MUTLAK BUTLAN, MUTLAK HAYAL KIRIKLIĞI

Siyaset garip bir meslek.

Bir bakıyorsunuz yıllarca aynı kürsüden "demokrasi" diye bağıranlar, ertesi gün birbirlerine hukuk kitabı fırlatıyor. Bir bakıyorsunuz "halk iradesi" diyenler, halkın iradesini açıklamak için halktan başka herkese mikrofon uzatıyor.

Son günlerde dilimize yeni bir kavram daha girdi:

Mutlak Butlan.

Vatandaşın büyük kısmı önce bunun yeni bir “vitamin” çeşidi olduğunu sandı. Kimileri yeni açılan bir “alışveriş merkezi” zannetti. Hukukçular anlatmaya başlayınca da çoğu insanın kafasında şu soru oluştu:

"Biz yıllardır oy verirken demokrasiye mi oy verdik, yoksa hukuk fakültesi hazırlık kursuna mı?"

Aslında mesele hukuki terimlerden çok daha derin.

Mesele güven meselesi.

İnsanlar bir görüşe inanır. Bir partiye gönül verir. Bir bayrağın altında toplanır. Seçim günü sandığa giderken cebindeki son parayı harcamış olabilir ama yine de umut taşır.

Çünkü siyasetin sermayesi paradan önce güvendir.

Ancak ne zaman ki kişisel hesaplar, koltuk kavgaları ve bitmek bilmeyen iç çekişmeler halkın umutlarının önüne geçer, işte o zaman sandıktan çıkan sadece oy pusulası olmaz; hayal kırıklığı da çıkar.

Vatandaşın canını sıkan şey farklı düşünceler değildir.

Demokraside farklı düşünce zenginliktir.

Canını sıkan şey, dün söylenenlerle bugün yapılanların birbirini tutmamasıdır.

Bir gün "birlik" denilip ertesi gün ayrışmanın yaşanmasıdır.

Bir gün "değişim" denilip ertesi gün değişmeyen tek şeyin koltuklar olmasıdır.

Bizim siyasetimiz bazen eski Türk filmlerine benziyor.

Filmin başında herkes birbirine sarılıyor.

Ortada miras kavgası çıkıyor.

Son sahnede seyirci hâlâ kimin iyi, kimin kötü olduğunu anlamaya çalışıyor.

Perde kapanıyor ama vatandaşın kafasındaki soru işaretleri açık kalıyor.

Oysa halkın beklentisi çok basit:

Daha fazla hukuk.

Daha fazla dürüstlük.

Daha fazla vicdan.

Daha az entrika.

Daha az koltuk hesabı.

Çünkü bu ülkeyi ne mutlak butlan kurtaracak ne de mutlak haklılık iddiası.

Bu ülkeyi; birbirini dinleyen insanlar, hesap verebilen siyasetçiler ve vicdanını kaybetmemiş yurttaşlar kurtaracak.

Tarih boyunca hiçbir siyasi başarı sonsuza kadar sürmedi.

Hiçbir siyasi hata da unutulmadı.

Millet bazen geç konuşur ama konuştuğunda herkes duyar.

Sandık sessizdir ama hafızası çok kuvvetlidir.

Ve gün gelir, vatandaş önüne gelen pusulada yalnız adayları değil, kendisini hayal kırıklığına uğratanları da değerlendirir.

Çünkü dünyanın en güçlü mahkemesi bazen ne Anayasa Mahkemesidir ne de Yargıtay.

En güçlü mahkeme vicdandır.

Kararını geç verir.

Ama verdiği kararın temyizi yoktur.

… … …

Koltuklar gelir geçer, kalır insanın izi,

Vicdansa unutmaz hiçbir sahte sözü.

Halk bazen susar ama sanmayın ki uyur,

Bir gün sandıkta yazar tarihin son sözü.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }