Rahatsızlık duyulması gereken bir toplumun yoksulluğudur

Günler, aylar derken yıllardır hep bi kesim ve hassasiyetleri ve rahatsızlık duydukları söz konusu….

Bakmak gerekmez mi nelere oluyor, nelere olmuyorlar diye.

Ya peki sormak gerekmez mi?

Mesela çevresinde git gide büyüyen yoksulluktan niye kimse rahatsız olmuyor?

Ya da barınmayı dahi karşılayamadığı için otogarda yatan emekliden?

9-11 yaşlarında traktör arkalarında seyahat edip ölen, tarım işçisi çocuklardan…

Niye rahatsız olmuyor mesela, bu ülkenin gençleri bir bir ülkeden giderken ve neredeyse hepsi gelecek kaygısından gitmek isterken?

Yanı başında, sokakta emekçisi, öğretmeni salt geçinemiyoruz dediği için dayak yerken?

Yaşını çoktan almış, huzurla ekonomik kaygı duymaksızın yaşaması gerekirken bir kadın çöpten ekmek toplarken neden rahatsız olmuyor?

Niye olmuyor mesela; kedilere tekme atan, köpekleri çuvallara bağlayanlardan?

Hadi diyelim ki geçtiler bunlardan hiç şikayetçi değiller. Bu durumlardan rahatsızlık duymuyorlar…

Tamam.

Peki ya, toplumun bir kesimi nasıl bir kesimmiş ki; tüketim toplumunun getirdiği yapay kültürden…

Birbirine yabancılaşmış insanlıktan…

Doyumsuz ve yalnızca kendi çıkarlarını düşünenlerden…

Başkalarının yaşadığı acılara gözlerini kapayan, adaletsizlikleri kanıksayanlardan da mı olmuyorlar?

Bir rahatsızlık olacaksa eğer; bu kimin neyi giydiği, hangi filmi izlediği, dinlediği müzik, neden sizden farklı düşündüğü için, değil.

Duyulacaksa bir rahatsızlık,

önce iktisadi düzenden duyulmalı.

Zira; içinde debelendiğimiz gayri insani durumlardan kurtulmadıkça, içimizdeki kuruntulardan da kurtulamayız.

Çünkü; o kuruntuları zihinlerinize bile isteye yüklerler…

İktisadi düzenin beslenmesi, kontrol edilebilir olması, gereksiz kuruntularınızın esiri olmanıza ihtiyaç duyar…

Adamın biri şehrin en büyük parkında yere çöp atar, küfür eder, kavga çıkarır. Etraftaki vatandaşlar sadece izler, kimse kılını bile kıpırdatmaz.

Bir kaç dakika geçtikten sonra, bir adam bankta oturmuş, kitabını okurken elindeki çayından bir yudum alır.

Etraftakiler anında adamın etrafını sarar ve büyük bir öfkeyle bağırırlar:

“Nasıl olur da bacak bacak üstüne atarak çay içersin? Bu topluma aykırı, utanmıyor musun?

Rahatsızlık duyulması gereken bir toplumun yoksulluğudur.

Başkalarının hayat tarzı müdahale etmenizi gerektiren bir değer değildir.

Görünmez kılınmaya çalışılan devasa sorunlar var. Asıl değer bunları görünür kılmaktan geçer,

Zira; Yüce değer, insanın hakça, onurluca yaşamıdır…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }