NATO ve 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi

1948 Çekoslovakya askerî darbesiyle demokratik hükûmetin devrilmesi, 1950'de Kore Savaşı, komünist ülkelerin tehdidi NATO'nun kurulmasını hızlandırdı. NATO (OTAN) 4 Nisan 1949'da, 12 ülke tarafından imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması'na dayanarak kuruldu. NATO'nun merkezi başlangıçta Paris’ti. Fransa’nın askeri kanattan çıkması üzerine Belçika'nın başkenti Brüksel'e taşındı. Türkiye, Yunanistan ile beraber 1952 yılında NATO üyesi oldu. Eski NATO yapıları yenilendi; Bu kapsamda 1997'de komuta yapısındaki 65 merkezin 20'ye düşürülmesi, askerî komutasında yeni yapılandırma kararlaştırıldı. NATO'nun Soğuk Savaş sonrası ilk genişlemesi, Ekim 1990'da Doğu Almanya'nın Batı Almanya'ya ve ittifaka katılmasıyla gerçekleşti. NATO'nun askerî operasyonları, Askerî Komite Başkanı tarafından yönetilmektedir. 2003’ten sonra NATO yeniden yapılandırıldı. En son 2024’te katılan İsveç dahil 32 üyesi bulunmaktadır.

Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 6. maddesine göre NATO'nun sorumluluk bölgesi, Atlas Okyanusu'ndaki ‘Yengeç Dönencesi’ne kadardır. Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargâhı (SHAPE), Avrupa'daki kuvvetleri yönlendirmek için kuruldu. Eylül 1950'de NATO Askerî Komitesi, konvansiyonel kuvvetler kuruldu. NATO Genel Sekreterliği pozisyonu oluşturuldu.

İttifak üyeleri herhangi bir dış güçten gelebilecek saldırıya karşı ortak savunma yapmaktadır. NATO; Sovyetler Birliği, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk ve Doğu Almanya'nın imza koyduğu Varşova Paktı'nın kurulmasını tetikledi. Bu dönemde Avrupa'nın büyük bir kısmı NATO (mavi) ve Varşova Paktı (kırmızı) olmak üzere iki ittifaka ayrılmıştı. Böylece Soğuk Savaş dönemi başlamış oldu.

NATO’ya üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğraması halinde o ülkeye yardımı öngören 5. maddesi, NATO tarihinde ilk ve tek 2001'deki 11 Eylül saldırılarından sonra uygulandı. NATO liderliğindeki ISAF, Afganistan'da konuşlandırıldı. 2011'de BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Libya üzerinde uçuşa yasak bölgenin uygulanması gibi çeşitli ek görevler de verildi.

NATO ve Varşova Paktı arasında 1968'de Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması yapıldı.

1989 Devrimleri ve Varşova Paktı’nın 1991'de dağılmasıyla NATO'nun ana rakibi ortadan kalmış oldu. NATO'nun amacı, doğası, görevleri ve stratejisi bu gelişme sonrası yeniden değerlendirildi. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra örgüt, Yugoslavya'nın dağılması sürecine karıştı ve ilk askerî müdahaleyi 1992-1995 yıllarında Bosna-Hersek'te ve daha sonra, 1999'da Yugoslavya'da gerçekleştirdi.

Eski Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mihail Gorbaçov, 1996'da yazdığı kitapta "Almanya'nın birleşmesi müzakereleri sırasında NATO'nun operasyon bölgesini doğuya genişletmeyeceği konusunda güvenceler verdiler" diye yazdı. Rusya, örgütün daha fazla genişlemesine, Gorbaçov ile Avrupalı, Amerikalı müzakereciler arasında gerçekleşen ve Almanya'nın barışçıl bir şekilde yeniden birleşmesine izin veren uzlaşmaya aykırı olduğu gerekçesiyle karşı çıktı.

2014 Kırım krizinin ardından Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya ve Bulgaristan'da konuşlanacak 5 bin kişilik yeni bir güç kurma; 2016'da da üyeleri hedef alan bir siber saldırı halinde 5. maddenin uygulanması kararları alındı.

Soğuk Savaş sırasında NATO tarafından hiçbir askerî operasyon gerçekleştirilmedi. İlk operasyon 1990 ve 1991'de, Irak'ın Kuveyt'i işgali nedeniyle yapıldı. 1994'te Bosna Savaşında BM Koruma Gücü, Gorajde güvenli bölgesinin korunması için hava saldırısı, Srebrenitsa katliamından sonra, Sırp Ordusu'na karşı Ağustos 1995'te NATO bombardımanı gerçekleşti.

11 Eylül saldırıları NATO'nun ilk kez kolektif savunma maddesini uygulamasına neden oldu. 4 Ekim 2001'de NATO, saldırıların 5. madde hükümlerine uygun olduğuna karar verdi.

NATO, 16 Nisan 2003'te 42 ülkenin askerlerinden oluşan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'nün komutasını almayı kabul etti. BM Güvenlik Konseyi, ISAF görevinin Afganistan geneline yayılmasını onayladı. 2009'da NATO, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'nun deniz trafiğini Somalili korsanlardan korumak için savaş gemileri gönderdi.

2011 Libya iç savaşı askerî müdahale çağrısı yapan BM Güvenlik Konseyi’nin kararıyla Fransa Hava Kuvvetleri Bingazi’de topçuları imha amacıyla, NATO uçakları da Kaddafi yakınlarını yok etmek için 9 bin 500 kez bombaladı.

29 Mart 2004'te, İstanbul Zirvesinde Türkiye'deki ABD ve NATO Patriot füze bataryaları, Suriye İç Savaşı'nın Türkiye'ye sıçraması nedeniyle 5. maddenin kullanılması gündeme geldi. Nisan 2012'de Suriye İç Savaşı ile ilgili Türkiye'nin ulusal güvenliğini korumak için 5. maddesine başvurma önerisine “durumun yakından izlediği” bildirildi.

2012'de bir Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesi ve Suriye güçlerinin Türk şehirlerine düşen bombaları güney sınırındaki diğer güvenlik sorunlarının yanı sıra 2020'de Suriye ve Rusya'nın Türk birliklerine hava saldırısı, Rusya ile bir NATO üyesi arasında doğrudan çatışma riski taşıyan olaylardı. Bu nedenle Türkiye acil toplantı çağrısında bulundu.

Türkiye, Finlandiya ve İsveç'in, terör örgütlerine destek sağlaması nedeniyle NATO'ya katılmasına karşı olduğunu belirtti. Madrid'deki NATO Zirvesinde ise katılımları kabul etti.

2004 İstanbul Zirvesinde NATO, Basra Körfezi'ne komşu dört ülkeyle birlikte İstanbul İş Birliği Girişimi'ni başlattı. 2015'te Baltık ülkelerini savunmak için Kuzeydoğu Çok Uluslu Kolordusunun büyütülmesine ve Romanya'da yeni bir Güneydoğu Çok Uluslu Tümeni kurulmasına karar verildi.

Ankara’da yapılan NATO Zirvesi

Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen, devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı 36. NATO Zirvesi’ni farklılık arz eden yönleriyle değerlendirmeye başlayalım:

  • ‘Dönüşüm Zirvesi’ niteliği taşıması
  • NATO’nun tartışma ve gerginliklerin yaşandığı, bekasının en fazla tartışıldığı bir dönemde yapılması
  • Yakın çevresinde Rusya-Ukrayna Savaşı; ABD+İsrail-İran savaşının devam ediyor olması
  • Zirve sırasında, ABD Başkanı Trump’ın ABD ordusuna İran’ı bombalama emrini vermesi
  • İttifak içinde güç ve sorumluluk dağıtımının yapıldığı, NATO yapısının yeniden sorgulandığı zirve olması
  • Avrupa ve ABD arasında savunma yükünün yeniden belirlenmesi dahil anlaşmazlıkların bulunduğu döneme rastlaması
  • ABD’nin stratejik önceliğini Hint-Pasifik bölgesine kaydırdığı bir dönemde olmasıdır.

Bu zirve, yalnızca NATO'nun yıllık olağan toplantılarından biri olarak değil, Soğuk Savaş sonrasının en kritik güvenlik toplantılarından biri olarak değerlendirilebilir.

Zirvede öne çıkan kararlar; Üye ülkelerin savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayii üretim kapasitesinin genişletilmesi, yeni nesil silah sistemlerine (İHA'lar, füze savunması, yapay zekâ destekli sistemler) milyarlarca avroluk yatırım yapılması, Ukrayna'ya askerî desteğin sürdürülmesi ve İran'ın nükleer silah sahibi olmaması gerektiğinin vurgulanması olmuştur. Ayrıca NATO, savunma sanayii ile daha yakın iş birliği ve üretim kapasitesini artıracak yeni mekanizmalar kuracağını açıklamıştır.

Bu tablo, son on yılda NATO zirvelerinin ortak eğilimini de yansıtmaktadır. 2014'ten itibaren Rusya-Ukrayna gerilimi, 2022'den sonra savaşın büyümesi ve son dönemde Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle ittifak, caydırıcılık ve silahlanmaya daha fazla ağırlık vermektedir. Buna karşılık, her zirvede olduğu gibi savaş karşıtı, anti-emperyalist ve barış yanlısı gruplar; askerî harcamaların artırılmasını, silahlanma yarışını ve küresel güvenlik anlayışını protesto etti. Gösterilerde, güvenliğin yalnızca askerî güçle sağlanamayacağını, diplomasi ve uluslararası hukukun daha fazla öne çıkarılması gerektiği savunuldu.

Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise Trump'ın toplantı sırasında İran'a yönelik askerî operasyon talimatı verdiğine ilişkin haberler oldu. Bu durum, bir yandan NATO liderlerinin güvenlik gündemini görüşürken diğer yandan sahada yeni askerî kararların alınabilmesinin, uluslararası krizlerin ne kadar hızlı tırmandığını göstermesi bakımından sembolik önem taşımaktadır. Ancak bunun NATO'nun ortak kararı değil, ABD'nin kendi askerî ve siyasi karar süreci olduğu ayrımını yapmak gerekir.

Ankara'da gerçekleştirilen 2026 NATO Zirvesi, bir yandan ittifakın daha fazla silahlanma, daha yüksek savunma harcamaları ve ortak caydırıcılık anlayışını güçlendirdiği bir dönüm noktası olurken, diğer yandan zirve boyunca yükselen savaş karşıtı sesler, insanlığın güvenlik ile barış arasındaki hassas dengeyi hâlâ kuramadığını bir kez daha ortaya koydu.

Tarih göstermektedir ki, kalıcı barış, yalnızca güçlü ordularla değil; güçlü diplomasi, karşılıklı güven ve uluslararası hukukla mümkündür.

Bu toplantıda Rusya-İran-Çin-K. Kore ittifakına karşı, Türkiye’nin yine ileri karakol konumuna getirilmek istendiği yorumları önümüzdeki günlerde belirginleşecektir.

Son söz :“Tarih, yalnızca yaşananları kaydetmez; geleceğe yön verecek dersleri de içinde taşır. O dersleri görebilenler, geçmişin yükünü değil, geleceğin sorumluluğunu omuzlarında taşırlar.”

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }