OTO SANAYİDE YEMEK BAŞKADIR

Hiç yolunuz oto sanayiye düştü mü?
Düşmediyse bir gün arabanızın bir yerinden ses gelsin diye dua edin demeyeceğim elbette. Çünkü sanayiye girmenin bedeli bazen bir tabak köftenin çok ötesine geçebiliyor!
Ama oto sanayi dediğimiz yer yalnızca arabaların tamir edildiği bir yer değildir. Orası kendi kuralları, kendi dili, kendi insanları ve hatta kendine özgü yemek kültürü olan ayrı bir dünyadır.
Sabah erken saatlerde giderseniz daha dükkânların kepenkleri yeni açılırken bir yerlerden çay kokusu gelir. Kompresör çalışmaya başlamış, bir usta arabanın altına girmiş, öteki elinde anahtarla motorun başında düşünmektedir.
Derken uzaktan küçük bir el arabası görünür.
İşte günün kahramanı geliyor!
Camlı bölmenin içinde gobitler...
Gobit dediğimiz yuvarlak pidenin arasına haşlanmış yumurta, yeşil soğan, domates, baharat... Mevsimine ve ustanın o günkü malzemesine göre ne varsa girer.
Sipariş de uzun uzun verilmez.
“Usta, bana bir tane yap.”
Gerisini ona bırakacaksınız.
Zaten sanayide fazla ayrıntıya girerseniz acemi olduğunuz hemen anlaşılır.
Gobiti elinize alırsınız. Bir tarafta lokmanızı yerken öte tarafta hava tabancasının sesi:
Tak! Tak! Tak!
Bir yerde motor çalışır:
Vınnnnn!
Yan dükkândan birisi bağırır:
“On üç anahtarı kim aldı?”
İşte sanayinin sabah orkestrası budur.
Öğlene doğru ise başka bir perde açılır.
Köfteciler, ciğerciler, dönerciler...
Benim tercihim çoğunlukla köftedir.
Sanayide iyi bir köftecinin önüne oturduğunuzda restoranlardaki gibi menünün sayfalarını çevirmeye gerek yoktur. Zaten seçenekler bellidir. Köfte gelir, yanında soğanı, domatesi, biberi... Ayranı da söylediniz mi mesele tamamdır.
Üstelik sanayide yemeklerin lezzetli olmasının önemli bir nedeni vardır: sirkülasyon.
Esnaf, çırak, kalfa, müşteri, parçacı, kaportacı, boyacı, elektrikçi...
İnsan trafiği hiç bitmez.
Bu yüzden yemek beklemez. Sabah hazırlanan öğlene, öğlen hazırlanan akşama kalmaz. Malzeme sürekli döner. Gösterişli tabaklar, tabağın kenarına ressam titizliğiyle çekilmiş sos çizgileri yoktur belki ama yemek sıcaktır, tazedir ve çoğu zaman şaşırtıcı derecede lezzetlidir.
Bir de sanayinin değişmez ikramı vardır:
Çay.
Arabayı ustaya bıraktınız mı daha kaputu açılmadan soru gelir:
“Çay içer misin abi?”
Sanayide bu çayın hijyen şartlarını fazla sorgulamayacaksınız.
Çünkü usta bir yandan motor indiriyor, bir yandan telefon çalıyor, çırak ortada yok, müşteri “Benim araba ne zaman çıkar?” diye soruyor...
O hengâmenin içerisinde önünüze gelen ince belli bardaktaki çayı alıp içeceksiniz.

Özellikle kışsa...
Dükkânın ortasında yanan soba, üzerinde ağır ağır kaynayan çaydanlık... Dışarıda ayaz, içeride yağ ve demir kokusuna karışmış çay kokusu...
İnanın, beş yıldızlı otelin lobisinde içtiğiniz çay bazen o tadı vermez.
Ben işi biraz daha garantiye alırım. Hazır kahvemi de yanımda götürürüm. Usta sıcak suyu verir, kahvemi yaparım. Sonra bir sandalyeye oturup arabanın başındaki çalışmayı seyrederim.
Zaten sanayide müşteri olmanın en önemli görevlerinden biri de budur:
Hiçbir şey anlamadığı hâlde ustayı dikkatle seyretmek.
Usta motora bakar.
Siz ustaya bakarsınız.
Usta bir parçayı eliyle oynatır.
Siz de anlamış gibi başınızı sallarsınız.
Sonunda o meşhur cümle gelir:
“Abi bunun değişmesi lazım.”
İşte o anda köftenin, gobitin, çayın verdiği bütün mutluluk kısa süreliğine sona erer.
“Ne kadar tutar usta?”
Sanayinin en tehlikeli sorusu budur.
Çünkü sanayide sabah gobitle başlayan ekonomik hayat, öğleden sonra yedek parça fiyatlarıyla bambaşka bir boyuta geçebilir.
Yine de oto sanayiyi severim.
Çünkü orada yapmacıklık azdır. İnsanlar işinin başındadır. Eller yağlı, tulumlar kirli olabilir ama sohbet sıcaktır. Çırak koşar, usta bağırır, çay gelir, köfte pişer, bir motor çalışır, başka bir araba lifte kalkar.
Hayat bütün gürültüsüyle devam eder.
Bir gün yolunuz oto sanayiye düşerse yalnız arabanızla ilgilenmeyin.
Sabah erkense bir gobit yiyin.
Öğlene kaldıysanız iyi bir köfteci bulun.
Kışsa sobanın yanına ilişip ustanın çayından için.
Biraz da etrafı seyredin.
Göreceksiniz ki oto sanayi yalnızca arabaların tamir edildiği bir yer değildir.
Orada arabalar tamir edilirken hayat da kendi usulünce pişer.
Hem de yanında soğanı, ayranı ve demli çayıyla...

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }