MONTAIGNE İLE KAHVE İÇMEK

Kitaplığımda bazı kitaplar vardır; okunur, biter, rafa kaldırılır ve bir daha yüzüne bakılmaz. Bazıları ise evin yaşlı bir ferdi gibidir. Arada yanına uğrar, hâlini hatırını sorar, iki çift laf eder, sonra yine kendi telaşımıza döneriz.

Montaigne'in "Denemeler" kitabı benim için işte tam da böyle bir dosttur.

Yıllardır dönüp dönüp okurum. Her okuyuşumda sanki aynı kitabı değil de yeni basılmış bir eseri okuyormuşum gibi hissederim. Çünkü kitap değişmez ama insan değişir. Yirmi yaşında okuduğum Montaigne ile altmış yaşında okuduğum Montaigne aynı değildir. Aslında değişen Montaigne değil, benim gözlüğümün numarasıdır.

Montaigne'i seviyorum çünkü adam ahkâm kesmiyor.

Bugün sosyal medyaya giriyorsunuz; herkes her şeyi biliyor. Futboldan ekonomiye, uzay bilimlerinden aşka kadar herkes profesör. Bir tek uzaylılar hakkında kesin bilgi verenler eksik kaldı, onlar da yakında gelir.

Montaigne ise dört yüz yıl öncesinden çıkıp geliyor ve gayet mütevazı bir şekilde:

"Ben ne biliyorum ki?" diyor.

İşte adamı büyük yapan da bu.

Bazı insanlar elli sayfa konuşup hiçbir şey söyleyemez. Montaigne ise iki satırda insanı kendisiyle yüzleştirir.

Denemeler'i okurken bazen gülüyorum.

Mesela kendi korkularını, tembelliklerini, kusurlarını öyle dürüst anlatıyor ki insan ister istemez düşünüyor:

"Demek ki dört yüz yıl önce de insanlar aynıymış."

Biz bugün telefon şarjı yüzde beşe düşünce panikliyoruz. O dönemde adamlar savaş, salgın ve kıtlıkla uğraşıyormuş. Ama insan ruhu yine aynı insan ruhu.

Montaigne bana göre bir filozof değil sadece.

Bir mahalle kahvesinde oturup çay içebileceğiniz bilge bir amca gibi.

Karşısına geçiyorsunuz.

"Hayat çok karışık be Montaigne..." diyorsunuz.

O da sakin sakin:

"Merak etme evlat, ben de anlamaya çalışıyorum." diyor.

Belki de bu yüzden Denemeler eskimiyor.

Çünkü kitap bize hayatı öğretmeye çalışmıyor.

Hayatı birlikte anlamaya çalışıyor.

Bazen düşünüyorum da, eğer Montaigne bugün yaşasaydı muhtemelen sosyal medya fenomeni olamazdı. Çünkü insanlara kesin cevaplar vermiyor. Kimseye bağırmıyor. Kimseyi aşağılamıyor. Her konuda son sözü söylemeye çalışmıyor.

Ama insanlık için büyük bir nimet.

Bu yüzden ne zaman dünyanın gürültüsü kulağımı fazla doldursa, ne zaman ekranlardan taşan bilgi kalabalığı beynimi yorsa, dönüp yine aynı kitaba gidiyorum.

Bir fincan kahve koyup Montaigne'in yanına oturuyorum.

O konuşmuyor aslında.

Sadece düşünüyor.

Ben de onunla birlikte düşünmeye başlıyorum.

Galiba gerçek dostluk da budur.

Aradan yüzyıllar geçse bile insanın zihnine iyi gelen birkaç cümle bırakabilmek...

Ve galiba bu yüzden Denemeler benim için yalnızca bir kitap değil;

Dönüp dönüp ziyaret ettiğim küçük bir yaşam okuludur.

Sonuna kısa bir şiirsel dokunuş da yakışır:

"Bazı kitaplar okunur, unutulur.

Bazılarıysa yıllar boyunca insanın omzunda yürür.

Bir dost sesi gibi...

Bir kahve buharı gibi...

Ve Montaigne, dört yüz yıl öteden hâlâ aynı masada oturur.”

Michel de Montaigne (1533–1592), Fransız Rönesansı'nın en önemli düşünürlerinden ve "deneme" türünün kurucusu kabul edilir. İnsan ruhunu, günlük yaşamı, korkuları, sevinçleri ve çelişkileri büyük bir içtenlikle sorgulamış; kesin doğrular yerine düşünmeyi, kendini tanımayı ve kuşkuyu önemsemiştir. Onun felsefesi, "İnsan, kendini tanıdıkça dünyayı da daha iyi anlar." düşüncesi etrafında şekillenir ve yüzyıllar sonra bile okurlarına aynı samimiyetle seslenmeye devam eder.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }