<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Zebra</title>
    <link>https://www.gazetezebra.com.tr</link>
    <description>Gazete Zebra</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/editorden" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 09:59:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/rss/editorden"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos 1922'de başlattığı Büyük Taarruz'u 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi'yle zafere taşımasının üzerinden 104 yıl geçti. Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından olan Büyük Zafer, Anadolu'nun işgalden kurtuluşunun yolunu açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yılı bugün Türkiye’nin birçok noktasında coşkuyla kutlanacak. Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlandığı bu tarihi gün dolayısıyla meydanlarda konserler, yürüyüşler, gösteriler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek; vatandaşlar Zafer Bayramı coşkusunu hep birlikte yaşayacak.</p>

<p>Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümü Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve devlet erkanı bugün saat 11.00’de Anıtkabir’de tören düzenlenecek. Ardından saat 14.30’da TBMM ön bahçede gerçekleştirilecek olan geçit töreni gerçekleştirilecek. geçit töreni öncesinde TSK Karma Bando Birliği tarafından mini bir konser düzenlenecek. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce Eda Özülkü, Suat Suna, Yonca Evcimik, Zeynep Dizdar ve Metin Özülkü konser verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her kenttede de törenler ve konserler gerçekleştirilecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/30-agustos-zafer-bayrami-kutlu-olsun</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 07:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/08/ataturk-zafer.jpg" type="image/jpeg" length="32654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgisayar korsanları Berlin'den fidye istedi; Alman başkentinin bazı çevrimiçi sistemleri kapatıldı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/bilgisayar-korsanlari-berlinden-fidye-istedi-alman-baskentinin-bazi-cevrimici-sistemleri-kapatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/bilgisayar-korsanlari-berlinden-fidye-istedi-alman-baskentinin-bazi-cevrimici-sistemleri-kapatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Berlin Belediye Başkanı, bu ayın başlarında şehir sistemlerini ele geçirip veri çalan bilgisayar korsanlarının 2 milyon Euro fidye istediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner, perşembe akşamı gelen fidye talebine boyun eğmeyeceklerini kaydetti. Ne kadar fidye istendiği konusunda bilgi vermedi, ancak Der Spiegel'in haberine göre bilgisayar korsanları yaklaşık 2 milyon Euro değerinde 30 bitcoin talep ediyor.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Saldırı sonucunda Alman başkentinin bazı çevrimiçi sistemleri kapatılmak zorunda kalırken, soruşturmacılar hangi verilerin çalındığını anlamak için çalışmalar yürütüyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Rusya ve Doğu Avrupa'dan faaliyet gösterdiği düşünülen ve daha önce Britanya Müzesi'ne yapılan saldırının da arkasında olduğu belirtilen Rhysida grubu, saldırının sorumluluğunu üstlendi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Reuters haber ajansına göre, şirket internet sitesinde Berlin'den çalmayı başardığı 5,79 terabaytlık veriyi yedi gün içinde açık artırmaya çıkarmayı planladığını belirtti.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Wegner cuma günü yaptığı açıklamada, "Berlin şantaja boyun eğmeyecek" dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Eyalet polisi, savcılar ve federal güvenlik servislerinin şüpheli failleri "en büyük aciliyetle" soruşturmak için çalıştığını belirten yetkili, "ele geçirilen verilerin içeriği ve kapsamına ilişkin soruşturmaların büyük bir yoğunlukla sürdürüldüğünü" de sözlerine ekledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Şehir devleti yetkilileri, ilk veri sızıntısının 7 ile 12 Ağustos tarihleri ​​arasında gerçekleştiğini söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ardından, 14 Ağustos'ta iki departman ağı kapatıldı ve bu durum birkaç gün boyunca konut yardımı ve ödemeleri için başvuru yapılmasını imkansız hale getirdi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yetkililer, adli soruşturmaların Berlin'in ulaşım ve çevre departmanında daha fazla veri sızıntısını ortaya çıkardığını söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Belediye başkanlığından cuma günü yapılan açıklamada, "Kişisel veya diğer kamuya açık olmayan verilerin de etkilenebileceği ihtimali göz ardı edilemez" denildi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Başkentteki yetkililer şüpheli siber saldırganların isimlerini açıklamadı, ancak Der Spiegel, Rhysida grubunun karanlık web sitesinin bir ekran görüntüsünü yayınladı. Görüntüde, sözleşmeler, gizlilik anlaşmaları, personel dosyaları, şifreler ve binlerce kişisel iletişim bilgisi de dahil olmak üzere çeşitli dosyalara sahip oldukları iddia ediliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Alman gazetesinin haberine göre, ayrıca bir geri sayım da gösteriliyor ve bu geri sayım bittikten sonra verilerin 30 bitcoin'lik bir başlangıç ​​fiyatıyla açık artırmaya çıkarılacağı belirtiliyor; bu miktar, Berlin'den talep edilen kripto para birimiyle aynı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yapılan araştırmalara göre, Rhysida grubu 2023'te ortaya çıktığından beri yüzlerce saldırının sorumluluğunu üstlendi ve grup birçok ülkede çeşitli büyüklükteki devlet kurumlarını ve işletmeleri hedef aldı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Saldırgan, 2023 yılında Britanya Müzesi'nin bilgisayar sistemlerine sızarak hizmetleri aksattı ve yaklaşık 500.000 dosyayı çaldı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere'deki kurum fidye ödemeyi reddedince, grup ziyaretçilerin, abonelerin ve personelin kişisel verilerini içeren dosyaları karanlık ağda yayınladı.</font></font></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/bilgisayar-korsanlari-berlinden-fidye-istedi-alman-baskentinin-bazi-cevrimici-sistemleri-kapatildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/08/berlin-2.jpg" type="image/jpeg" length="85395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emek ile sermaye arasında fark açılıyor; ABD ekonomisindeki tartışma alevlendi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/emek-ile-sermaye-arasinda-fark-aciliyor-abd-ekonomisindeki-tartisma-alevlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/emek-ile-sermaye-arasinda-fark-aciliyor-abd-ekonomisindeki-tartisma-alevlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de şirketlerin vergi öncesi kârları ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış bazda 4,8 trilyon dolara ulaşarak milli gelirin yüzde 18’ine çıktı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Buna karşılık çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay milli gelirin yüzde 60’ına gerileyerek 1950’lerden bu yana en düşük seviyeye indi. Şirket kârları ve borsa yükselirken, emek ile sermaye arasındaki gelir farkının daha da açılması ABD ekonomisindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ekonomisinde şirketlerin elde ettiği gelir ile çalışanların milli gelirden aldığı pay arasındaki fark giderek büyüyor. Financial Times'ın değerlendirmesine göre, şirket kârları rekor seviyelere ulaşırken çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay uzun yılların en düşük düzeyine geriledi.</p>

<p>ABD’de şirketlerin vergi öncesi kârları yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 4,8 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, şirket kârlarının milli gelirin yüzde 18'ine karşılık gelmesini sağladı ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek seviyeye işaret etti.</p>

<p>Aynı dönemde çalışanların ücret ve yan haklardan aldığı pay ise milli gelirin yüzde 60'ına gerileyerek 1950'lerden bu yana en düşük seviyesine indi.</p>

<h2>Şirket kârları artarken ücretlerin payı azalıyor</h2>

<p>Çalışanlara yapılan ödemelerin milli gelir içindeki payı uzun süredir gerilerken, şirketlerin kâr marjları yükselmeye devam ediyor. Son dönemde bu eğilimin özellikle son beş yılda ve son 12 ayda daha da hızlandığı görülüyor.</p>

<p>Şirket kârlarındaki güçlü artış, ABD borsalarının da rekor seviyelere ulaşmasına katkı sağladı. Yapay zekâ yatırımları, özellikle büyük teknoloji şirketlerinin gelir ve kârlılıklarını artırırken, enerji fiyatlarındaki yükseliş de büyük petrol şirketlerinin kâr marjlarını destekledi.</p>

<p>Hisse fiyatlarındaki yükseliş ve şirketlerin dağıttığı temettüler, emeklilik hesaplarının değerini de artırdı. Ancak yatırım gelirlerinden ağırlıklı olarak daha varlıklı kesimlerin faydalanması, ekonomik kazanımların toplumun tüm kesimlerine aynı ölçüde yansımadığı tartışmasını güçlendirdi.</p>

<p>Orta ve düşük gelirli haneler gelirlerinin çok daha büyük bölümünü ücretlerden elde ederken, ücretlerin milli gelir içindeki payındaki gerileme bu kesimler üzerindeki baskıyı artırıyor.</p>

<h2>Enflasyon ücret artışını geçti</h2>

<p>Çalışanların satın alma gücü de son dönemde baskı altında kaldı. Enflasyonun ücret artışını aşmasıyla reel saatlik kazançlar temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 geriledi.</p>

<p>Gelir grupları arasındaki fark da dikkat çekici biçimde açıldı. Yüksek gelir grubundaki çalışanların kazanç artışı, düşük gelir grubundaki çalışanların gelir artışının belirgin şekilde üzerine çıktı.</p>

<p>ABD’nin en büyük düşük ücretli işverenlerinde CEO ücretleri de çalışan gelirlerinden daha hızlı arttı. CEO maaşları 2019-2025 döneminde yüzde 41 yükselirken, aynı dönemde ortanca çalışanın kazancı yüzde 21 arttı. Tüketici fiyatlarındaki artış ise yüzde 26 seviyesinde gerçekleşti.</p>

<h2>Vergi indirimleri ve sosyal destek tartışması</h2>

<p>Donald Trump yönetiminin şirketler ve yüksek gelirli Amerikalılar için kapsamlı vergi indirimleri uygulaması da gelir dağılımına ilişkin tartışmaların merkezinde yer alıyor.</p>

<p>Buna karşılık gıda yardımları gibi bazı sosyal destek programlarının finansmanında kesintilere gidilmesi, ekonomik büyümenin kimlere daha fazla fayda sağladığı yönündeki tartışmaları artırdı.</p>

<p>Şirketler ve yatırımcılarla düşük gelirli çalışanlar arasındaki ekonomik farkın büyümesi, siyasi alanda da yankı buluyor. ABD’de seçmenlerin ekonominin gidişatına yönelik memnuniyetsizliği artarken, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat siyasette daha popülist söylemler güç kazanıyor.</p>

<p>New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, seçim kampanyasında “şirket açgözlülüğü” karşıtı söylemleri öne çıkarırken, Başkan Yardımcısı JD Vance şirketlerin karar alma süreçlerinde çalışanların daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunuyor. Donald Trump da bazı şirketleri aşırı kâr elde etmek ve fiyatları yükseltmekle suçluyor.</p>

<h2>Çalışanların şirketler üzerindeki etkisi azalıyor</h2>

<p>ABD’de emeğin şirketler üzerindeki etkisinin azalmasında sendikalaşma oranındaki gerileme ve işlerin dış yüklenicilere devredilmesinin yaygınlaşması önemli rol oynuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1980’lerin başından bu yana çalışanların şirketler üzerindeki pazarlık gücünün zayıflamasıyla birlikte, emek ile sermaye arasındaki güç dengesi de giderek sermaye lehine değişti.</p>

<p>Ancak çalışanların milli gelirden aldığı paydaki son dönemdeki hızlı düşüşün kalıcı bir yapısal değişimden mi, yoksa yüksek enflasyon ve Covid-19 sonrası oluşan ekonomik koşullar gibi geçici faktörlerden mi kaynaklandığı henüz net değil.</p>

<p>Yapay zekânın üretim süreçlerinde ve iş gücü piyasasında yaratacağı dönüşüm de bu tartışmanın en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak ekonomik tablo, çalışanların gelir payındaki son gerilemenin geçici bir ekonomik döngünün sonucu mu yoksa ABD ekonomisinde daha uzun vadeli bir dönüşümün işareti mi olduğunu gösterecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/emek-ile-sermaye-arasinda-fark-aciliyor-abd-ekonomisindeki-tartisma-alevlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/07/kuresel-ekonominin-fenomeni-amerika-birlesik-devletleri-35409.png" type="image/jpeg" length="38877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NYT analizi: 3. Dünya Savaşı başlamış olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/nyt-analizi-3-dunya-savasi-baslamis-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/nyt-analizi-3-dunya-savasi-baslamis-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya-Ukrayna savaşının ardından Orta Doğu’daki çatışmaların genişlemesi, otoriter güçler arasındaki askeri işbirliğinin artması ve Batı’daki bölünmüşlük, küresel bir çatışma riskini yeniden gündeme taşıyor. New York Times (NYT) gazetesinin analizi bugünkü gelişmelerin İkinci Dünya Savaşı öncesindeki tehlikeli sürece ne ölçüde benzediğini ele alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinin üzerinden dört yılı aşkın süre geçti.</p>

<p>The New York Times'tan Bret Stephens'ın o dönem “Üçüncü Dünya Savaşı Böyle Başlar” başlıklı yazısıyla küresel bir çatışmanın zeminine dikkat çeken analizi, bugün yeniden güncellik kazanıyor:</p>

<p>"Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinden kısa süre sonra, 'Üçüncü Dünya Savaşı Böyle Başlar' başlıklı bir köşe yazısı yazmıştım. Aradan dört yıldan fazla zaman geçti. Şimdi ne kadar haklı çıktığımı merak ediyorum.</p>

<p>Argümanım, İkinci Dünya Savaşı’nın nasıl başladığına dayanıyordu.</p>

<p>Savaş, 1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle bir anda başlamadı. Aksine, 1931’de Japonya’nın Mançurya’yı işgaliyle başlayan bölgesel savaş ve krizlerin zaman içinde birikerek tek bir küresel çatışmaya dönüşmesinin sonucuydu.</p>

<p>Totaliter devletlerin giderek örtüşen hedefleri ile demokrasilerin bölünmüşlüğü ve kararsızlığı, bu bölgesel çatışmaların zamanla tek bir büyük savaşa dönüşmesine ve sonunda felakete yol açmasına kapı araladı.</p>

<p>Askeri teknoloji ve taktiklerde yaşanan köklü değişim de diktatörlüklere savaşın ilk dönemlerinde saldırı açısından önemli bir üstünlük sağladı. Üstelik bu rejimler, rakiplerinin başlangıçta göze almak istemediği ölçüde şiddet uygulamaya ve ağır kayıplara katlanmaya hazırdı.</p>

<p>2022’de benzer bir tablonun ortaya çıktığını görüyordum: Batı’nın Vladimir Putin’i onlarca yıl boyunca yatıştırmaya yönelik politikası, Rusya’nın güçlü adamına neredeyse her şeyi yapıp yanına kâr kalabileceği hissini vermişti. Kuzey Kore, İran ve özellikle Çin’le gelişen ilişkileri de ona ilave güven sağlıyordu.</p>

<p>Bu ilişkiler, işgalden haftalar önce Pekin’le ilan edilen 'sınırsız' ortaklık taahhüdüyle perçinlenmişti. Yalnızca altı ay önce ABD’nin Afganistan’dan kaotik biçimde çekilirken sergilediği zayıflık görüntüsü de Putin’in güvenini artırdı.</p>

<p>Ancak Ukrayna, korktuğum gibi 1940’ın Fransa’sına dönüşmedi. Daha çok Britanya’ya benzedi; Winston Churchill’in o yıl mayıs ayında söylediği gibi, 'yol ne kadar uzun ve zorlu olursa olsun' savaşmaya hazırdı.</p>

<p>Biden yönetimi, Kiev’in savaşı Rusya topraklarına taşımasına izin verme konusunda gösterdiği ölümcül tereddüde rağmen, en azından Ukrayna’nın kaybetmemesini sağlamaya yardımcı oldu.</p>

<p>Ukrayna teknolojik üstünlüğünü de korudu; geliştirdiği yeni askeri sistemler ve savaş taktikleriyle, geleceğin savaşlarının nasıl yürütüleceğine ilişkin uzun süredir ihtiyaç duyulan değişimin önünü açtı.</p>

<p>İyi haber bu. Kötü haber ise çok daha fazla.</p>

<p>Birincisi, 1930’lar ve 1940’larda olduğu gibi çatışma alanları çoğalıyor ve birbirleriyle birleşiyor.</p>

<p>Rusya’nın savaş sahasında yaşadığı gerilemeler, Putin’in risk alma iştahını azaltmış görünmüyor.</p>

<p>Putin, Moldova, Polonya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu ülkelere yönelik örtülü saldırılar ve tehditlerle yürüttüğü kampanyayı genişletirken, siyasi müttefikleri de defalarca Avrupa’ya doğrudan saldırılar düzenlenmesi ve Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanılması çağrısında bulunuyor.</p>

<p>Hamas’ın 2023’te İsrail’e saldırısı aşamalar halinde önce İsrail ile Hizbullah, Husiler ve İran arasında bir savaşa, ardından İran ile ABD ve Körfez ülkeleri arasında bir savaşa dönüştü.</p>

<p>Daha yakın zamanda Ukrayna, İran’ın Rusya’ya yaptığı askeri sevkiyatı sekteye uğratmak amacıyla Hazar Denizi’nde uzun menzilli saldırılar gerçekleştirdi.</p>

<p>Bir cephede alınan kararlar diğerindeki sonuçları da doğrudan etkiliyor: Orta Doğu’da füze önleyicilerin kullanılması, artık Ukrayna’ya gönderilebilecek miktarın çok az olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>İkincisi, otoriter ülkeler arasındaki işbirliği artık fiilen işleyen bir askeri ittifaka dönüştü.</p>

<p>Rusya, Kuzey Kore’ye silahlı kuvvetlerini modernize etmesi için yardım sağlarken Kuzey Kore de bunun karşılığını milyonlarca top mermisi göndererek verdi ve şimdi Rusya adına Ukrayna’da savaşmak üzere binlerce ilave asker göndermeye hazır olduğu bildiriliyor.</p>

<p>Çin, Rusya’nın insansız hava araçlarında ve diğer askeri donanımlarında kullanılan elektronik bileşenlerin büyük bölümünü sağlıyor.</p>

<p>Rusya ise İran’a Orta Doğu’daki ABD üslerini ve gemilerini vurabilmesi için kritik hedefleme istihbaratı verdi. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün yeni bir raporunda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere, Çin’in Tayvan’a saldırması durumunda Pekin, Moskova’dan güçlü Rus Pasifik denizaltı filosunun desteğini isteyerek alacağını tahsil edebilir.</p>

<p>Üçüncüsü, Batı darmadağın durumda.</p>

<p>Başkan Donald Trump müttefiklerinin zayıflığından şikayet ediyor.</p>

<p>Müttefikler ise Trump’ın zorbalığından, öngörülemezliğinden, deneyimsizliğinden, yalancılığından ve beceriksizliğinden şikayet ediyor.</p>

<p>Her iki taraf da haklı.</p>

<p>ABD’nin Kanada’ya yönelik son gümrük vergisi hamlesi bunun iyi bir örneği: Siyasi açıdan yanlış düşünülmüş, ekonomik açıdan kendi kendine zarar veren ve stratejik açıdan güçten düşürücü.</p>

<p>Ancak bunların hiçbiri, ticarete bağımlı ve dünyanın en uzun kıyı şeridine sahip Kanada’nın kayda değer bir donanmaya neredeyse hiç sahip olmadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Aynı şekilde hükümetinin Çin’le kurduğu 'yeni stratejik ortaklığın' ahlaki açıdan yanlış, akılsızca ve temelsiz olduğu gerçeğini de değiştirmiyor.</p>

<p>Tabii Başbakan Mark Carney, Trump’ın aptalca çıkışlarının Kanada ve genel anlamda özgür dünya için Çin Halk Cumhuriyeti’nin sabırla yürüttüğü planlardan daha büyük bir uzun vadeli tehdit olduğuna gerçekten inanmıyorsa.</p>

<p>Dördüncüsü, askeri açıdan hazırlıksızız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran’a karşı yürütülen savaş, yalnızca savaşın zamanından önce sona ermesine katkıda bulunan mühimmat sıkıntısını değil, aynı zamanda ABD’nin askeri kayıplara ve ekonomik acıya karşı ne kadar hassas olduğunu da ortaya çıkardı. İran liderlerinin kendi halklarının çektiği acılara karşı gösterdiği yüksek tolerans düşünüldüğünde bu durum Tahran’a asimetrik bir avantaj sağladı.</p>

<p>Ukrayna’daki savaş ise yapay zeka destekli insansız hava aracı savaşlarının ortaya çıkmasıyla birlikte en gelişmiş ABD askeri teçhizatının bile eskime sürecine girdiğini gösterdi.</p>

<p>New York Times’ın bu hafta bildirdiğine göre, Biden yönetimi döneminde bizim ve müttefiklerimizin Kiev’e sağladığı tanklar 'artık çoğunlukla kullanılmadan duruyor, ormanlarda saklanıyor ve örümcek ağı bağlıyor.'</p>

<p>Buna karşın, testosteron takıntılı Savunma Bakanımız Pete Hegseth geçen hafta, görünüşe göre yalnızca hoşlanmadığı generaller tarafından desteklendiği için Kara Kuvvetleri bünyesindeki bir insansız hava aracı birimini kademeli olarak lağvetme kararı aldı.</p>

<p>USS Abraham Lincoln’ün uzun süreli görevlendirmesi sırasında yaşadığı sıkıntılar ulusal bir skandal. Ancak bunlar aynı zamanda filonun tarihsel olarak ne kadar küçüldüğüne ve gemi inşa etmekte ve bakımını yapmakta zorlanan tükenmiş sanayi altyapımıza da dikkat çekmeli. Demokratların savunma ödenekleri tasarısını engellemesi de işleri kolaylaştırmıyor.</p>

<p>Beşincisi, ekonomik uçurumun eşiğinde olabiliriz.</p>

<p>1930’larla günümüz arasındaki en büyük farklardan biri, o dönemin aksine şu anda dünya çapında bir ekonomik buhranın ortasında olmamamız. Ancak sert ve ani bir ekonomik gerilemeye ilişkin uyarı işaretleri her yerde.</p>

<p>Yapay zeka patlaması, yüzyılın başındaki dot-com balonunda olduğu gibi ivmesini kaybetmeye başlarsa ne olacak? Ya da Japonya’daki para birimi krizi, ülkenin elindeki ABD Hazine tahvillerini satmaya başlamasına yol açarsa?</p>

<p>Efsanevi yatırımcı Stanley Druckenmiller kısa süre önce Wall Street Journal’da, ABD Hazine Bakanlığı’nın tahvil geri alımlarının başarısız olmaya neredeyse mahkum olduğu uyarısında bulundu: Sonuçta 40 trilyon dolarlık ulusal borcun bedeli, çok daha yüksek faiz oranlarıyla ve bu faizlerin uzun süredir ucuz krediye bağımlı olan ekonominin her sektörü için yaratacağı risklerle hissedilecek.</p>

<p>ABD’de yaşanacak derin bir resesyon ya da küresel bir finansal panik, yukarıda sözünü ettiğim eğilimlerin tamamını kaçınılmaz olarak daha da kötüleştirecek.</p>

<p>Ekonomik sıkıntı dönemlerinde demokrasiler neredeyse her zaman risk almaktan daha fazla kaçınırken diktatörlükler risk almaya daha yatkın hale gelir.</p>

<p>Bu, yaklaşmakta olan fırtınaya doğru sürüklenmeye devam ederken, üstelik bunun yalnızca belli belirsiz farkındayken, hatırlamaya değer tarihsel bir örüntüdür."</p>

<p><i>• Oksijen derledi.</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/nyt-analizi-3-dunya-savasi-baslamis-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/12/rusya-ukrayna.jpg" type="image/jpeg" length="98159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en iyi 20 gece hayatı şehri açıklandı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/dunyanin-en-iyi-20-gece-hayati-sehri-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/dunyanin-en-iyi-20-gece-hayati-sehri-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Seyahat dergisi Time Out'un hazırladığı küresel sıralamada ilk 20 kent açıklandı. Avrupadan listenin ilk 10'una girebilen tek şehirler Berlin, Brighton ve Amsterdam oldu. Porto, Madrid ve Atina da listede yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tayland’ın başkenti, <a href="https://www.timeout.com/travel/best-cities-for-nightlife-2026" rel="noreferrer" target="_blank">Time Out</a>’un dünya çapında 150 kentte 24 binden fazla yerel sakinle gerçekleştirdiği anketin ardından listenin zirvesine yerleşti.</p>

<p>Şehir sakinlerine, geceleri dışarı çıkmanın ne kadar hesaplı olduğu ve şehrin karanlık çöktükten sonra ne kadar canlı, çeşitli ve güvenli hissettirdiği soruldu.</p>

<p>Bangkok sakinlerinin yüzde 73’ü kentlerindeki gece hayatını “iyi” ya da “muhteşem” buldu; Time Out uzmanları ise çatı barlarından küçük, salaş mekânlara uzanan geniş yelpazeyi övdü.</p>

<p>Kıta genelinde listenin zirvesine, dünya sıralamasında ise ikinci sıraya yerleşen Berlin, kulüp sahnesini deneyimleyenler için şaşırtıcı bir sonuç değil.</p>

<p>Dergi, kentin gece hayatında “standartları belirlemeye devam etmesini” överken, yerel halkın yüzde 78’i de şehre yüksek not verdi.</p>

<p>Üçüncü sırayı alan New York kenti, ister sakin bir kadeh şarap ister sabaha kadar süren depo partileri arıyor olun, sürekli yenilenen ve heyecanı canlı tutan sahnesiyle övgü topladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk beşi, Avustralya’dan Melbourne ve Brezilya’dan São Paulo tamamladı.</p>

<p>Berlin’in dışında iki Avrupa kenti daha ilk 10’a girmeyi başardı: Sekizinci sırada Brighton, 10. sırada ise Amsterdam.</p>

<p><strong>Dünyanın en iyi gece hayatına sahip 20 kenti</strong></p>

<ol>
 <li>Bangkok, Tayland</li>
 <li>Berlin, Almanya</li>
 <li>New York City, ABD</li>
 <li>Melbourne, Avustralya</li>
 <li>São Paulo, Brezilya</li>
 <li>Medellín, Kolombiya</li>
 <li>Johannesburg, Güney Afrika</li>
 <li>Brighton, Birleşik Krallık</li>
 <li>Beijing, Çin</li>
 <li>Amsterdam, Hollanda</li>
 <li>Porto</li>
 <li>Hong Kong</li>
 <li>Atina</li>
 <li>Madrid</li>
 <li>Hanoi</li>
 <li>Seul</li>
 <li>Bengalur</li>
 <li>Akra</li>
 <li>Singapur</li>
 <li>Mexico City</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/dunyanin-en-iyi-20-gece-hayati-sehri-aciklandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/08/amsterdam-party.png" type="image/jpeg" length="56592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sonbaharda gezilecek, popüler ama alışılmış rotaların dışında kalan duraklar]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/sonbaharda-gezilecek-populer-ama-alisilmis-rotalarin-disinda-kalan-duraklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/sonbaharda-gezilecek-populer-ama-alisilmis-rotalarin-disinda-kalan-duraklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’ya seyahat planlayan ve ağırlıklı olarak Amerikalı gezginlerden oluşan yolcuların rezervasyon verilerini inceleyen, şehirden şehre araçla transfer konusunda uzmanlaşmış platform Daytrip, son dönemde gelişen yeni bir eğilim tespit etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daytrip’in ilk 10 sıralamasının zirvesinde, İtalya’daki <a href="https://tr.euronews.com/2026/08/21/pompeide-yasam-vezuv-sonrasi-da-surdu-kesif-ronesans-izleri-ortaya-cikardi" rel="nofollow">Pompeii</a> yer alıyor. Napoli’ye arabayla bir saatten az mesafede bulunan bu antik Roma kenti, yaklaşık 440 bin metrekareye yayılan meydanlar, tapınaklar ve diğer kalıntılarla gerçek bir arkeolojik hazine.</p>

<p>Vaktiniz kısıtlıysa tüm alanı dolaşmak zorunda değilsiniz; birkaç önemli noktayı görmek de yeterli olabilir. Örneğin Pompeii’nin iki tiyatrosu kentin aynı bölgesinde yer alıyor. Büyük Tiyatro’da bir zamanlar Greko-Romen oyunlar sahnelenirken, daha küçük olan Odeon’da şiir dinletileri ve müzik gösterileri yapılırdı. Daha yeşil bir manzara arayanlar için ise MÖ 1. yüzyıldan kalma aristokratik bir kompleks olan Julia Felix’in Villası, geniş bir süs bahçesiyle öne çıkıyor.</p>

<p>Listedeki ikinci durak ise Çekya’nın güneyinde, adeta saklı kalmış Český Krumlov.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prag’a yaklaşık dört saat uzaklıktaki bu tarihî kasaba, aralarında Český Krumlov Kalesi’nin de bulunduğu yüzyıllık yapılara ev sahipliği yapıyor. Bir dönem Güney Bohemya soylularının ikametgâhı olan kalenin özgün planı korunmuş; böylece 14. ile 19. yüzyıllar arasına tarihlenen yapı malzemesi, iç düzenlemeleri ve mimari dokusu büyük ölçüde günümüze ulaşmış.</p>

<p>Listenin bir sonraki sırasında yer alan kent Coimbra. Portekiz’in ortasında yer alan bu şehir, ziyaretçilerini tarihî anıtlarını ve özgün mimarisini keşfetmeye davet ediyor. Kenti cazip kılan şey sadece tarihi değil; burası aynı zamanda gastronomi meraklılarının mutlaka uğraması gereken bir durak.</p>

<h2><strong>Avrupa’daki ilk 10 gezi durağı</strong></h2>

<ul>
 <li>1. Pompeii, İtalya</li>
 <li>2. Český Krumlov, Çekya</li>
 <li>3. Coimbra, Portekiz</li>
 <li>4. Óbidos, Portekiz</li>
 <li>5. Plitvice Gölleri Milli Parkı, Hırvatistan</li>
 <li>6. Bratislava, Slovakya</li>
 <li>7. Aveiro, Portekiz</li>
 <li>8. Kutná Hora, Çekya</li>
 <li>9. Montepulciano, İtalya</li>
 <li>10. Nazaré, Portekiz</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/sonbaharda-gezilecek-populer-ama-alisilmis-rotalarin-disinda-kalan-duraklar</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/02/napoli.jpg" type="image/jpeg" length="75531"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD, İran ile ticaret yapan ülkelere misilleme paketini açıkladı; Türkiye İran ekonomik ilişkileri ne durumda?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/abd-iran-ile-ticaret-yapan-ulkelere-misilleme-paketini-acikladi-turkiye-iran-ekonomik-iliskileri-ne-durumda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/abd-iran-ile-ticaret-yapan-ulkelere-misilleme-paketini-acikladi-turkiye-iran-ekonomik-iliskileri-ne-durumda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tüm ülkelere Tahran'la ekonomik bağlarını koparmaları çağrısını yaparak aksi halde bu ülkelerin ABD'nin misillemesiyle karşılaşacakları uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü İran'a yönelik yeni bir yaptırım kampanyası başlattıklarını açıkladı. Washington'ın "Operation Economic Outcast" adını verdiği paket, doğrudan İran'ı değil, İran'la ticaret yapmayı sürdüren üçüncü ülkeleri hedefliyor. Başkan Donald Trump girişimi "ekonomik <a href="https://tr.euronews.com/business/2026/08/24/abdden-irana-ekonomik-cikarma-tehdidi-yaptirim-karari-bekleniyor" rel="nofollow">D-Day"</a> olarak tanımlamıştı.</p>

<p>Bessent basın toplantısında ülke adı vermedi. Ancak Reuters ve AP'nin aktardığına göre İran'ın en büyük ticaret ortakları arasında Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunuyor.</p>

<p>Bloomberg, açıklama öncesinde paketin İran'ın en büyük ticaret ortaklarından bazılarını, bu arada Çin, Türkiye ve Hindistan'ı etkileyebileceğini yazmıştı. ABD basını yaptırımların işe yaraması için Washington'ın Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, Katar ve Türkiye gibi ülkelerle sert biçimde yüzleşmesi zorunda kalabileceğini belirtiyor.</p>

<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, "Bu rejimle her türlü ekonomik ilişki, sorumluları Amerikan gücünün tüm erişimine maruz bırakacak." dedi ve "gri alanlarda çalışmanın artık kabul edilebilir olmadığını" dile getirdi.</p>

<p>Paket; dijital varlıklar, altın, havacılık, teknoloji ve denizcilik sektörlerinde yeni yaptırımlar getiriyor ve ikincil yaptırımların kapsamını genişletiyor.</p>

<p>Türkiye doğal gaz ihtiyacının neredeyse tamamını ithal ediyor ve bunun yaklaşık yüzde 13'ü İran'dan geliyor.</p>

<p>İki ülke arasındaki 25 yıllık gaz anlaşması 29 Temmuz 2026'da sona erdi. 1996'da imzalanan ve 2001'de sevkiyata başlanan sözleşme, Tebriz-Ankara boru hattı üzerinden yılda 9,6 milyar metreküpe kadar gaz taşınmasına imkân tanıyordu.</p>

<p>Savaş nedeniyle taraflar süre dolmadan yeni bir anlaşma müzakere edemedi; sektör kaynaklarına göre akış geçici olarak mücbir sebep düzenlemeleriyle sürebilir. Yeni bir uzun vadeli sözleşme kamuoyuna duyurulmuş değil.</p>

<p>Ekonomim'in aktardığına göre Ankara, LNG ithalat altyapısını genişleterek ve Karadeniz'deki Sakarya sahasında yerli üretimi artırarak İran gazına bağımlılığını azaltmaya çalıştı. Bu, ulusal ölçekte İran gazını büyük ölçüde "opsiyonel" hale getirdi.</p>

<p>Ancak Forbes'in değerlendirmesine göre büyük yeni LNG kargolarının 2027'den önce gelmemesi, 2026'nın ikinci yarısını sözleşmelerin gösterdiğinden daha ince bırakıyor. İkincisi, ulusal düzeyde opsiyonel görünen gazın Doğu Anadolu için hâlâ kritik olması: bölgenin altyapısı İran hattına göre kurgulanmış durumda.</p>

<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Türkiye, 2023 ve 2024 itibarıyla hem ithalat hem ihracat açısından İran'ın dünya genelindeki üçüncü büyük ticaret ortağı. Tersinden bakıldığında tablo daha dengeli: İran, Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı 22., en çok ithalat yaptığı 28. ülke.</p>

<p>İran, Türkiye'den lüks tüketim malı yerine kendi sanayisi için ara mal ve hammadde (kimya, tekstil) alıyor; Türkiye'ye ise ağırlıklı olarak demir-çelik satıyor.</p>

<p>Türkiye şimdiye kadar Tahran'la ticaretini azaltmaya yönelik bir sinyal vermedi. Ankara uzun süredir tek taraflı ABD yaptırımlarını uygulamayacağını belirtiyor.</p>

<h2>Yaptırımlar işe yarar mı?</h2>

<p>Bessent, ikincil yaptırımların çoğunun hemen devreye girmeyeceğini söyledi: "Herkese kötü davranışı düzeltme fırsatı veriyoruz. Küresel finansal sistemi neden havaya uçurmak isteyeyim?" Bakan bir takvim vermedi ancak "sonsuz sabrımız yok" dedi ve hafta sonuna kadar büyük bir finans kuruluşuna yaptırım uygulanmasını beklediğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı analistler kampanyanın etkisine kuşkuyla bakıyor. ABD'nin nükleer müzakere ekibinde yer almış eski diplomat Alan Eyre, yeni ekonomik yaptırımların gerçek faydasını sorguluyor. Axios'un aktardığına göre ABD'nin halihazırda geniş ikincil yaptırımları var, ancak bunlar yalnızca kısmen uygulanmış durumda.</p>

<p>İran tarafında ise iki farklı ton var. Yeni güvenlik şefi Mohsen Rezai, İran'ın "sarsıcı biçimde" karşılık vereceğini söyledi ve bu kısıtlamalara ortak olan ülkelerin düşman sayılacağı uyarısında bulundu. İran Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati ise yaptırımların yeni bir kısıtlama getirmediğini savundu ve ülkenin şubatta savaşın başlamasından bu yana döviz stokladığını belirtti.</p>

<p>Açıklama sonrası, İran riyali dolar karşısında 2,02 milyonla rekor düşük seviyeye geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri ise duyuru öncesinde İran'la tüm ticari ilişkilerini sonlandırdığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/abd-iran-ile-ticaret-yapan-ulkelere-misilleme-paketini-acikladi-turkiye-iran-ekonomik-iliskileri-ne-durumda</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/03/iran-bayrak.png" type="image/jpeg" length="65893"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okyanuslar ve denizlerde rekor sıcaklık; Aşırı yağışların ve fırtınaların şiddetini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/okyanuslar-ve-denizlerde-rekor-sicaklik-asiri-yagislarin-ve-firtinalarin-siddetini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/okyanuslar-ve-denizlerde-rekor-sicaklik-asiri-yagislarin-ve-firtinalarin-siddetini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AB iklim izleme programı Copernicus, küresel deniz yüzeyi sıcaklığının 22 Ağustos'ta 21,1 dereceye çıkarak ölçümlerin başladığı 1979 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya Bonn merkezli Avrupa Birliği (AB) iklim izleme programı <a href="https://www.dw.com/tr/bu-y%C4%B1l-d%C3%BCnya-en-s%C4%B1cak-%C3%BC%C3%A7%C3%BCnc%C3%BC-a%C4%9Fustosu-ya%C5%9Fad%C4%B1/a-73928779" rel="nofollow">Copernicus</a>, dünya denizlerinin 1979'dan bu yana en yüksek sıcaklık değerine ulaştığını bildirdi.</p>

<p>Kurumdan yapılan açıklamada, küresel ortalama günlük deniz yüzeyi sıcaklığının (SST) 22 Ağustos'ta 21,1 derece olarak ölçüldüğü belirtildi. Söz konusu değer, Mart 2024'te kaydedilen 21,09 derecelik önceki rekoru geride bıraktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Copernicus İklim Strateji Direktörü Samantha Burgess, yeni rekorun "okyanusların artan baskı altında olduğunun açık göstergesi" olduğunu belirtti. Burgess, deniz sıcaklıklarındaki sürekli artışın ekosistemler ve kıyı toplulukları için riskleri büyüttüğünü vurgularken "1990'ların başından bu yana denizel sıcak hava dalgası günleri üç kattan fazla arttı" dedi.</p>

<h2>El Nino etkisi</h2>

<p>Bilim insanları, günlük rekorların geniş bir iklim bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ancak bu sıcaklık artışının uzun vadeli küresel okyanus ısınması ve tropik Pasifik'te gelişen güçlü El Nino ile uyumlu olduğunu belirtti. Burgess, "El Nino sistemi ek ısınma yaratıyor ancak bu, insan kaynaklı onlarca yıllık ısınmanın üzerine ekleniyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Copernicus'a göre daha sıcak okyanuslar, atmosferde daha fazla ısı ve nem birikimine yol açarak aşırı yağışları ve fırtınaların şiddetini artırabilir. Ayrıca sıcak denizler, atmosferdeki karbondioksiti daha az tutabildiği için gezegenin en önemli doğal tampon mekanizmalarından biri zayıflayabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, rekorun zamanlamasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Küresel deniz sıcaklıkları genellikle Güney Yarımküre yazı sonrası Mart–Nisan döneminde zirve yaparken, bu yılki rekor Ağustos ayında geldi. Bu durum, yıl boyunca kaydedilen aylık rekorlar ve rekor seviyeye yakın değerlerin devamı niteliğinde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/okyanuslar-ve-denizlerde-rekor-sicaklik-asiri-yagislarin-ve-firtinalarin-siddetini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/01/okyanus.jpg" type="image/jpeg" length="30142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karadeniz'deki gemi ticareti, Rusya ve Ukrayna saldırılarıyla durma noktasında]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/karadenizdeki-gemi-ticareti-rusya-ve-ukrayna-saldirilariyla-durma-noktasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/karadenizdeki-gemi-ticareti-rusya-ve-ukrayna-saldirilariyla-durma-noktasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saldırılarda yaklaşık 50 Türk bayraklı gemi ve koster zarar gördü. Türkiye bandıralı gemilerin çoğu faaliyetlerini durdururken gemi sahipleri hükümetin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini istiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısıyla başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, aradan geçen 4,5 yılda hala ateşkes ve barış ihtimalinden uzak bir biçimde devam ediyor. Son dönemde savaşan tarafların lojistik ağlar, limanlar ve Karadeniz'de seyir halindeki ticari gemilere yaptığı saldırıları artırması ise Türkiye'yi olumsuz etkiliyor.</p>

<p>Türkiye'nin başta Rusya olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkeler ile ticaretinin neredeyse yüzde 80'ini gerçekleştiren Türk bayraklı gemilere yapılan saldırılar sonucunda, son dört yılda 50'ye yakın koster ve geminin hedef alındığı belirtiliyor.</p>

<p><a href="https://www.dw.com/tr/karadenizdeki-t%C3%BCrk-gemileri-sald%C4%B1r%C4%B1-k%C4%B1skac%C4%B1nda/a-78470871" rel="nofollow">DW Türkçe'den Aram Ekin Duran'ın haberine göre</a>, uzmanlar, Türkiye bandıralı ticaret gemilerinin Karadeniz'deki faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini belirtirken, gemi sahipleri hükümetin Rusya ve Ukrayna ile temaslarda bulunarak saldırıların durdurulmasını talep ediyor.</p>

<h2>Türk gemilerine saldırılar artıyor</h2>

<p>Giderek daha fazla Karadeniz'e yayılan Rusya-Ukrayna savaşı, bölgedeki limanların yanı sıra seyir halindeki ticaret gemilerine de ağır zarar veriyor. Rusya Savunma Bakanlığı 21 Ağustos'ta Ukrayna'nın Reni Limanı'ndaki silah ve askeri teçhizat depolarını vurduklarını açıklarken, aynı gün Ukrayna'nın da "Necibe" adlı Türk kargo gemisini vurduğu bildirildi.</p>

<p>Saldırıya uğrayan gemiye yanaşarak 18 denizciyi kurtaran Türk bayraklı Kalyoncu Denizcilik'e ait "Ural" adlı geminin de gece saatlerinde saldırıya uğradığı haberleri medyaya yansıdı. Rusya'nın liman kenti Novorossiysk açıklarında gerçekleştirilen saldırı sonucu 1 denizcinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralandığı kaydedildi.</p>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı daha önce de, <a href="https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrk-gemilerine-karadenizde-sald%C4%B1r%C4%B1/a-78233382" rel="nofollow">"Yaşar" ve "Nadezhda" isimli Türk sahipli iki sivil geminin</a> 3 Ağustos akşamı yine Novorossiysk Limanı'ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığını ve 11 personelin yaralandığını açıklamıştı.</p>

<p>Bakanlık açıklamasında, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemileri de etkileyen şekilde Karadeniz'de giderek yayılmasından ciddi endişe duyulmaktadır" ifadeleri kullanılmıştı.</p>

<p>Peki ticaret gemilerine yönelik bu saldırılar ne anlama geliyor?</p>

<h2>"Fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz"</h2>

<p>İstanbul Denizcilik Stratejileri ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Salih Zeki Çakır, "Saldırılar her geçen gün artıyor. Önümüzdeki kötü günlere bakarak bir denizcilik terimi ile söyleyeyim, fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz" diyor.</p>

<p>Aynı zamanda <a href="https://www.dw.com/tr/ukrayna-avrupa-t%C3%BCrkiyenin-karadenizi-denetlemesini-istiyor/a-75347878" rel="nofollow">Karadeniz'deki gemi ticaretinin</a> önemli oyuncularından biri olan Trabzon Tersanesi'nin de yönetim kurulu başkanı olan Salih Zeki Çakır, Karadeniz'de faaliyet gösteren Türk bayraklı büyük kargo gemileri ile kıyı limanları arasında yük taşıyan küçük tonajlı ticaret ve yük gemileri olan "koster"lerin sayısının 700'ü aştığını söylüyor.</p>

<p>Karadeniz'de faaliyette olan toplam gemi sayısının 2 bini aştığını ve bunların büyük kısmının kosterlerden oluştuğunu ifade eden Çakır, "Bu yüzden saldırılardan en çok koster sayısı yüksek olan Türk gemileri etkileniyor. Şu anda gemilerimiz mal ve can güvenliği olmadığı için faaliyetlerini neredeyse tamamen durdurdu" diye konuşuyor.</p>

<h2>"Karadeniz'i silah olarak kullanıyorlar"</h2>

<p>Ticari gemilere yapılan saldırılar nedeni ile Türkiye'nin ithalatında büyük yer kaplayan petrol ve doğal gaz ürünleri, buğday, mısır, ayçiçeği gibi tahıl ürünleri, demir-çelik ürünleri ve kömür ticaretinde büyük sıkıntılar yaşanmaya başladığına işaret eden Salih Zeki Çakır, "Eğer bu saldırılar durmazsa, kış ayları yaklaştıkça hem Türkiye hem bölge ekonomileri çok ciddi bir zarar görebilir. Belki ticaret farklı yollardan devam eder ama maliyetler artacağı için ekmekten motorine her şeyin fiyatı da artacak" şeklinde konuşuyor.</p>

<p>Bugüne kadar Rusya-Ukrayna savaşı sırasında gerçekleştirilen saldırılarda yaklaşık 50 Türk bayraklı gemi ve kosterin zarar gördüğünü kaydeden Çakır'a göre, her iki taraf da savaşta üstünlük kurmak için lojistik hatları hedef almaya devam edecek.</p>

<h2>"Açıklarda hasarlı şekilde bekleyen gemiler var"</h2>

<p>"Gemilere saldırıyı Ukrayna başlattı, Rusya da misillemelerle devam etti. Karadeniz'in güvenliğini bir silah olarak kullanıyorlar" yorumunu yapan Çakır, şu görüşleri dile getiriyor:</p>

<p>"Saldırıya uğrayan gemilerimizdeki can ve mal kayıpları bir yana, vurulan gemileri emniyetli bir yere çekecek römorkör hizmeti de çok kısıtlı. Şu anda Karadeniz açıklarında başıboş, hasarlı şekilde bekleyen gemiler var. Bu gemilerin hepsinde yakıt var. Bir süre sonra bu yakıtlar su üstüne çıkacak ve ciddi bir çevre felaketine neden olacak. Bu saldırıların bir an önce durması için hükümetimizin Rusya ve Ukrayna ile temasa geçmesini ve bir çözüm bulmasını talep ediyoruz. Yoksa her şey daha kötüye gidecek."</p>

<h2>Türkiye doğal gaz üretimini artırmaya hazırlanıyor</h2>

<p>Bir yandan Karadeniz’deki Türk ticaret gemileri <a href="https://www.dw.com/tr/rusya-ukrayna-liman%C4%B1ndaki-t%C3%BCrk-gemisini-vurdu/a-75137422" rel="nofollow">savaşın başladığı günden bu yana en yoğun saldırılara maruz kalırken</a> diğer yandan Türkiye Karadeniz'deki doğal gaz yatırımlarını artıracağını açıkladı.</p>

<p>Geçen hafta 2026'nın ilk yarısına ilişkin petrol ve doğal gaz üretim verilerine ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Karadeniz'de doğal gaz üretimini iki katına çıkaracağız" dedi.</p>

<p>Bakanlık verilerine göre, Türkiye'nin 2025 sonu itibarıyla yıllık doğal gaz tüketimi yaklaşık 60 milyar metreküp olurken, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'ndaki üretim ise Türkiye'nin ihtiyacının yüzde 4,7'sini karşılıyor.</p>

<p>Peki Karadeniz'deki saldırılar Türkiye'nin enerji politikalarını etkiler mi?</p>

<h2>"Enerji ithalatında ciddi sonuçlar doğurur"</h2>

<p>Enerji Politikaları Uzmanı Necdet Pamir, Karadeniz'in Türkiye'nin özellikle enerji ihtiyacını karşılamakta stratejik bir öneme sahip olduğunu söylüyor.</p>

<p>Bir yandan NATO üyesi olan Türkiye'nin diğer yandan enerjide Rusya'ya bağımlı bir halde olduğuna dikkat çeken Pamir, "Türkiye ihtiyacı olan doğal gazın yüzde 95'ini ithal ediyor. Bunun da yüzde 36,3'ünü Rusya'dan alıyor. Yine toplam ham petrol ve petrol ürünleri ithalatının yüzde 60'ını Rusya'dan yapıyor. Yine kömür ithalatının yüzde 12,5'ini yapıyor Rusya'dan. Dolayısıyla Karadeniz'de güvenliğin ortadan kalkması Türkiye için ciddi sonuçlar doğurur" ifadelerini kullanıyor.</p>

<h2>Akkuyu'ya zenginleştirilmiş uranyum nasıl gelecek?</h2>

<p>Karadeniz'deki gemilerin saldırı altında olması, 2026 sonunda faaliyete geçmesi beklenen Akkuyu Nükleer Santrali konusunda da endişelere neden oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Santralde elektrik üretimi için gerekli olan zenginleştirilmiş uranyumun Rusya devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom'un yakıt şirketi olan TVEL tarafından Batı Sibirya ve Novosibirsk bölgelerindeki üretim tesislerinden deniz yoluyla Türkiye'ye getirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Böylesine önemli bir sevkiyatın mevcut çatışma koşulları içerisinde nasıl sağlanacağının bilinmediğini dile getiren Necdet Pamir, "Rusya'dan gelecek zenginleştirilmiş uranyumun Türk boğazlarından geçerek Akkuyu'ya gelmesi gerekiyor. Karadeniz'de gemiler saldırı altındayken bu nasıl gerçekleşecek?" diye soruyor.</p>

<h2>"Türkiye'nin eli zayıflıyor"</h2>

<p>Tüm bu belirsizlikler nedeni ile, Rusya'ya enerjide bu kadar bağımlı bir Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşının dolaylı ve doğrudan etkilerini de daha derin yaşadığını belirten Necdet Pamir, şu görüşleri dile getiriyor:</p>

<p>"Bu süreçte Türkiye'nin savaşan taraflar ile ilişkilerinde eli zayıf. Bir yandan NATO'da güç kazanmak için Ukrayna'ya silah göndermeyi planlıyor ama kendi ticari gemilerini vurulmaktan kurtaramıyor. Diğer yandan ithalata mecbur olduğu Rusya'dan Ukrayna'ya yardım ettiği için uyarı üstüne uyarı alıyor, ilişkiler geriliyor. Enerji anlaşmalarının uzatılmaması seçeneği gündeme gelebilir. Bu gerçekleşirse, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından büyük sıkıntı yaşanır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/karadenizdeki-gemi-ticareti-rusya-ve-ukrayna-saldirilariyla-durma-noktasinda</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/11/karadeniz-gemi.webp" type="image/jpeg" length="60183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başka ülkede yaşamak isteyenler için 2026'nın en iyi alternatifleri]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/baska-ulkede-yasamak-isteyenler-icin-2026nin-en-iyi-alternatifleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/baska-ulkede-yasamak-isteyenler-icin-2026nin-en-iyi-alternatifleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[InterNations'ın 2026 Expat Insider anketi, yaşam kalitesi, yerleşme kolaylığı, yurtdışında çalışma, kişisel finans ve konut ve dijital hizmetler gibi pratik gereksinimler açısından 31 destinasyonu sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yılın kazananları için, dostluk ve uygun fiyatlılık puanları en büyük etkiyi yarattı. İlk 10 destinasyonun yedisi yerleşmenin en kolay olduğu yerler arasında yer alırken, beşi kişisel finans konusunda dünyanın en iyisi oldu.  </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong id="1.-panama"><font dir="auto"><font dir="auto">1. Panama</font></font></strong></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Panama, hem Yurtdışında Çalışma hem de Kişisel Finans endekslerinde birinci olarak, üst üste üçüncü yıl sıralamada zirvede yer aldı. Burada yaşayan yabancıların %87'si yurtdışındaki yaşamdan memnun olduklarını belirtirken, bu oran küresel olarak %70 civarında. Ayrıca %90'ı konut bulmanın kolay olduğunu söylüyor.</font></font></p>

<p></p>

<h2><strong id="2.-mexico"><font dir="auto"><font dir="auto">2. Meksika</font></font></strong></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yerleşme Kolaylığı endeksinde birinci sırada yer alan Meksika, genel sıralamada ikinci oldu ve yabancıların kendilerini evlerinde hissetmelerinin en kolay olduğu ülke olmaya devam ediyor. Küresel ortalamanın %39'una kıyasla, katılımcıların %73'ü yerel arkadaş edinmenin kolay olduğunu belirtirken, sosyal çevrelerinin çoğunlukla yerel olduğunu söyleyenlerin oranı küresel ortalamanın iki katı.</font></font></p>

<h2><strong id="3.-thailand"><font dir="auto"><font dir="auto">3. Tayland</font></font></strong></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Genel sıralamada üçüncü olan Tayland, yurtdışında yaşayan ve mutlu olan kişilerin %86'sının memnuniyet duyduğu bir ülke olarak dünyanın en mutlu gurbetçilerine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, yaşam maliyeti konusunda da anketin en yüksek puanını alarak %85 ​​ile küresel ortalamanın iki katından fazla olumlu değerlendirme yaptı.</font></font></p>

<h2><strong id="4.-united-arab-emirates"><font dir="auto"><font dir="auto">4. Birleşik Arap Emirlikleri</font></font></strong></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Kariyer Olanakları ve Yabancı Uyruklular İçin Gerekli Şeyler (vize ve dil dahil) alanlarında en yüksek puanları alan BAE, uluslararası sakinlerin hayata yerleşmesini ve kariyerlerini kurmasını kolaylaştırıyor. InterNations anketi, ABD-İran çatışmasının patlak vermesinden önce ve sonra, Şubat ve Mart 2026'da gerçekleştirdi; bu nedenle sonuçlar çatışmanın etkisini yalnızca kısmen yansıtıyor. Bununla birlikte, BAE'de hala yaşayan yabancılar, bazı ayarlamalara rağmen hayatın büyük ölçüde değişmeden devam ettiğini söylüyor.</font></font></p>

<p></p>

<h2><strong id="5.-brazil"><font dir="auto"><font dir="auto">5. Brezilya</font></font></strong></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu yıl ilk kez ilk beşe giren Brezilya, mutluluk, yerleşme kolaylığı, yerel halkın dost canlılığı ve kültürü açısından yüksek puanlar aldı; birçok yabancı uyruklu kişi, kendilerini evlerinde hissetmelerini sağlayan şeyin insanların sıcaklığı olduğunu söylüyor.</font></font></p>

<p></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">2026'da yurt dışında yaşamak isteyenler için en iyi 10 ülke:</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">1. Panama</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">2. Meksika</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">3. Tayland</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">4. Birleşik Arap Emirlikleri</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">5. Brezilya</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">6. İspanya</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">7. Singapur</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">8. Portekiz</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">9. Malezya</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">10. Lüksemburg</font></font></p>

<p><a href="https://www.bbc.com/travel/article/20260814-the-worlds-best-countries-for-expats-in-2026" rel="nofollow"><i><font dir="auto"><font dir="auto">BBC'de yayımlanan makalenin orijinali için tıklayınız...</font></font></i></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/baska-ulkede-yasamak-isteyenler-icin-2026nin-en-iyi-alternatifleri</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/11/turk-tatilcilerin-rotasi-dubai-oldu.webp" type="image/jpeg" length="56512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şimdilik deneysel bir yaklaşım; Daha etkili mRNA ilaçları için yeni yol keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/simdilik-deneysel-bir-yaklasim-daha-etkili-mrna-ilaclari-icin-yeni-yol-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/simdilik-deneysel-bir-yaklasim-daha-etkili-mrna-ilaclari-icin-yeni-yol-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Johns Hopkins Medicine’den bilim insanları, mRNA tedavilerinin hücrelerin içinde daha fazla protein üretmesini sağlayabilecek olası bir yol belirlediklerini ve bu bulgunun zamanla kanser, enfeksiyon hastalıkları ve otoimmün rahatsızlıklara yönelik aşılar ile tedavileri etkileyebileceğini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.nature.com/articles/s41586-026-10729-8" rel="noreferrer" target="_blank">Nature </a>dergisinde yayımlanan araştırma, N4-asetilsitidin ya da kısaca ac4C adı verilen, doğal olarak oluşan bir RNA modifikasyonuna odaklanıyor. Günümüzde önde gelen mRNA platformu ise farklı bir modifikasyona, N1-metilpsödiuridin ya da m1Ψ’ye dayanıyor; bu teknoloji COVID-19 mRNA aşılarında kullanıldı ve şimdi başka tıbbi uygulamalar için de inceleniyor.</p>

<p>Ekip, iki yaklaşımı kültürde yetiştirilen insan dendritik hücrelerinde ve fare karaciğer hücrelerinde test etti.</p>

<p>Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden biyofizik ve biyofiziksel kimya doçenti Bin Wu, “Sonuçlarımız, ac4C’nin, hücrelerin hastalıkla mücadele için terapötik protein üretimini sektör standardı mRNA platformundan daha fazla artırdığını gösteriyor. Bu da sonunda daha düşük dozlarla yetinen, daha etkili ilaçlara kapı aralayabilir.” dedi.</p>

<p>Wu, bilinen 170’ten fazla RNA modifikasyonu bulunduğunu, ancak bunların sadece küçük bir bölümünün mRNA temelli tedaviler için incelendiğini belirtiyor. ac4C’nin mRNA’nın proteine çevrilme verimini artırarak protein üretimini hızlandırma ve artırma potansiyeli olduğunu ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hücrelerin içinde ribozomlar, mRNA zincirleri boyunca ilerleyerek genetik talimatları okur ve proteinleri bir araya getirir. Johns Hopkins ekibi, ac4C ile modifiye edilmiş mRNA üzerinde ilerleyen ribozomların, m1Ψ ile modifiye edilmiş mRNA üzerinde çalışanlara kıyasla neredeyse iki kat hızlı hareket ettiğini tespit etti.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bu fark, bir trafik sorununa benzetilebilir. Wu, “Görüntüleme verilerimiz, ribozomların ac4C ile modifiye edilmiş mRNA üzerinde neredeyse iki kat daha hızlı ilerlediğini, böylece sektör standardı mRNA platformunda karşılaşabileceğimiz ribozomal trafik sıkışıklığını önlediğini gösteriyor” diyor.</p>

<p>Eğer bu bulgu ileride yapılacak araştırmalarla doğrulanırsa, mRNA sektörü açısından önemli sonuçlar doğurabilir. mRNA teknolojisinin cazip yanlarından biri, hücrelere belirli bir proteini geçici olarak üretme talimatı verebilmesidir. Ancak üretilen protein miktarı, bir tedavinin ne kadar etkili olacağını belirleyen kritik bir faktör olabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, aynı miktarda mRNA’dan hücrelerin daha fazla protein üretmesini sağlayabilirse, gelecekteki tedaviler, hedeflenen etkilere daha küçük dozlarla ulaşabilir. Bu da enfeksiyon hastalıklarını hedefleyen aşılar ile bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçirmeyi ya da otoimmün hastalıklarda bağışıklık yanıtını değiştirmeyi amaçlayan deneysel tedaviler gibi, hızla büyüyen mRNA alanındaki birçok uygulama için önem taşıyabilir.</p>

<p>Şimdilik ac4C, deneysel bir yaklaşım olmaya devam ediyor.</p>

<p>Ancak araştırmacıların tanımladığı moleküler “trafik sıkışıklığı” bugünkü mRNA platformlarının anlamlı bir kısıtı olarak doğrulanır ve ac4C, bunu canlı organizmalarda güvenli bir şekilde aşmayı başarırsa, bu bulgu, yeni nesil mRNA ilaçlarını geliştirme yarışında önemli bir yapı taşı haline gelebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/simdilik-deneysel-bir-yaklasim-daha-etkili-mrna-ilaclari-icin-yeni-yol-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/08/m-r-n-a.jpg" type="image/jpeg" length="31659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa'da nakit paraya olan talep artıyor! Nedeni şaşırtıcı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/avrupada-nakit-paraya-olan-talep-artiyor-nedeni-sasirtici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/avrupada-nakit-paraya-olan-talep-artiyor-nedeni-sasirtici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsanlara nakit para bulundurmaları tavsiye edildiği için, dolaşımdaki banknotların değeri 2016'daki 1 milyar Eurodan 2026'da 1,6 milyar Euroya yükselecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yeni veriler, yaygınlaşan akıllı telefon ödemelerine rağmen AB'de dolaşımdaki banknot sayısının arttığını gösteriyor; </font></font><a href="https://www.theguardian.com/world/europe-news" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">Avrupa'nın</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> bazı bölgelerini kasıp kavuran orman yangınları ise acil durumlar için nakit paraya olan talebi artırıyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Avrupa Merkez Bankası (ECB) baş ekonomisti Philip Lane, İrlanda'daki MacGill yaz okulu konferansında yaptığı konuşmada, Avrupa'daki birçok şehirde nakit paranın temassız ödemelerin gerisinde kalmasına rağmen, dolaşımdaki nakit miktarının aslında arttığını söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Uzmanlar, nakit kullanımının artmasının savaşlara ilişkin endişeler ve siber saldırıların çevrimiçi ve temassız ödeme sistemleri üzerindeki etkisiyle bağlantılı olduğunu söylüyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Lane, “Toplam banknot stoğu artmaya devam ediyor. İşlem hacmi açısından banknot sayısı azalıyor, ancak stok açısından artıyor” dedi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Geçtiğimiz yıl İngiltere'deki Marks &amp; Spencer, </font><font dir="auto">haftalarca çevrimiçi sipariş alamamasına neden olan </font></font><a href="https://www.theguardian.com/business/2025/may/03/inside-the-marks-and-spencer-cyber-attack-chaos" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">uzun süreli bir siber saldırıya maruz kaldı.</font></font></a></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere merkezli <a href="https://www.theguardian.com/world/2026/aug/21/anxiety-over-war-wildfires-and-cyber-attacks-leads-to-growth-in-cash-stocks-in-eu" rel="nofollow">The Guardian'ın haberine göre</a>, 2025 yılında AB sakinlerine</font><font dir="auto">, Fransa ve İspanya'da bu yaz yaşanan yıkıcı orman yangınları, seller veya fırtınalar gibi acil durumların yanı sıra olası siber saldırılar veya diğer düşmanca olaylara karşı 72 saat yetecek kadar yiyecek, su ve temel ihtiyaç malzemesi </font></font><a href="https://www.theguardian.com/world/2025/mar/26/stockpile-supplies-72-hours-disasters-attack-eu-tells-citizens" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">stoklamaları tavsiye edilmişti .</font></font></a></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hanelerin, şişe su, transistörlü radyo, konserve yiyecek ve en önemlisi nakit para içeren bir kriz paketi bulundurmaları teşvik edildi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Avrupa Merkez Bankası'nın 2002'den beri takip ettiği banknot sayısı verilerine göre, bu sayı 2016'da yaklaşık 1 milyar avrodan Haziran 2026'da 1,6 milyar avroya yükseldi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Pandemiden hemen önce, 2019'da 24 milyon olan banknot sayısı, şu anda 31 milyonu </font><font dir="auto">aşmış </font></font><a href="https://data.ecb.europa.eu/data/datasets/BKN/BKN.M.U2.NC10.B.ALLD.AS.S.Q" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">durumda. 2025 yılında en popüler banknot 50 € olurken, onu 100 €'luk banknot takip ediyor.</font></font></a></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Avusturya, Finlandiya, Almanya, İsveç ve Hollanda dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri, vatandaşlarına hane başına 70 ila 100 € arasında bir miktar bulundurmalarını tavsiye etti; bu miktar, internet ve mobil uygulamaların çalışmaz hale gelmesi durumunda 72 saat boyunca temel ihtiyaçları karşılamaya yetecek kadar.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Finansal kapsayıcılık konusunda uzmanlaşmış Cork Üniversitesi profesörü Olive McCarthy, "kullan ya da kaybet" uyarısında bulunarak, nakit kullanımının devam etmesinin toplum için hayati önem taşıdığını söyledi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">“Acil durumlar için nakit bulundurma tavsiyesi yerinde ve dijital sistemler bizi yarı yolda bıraktığında hazırlıklı olmamız gerektiğini hatırlatıyor olsa da, nakitin sadece yedek bir önlem olarak görülmemesi çok önemlidir. Kriz olmadığı zamanlarda kullanmayı bırakırsak, kriz olduğunda kullanmak kolay olmayabilir.”</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Avrupa Merkez Bankası, nakitin "ulusal kriz hazırlığı"nın kritik bir parçası olduğunu belirterek, insanların banknot saklama oranındaki artışa karşılık günlük alışverişlerde nakit kullanımının azalmasını "paradoks" olarak nitelendirdi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Lane ayrıca, AB genelindeki her ana caddede ATM ağlarının varlığını sürdürmesini sağlayacak yasal düzenlemelere duyulan ihtiyaca da değindi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">McCarthy, "Bazı tüketiciler nakit paranın gizliliğini ve kolaylığını tercih ediyor. Ayrıca kriz zamanlarında nakit paranın önemi hakkında daha fazla konuşma görüyoruz," diyerek, nakit paranın "kapsayıcı" olduğunu, yaşlılar ve savunmasız vatandaşlar da dahil olmak üzere, eşleri harcamalarını kontrol ediyorsa nakit paraya bağımlı olabilecek aile içi şiddet mağdurları için de erişilebilir olduğunu belirtti.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ayrıca, çocukların finansal okuryazarlık ve bütçe yönetimi konusunda da büyük fayda sağlayan bir araç olduğunu sözlerine ekledi.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/avrupada-nakit-paraya-olan-talep-artiyor-nedeni-sasirtici</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/07/euro-tl-tum-zamanlarin-zirvesine-cikti-1750927452.jpg" type="image/jpeg" length="14054"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tahminler peş peşe açıklanıyor; En sıcak yıl geliyor!]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/tahminler-pes-pese-aciklaniyor-en-sicak-yil-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/tahminler-pes-pese-aciklaniyor-en-sicak-yil-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office), Pasifik Okyanusu’nda gelişmekte olan El Nino olayının olağanüstü güçlü bir seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulundu. Tahminlere göre insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkileriyle birleşecek bu olay, 2027’nin kayıtlardaki en sıcak yıl olma ihtimalini artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, güçlü El Nino’nun küresel sıcaklıkları yükseltmesinin yanı sıra aşırı hava olaylarının görülme riskini de artırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Met Office Uzun Vadeli Tahminler Başkanı Prof. Dr. Adam Scaife, mevcut tahminlerin olağanüstü bir tabloya işaret ettiğini söyledi.</p>

<p>Scaife, El Nino sinyalinin şimdiye kadar yapılan tahminlerde görülmemiş bir yoğunluğa ulaştığını belirterek, gelişmenin emsalsiz olabileceği değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bazı iklim araştırma grupları ise El Nino’nun etkisinin daha da güçlü olabileceğini ve deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın 4 derece üzerine çıkabileceğini öngörüyor.</p>

<h2>Deniz sıcaklıkları 2 dereceyi aştı</h2>

<p>El Nino, Pasifik Okyanusu’nun belirli bölgelerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun dönem ortalamasının en az 0,5 derece üzerine çıkmasıyla tanımlanan doğal bir iklim olayı.</p>

<p>Mevcut ölçümler, söz konusu bölgelerde sıcaklıkların normalin 2 dereceden fazla üzerine çıktığını gösteriyor.</p>

<p>Met Office’in tahminlerine göre sıcaklık farkı, El Nino’nun yılın ilerleyen dönemlerinde zirveye ulaşmasıyla birlikte 3 derecenin üzerine çıkabilir. Böyle bir tablo, 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü El Nino olayına işaret edebilir.</p>

<h2>Okyanusun derinliklerinde sıcak su birikiyor</h2>

<p>El Nino’nun güçlenmesinde Pasifik Okyanusu’nun daha derin kesimlerindeki yüksek sıcaklıkların da etkili olabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı bölgelerde yaklaşık 100 metre derinlikteki su sıcaklığının normalden 8 derece daha yüksek olduğu ifade ediliyor. Bu sıcak su kütlesinin, El Nino’yu besleyen bir rezervuar görevi görebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Berkeley Earth iklim bilimcisi Dr. Zeke Hausfather da olayın henüz gelişme aşamasında olduğunu belirterek, önümüzdeki aylarda elde edilecek verilerin rekor seviyede bir El Nino ihtimalini daha da güçlendirebileceğini söyledi.</p>

<p>Hausfather, tahminlerin gerçekleşmesi halinde bunun son 500 hatta 1000 yılın en güçlü El Nino olaylarından biri olabileceğini belirtti.</p>

<h2>Küresel hava düzenleri şimdiden değişiyor</h2>

<p>El Nino sırasında okyanuslardaki ısı dağılımının ve atmosferik rüzgar düzenlerinin değişmesi, dünyanın farklı bölgelerinde hava koşullarını etkileyebiliyor.</p>

<p>Her El Nino olayının etkileri aynı olmasa da mevcut veriler bazı değişimlerin şimdiden başladığını gösteriyor.</p>

<p>Güney Asya’da El Nino yıllarında yaz musonlarının zayıflaması beklenirken, 2026’da bölgedeki yağışların şu ana kadar ortalamanın altında kaldığı belirtiliyor.</p>

<p>Karayipler ve tropikal Atlas Okyanusu çevresindeki rüzgar değişimleri ise kasırga aktivitesini baskılayabiliyor. Bu sezon şimdiye kadar yalnızca üç adlandırılmış fırtınanın meydana gelmesi de bu kapsamda değerlendiriliyor.</p>

<h2>Avustralya’da yangın, Amerika kıtasında sel riski</h2>

<p>El Nino’nun etkileri Pasifik’e yakın bölgelerde daha belirgin hissedilebiliyor.</p>

<p>Avustralya’da kuraklık ve orman yangınları riskinin artabileceği belirtilirken, Peru, Ekvador ve ABD’nin güney kesimlerinde sel tehlikesinin yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>İngiltere’de ise güçlü El Nino’nun sonbahar aylarında daha yağışlı ve fırtınalı hava koşullarını beraberinde getirebileceği öngörülüyor.</p>

<h2>2027 en sıcak yıl olabilir</h2>

<p>El Nino sırasında okyanuslarda biriken ısının atmosfere aktarılması, küresel ortalama sıcaklıkların yükselmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Met Office iklim bilimcisi Dr. Nick Dunstone, bu nedenle 2027’nin 2024’te kırılan küresel sıcaklık rekorunu geride bırakmasının çok muhtemel olduğunu söyledi.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) da El Nino’nun gıda güvenliği üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerek, risk altındaki ülkelerde milyonlarca insanın ciddi gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/tahminler-pes-pese-aciklaniyor-en-sicak-yil-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/08/meteorolojiden-sicak-uyarisi-bugun-hava-durumu-nasil-olacak.webp" type="image/jpeg" length="34210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hala yapamayanlar için TÜRKSAT frekans değişikliği hakkında bilinmesi gerekenler...]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/hala-yapamayanlar-icin-turksat-frekans-degisikligi-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/hala-yapamayanlar-icin-turksat-frekans-degisikligi-hakkinda-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 Ağustos'u 16 Ağustos'a bağlayan gece gerçekleşen yayın geçişiyle birlikte TÜRKSAT uydu frekans ayarı, yeniden gündeme geldi. TÜRKSAT 3A geçişinde çanak anten yönü değişecek mi? TKGS destekli televizyonlarda kanal ayarı yapmak gerekecek mi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türksat Uydu Haberleşme A.Ş. tarafından yapılan açıklamaya göre <strong>TÜRKSAT 3A frekans değişikliği 15 Ağustos'u 16 Ağustos'a bağlayan gece yarısı</strong> gerçekleşti.</p>

<p>Bu geçişle birlikte TÜRKSAT 3A üzerindeki televizyon ve radyo yayınları yeni nesil uydulara taşındık. Yayınların <strong>SD ve HD kalitesinde mevcut formatlarıyla devam etmesi</strong> planlanıyor.</p>

<p>Geçişin ardından televizyon ekranlarında kanal listeleriyle ilgili değişiklikler yaşanabilir. Özellikle TKGS özelliği bulunmayan televizyon ve uydu alıcılarında manuel kanal taraması gerekebiliyor.</p>

<p>TÜRKSAT 3A frekans değişikliği nedeniyle kullanıcıların en çok merak ettiği konulardan biri de çanak anten ayarı. Ancak verilen bilgilere göre <strong>çanak anten yönünü değiştirmeye gerek bulunmuyor.</strong></p>

<p>Yayınların aktarılacağı uydular, TÜRKSAT 3A ile aynı yörünge konumunda, yani <strong>42° Doğu</strong> konumunda yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle izleyicilerin yeni bir çanak anten satın almasına veya mevcut çanak antenin yönüyle oynamasına gerek olmayacak. Geçiş, uydu anteninin fiziksel yönünden ziyade yayınların aktarımı ve kanal frekansları açısından önem taşıyor.</p>

<p><strong>TKGS destekli cihazlarda</strong> kanal güncellemesi otomatik olarak yapılırken, bu özelliğe sahip olmayan cihazlarda kullanıcıların manuel şebeke taraması gerçekleştirmesi gerekiyor.</p>

<h2>TKGS Nedir?</h2>

<p>TKGS, yani <strong>Türksat Kanal Güncelleme Sistemi</strong>, uydu üzerinden yayınlanan kanal bilgilerinin cihaz tarafından otomatik şekilde güncellenmesini sağlayan sistemdir.</p>

<p>Eğer televizyonunuz veya uydu alıcınız TKGS özelliğini destekliyorsa TÜRKSAT 3A geçişi sonrasında ayrıca bir işlem yapmanız gerekmeyecek.</p>

<p><strong>16 Ağustos sabahı cihazınızı açtığınızda güncel kanal listesinin otomatik olarak yüklenmesi bekleniyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle TKGS destekli cihaz kullanan izleyicilerin manuel frekans girmesine veya çanak anten ayarı yapmasına ihtiyaç bulunmuyor.</p>

<h2>Frekans ayarı nasıl yapılır?</h2>

<p>Televizyonunuzda veya uydu alıcınızda TKGS özelliği bulunmuyorsa ve geçiş sonrasında <strong>“Sinyal Yok”</strong> uyarısıyla karşılaşırsanız kanal taraması yapmanız gerekiyor.</p>

<p>Manuel kanal ve frekans güncellemesi için şu adımları uygulayabilirsiniz:</p>

<ol>
 <li>Televizyon kumandasından <strong>Menü</strong> veya <strong>Ayarlar</strong> tuşuna basın.</li>
 <li><strong>Kurulum</strong>, <strong>Kanal Arama</strong> veya <strong>Manuel Tarama</strong> bölümüne girin.</li>
 <li>Uydu seçiminden <strong>Türksat (42° E)</strong> seçeneğini belirleyin.</li>
 <li><strong>Ağ/Şebeke Taraması</strong> veya benzer isimle bulunan kanal arama seçeneğini açın.</li>
 <li>Aşağıdaki otomatik güncelleme frekanslarından birini cihazınıza girin.</li>
 <li>Aramayı başlatın ve kanal taramasının tamamlanmasını bekleyin.</li>
</ol>

<p>TÜRKSAT kanal güncellemesi için verilen iki frekanstan yalnızca birinin kullanılması yeterli.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Frekans</th>
   <th>Polarizasyon</th>
   <th>Sembol Oranı</th>
   <th>FEC</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>12380 MHz</td>
   <td>Dikey (V)</td>
   <td>27500</td>
   <td>3/4</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>12423 MHz</td>
   <td>Yatay (H)</td>
   <td>30000</td>
   <td>3/4</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Bu değerlerden <strong>sadece birini</strong> televizyon veya uydu alıcısına girerek şebeke taraması başlatabilirsiniz. Tarama tamamlandığında eksilen veya yeri değişen kanalların yeniden kanal listenize eklenmesi mümkün olacak.</p>

<h2>“Sinyal Yok” uyarısı nasıl çözülür?</h2>

<p>TÜRKSAT 3A geçişinin ardından ekranda <strong>“Sinyal Yok”</strong> uyarısı görülmesi halinde öncelikle televizyonun veya uydu alıcısının TKGS desteği olup olmadığı kontrol edilmelidir.</p>

<p>Cihaz TKGS destekliyorsa 16 Ağustos sabahı kanal listesinin otomatik olarak güncellenmesi bekleniyor. TKGS desteği bulunmayan cihazlarda ise manuel <strong>Ağ/Şebeke Taraması</strong> yapılması gerekiyor.</p>

<p>Manuel taramada <strong>12380 MHz dikey (V), 27500 sembol oranı, FEC 3/4</strong> veya <strong>12423 MHz yatay (H), 30000 sembol oranı, FEC 3/4</strong> değerlerinden biri kullanılabilir.</p>

<h2>Çanak anteni yeniden ayarlamak gerekir mi?</h2>

<p>Hayır. Verilen bilgilere göre TÜRKSAT 3A'dan yeni nesil uydulara gerçekleştirilecek yayın geçişinde <strong>çanak anten yönünün değiştirilmesine gerek olmayacak.</strong></p>

<p>Bunun temel nedeni, yayınların aktarılacağı uyduların TÜRKSAT 3A ile aynı <strong>42° Doğu</strong> yörünge konumunda bulunması.</p>

<p>Dolayısıyla kullanıcıların yeni çanak anten satın almasına veya mevcut antenin yönünü değiştirmesine gerek bulunmuyor.</p>

<h2>Kullanıcılar ne yapmalı?</h2>

<p>Geçiş öncesinde yapılması gereken işlem, kullanılan televizyon veya uydu alıcısının TKGS desteğini kontrol etmek.</p>

<ul>
 <li><strong>TKGS destekli cihaz:</strong> Ek işlem yapılmasına gerek yok.</li>
 <li><strong>TKGS desteklemeyen cihaz:</strong> 16 Ağustos sabahı sinyal problemi yaşanması halinde manuel şebeke taraması yapılmalı.</li>
 <li><strong>Çanak anten:</strong> Yön değişikliği gerekmiyor.</li>
 <li><strong>Yeni anten:</strong> Satın alınmasına gerek bulunmuyor.</li>
 <li><strong>Yayın formatı:</strong> SD ve HD yayınlar mevcut formatlarıyla devam edecek.</li>
</ul>

<h3>TÜRKSAT 3A frekans değişikliği ne zaman yapılacak?</h3>

<p>TÜRKSAT 3A yayın geçişi <strong>15 Ağustos'u 16 Ağustos'a bağlayan gece yarısı</strong> gerçekleştirilecek.</p>

<h3>TÜRKSAT 3A geçişinde çanak anten yönü değişecek mi?</h3>

<p>Hayır. Yayınların aktarılacağı uydular TÜRKSAT 3A ile aynı <strong>42° Doğu</strong> yörünge konumunda olduğu için çanak anten yönünün değiştirilmesine gerek bulunmuyor.</p>

<h3>TÜRKSAT 3A frekans değişikliğinde yeni çanak anten almak gerekiyor mu?</h3>

<p>Hayır. Verilen bilgilere göre yeni bir çanak anten satın alınmasına gerek bulunmuyor.</p>

<h3>TKGS varsa kanal ayarı yapmak gerekiyor mu?</h3>

<p>Hayır. TKGS destekleyen televizyon veya uydu alıcılarında kanal listesinin <strong>otomatik olarak güncellenmesi</strong> bekleniyor.</p>

<h3>TKGS yoksa kanal ayarı nasıl yapılır?</h3>

<p>TKGS özelliği olmayan cihazlarda <strong>Kurulum / Kanal Arama / Manuel Tarama</strong> menüsünden Türksat 42° E seçilerek şebeke taraması yapılması gerekiyor.</p>

<h3>TÜRKSAT frekans güncellemesi için hangi frekans kullanılacak?</h3>

<p>Otomatik güncelleme için <strong>12380 MHz dikey (V), 27500 sembol oranı, FEC 3/4 veya 12423 MHz yatay (H), 30000 sembol oranı, FEC 3/4 değerlerinden biri</strong> kullanılabilir.</p>

<h3>TÜRKSAT 3A geçişinden sonra kanallar kapanacak mı?</h3>

<p>Yayınların yeni nesil uydulara aktarılması planlanıyor. Televizyon ve radyo yayınlarının <strong>SD ve HD kalitesinde mevcut formatlarıyla devam edeceği</strong> belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Sinyal Yok” uyarısı çıkarsa ne yapılmalı?</h3>

<p>Öncelikle cihazın TKGS desteği kontrol edilmeli. TKGS bulunmuyorsa yukarıda belirtilen frekanslardan biri kullanılarak manuel <strong>Ağ/Şebeke Taraması</strong> yapılmalı.</p>

<h3>TÜRKSAT 3A frekans değişikliğinde uydu olarak hangisi seçilmeli?</h3>

<p>Manuel kanal taraması sırasında uydu seçimi bölümünden <strong>Türksat (42° E)</strong> seçilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/hala-yapamayanlar-icin-turksat-frekans-degisikligi-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/08/turksat-3a-frekans-degisikligi-uydu-kanal-ve-frekans-ayari-nasil-yapilir-canak-anten-yonu-degisecek-mi.jpg" type="image/jpeg" length="68446"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suriye Dışişleri Bakanı: Ebu el-Duhur hava üssünde bir Türk askeri üssü kurma planı yok]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/suriye-disisleri-bakani-ebu-el-duhur-hava-ussunde-bir-turk-askeri-ussu-kurma-plani-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/suriye-disisleri-bakani-ebu-el-duhur-hava-ussunde-bir-turk-askeri-ussu-kurma-plani-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, İsrail'in Salı günü saldırdığı Ebu el-Duhur hava üssünde bir Türk askeri üssü kurma planı bulunmadığını İsrail'e açıkça ilettiğini, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere elden geçirildiğini belirtti. Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan üs, 2013'ten bu yana kullanım dışı ve 14 yıllık iç savaş sırasında birkaç kez el değiştirdi. Aralık 2024'te Suriye'de yönetim üssün kontrolünü de devraldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">El-Şeybani, Türk askeri yetkililerin üssü eğitim ve daha kapsamlı askeri iş birliği faaliyetleri çerçevesinde ziyaret ettiğini vurguladı.</p>

<p dir="ltr">Suriyeli bakan tesisin büyük ölçüde boş olduğunu ve henüz faaliyete geçmediğini söyledi ve herhangi bir Türk askeri yığınağı yapıldığı iddiasını reddetti.</p>

<p dir="ltr">El-Şeybani, Axios'a yaptığı açıklamada, "Orada bir Türk üssü kurma, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya sahada Türk kuvvetleri konuşlandırma gibi bir niyet yoktu" dedi.</p>

<p dir="ltr">İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İsrail'in saldırı öncesinde Suriye'yi üste Türk varlığına izin vermemesi konusunda uyardığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Netanyahu, "Mesajımız çok netti: Yapmayın. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar" diye de ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">El-Şeybani ise İsrail'in söz konusu bombardıman için meşru bir gerekçesi bulunmadığını savundu.</p>

<p dir="ltr">Bakan Suriye'nin, gerilimin düşürülmesi konusunda İsrail ile müzakerelere açık olduğunu belirtti. El-Şeybani, gelecekteki herhangi bir anlaşmanın her iki tarafın güvenlik kaygılarını ele alması ve Suriye'nin egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, İsrail'in askeri operasyonlarını sürdürmesinin bölgesel istikrarsızlığı artıracağı uyarısında bulundu.</p>

<p dir="ltr">BBC'nin aktardığı habere göe, </p>

<p dir="ltr">Bu arada ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırı yakınındaki bir Suriye hava üssünü vurmasının ardından ABD'nin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Aynı zamanda ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, Türkiye'nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirtti.</p>

<p dir="ltr">Büyükelçi, Ankara'nın olası bir askeri karşılığına atıfta bulunarak, Türkiye'nin kendi topraklarına doğru yönelen uçakları gözlemlemesi sonucu "anlaşılır bir şekilde kendi karşılığını vermek üzere hazırlık yapmış olabileceğini" ekledi.</p>

<p dir="ltr">Reuters'ın telefonla sorularını yanıtlayan Barrack, "Neyse ki sağduyulu yaklaşımlar durumun daha da kötüleşmesini engelleyebildi" dedi.</p>

<p dir="ltr">Suriye devlet televizyonu, 18 Ağustos Salı günü Ebu Zuhur havaalanı pisti ve depolama tesisine sekiz hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. Saldırıda herhangi bir yaralanma bildirilmedi.</p>

<p dir="ltr">ABD, saldırıyı "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirerek İsrail'e yönelik nadir görülen bir kınama açıklaması yaptı. Türkiye de saldırıyı kınadı.</p>

<p dir="ltr">İsrail, saldırılar hakkında doğrudan yorum yapmasa da, Suriye'nin güvenlik statükosunu "ihlal etmenin eşiğinde" olduğunu belirterek, Şam'ı Türk birliklerinin hava üssüne konuşlanmasına izin vermekle suçladı.</p>

<p dir="ltr">Suriye ve Türkiye, saldırıların bölgedeki gerilimi tırmandırma tehdidi oluşturduğunu belirtti ve saldırılardan İsrail ordusunu sorumlu tuttu.</p>

<p dir="ltr">Barrack Reuters'a yaptığı açıklamada, Suriye hava üssüne yönelik İsrail saldırılarının, "Doğru olsun ya da olmasın, Türkiye'nin yakın gelecekte bu üsteki varlığını artırabileceğine dair bir algıyı yansıttığını" söyledi.</p>

<p dir="ltr">"Bu durum İsrail, Suriye ve Türkiye'yi kapsayan bir çatışmasızlık mekanizmasına duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bunun kurulması için aktif şekilde çalışıyoruz" diyen Barrack, "Şu anki önceliğimiz gerilimi düşürmek ve daha ölçülü bir yaklaşım için alan açmak" diye devam etti.</p>

<h2 id="İletişim-Başkanlığı-İsrailin-iddiaları-gayriciddi" tabindex="-1">İletişim Başkanlığı: 'İsrail'in iddiaları gayriciddi'</h2>

<p dir="ltr">Türkiye ise Ebu Zuhur hava üssüne herhangi bir askerinin konuşlanıp konuşlanmadığını doğrulamadı. Ancak Ankara, İsrail'in bu üssün tehdit oluşturduğu yönündeki iddiasını reddetti.</p>

<p dir="ltr">Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail Başbakanlığının Türkiye'ye yönelik iddiaları "gayriciddi" olarak nitelendirildi ve "İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan hukuksuz hava saldırılarını meşrulaştırmayı amaçlamaktadır" denildi.</p>

<p dir="ltr">"Dile getirilen ithamlar, Netanyahu'nun İsrail'deki seçimler öncesinde bölgedeki yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalarını sürdürme niyetinden kaynaklanmaktadır" ifadeleri kullanıldı.</p>

<p dir="ltr">Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Suriye'nin İdlip şehri kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne 18 Ağustos'ta "İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarını güçlü şekilde kınıyoruz" denildi.</p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/suriye-disisleri-bakani-ebu-el-duhur-hava-ussunde-bir-turk-askeri-ussu-kurma-plani-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2024/12/suriye-seybani.png" type="image/jpeg" length="13822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OpenAI, 18 yaş altındaki kullanıcılar için “ChatGPT"yi sınırlandıracak]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/openai-18-yas-altindaki-kullanicilar-icin-chatgptyi-sinirlandiracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/openai-18-yas-altindaki-kullanicilar-icin-chatgptyi-sinirlandiracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OpenAI, 18 yaş altındaki kullanıcıları korumak amacıyla “ChatGPT for Teens” modunu tanıttı. Yeni sistem; kendine zarar verme, şiddet ve cinsel içerik gibi riskli konuşmaları sınırlarken, derslerde doğrudan yanıt vermek yerine öğrencileri düşünmeye yönlendirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>OpenAI, yapay zekanın zararlı etkilerine yönelik incelemelerin arttığı bir dönemde, genç kullanıcıları daha iyi korumak amacıyla sohbet robotunun bazı konuşmaları otomatik olarak sınırladığı yeni bir mod olan “ChatGPT for Teens”i salı günü duyurdu.</p>

<p>Şirketin bir blog yazısında belirttiğine göre, yeni moddaki birçok özellik güvenliğe odaklanıyor. Sohbet robotu; kendine zarar verme, şiddet, yeme bozuklukları ile cinsel içeriklerin yer aldığı yüksek riskli konuşmaları sınırlayacak.</p>

<p>Oksijen'in New York Times yazarı Cecilia Kang'tan derlediği habere göre bazı durumlarda ChatGPT, ebeveyn denetimlerini ve bildirimleri etkinleştirmiş yetişkinleri uyaracak. Ayrıca bu mod, sohbet robotunun kişisel duygulara sahip olduğunu ima etmesini önleyen korumaları da güçlendirecek.</p>

<p>OpenAI, ChatGPT'nin gençlere yönelik modunun öğrenciler için yeni çalışma araçları ve güvenlik önlemleri de içerdiğini açıkladı. Örneğin sohbet robotu, bir gencin ödev üzerinde çalıştığını tespit ederse doğrudan yanıt vermek yerine kullanıcıya ek sorular yönelterek karşılık verecek.</p>

<p>OpenAI, ChatGPT'ye kaydolurken kullanıcıların yaşlarını belirtmelerini zorunlu tutuyor. Kullanım koşullarına göre kullanıcıların en az 13 yaşında olması gerekiyor ancak bazı kişiler yaşları konusunda doğru bilgi vermiyor.</p>

<p>Şirket, bir kullanıcının 18 yaşından küçük olup olmadığını tespit etmek için 2 binden fazla sinyali takip ettiğini ve böyle bir durum tespit edildiğinde gençlere yönelik modun otomatik olarak etkinleştirileceğini belirtti.</p>

<p>Şirket sözcüsü, kullanıcıların tipik giriş saatleri ve hesabın ne kadar süredir açık olduğu gibi bilgileri de içerebilen bu sinyallerin, “gizliliğe mümkün olduğunca az müdahale edecek” şekilde kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Gençlerin sohbet robotunu kullanabilmesi için ebeveyn izni şartı getiren OpenAI, genç kullanıcılarının güvenliği, ruh sağlığı ve gelişimi konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Giderek daha fazla aile, çocuklarının sohbet robotu aracılığıyla tehlikeli içeriklere maruz kaldığını, bunun sonucunda kendilerine zarar verdiklerini veya intihar ederek hayatlarını kaybettiklerini öne sürerek şirkete dava açtı.</p>

<p>Haziran ayında Florida, OpenAI'ye dava açan ilk ABD eyaleti oldu. Eyalet yönetimi, şirketi platformunun küçük yaştaki kullanıcılar için güvenliği konusunda yanıltıcı bilgiler vermekle suçladı.</p>

<p>New York, Los Angeles ve diğer bölgelerdeki ebeveyn grupları ise sohbet robotlarının öğrenmeyi engelleyebileceği veya olumsuz etkileyebileceği endişesiyle okullara, öğrencilere yönelik yapay zeka ürünlerinin kullanıma sunulmasını geçici olarak durdurmaları için baskı yapıyor.</p>

<p>Sohbet robotları düzenli olarak yanlış bilgiler üretebiliyor ve öğrencilerin kopya çekmesine yardımcı olabiliyor. Bazı eğitim uzmanları da yapay zeka araçlarının gençlerin eleştirel düşünme becerilerini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>OpenAI ise yeni çalışma modunun gençler için ek bir eğitim aracı olduğunu belirtti.</p>

<p>Şirket blog yazısında, “Yapay zekanın eğitim fırsatlarını genişletmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle ChatGPT for Teens'i, yardımın her zaman mevcut olmadığı sınıf dışındaki anlarda destek sunacak, aynı zamanda gençlerin aktif ve iş birliğine dayalı bir öğrenme sürecine katılmalarını sağlayacak şekilde tasarladık” ifadelerini kullandı.</p>

<p>OpenAI'nin ChatGPT'yi gençlere göre uyarlama yaklaşımı, sosyal medya şirketlerinin yıllardır kullandığı benzer bir yöntemi izliyor. Bu yöntemde, gençlere yönelik çeşitli güvenlik önlemleri içeren yeni modlar oluşturulurken uygulamanın kullanımı teşvik edilmeye devam ediyor.</p>

<p>Yeni özellikler genellikle ebeveyn denetimlerine ve gözetimine de dayanıyor.</p>

<p>Çocuk güvenliği savunucuları ve yasa koyucular ise bu yaklaşımı, nihayetinde şirketlerin oluşturduğu zararlara ilişkin sorumluluğun ebeveynlere yüklenmesi olarak eleştiriyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra, kolayca aşılabilen yöntemlerin bulunması nedeniyle kullanıcıların yaşlarını doğrulamak teknoloji şirketleri açısından uzun süredir önemli bir sorun olmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/openai-18-yas-altindaki-kullanicilar-icin-chatgptyi-sinirlandiracak</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/08/chatgpt.jpg" type="image/jpeg" length="22383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026 yılı YKS yerleştirme sonuçları açıklandı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/yks</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/yks" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları açıklandı. Verilere göre devlet üniversitelerinde 481 bin kontenjanın 479 bini doldu, doluluk oranı yüzde 99,5'e ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açıklanan verilere göre devlet üniversitelerinde yüzde 99,5 ile tarihi bir doluluk oranına ulaşıldı.</p>

<p>Devlet üniversitelerinin örgün programlarında toplam 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392'sine yerleştirme yapıldı. Yalnızca 2 bin 292 kontenjan boş kaldı. Geçen yıl 5 bin 503 olan boş kontenjan sayısı yüzde 58,3 azaldı. Devlette lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,15, ön lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,98, toplam doluluk oranı ise yüzde 99,52 olarak gerçekleşti. Ön lisans programlarında yalnızca 37 kontenjan boş kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ön lisans programlarındaki rekor doluluk, gençlerin mesleki ve teknik yükseköğretime güçlü ilgisini ortaya koydu. Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarının devlet üniversitelerinin yurt içi kampüslerindeki genel kontenjanlarının tamamı doldu. Mühendislik programlarında doluluk yüzde 98'i aşarken matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, işletme ve ekonomi programlarının devlet üniversitelerindeki genel kontenjanlarında da boşluk kalmadı. Vakıf yükseköğretim kurumlarındaki genel kontenjanların doluluk oranı ise yüzde 79,7 olarak gerçekleşti.</p>

<h2>Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik gibi bölümler yoğun ilgi gördü</h2>

<p>YÖK'ün yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital dönüşüm başta olmak üzere geleceğin mesleklerine yönelik açtığı programlar öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Bu yıl ilk kez açılan İşletme ve Yapay Zeka, Paramedik, Hayvancılık Teknolojileri ve İşletmeciliği, İlaç Üretim Teknolojisi, Laboratuvar Hayvanları, Mobil Güvenlik Teknolojileri, Patlayıcı ve Enerjetik Malzemeler Teknikerliği ve Balıkçılık Teknolojisi programlarının kontenjanlarının tamamı doldu. Yapay zeka tabanlı lisans ve ön lisans programları da yüzde 100 doluluğa ulaştı. Yapay Zeka Mühendisliği, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, Robotik ve Yapay Zeka, Yapay Zeka Destekli Kodlama ile Yapay Zeka Operatörlüğü programlarında kontenjan boş kalmadı. Devlet üniversitelerindeki öğretmenlik programlarının önemli bölümünde de kontenjanların tamamı doldu. Almanca, Coğrafya, Fransızca, Japonca, Matematik, Okul Öncesi, Özel Eğitim, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Sınıf, Sosyal Bilgiler, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Türkçe öğretmenliği programları yüzde 100 doluluğa ulaştı.</p>

<h2>Açıköğretim ve uzaktan öğretimde de kontenjanlar doldu</h2>

<p>Devlet üniversitelerindeki açıköğretim programları için ayrılan 89 bin 396 kontenjanın tamamına yerleştirme yapıldı. Uzaktan öğretim programlarındaki 8 bin 298 kişilik kontenjan da tamamen doldu. Vakıf üniversitelerinin uzaktan öğretim programlarına ayrılan bin 210 kişilik kontenjanın doluluk oranı yüzde 97,2 oldu. Başarı sırası barajı olan ve olmayan programlarındaki doluluk oranı ise yüzde 79 olarak gerçekleşti.</p>

<p>YKS'ye giren 2 milyon 255 bin 76 adaydan 2 milyon 187 bin 747'sinin yerleştirme puanı hesaplandı. Bu adaylardan 1 milyon 279 bin 439'u tercihte bulundu. Bu yıl Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) ve KKTC uyruklulara ayrılan kontenjanlar dahil yaklaşık 807 bin kontenjan bulunurken, ÖZYES'e ve KKTC uyruklu adaylara ayrılanlar hariç 766 bin kontenjan için tercih yapıldı. Örgün, açık ve uzaktan öğretim programlarının tamamı dikkate alındığında tercihte bulunan adaylardan 730 bin 854'ü bir yükseköğretim kurumuna yerleşme hakkı kazandı. Yurt içindeki devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün ön lisans ve lisans programlarına yerleşen aday sayısı ise 619 bin 766 oldu.</p>

<h2>Her 10 adaydan 4'ü ilk üç tercihinden birine yerleşti</h2>

<p>Yerleştirme sonuçlarına göre, adayların yüzde 19'u ilk, yüzde 12'si ikinci, yüzde 9'u üçüncü tercihine yerleşti. Böylece adayların yüzde 40'ı ilk üç tercihinden birini kazandı. Dördüncü tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 8, beşinci tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 7 oldu. Böylece adayların yüzde 55'i ilk beş tercihinden birine yerleşti. Tercih yapma hakkına sahip olmasına rağmen herhangi bir tercih yapmayanların oranı tüm adaylarda yüzde 41,5, son sınıf öğrencilerinde yüzde 45,7 olarak gerçekleşti. Daha önce ortaöğretimden mezun olan ancak herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmemiş adayların ise yüzde 70'i tercihte bulundu.</p>

<h2>"Kontenjan politikamız yerleştirme sonuçlarına olumlu yansıdı"</h2>

<p>YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendiren YÖK Başkanı Erol Özvar, uyguladıkları kontenjan politikalarının olumlu etkilerini gördüklerini belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yükseköğretime erişimi artırmanın yanı sıra niteliği yükselten ve gençlerimizi Türkiye'nin geleceğine hazırlayan büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. Uyguladığımız kontenjan politikasının yerleştirme sonuçlarına olumlu yansımasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Devlet üniversitelerimizde doluluk tarihi bir seviyeye ulaştı, neredeyse boş kontenjan kalmadı. Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarında yüzde 100 doluluk sağlanması da bu politikanın isabetini açık biçimde gösteriyor" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/yks</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/09/2025-yks-ek-yerlestirme-tercihleri-basladi.webp" type="image/jpeg" length="26704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk uygulamasından 100 yıl sonra 2026'da "hafta sonu" ne anlama geliyor?]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/ilk-uygulamasindan-100-yil-sonra-2026da-hafta-sonu-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/ilk-uygulamasindan-100-yil-sonra-2026da-hafta-sonu-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1926'da Henry Ford, çalışanlarına hem Cumartesi hem de Pazar günlerini izin verdi. Böylece hiçbir şey yapmamak için iki günlük zaman dilimi doğdu. Aradan geçen 100 yılda ise özellikle teknolojinin gelişmesiyle tanınmayacak kadar değişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font dir="auto"><font dir="auto">1929'dan 1940'a kadar, yani 11 yıl boyunca, Sovyetler Birliği'nde hafta sonları yoktu. Bunun yerine, verimliliği artırmak için vatandaşlara her yedi günde bir rastgele bir gün izin veriliyordu. Nüfusun %80'i herhangi bir günde çalışırken, fabrikaların asla kapanması gerekmiyordu.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Yeni çalışma takviminin uygulanmasından kısa bir süre sonra Pravda gazetesinde yayınlanan, memnuniyetsiz bir işçinin yazdığı mektup sorunları şöyle özetliyordu: “Eşlerimiz fabrikada, çocuklarımız okulda ve kimse bizi ziyaret edemiyorsa evde ne yapacağız?” diye soruyordu mektubu yazan. “Tatili yalnız geçirmek zorunda kalıyorsanız, tatil sayılmaz.” Ebeveynler, çocukları okuldayken evde yalnız kalıyor veya vardiyadayken çocukları gözetimsiz bırakıyordu. Ortak bir izin günü olmaması nedeniyle, geniş aile toplantıları imkansız hale geldi. İş gücü moral bozukluğu ve isteksizlik yaşadı, öngörülen verimlilik artışı asla gerçekleşmedi ve politika önce değiştirildi, sonra tamamen terk edildi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hafta sonları olmayan bir dünya imkansız gibi geliyor. <a href="https://www.theguardian.com/money/2026/aug/16/the-weekend-is-100-years-old-skiveday-fridays-and-hybrid-working-ruined-it" rel="nofollow">Guardian'ın haberine göre, </a>Cumartesi Gecesi Ateşi'nin, Çılgın Pazartesi'nin olmadığı bir dünya. Portsmouth Üniversitesi'nde sosyal ve kültürel tarih profesörü olan Brad Beaven, "Hafta sonu büyük önem taşıyor çünkü kolektif zamanın piyasa zamanı üzerindeki zaferini temsil ediyor. Bu sadece dinlenmekle ilgili değil, aynı zamanda endüstriyel saatten bağımsızlığı geri kazanmakla ilgili." diyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışan insanların onuru ve insanlığı için kutsal olan Cumartesi ve Pazar günleri, mitoloji ve törenlerle doludur. Herkes hafta sonunun ne anlama geldiğini bilir. Cuma günü saat 16:58'de dizüstü bilgisayar kapağının sesi. Eve dönerken planlar. Hafta sonu kaldırımlarının yavaş temposu, koşuşturmadan sakinliğe geçiş. Ritüeller elbette zamanla değişti. Hafta sonu, yaşam evrelerinden geçerken şekil değiştirir, ancak her yinelemede siz ve akranlarınız arasında paylaşılan bir deneyim olarak kalır.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Londra Üniversitesi Birkbeck'te ekonomi profesörü ve "Cuma Yeni Cumartesi" kitabının yazarı Pedro Gomes, "20 yaşındayken geçirdiğim hafta sonu, 40 yaşında ve çocuk sahibi olduğum şu anki hafta sonundan çok farklıydı," diye gülüyor. "Gençken arkadaşlarınızla vakit geçirirsiniz, yaşlandıkça ailenizle birlikte olabilirsiniz. Sonunda torunlarınızla birlikte olabilirsiniz. Hayatımız boyunca hafta sonunun farklı biçimlerini deneyimliyoruz." diyor.</font></font></p>

<h2>Artık <font dir="auto"><font dir="auto">nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemek zor </font></font></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ancak günümüzde hafta sonunun nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemek zor olabiliyor. Evden çalışma cuma günü çamaşırlar yıkanırken, e-postalar pazar günü yanıtlanıyor. Zorlu bir çarşamba gününden sonra telefonunuzdan kendinizi şımartmak için yapılan bir alışveriş, cumartesi günü yapılan bir gezinti kadar olası. Geleneksel cumartesi 15:00 futbol maçı, televizyon yayın akışında pazartesi akşamına kadar uzatıldı. İlk olarak 1956'da Richard Nixon tarafından öngörülen dört günlük çalışma haftası, Hollanda'da insanların ortalama 32,1 saat çalıştığı bir gerçeklik haline geldi. Cuma günü, kimse resmi evrakları imzalamadan, sessizce çalışma haftasından ayrılıyor. Bu da şu soruyu akla getiriyor: 2026'da "hafta sonu" ne anlama geliyor?</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><font dir="auto"><font dir="auto">Hafta sonu kavramı sadece 100 yaşında</font></font></h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Şaşırtıcı bir şekilde, bildiğimiz anlamda hafta sonu kavramı sadece 100 yaşında. 1926'da Henry Ford, fabrikalarındaki işçilerin altı gün yerine beş gün sekiz saat çalışacaklarını ve ücretlerinde herhangi bir kesinti olmayacağını duyurarak haftanın şeklini değiştirdi. Ford hafta sonunu icat etmedi; bu fikir, sendikaların, dini grupların ve ilerici işverenlerin kampanyalarıyla bir yüzyıldır sessizce varlığını sürdürüyordu. Ancak Ford, bu fikrin arkasına önemli endüstriyel gücünü koyarak, iki günlük özgürlük dilimini hayata geçirdi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Ford, Ekim 1926'da şirketinin Ford News dergisinde şöyle yazmıştı: "İşçiler için boş zamanın ya kaybedilen zaman ya da bir sınıf ayrıcalığı olduğu düşüncesinden kurtulmanın tam zamanı." Ford'un bu yeniliği, kısmen daha önceki icadı olan montaj hattına bir yanıt niteliğindeydi; montaj hattı verimliliği artırmış ancak işçileri yormuş ve fabrikalarda devamsızlık oranı %10'a kadar çıkmıştı. Makalesinde, işin içinde kişisel çıkarların da olduğunu gizlemedi. "Daha fazla boş zamanı olan insanlar, araçlarla daha fazla ulaşım ihtiyacı duyarlar," diye devam etti. Günübirlik geziler modası, otomobil satmak için etkili bir pazarlama aracıydı. Bu arada, fabrikaları, çalışma saatlerinin azalmasına rağmen istikrarlı bir verimlilik seviyesini korudu. 1938'de, Büyük Buhran'da artan işsizlik oranlarıyla karşı karşıya kalan ABD genelinde, beş günlük çalışma haftası resmen kabul edildi.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Atlantik'in Avrupa tarafında, Boots eczane zinciri öncüydü. 1933'te şirket, Nottingham'da yeni bir fabrika açtı ve bu fabrika o kadar verimli oldu ki kısa sürede stok fazlası oluştu. İşsizliğin %25 olduğu bir dönemde çalışanlarını işten çıkarmak istemeyen John Boot, Cumartesi sabah vardiyasını sona erdirdi ve 5.000 kişilik iş gücünün çalışma saatlerini ücretlerden kesinti yapmadan azalttı. Bu ticari olarak başarılı oldu, devamsızlık oranlarında düşüşe yol açtı ve 1934'te Boots'un politikası olarak benimsendi. Aktör Eddie'nin büyük dedesi olan Richard Redmayne'in başkanlığındaki bir hükümet soruşturması, "beş günlük çalışma haftasının deneysel olarak uygulanmasına ilişkin bir inceleme" yayınladı ve "uzun bir hafta sonu dinlenmesinin ve rahatlamasının fizyolojik ve psikolojik etkilerinden kaynaklanan çalışanların dayanıklılığında ve canlılığında bir iyileşme" olduğunu belirtti. Yavaş yavaş, hafta sonu uygulaması ivme kazandı. Beaven'e göre, İngiltere'de "20. yüzyılın başlarındaki hafta sonu uygulaması genellikle Cumartesi ve Pazar günlerinin yarım gün olarak kabul ediliyordu." "İki günlük tam hafta sonu tatili, ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaygın olarak benimsendi."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Sanayileşmeden önce, hayvanlar ve ekinler uzun süre ihmal edilemeyeceği için, ardışık boş gün kavramı pek yoktu. Çalışma, hava ve mevsimlere göre belirlenirdi; saatten çok güneş daha önemliydi. Fabrikalar, düdükleri ve saatleriyle zamanın işleyiş biçimini değiştirdi. Vardiyaların ve maaş günlerinin mekanize ritmi, mevsimlerin eski ritimlerini bastırdı.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışma hayatı daha katı bir şekilde organize edildikçe, boş zamanın da aynı şekilde organize edilebileceği olasılığı ortaya çıktı. İzin günleri sadece çalışanlara verilen bir taviz değil, aynı zamanda tüketim kapitalizminin de bir motoru haline geldi. Hafta sonları boş zamanı olanlar spor stadyumlarına gider, piknik sepetleri ve yeni kıyafetler alır, sinema biletlerine ihtiyaç duyarlardı. 20. yüzyılın sonlarına doğru, ucuz uçuşların ortaya çıkmasıyla bu durum </font></font><a href="https://www.theguardian.com/travel/short-breaks" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">mini tatil olarak evrimleşti</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> : hafta sonuna sığacak şekilde tasarlanmış minyatür bir tatil. Bir zamanlar ekonominin zıttı olan boş zaman, ekonominin bir parçası haline geldi.</font></font></p>

<h2>Şu anki durum ne ?</h2>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Günümüzde, üst kat-alt kat ayrımı, hibrit çalışanlar ve işlerini asla uzaktan yapamayacak olanlar arasında yaşanıyor. Vardiyalı çalışma ile beyaz yakalı işlerin göreceli esnekliği arasındaki eski bir ayrım daha da derinleşti. Kopenhag merkezli danışmanlık şirketi Future Navigator'ın kurucu ortağı Liselotte Lyngsø gibi düşünürler, işgücünün giderek nerede ve ne zaman çalışacaklarını seçen bilgi işçileri olan "zaman sahipleri" ve sağlık hizmetleri, vardiyalı çalışma veya Amazon veya Deliveroo şoförlüğü gibi işleri saate sıkı sıkıya bağlı kalan "zaman köleleri" olarak ikiye ayrıldığını savunuyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">“Zaman sahipleri” için Cuma, hızla modern zamanların Aziz Pazartesisi'ne dönüşüyor. Çalışma haftasının son gününün, uzaktan çalışanlar için gayri resmi bir yarım vardiya haline geldiği giderek daha açık bir sır: takvim teknik olarak açık, ancak hem beyin hem de dizüstü bilgisayar çoğunlukla bekleme modunda. Gomes, 2023 yılında Portekiz'de 41'den fazla kamu ve özel şirketin katılımıyla dört günlük çalışma haftası üzerine </font></font><a href="https://www.henley.ac.uk/news/2024/results-from-portugals-government-backed-4-day-week-trial-released" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">altı aylık bir deneme</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> yürüttüğünde , “çalışma saatlerini azaltamayan kuruluşlar – örneğin bir kreş – her hafta farklı bir izin günüyle vardiyalı çalıştı. Diğer firmalar Cuma gününü tamamen kaldırma kararı aldı. Hafta içi izin günleri ne olursa olsun, birçok çalışanın o güne biraz farklı yaklaştığını, 'hayat işlerini' halletmek için kullandığını ve böylece Cumartesi ve Pazar günlerini boş geçirebildiğini gördük. Hafta sonu sadece saat sayısıyla ilgili değil, aynı zamanda toplulukların bağlantı kurması için bir koordinasyon aracıdır.”</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Çalışanlar için Cumartesi ve Pazar günlerinin de, akıllı telefon çağında iş e-postalarının ve çalışma saatleri dışında ulaşılabilir olmanın getirdiği yoğun iş yükü altında olduğunu belirtmek gerekir. Gomes, "Bunlar aynı madalyonun iki yüzü," diyor. İş yoğunlaşıyor ve baskıyı absorbe etmek için hafta sonu uzuyor. "İletişimin hızı, artık sürekli kesintilerle yaşadığımız anlamına geliyor ve derinlemesine çalışma veya gerçek dinlenme için yer bulmak zor. Yine de, çalışma haftasını 100 yıl öncekiyle neredeyse aynı şekilde yapılandırmaya devam ediyoruz. Bunun işe yaramaması şaşırtıcı değil."</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Bu nedenle, bütçeyi dengelemek için üç günlük bir hafta sonu öneriliyor. Ama bu tamamen anlamsız bir "uyanış" fikri mi? Artık çalışmanın anlamını bilmeyen tembel bir iş gücü tarafından uydurulmuş, gerçekleşmesi imkansız bir fikir mi? </font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">İngiltere'de değişim için öncülük eden 4 Günlük Çalışma Haftası Vakfı, dört günlük çalışma haftası pilot uygulamasına katılan </font></font><a href="https://autonomy.work/wp-content/uploads/2023/02/The-results-are-in-The-UKs-four-day-week-pilot.pdf" rel="nofollow"><font dir="auto"><font dir="auto">61 şirketten 56'sının</font></font></a><font dir="auto"><font dir="auto"> uygulama sona erdikten sonra da devam etmeye karar verdiğini belirtiyor. Vakıf, deneme süresi boyunca ortalama %35 gelir artışı ve %57 personel ayrılma oranında düşüş olduğunu kaydediyor. Şu anda İngiltere'de dört günlük çalışma haftasına resmi olarak kayıtlı 260 şirket bulunuyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Hafta sonunu paylaşanlar ve hafta sonunu köle gibi yaşayanlar, beş günlük, dört günlük veya daha düzensiz, hafta sonlarına daha az uygun vardiyalı çalışanlar arasındaki ayrım sorunludur çünkü hafta sonu paylaşılmak üzere tasarlanmıştır.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Her neslin kendine özgü ortak ritüelleri vardır. Boomer'lar Cumartesi gecesi film izlemeyi sever, X kuşağı Pazar öğle yemeğine takıntılıdır, milenyum kuşağı çiftçi pazarına akın etmeyi severken, Z kuşağı nedense TikTok'ta viral olan fırın ürünleri için kuyrukta beklemekten zevk alır. Hatta Pazar sendromu bile, herkesin aynı şeyi hissettiğini bilmekle yönetilebilir hale gelir. Zaman sahipleri ve zaman köleleri arasında, miras yoluyla elde edilen zenginlik ve giderek zayıflayan maaş akışı arasında uçurum genişledikçe, hafta sonu bir deneyimden çok nostaljik bir anı gibi hissettirmeye başlar.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Komik olan şu ki, başlangıçta teknoloji ufkumuzu genişletmişti. Demiryolları sıradan insanlara kıyıya ulaşma imkanı sağladı; seri üretim bisikletleri ve arabaları uygun fiyatlı hale getirdi. Teknoloji ancak son zamanlarda, hafta sonlarından hayatı emen bir enerji vampirine dönüştü.</font></font></p>

<p><font dir="auto"><font dir="auto">Son on yılda çevrimiçi otobiyografi herkesin ücretsiz ek işi haline geldi; öyle ki, arkadaşlarınızla brunch'ta buluşmadan önce tatil fotoğraflarınızı çoktan görmüş oluyorsunuz. Arkadaşlıklarımızın çevrimiçi ortama taşınması çok modern bir olgu; bu haftanın aile kavgası, pub'da buluşmaya gerek kalmadan mesaj balonlarında ve sesli notlarda uzun uzun tartışılıyor. Buna, plan yapmanın ve iptal etmenin aynı sosyal ritüelin iki parçası haline geldiği ve "Nasıl hissettiğime bakacağım"ın kabul edilebilir bir yanıt haline geldiği "yumuşak bağlılık"ın pandemi sonrası normalleşmesini de ekleyin; ve hafta sonunun temel bir unsuru olan aslında </font></font><i><font dir="auto"><font dir="auto">diğer insanlarla görüşme</font></font></i><font dir="auto"><font dir="auto"> konusunda daha az başarılı hale geldik.</font></font></p>

<p>Sovyetler, başkaları da izinli olmadıkça bir günlük iznin pek bir işe yaramadığını keşfetti; Ford, işçilerin kendilerini yeniden bulmaları için zamana ihtiyaç duyduklarını anladı, hatta bu zamanı araba satın alarak geçirmelerini umuyordu. 100 yaşında olan iki günlük hafta sonu, kenarlarından yıpranmaya, Cuma gününe sızmaya ve Pazar gecesi e-postalarıyla kemirilmeye başladı. Hafta sonu değişmeye devam edecek, çünkü iş değişmeye devam ediyor. Ama yine de her zaman işin icat ettiği en iyi şey olmaya devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/ilk-uygulamasindan-100-yil-sonra-2026da-hafta-sonu-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/09/2026da-115-gun-izinle-43-gun-tatil.webp" type="image/jpeg" length="60010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite harçlarına zam yapıldı]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/universite-harclarina-zam-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/universite-harclarina-zam-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı ile 2026-2027 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarında uygulanacak öğrenci katkı payları ve öğrenim ücretleri yeniden belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2026-2027 akademik yılında yükseköğretim kurumlarında uygulanacak katkı payı ve öğrenim ücretleri belli oldu. Cumhurbaşkanı Kararı, Resmî Gazete’de yayımlanarak 30 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe girerken, milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren düzenlemeyle harç muafiyetleri, özel gruplara yönelik destekler ve yabancı öğrencilerin ödeyeceği ücretlere ilişkin ayrıntılar da netleşti.</p>

<h2>Katkı payı alınmayacak, devlet ödemeleri yüzde 40 artıracak</h2>

<p>Eğitimlerini program süresi içerisinde tamamlayan öğrencilerden bu yıl da herhangi bir öğrenci katkı payı talep edilmeyecek. Bu öğrencilerin ödemesi gereken tutarlar doğrudan devlet tarafından karşılanırken, devletin üniversitelere yapacağı bu ödemelerde yüzde 40 oranında artışa gidileceği karara bağlandı.</p>

<h2>Şehit yakınları ve engelli öğrencilerden ücret alınmayacak</h2>

<p>Yayımlanan kararda dezavantajlı gruplara yönelik önemli muafiyetler de yer aldı. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında görev başındayken hayatını kaybedenlerin eş ve çocukları ile maluller, şeref aylığı alanlar ve bu kişilerin ailelerinden eğitim süresi veya yaş sınırı aranmaksızın hiçbir ücret alınmayacak. Benzer şekilde, engelli öğrencilerin eğitim hayatını kolaylaştırmak amacıyla, ikinci ve uzaktan öğretimde eğitim gören engelli öğrencilerin öğrenim ücretlerinden engellilik oranları kadar indirim yapılacak. Birinci ve açık öğretimde okuyan engelli öğrencilerden ise katkı payı tamamen kaldırıldı. Kayıt döneminde gerekli muafiyet veya sağlık belgelerini ibraz edemeyen öğrenciler, bu belgeleri daha sonra üniversitelerine sunduklarında ödedikleri tutarları iade alabilecekler.</p>

<h2>Üniversitelerde yabancı öğrenci ücretleri yeniden belirlendi</h2>

<p>Türkiye'deki üniversiteleri tercih eden uluslararası öğrenciler için de ücret politikaları yeniden şekillendi. Yurt dışı kontenjanından kabul edilecek öğrencilerin ödeyeceği öğrenim ücreti, bölümün cari hizmet maliyetinin en az iki katı olacak şekilde üniversite yönetimleri tarafından belirlenecek. Ancak Türkiye'de ikamet izni bulunan ve aynı aileden birden fazla kişinin devlet üniversitelerinde okuması durumunda, bu öğrencilere yüzde 25'ten az olmamak kaydıyla kardeş indirimi uygulanacak.</p>

<p>Kararda geçtiğimiz yıl başlatılan uygulama sürdürülerek, kendisi veya ailesi Filistin'in Gazze şehrinde ikamet eden tüm ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin eğitim masraflarının tamamen devlet tarafından karşılanmasına karar verildi. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) uyruklu olup YKS ile yerleşen öğrenciler de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla aynı harç esaslarına tabi tutulacak.</p>

<h2>Gelirin yüzde 10’u öğrencilere ayrılacak</h2>

<p>Üniversitelerin ikinci öğretim programlarından elde edilen gelirlerin kullanımı da kararda açıkça sınırlandırıldı. Bu programlardan toplanan öğrenim ücretlerinin yüzde 10'luk kısmı, doğrudan öğrencilerin barınma, beslenme, sağlık ve kültür gibi temel sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için ayrılacak. İkinci öğretim programlarında öğrenci sayısının 10 ve altına düşmesi durumunda ise bu sınıflar YÖK'ün onayıyla birinci öğretime dahil edilecek ve öğrenciler sadece birinci öğretim şartlarından sorumlu tutulacak.</p>

<p>Yabancı dille eğitim veren programların ücretlerinin normalin 1,5 katı olarak uygulanacağı belirtilirken, öğrencilerin bütçesini korumak adına kesin bir yasak da getirildi. Yeni kayıt veya kayıt yenileme dönemlerinde öğrencilerden, açık öğretim materyal ücretleri hariç olmak üzere, her ne ad altında olursa olsun katkı payı ve öğrenim ücreti dışında gizli veya ek bir ücret kesinlikle talep edilemeyecek.</p>

<h2>Fakültelere göre yıllık öğrenci katkı payları</h2>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı için belirlenen yıllık öğrenci katkı payı tarifeleri şu şekilde sıralandı:</p>

<p>Tıp fakülteleri: 4 bin 386 TL</p>

<p>Diş hekimliği fakültesi: 3 bin 669 TL</p>

<p>Eczacılık fakültesi: 2 bin 569 TL</p>

<p>Veteriner fakültesi: 2 bin 911 TL</p>

<p>Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi (Pilotaj ve Hava Trafik Kontrol Programı): 3 bin 491 TL</p>

<p>Teknik Eğitim Fakültesi: 2 bin 984 TL</p>

<p>İTÜ İşletme Fakültesi Mühendislik: 2 bin 996 TL</p>

<p>Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi, Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi, Elektrik-Elektronik Fakültesi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, İnşaat Fakültesi, Kimya Metalurji Fakültesi, Maden Fakültesi, Makina Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Mimarlık Fakültesi ve benzeri mühendislik-mimarlık programlarında katkı payı 2 bin 876 TL olarak belirlendi.</p>

<p>Denizcilik Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Su Ürünleri Fakültesi gibi programlarda katkı payı 2 bin 343 TL oldu. Fen Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi (Fen Programı) ve Temel Bilimler Fakültelerinde ise bu tutar 2 bin 111 TL olarak açıklandı.</p>

<p>Hukuk Fakültesi, İktisat Fakültesi, İşletme Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinde katkı payı 2 bin 323 TL olarak kaydedildi. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi, İletişim Fakültesi ve benzeri sosyal/beşeri bilimler programlarında katkı payı 2 bin 111 TL oldu. Açıköğretim Fakültesi'nde ise katkı payı 479 TL olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yüksekokul ve meslek yüksekokullarında tarife</h2>

<p>Yüksekokul ve meslek yüksekokullarında uygulanan katkı payı tutarları da netleşti:</p>

<p>Devlet Konservatuvarı: 4 bin 373 TL</p>

<p>Sivil Havacılık Yüksekokulu (Pilotaj ve Hava Trafik Kontrol Programı): 3 bin 491 TL</p>

<p>Sivil Havacılık Yüksekokulu: 2 bin 876 TL</p>

<p>Mesleki Teknoloji Yüksekokulu, Tütün Eksperliği Yüksekokulu ve Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu: 1.688 TL</p>

<p>Bankacılık ve Sigorta, Sağlık, Turizm, Beden Eğitimi, Hemşirelik ve benzeri yüksekokullarda: 1.414 TL</p>

<p>Meslek yüksekokulları bünyesindeki Adalet, Sağlık Hizmetleri, Bilgisayar, Sivil Havacılık, Sosyal Bilimler ve Teknik Bilimler gibi ön lisans programlarında da belirlenen kural ve tarifeler geçerli olacak. Yabancı Dil Destek Birimleri ile Hazırlık sınıflarında ödemeler öğrencinin kayıtlı olduğu fakülte esaslarına göre yapılacak.</p>

<h2>İkinci öğretim ve uzaktan öğretim ücretleri</h2>

<p>İkinci öğretim ve uzaktan öğretimde eğitim alacak öğrencilerin ödeyeceği yıllık öğrenim ücretleri de ilan edildi:</p>

<p>Veteriner Fakültesi: 15 bin 844 TL</p>

<p>Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi (Pilotaj ve Hava Trafik Kontrol Programı): 31 bin 694 TL</p>

<p>Teknik Eğitim Fakültesi: 8 bin 520 TL</p>

<p>Mühendislik, Mimarlık, Ziraat ve Teknoloji fakültelerinde: 11 bin 348 TL</p>

<p>Hukuk, İktisat, İşletme ve İİBF fakültelerinde: 8 bin 574 TL</p>

<p>Eğitim, İlahiyat, Sağlık, İletişim ve Beşeri Bilimler fakültelerinde: 7 bin 625 TL</p>

<p>Fen-Edebiyat ve İletişim Bilimleri fakültelerinde: 7 bin 140 TL</p>

<p>Yüksekokullarda ikinci öğretim: 8 bin 574 TL (Engelliler Entegre Yüksekokulu: 14.286 TL)</p>

<p>Meslek yüksekokulları ikinci öğretim: 5 bin 712 TL</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/universite-harclarina-zam-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2025/07/yuksekogretim-katki-paylari-ve-ogrenim-ucretleri-belirlendi.webp" type="image/jpeg" length="14295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray kaptanından, Beşiktaş Kaptanına: Türk gençliğine örnek olacak bir hikayenin kahramanı oldun]]></title>
      <link>https://www.gazetezebra.com.tr/galatasaray-kaptanindan-besiktas-kaptanina-turk-gencligine-ornek-olacak-bir-hikayenin-kahramani-oldun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetezebra.com.tr/galatasaray-kaptanindan-besiktas-kaptanina-turk-gencligine-ornek-olacak-bir-hikayenin-kahramani-oldun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Futbolculuk döneminde Galatasaray'ın kaptanlığını da yapan Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, Beşiktaş'ın Eyüpspor maçı öncesinde jübile töreni düzenlenecek Necip Uysal için duygusal bir mesaj yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Süper Lig ekiplerinden Beşiktaş'ın eski futbolcusu Necip Uysal, siyah-beyazlıların Eyüpspor maçı öncesinde jübile yapacak.</p>

<p>Shakhtar Donets Teknik Direktörü Arda Turan, Necip Uysal için sosyal medya hesabından duygusal bir veda mesajı yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun yıllar Beşiktaş formasını giyen Necip Uysal'a övgü dolu sözlerle seslenen Arda Turan, tecrübeli futbolcunun hem saha içindeki mücadelesine hem de karakterine vurgu yaptı.</p>

<p><strong>Arda Turan, Necip Uysal için şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>"Sevgili kardeşim Necip. Sana her zaman 'Kardeşim' diye hitap etmekten gurur duydum. Futbola kattığın tüm güzellikler için sana kalbimin en derin yerinden teşekkür ediyorum. Bize bu oyunu 'güzel' oynamanın, 'güzel' rekabet etmenin, 'güzel' durmanın, 'güzel' konuşmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdin hep. Alın terinle, güzel kalbinle, Türk gençliğine örnek olacak bir hikayenin kahramanı oldun. Sana futbol hayatın kadar güzelliklerle dolu, yüzünün hep güldüğü bir gelecek diliyorum. Yolun açık olsun güzel kardeşim."</p>

<p><strong>Necip Uysal da Arda Turan'ın paylaşımına teşekkür ederek şu sözlerle karşılık verdi:</strong></p>

<p>"Çok kıymetli Arda Hocam, bu güzel sözleri senden duymak benim için büyük bir onur. Umarım bundan sonraki hikayem de seninki kadar güzel ve başarılı olur."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Editörden</category>
      <guid>https://www.gazetezebra.com.tr/galatasaray-kaptanindan-besiktas-kaptanina-turk-gencligine-ornek-olacak-bir-hikayenin-kahramani-oldun</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetezebracomtr.teimg.com/crop/1280x720/gazetezebra-com-tr/uploads/2026/08/arda-necip.png" type="image/jpeg" length="64994"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
