Gündüz ne kadar çok ışık alırsanız, akşam ışığının etkisi o kadar azalır" diyor.</p>

<p dir="ltr">Pandemi öncesi dünya, insanların farkına vardıklarından çok daha fazla ışığa maruz kalmasına neden oluyordu. İşe gidip gelirken güneş, ofisin göz kamaştırıcı floresan lambaları, öğle yemeğinde yürüyüş. Şimdi ise çoğumuz yataktan kalkıp uyuyana kadar aynı aydınlatma koşulları altında oturuyoruz. Vücutlarımız gündüz ve gece arasındaki farkı ayırt edemiyor.</p>

<p dir="ltr">Evden çıkmak, bu durumu herhangi bir lambadan daha hızlı düzeltiyor. Zeitzer, kasvetli ve bulutlu bir günde bile muhtemelen yaklaşık 10 bin lüks yoğunluğunda ışık aldığımızı söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Parlak, güneşli bir günde bu 100 bin lükse kadar ulaşabiliyor. Buna karşılık, oturma odanızda muhtemelen yaklaşık 100 lüks ışık var. Zeitzer'e göre, telefonunuzun ışık şiddeti en fazla 50-80 lüks civarında ve parlaklığı düşürdüğünüzde daha da azalıyor.</p>

<p dir="ltr">Kallestad, "Mümkünse dışarı çıkın, gerekirse de lamba kullanın" diyor. Sabah 30 dakikalık bir yürüyüş bile gerçekten fark yaratıyor.</p>

<p dir="ltr">Zeitzer'e göre saat 15.00'ten sonra tekrar dışarı çıkabiliyorsanız, bu da şaşırtıcı derecede faydalı. Vücut saatinizi daha da düzenliyor ve akşamları ışığa karşı hassasiyetinizi doğrudan azaltıyor.</p>

<p dir="ltr">Evden çalışıyorsanız, deneyebileceğiniz bir diğer şey de gündüzleri ışıklarınızı açıp akşamları kapatmaya başlayın. Zeitzer "Işığa maruz kalmada asıl önemli olan kontrast" diyor.</p>

<p dir="ltr">Yani, ekranlarınıza yapışıp kalmak sizi tüm gün içeride tutuyorsa, uykuya yardımcı olan doğal güneş ışığının parıltısından uzak tutuyorsa, bu kötü bir haber.</p>

<p dir="ltr">BBC haberinde Zeitzer'e göre asıl sorun, yatmadan önce telefonlarımızda ve dizüstü bilgisayarlarımızda ne yaptığımız.</p>

<p dir="ltr">Zeitzer "İnsanları bu cihazlardan uykusuz bırakan şey ışık değil, içerik" diyor. Ayrıca, ışığa ne kadar duyarlı olduğunuz da önemli.</p>

<h2 id="Mavi-dönemim-" tabindex="-1">Mavi dönemim</h2>

<p dir="ltr">Uyku düzenimi takip etmek için bir cihaz kullanıyorum. Gerçek bilimsel çalışmalar için yeterli olmasa da bir gösterge. Deney boyunca uyku kalitemde pek bir değişiklik olmadı ama bazı farklılıklar gördüm.</p>

<p dir="ltr">İkinci haftanın sonuna doğru, yatağa zamanında girmek için biraz daha motive olduğumu ve uykuya dalmanın biraz daha kolaylaştığını fark ettim. Deney sonunda uyku süremde anlamlı bir değişiklik olmadı ama uykuya dalma ve sabah kalkma saatlerim biraz daha tutarlıydı. Bunun nedeni mavi ışığı engellemem miydi? Söylemesi zor ama büyük bir zafer kazanmış gibi hissettim.</p>

<p dir="ltr">Mum ışığında geçirdiğim akşamları dört gözle beklemeye başladım. Bu bile bir fark yaratabilir. Zeitzer'in dediği gibi, bir şey "yatmadan önceki sürecin bir parçası haline geldiğinde, vücudunuza bir sonraki adımda ne yapmanız gerektiğini hatırlatmak için çok güçlü bir psikolojik işaret görevini yerine getirebilir."</p>

<p dir="ltr">Telefonunuzdaki mavi ışığı bir miktar sınırlayan otomatik karartma özellikleri için de aynı şey geçerli.</p>

<p dir="ltr">"Aslında pek işe yaramıyor ama ekran rengi değiştiğinde beyniniz yatma zamanının geldiğini anlamaya başlayabilir."</p>

<p dir="ltr">Bana yatıya gelenler mavi ışık engelleyici gözlükleri artık görmeyecek. Bundan vazgeçmek büyük bir rahatlama sağladı ama mumlarla yaşamaya devam edebilirim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/iddialarin-aksine-ekraninizdaki-mavi-isik-uykunuzu-mahvetmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/04/mavi-isik-etkisi.jpg" type="image/jpeg" length="44822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyninizi felaket yerine olasılıkları görmeye nasıl alıştırabilirsiniz?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/beyninizi-felaket-yerine-olasiliklari-gormeye-nasil-alistirabilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/beyninizi-felaket-yerine-olasiliklari-gormeye-nasil-alistirabilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zihnimiz öngörülemezliği en aza indirgemek üzere evrimleşti. Ancak şüpheyle yaşamayı öğrenirsek, fırsatlarla dolu bir dünya açılır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Dünyanın kaosa doğru sürüklendiği hissi uyandırabiliyor: siyasi şoklar, ekonomik istikrarsızlık, teknolojik çalkantılar ve sürekli kötü haberler. Bu kadar belirsizlikle karşı karşıya kaldığımızda, çoğumuz yaklaşan bir felaket duygusuna kapılıyoruz. Peki bu tepki doğuştan mı geliyor yoksa kendimizi daha açık fikirli olmaya eğitebilir miyiz?</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Faydalı bir başlangıç ​​noktası alçakgönüllülüktür. Her nesil, çağlar boyunca yazılmış edebi destanların da tanıklık ettiği gibi, kendine özgü çalkantılı zamanlarda yaşadığına inanır. Belirsizlik her zaman insanlık halinin bir parçası olmuştur ve hiçbirimiz yarının ne getireceğini gerçekten bilemeyiz.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ancak bunu kabullenmek, katlanmayı kolaylaştırmaz. Aslında, beynimiz belirsizliğe karşı son derece hassastır. Nörobilimsel açıdan bakıldığında, öngörülemezlik maliyetlidir. Beyin, çabayı korumak için kalıpları ve alışkanlıkları takip etmeye dayanan, enerjiye aç bir organdır. Belirsizlikle karşılaştığında, daha çok çalışmak zorundadır – analiz etmek, tahmin etmek, yeniden ayarlamak. Bu ekstra çaba sadece yorucu değil; aktif olarak hoş olmayan bir his de verebilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmalar, belirsizliğin olumsuz kesinlikten daha fazla rahatsız edici olabileceğini gösteriyor. </font></font><a href="https://www.jneurosci.org/content/33/13/5638" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Bir çalışmada</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> , insanların elektrik şoku alacaklarını bildiklerinde, bu ihtimalin sadece %50 olduğu duruma göre daha sakin oldukları görüldü. Acı değil, belirsizlik tahammül edilmesi daha zor bir durumdu. Benzer şekilde, </font></font><a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19596166/" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">uzun vadeli kanıtlar</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> , iş kaybı tehdidinin, işsizliğin kendisinden daha fazla sağlığa zararlı olabileceğini gösteriyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu bize önemli bir şey söylüyor: Beyin sadece zarardan kaçınmak için değil, bilmemekten de kaçınmak için programlanmıştır. Evrimsel açıdan bakıldığında bu mantıklıdır. Atalarımız sınırlı bilgiyle hızlı yargılarda bulunarak hayatta kaldılar. Çalıların arasında bir hışırtı bir yırtıcı hayvanın işareti olabileceği ihtimaline karşı, her zaman en kötüsünü varsaymak daha güvenliydi. Bu olumsuzluk önyargısı bizi hayatta tutuyor – ancak modern yaşamda tehdidi abartmamıza ve fırsatı küçümsememize yol açabilir.</font></font></p>

<p></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Sonuç bilişsel bir tuzaktır. Belirsizlikle karşı karşıya kaldığımızda, düşüncelerimizi daraltma, aceleci sonuçlara varma ve basit açıklamalara tutunma eğilimindeyiz. Aşırı durumlarda bu, kaygı, katı inançlar veya hatta komplo teorilerine yatkınlık olarak kendini gösterebilir; bu da kafa karıştırıcı bir dünyaya düzen getiren çerçevelerdir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ancak başka bir yol daha var. Şair John Keats, “negatif yetenek”i şöyle tanımlamıştı: “Gerçeğe ve akla sinir bozucu bir şekilde ulaşmaya çalışmadan, belirsizlikler, gizemler ve şüpheler içinde kalabilme” yeteneği. Modern sinirbilim bu stratejiyi giderek daha fazla destekliyor. Belirsizliğe tahammül etme – bilmemeyle birlikte oturma – kapasitesi, esnek, yaratıcı ve dirençli düşünmenin merkezinde yer alıyor gibi görünüyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Algılama düzeyinde bu esneklik zaten iş başında. Beynimiz gerçeği pasif bir şekilde almıyor; onu inşa ediyor. Çok miktarda duyusal veriye maruz kalıyoruz, ancak bilinçli olarak sadece küçük bir kısmını işliyoruz. Geri kalanı, geçmiş deneyimlerle şekillenen en iyi tahminlerle tamamlanıyor.</font></font></p>

<p><a href="https://www.illusionsindex.org/i/duck-rabbit" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Belki de bir ördek mi yoksa bir tavşan mı</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> diye yorumlanabilecek, belirsiz bir çizimle karşılaşmışsınızdır </font><font dir="auto">. Ona baktığınızda, beyniniz belirsizliği gidermek için bir yoruma odaklanacaktır. Ancak pratik yaparak, iki bakış açısı arasında geçiş yapmayı öğrenebilirsiniz. Birden fazla yorumu aklınızda tutma yeteneği, yaratıcılık ve problem çözme ile yakından ilişkilidir. Başka bir deyişle, algının kendisi eğitilebilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Peki, karamsar bir zihniyetten daha açık bir zihniyete nasıl geçebiliriz? İlk adım merak. Bir anda ne olacağından emin olmadığımızda, içgüdümüz geri çekilmek veya aceleci yargılara varmak olabilir. Daha uyumlu bir yanıt ise şu soruyu sormaktır: Henüz neyi bilmiyorum?</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Formula 1 yarışları gibi alanlarda yüksek performans gösteren takımlar bu şekilde çalışır. Formula 1 yöneticisi Mark Gallagher'ın dediği gibi: "Bir yarışa girerken kontrol edebileceğimiz bazı şeyler olduğunu, ancak kontrol edemeyeceğimiz çok daha fazla şey olduğunu biliyoruz ve bunlar gerçekleştiğinde bunlara uyum sağlamamız gerekiyor." Başka bir deyişle, belirsizlikte başarılı olmak, tahmin etmekten çok uyum sağlamakla ilgilidir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Günlük hayatta bu, farklı bakış açıları aramak ve kolay cevapların cazibesine direnmek anlamına gelir. Ayrıca bilgi konusunda seçici olmak demektir. Yanlış bilgilendirme çağında, beynin soruları mümkün olan en kısa sürede çözme dürtüsü, eleştirel düşünme yeteneğimizi aktif olarak kullanmadığımız takdirde bizi hatalı sonuçlara götürebilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Duygusal düzenleme de aynı derecede önemlidir. Belirsizlik, yargıyı bozan ve dikkati daraltan stres tepkilerini tetikler. Kontrollü nefes alma, farkındalık ve fiziksel egzersiz gibi teknikler bu tepkileri dengelemeye yardımcı olabilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Önemli olan, bunun körü körüne iyimserlikle ilgili olmamasıdır. Beynimiz hem olumsuzluk yanlılığına hem de iyimserlik yanlılığına yatkındır; yani tehditlere karşı hassas olurken aynı zamanda kendimiz için olumlu sonuçları abartma eğilimine. Belirsizlikle iyi başa çıkmak, bu eğilimleri dengelemek, bir yandan felaket senaryoları kurmaktan, diğer yandan da hayal kurmaktan kaçınmak anlamına gelir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Sosyal bağlam da önemli bir rol oynar. Duygular hem yüz yüze hem de çevrimiçi ortamda bulaşıcıdır. Açık fikirli ve düşünceli insanlarla vakit geçirmek, belirsizliğe nasıl tepki vereceğimizi şekillendirebilir; tıpkı korkunun hakim olduğu ortamların bu belirsizliği artırabileceği gibi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bunların hiçbiri belirsizliği kolaylaştırmaz. Rahatsız edici olmaya devam eder, bazen de derinden rahatsız eder. Korku veya öfke gibi olumsuz duyguları da bastırmamalıyız; bunlar yararlı bilgiler taşır. Buradaki zorluk, onlara akıllıca yanıt vermek, davranışlarımızı dikte etmelerine izin vermek yerine onları sinyal olarak kullanmaktır.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Sonuç olarak, soru belirsizliği ortadan kaldırıp kaldıramayacağımız değil, onunla nasıl ilişki kurduğumuzdur. Onu bir tehdit olarak görüp, yanlış kesinliklere tutunarak bakış açımızı daraltabiliriz. Ya da onu, keşfetmeye, öğrenmeye ve değişime davet eden, hayatın kaçınılmaz ve potansiyel olarak üretken bir özelliği olarak ele alabiliriz. Aradaki fark, hayatın bize ne sunduğunda değil, geliştirdiğimiz zihinsel alışkanlıklarda yatmaktadır.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hızla değişen bir dünyada, belirsizliğe tahammül edebilme yeteneği, en önemli bilişsel becerilerimizden biri olabilir. Hem felç olmaya hem de yanılsamaya karşı koruma sağlar, ani tepkilerden kaçınır ve sağlam karar vermenin temelini oluşturur. Belki de en önemlisi, olasılıklara kapı açar.</font></font></p>

<p><a href="https://www.theguardian.com/books/2026/apr/19/how-to-train-your-brain-to-see-possibility-instead-of-doom" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Hannah Critchlow, nörobilimci ve "21. Yüzyıl Beyni" (Torva) kitabının yazarıdır.</font></font></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/beyninizi-felaket-yerine-olasiliklari-gormeye-nasil-alistirabilirsiniz</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/beyin-sagligi-icin-6-etkili-onlem.webp" type="image/jpeg" length="58011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Günde 2-3 fincan kahve ruhsal bozukluk riskini azaltıyor, 5 ve üzeri ruhsal bozukluk riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-gunde-2-3-fincan-kahve-ruhsal-bozukluk-riskini-azaltiyor-5-ve-uzeri-ruhsal-bozukluk-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-gunde-2-3-fincan-kahve-ruhsal-bozukluk-riskini-azaltiyor-5-ve-uzeri-ruhsal-bozukluk-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre, ölçülü kahve tüketimi ruh sağlığı bozukluklarına yakalanma riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük kahve tüketiminin ruh sağlığı üzerinde koruyucu bir etkisi olabilir mi? Yeni bir araştırma, ölçülü tüketimin ruh sağlığı bozuklukları riskini azaltabileceğini öne sürüyor.</p>

<p><a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0165032725024346#ab0005" rel="noreferrer" target="_blank">Journal of Affective Disorders</a> dergisinde yayımlanan çalışma, günde iki ila üç fincan kahve içmenin özellikle erkeklerde ruh sağlığı açısından faydalı olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Öte yandan, günde beş ya da daha fazla fincan kahve tüketimi, ruhsal bozukluk riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Araştırma ekibi, 40-69 yaş aralığındaki bireyleri kapsayan geniş ölçekli bir ileriye dönük kohort olan UK Biobank’teki 460 bini aşkın katılımcının verilerini inceleyerek, günlük kahve tüketimi ile çeşitli ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiyi araştırdı.</p>

<p>Katılımcılar, kafeinsiz, hazır ve filtre gibi türler ile miktarları da içeren günlük kahve tüketimlerine ilişkin soruları yanıtladı ve medyan 13,4 yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, sonuçlarda J şeklinde bir eğri ortaya çıktığını, yani çok az ya da çok fazla kahve içenlerin kahveyi ölçülü tüketenler kadar fayda görmediğini belirledi.</p>

<p>Çalışmaya göre, kahve tüketimi ile duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki erkeklerde daha güçlüydü.</p>

<p>Araştırmanın yazarları, “Günümüzde, beslenmenin ve diyetin ruhsal bozuklukların önlenmesi ve yönetimindeki rolüne yönelik ilgi artıyor,” diye yazdı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ-WHO) göre, dünya genelinde bir milyardan fazla insan ruh sağlığı bozukluklarıyla yaşıyor.</p>

<p>DSÖ, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarının, uzun süreli engelliliğin dünya çapındaki ikinci en büyük nedeni olduğunu ve sağlıklı yaşam yılındaki kayıplara önemli ölçüde katkıda bulunduğunu bildiriyor.</p>

<p>Yazarlara göre, “ruh sağlığı bozuklukları pandemisi”ni dizginlemek için önleyici stratejilere ihtiyaç var.</p>

<h2>Kahve nasıl yardımcı olabilir?</h2>

<p>Kahve; kafein, polifenoller, melanoidinler ve diterpenler de dahil olmak üzere binden fazla biyoaktif bileşen içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma, kafein ve klorojenik asit gibi bileşiklerin anti-enflamatuvar etkilerinin, kahveyi ölçülü tüketen kişilerde gözlenen daha düşük ruhsal hastalık riskini kısmen açıklayabileceğini öne sürüyor.</p>

<p>Yazarlar, kafeinin nöroprotektif etkilerini iki mekanizma üzerinden gösterdiğini belirtiyor: antidepresan etkilerle ilişkilendirilen A1R’nin etkinleştirilmesi ve strese bağlı sinirsel işlev bozukluğunu dengeleyen A2AR’nin baskılanması.</p>

<p>Kafeinin anti-enflamatuvar özellikleri, önceki çalışmalarda demans riskinin azalması ve bilişsel gerilemenin yavaşlamasıyla da ilişkilendirilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-gunde-2-3-fincan-kahve-ruhsal-bozukluk-riskini-azaltiyor-5-ve-uzeri-ruhsal-bozukluk-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/01/gune-bir-fincan-kahveyle-baslamak-saglikli-midir.webp" type="image/jpeg" length="85650"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Metabolik karaciğer hastalığı 2050 yılına kadar dünya genelinde 1,8 milyar insanı etkileyecek]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-metabolik-karaciger-hastaligi-2050-yilina-kadar-dunya-genelinde-18-milyar-insani-etkileyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-metabolik-karaciger-hastaligi-2050-yilina-kadar-dunya-genelinde-18-milyar-insani-etkileyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir çalışma, 2050 yılına kadar yaklaşık 2 milyar kişinin metabolik karaciğer hastalığından etkileneceğini öne sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bir araştırmaya göre, artan obezite ve kan şekeri seviyeleri nedeniyle metabolik karaciğer hastalığı 2050 yılına kadar dünya genelinde 1,8 milyar insanı etkileyecek.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmaya göre, daha önce alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) olarak bilinen metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD), dünya genelinde en yaygın ve hızla artan karaciğer rahatsızlıklarından biridir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Son tahminlere göre, dünya genelinde 1,3 milyar insan MASLD (Maternal Fetal Karaciğer Hastalığı) ile yaşıyor; bu da sadece otuz yılda %143'lük bir artış anlamına geliyor. Her altı kişiden biri (%16) bu hastalıktan etkileniyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Küresel Hastalık, Yaralanma ve Risk Faktörleri Yükü (GBD) çalışmasının bulguları </font></font><a href="https://www.thelancet.com/journals/langas/article/PIIS2468-1253(26)00011-7/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Lancet Gastroenterology &amp; Hepatology dergisinde yayımlandı</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> .</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu rahatsızlığın yaygınlığının, başta küresel nüfus artışı olmak üzere, obezite ve yüksek kan şekeri seviyeleri gibi yaşam tarzı değişiklikleri nedeniyle daha da artacağı öngörülüyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmaya göre, 1990 yılında yaklaşık 500 milyon kişi MASLD (Metastatik Akciğer Hastalığı) ile yaşıyordu. 2023 yılına gelindiğinde bu rakam 1,3 milyara yükselmişti. MASLD'nin 2050 yılına kadar 1,8 milyar kişiyi etkileyeceği tahmin ediliyor; bu da 2023 yılına göre %42'lik bir artış anlamına geliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Küresel yaygınlık oranı 2023 yılında 100.000 kişi başına 14.429 vakaya yükseldi ve bu da 1990 yılına göre %29'luk bir artışı temsil ediyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">MASLD erkeklerde kadınlara göre daha yaygındı ve en yüksek görülme oranları 80 ile 84 yaş arasındaki yaşlı yetişkinlerdeydi. Bununla birlikte, etkilenen kişilerin en büyük sayısı daha gençti; erkeklerde 35-39, kadınlarda ise 55-59 yaşlarındaydı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Dünya genelinde MASLD ile ilgili sağlık sorunlarının en önemli nedeni yüksek kan şekeriydi, bunu yüksek BMI ve sigara kullanımı takip ediyordu; bu durum tip 2 diyabet ve obezite ile güçlü bağlantıları vurguluyordu.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Kuzey Afrika ve Orta Doğu da dahil olmak üzere bazı bölgelerde, diğer bölgelere kıyasla orantısız derecede daha yüksek MASLD oranları görüldü. Ancak dünya genelinde etkilenen insan sayısında keskin artışlar yaşandı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Guardian'ın veriler üzerinde yaptığı bir analize göre, İngiltere'de yaygınlık oranı 1990 ile 2023 yılları arasında üçte bir oranında, yani %33 artarak Batı Avrupa'daki en büyük artışı gösterdi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yapılan analize göre, yaygınlık oranı Avustralya'da %30, Amerika Birleşik Devletleri'nde ise %22 oranında arttı.</font></font></p>

<p><a href="https://www.thelancet.com/journals/langas/article/PIIS2468-1253(26)00011-7/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışma ayrıca</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> , hastalığa yakalanan insan sayısının artmasına rağmen, genel sağlık etkisinin (hastalık veya ölüm nedeniyle kaybedilen yıllar olarak ölçülür) sabit kaldığını da ortaya koydu.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu durum, tedavi ve bakım alanındaki gelişmelerin insanların daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardımcı olduğunu ve vaka sayısındaki artışın çoğunlukla hastalığın erken evrelerinde meydana geldiğini gösteriyordu.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ancak, vaka sayısındaki artış, birçok insanın gelecekte karaciğer sirozu veya kanser gibi ciddi komplikasyonlar geliştirme riski altında olduğu anlamına gelmektedir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">MASLD genellikle fazla kiloyla ilişkilendirilir ve genellikle yaşam tarzı değişiklikleriyle tedavi edilebilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere'deki NHS'ye göre, genellikle herhangi bir belirtiye neden olmaz ve birçok insan bu rahatsızlığa sahip olduğunun farkında bile değildir. Genellikle ancak hastanın başka bir nedenle test yaptırdığı sırada keşfedilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Belirtiler arasında aşırı yorgunluk, genel olarak halsizlik ve karın bölgesinde, kaburgaların sağ altında hissedilen karaciğer ağrısı veya rahatsızlığı yer alabilir.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışma, </font><font dir="auto">Seattle'daki Washington Üniversitesi'nde bulunan bir halk sağlığı araştırma enstitüsü olan </font></font><a href="https://www.theguardian.com/society/health" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü tarafından yürütüldü.</font></font></a></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Araştırmanın yazarları, bulguların, kötüleşen sağlık ve yaşam tarzları ortamında MASLD'nin giderek daha çok genç yetişkinleri etkilediğini vurguladığını belirtti.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Vakaların sayısındaki artış, bunun küresel bir sağlık önceliği olarak kabul edilmesinin ve artan etkisini azaltmak ve gelecekteki komplikasyonları önlemek için politikalar, farkındalık kampanyaları ve müdahaleler geliştirilmesinin önemini vurguladı, </font></font><a href="https://www.thelancet.com/journals/langas/article/PIIS2468-1253(26)00011-7/fulltext" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">dediler</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> .</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/arastirma-metabolik-karaciger-hastaligi-2050-yilina-kadar-dunya-genelinde-18-milyar-insani-etkileyecek</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2023/10/bilincsiz-vitamin-tuketimi-karacigeri-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" length="26954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimliği yönetmeliğinde fiziki şartları ve tıbbi ekipman standartlarında değişiklik]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/aile-hekimligi-yonetmeliginde-fiziki-sartlari-ve-tibbi-ekipman-standartlarinda-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/aile-hekimligi-yonetmeliginde-fiziki-sartlari-ve-tibbi-ekipman-standartlarinda-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete'de yayımlanan yeni düzenlemeyle aile sağlığı merkezlerinin fiziki şartları ve tıbbi ekipman standartları güncellenirken, personel istihdamı teşvik edildi. Aile sağlığı merkezlerinde oda kriterleri yeniden belirlenirken artık aile sağlığı merkezlerinden her beş hekime ilave oda bulunması şartı getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan "Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan bilgilendirmede, yönetmelikte yer alan açık hükümlerle kamu hizmetinin kesintisiz ve etkin şekilde yürütülmesinin ve vatandaşların aksama yaşamadan daha nitelikli hizmete erişiminin sağlanmasının amaçlandığı belirtildi.</p>

<p>Yönetmelikle birlikte aile sağlığı merkezlerinin kamu sağlık kuruluşu olduğu vurgulanırken, hizmet mekânına ilişkin asgari fiziki şartlar ihtiyaçlar doğrultusunda güncellendi. Aile hekimliği birimlerince kullanılan ortak malzemelerin aile sağlığı merkezine ait olduğu hükme bağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizmet sunumunda kullanılan tıbbi cihaz ve sarf malzemeler daha açık şekilde listelenerek asgari cihaz ve malzeme standartlarında güncelleme yapıldı.</p>

<p>Aile hekimi ve aile sağlığı çalışanı istihdamına ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek aile hekimliği uygulamasında personel istihdamı teşvik edildi.</p>

<p>Aile hekimi olarak görev yaparken askerlik veya doğum nedeniyle uygulamadan ayrılan hekimlerin geri dönüşlerinde sahip oldukları öncelik hakkının kullanımına ilişkin şartlar ayrıntılı şekilde tanımlandı. Bu kapsamda başvuru için yeterli süre tanındı.</p>

<p>Devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında yapılan atamalarla aile hekimliği birimlerine doğrudan aile hekimliği uzmanı atanmasına ilişkin hususlar açık şekilde belirlenerek ülke genelinde uygulama birliği sağlandı.</p>

<h2>Şiddetin önlenmesine yönelik düzenleme</h2>

<p>Sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik olarak, şiddet durumunda vatandaşın aile hekimi kaydının öncelikle farklı bir aile sağlığı merkezine alınması, bunun mümkün olmaması halinde ise aynı merkezde farklı bir birime yönlendirilmesi hüküm altına alındı.</p>

<p>Aile hekimliği uygulamasına geçiş sürecinin hızlandırılması amacıyla çalışanların temel eğitimleri uygulamaya geçiş sonrasında da alabilmesine imkan tanındı. Birinci aşama uyum eğitimlerinin, kişinin yerleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde tamamlanması zorunlu hale getirildi.</p>

<h2>Artık beş hekim için ilave oda şart</h2>

<p>Yönetmelikte ayrıca Sağlık Bakanlığına ait Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’nin kullanımına ve bu sisteme geçiş sürecine ilişkin düzenlemelere yer verildi.</p>

<p>Aile sağlığı merkezlerinde oda kriterlerine yönelik düzenleme yapılarak, her dört hekim için değil her beş hekim için ilave oda bulunması şartı getirildi.</p>

<p>Uygulamada fazla olan ve kullanılmayan odaların aile hekimliği birimi olarak sisteme kazandırılması hedeflendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/aile-hekimligi-yonetmeliginde-fiziki-sartlari-ve-tibbi-ekipman-standartlarinda-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/09/turk-saglik-senden-aile-hekimligi-yonetmeligine-karsi-yeni-dava-yurutme-durdurma-talep-edildi.webp" type="image/jpeg" length="97531"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
