Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İçişleri Bakanlığı'nın geçen günlerde kendisi hakkında soruşturma izni vermesinin ardından açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına Kahramanmaraş'taki okul saldırısına değinerek başlayan Yavaş, şiddetin bu kadar kolay ortaya çıkabildiği bu ortamda herkesin dönüp kendisine 'neyi yanlış yaptık' diye sorması gerektiğini söyledi.
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyen Yavaş, gerekli politikaların yürütülmesi gerektiğini kaydederek "Çocuklarımızı korumak sadece okul kapısına görevli koymakla değil; onların ruh sağlığını güçlendirmekle, umutlarını büyütmekle mümkündür" dedi.
Devamla partisine yönelik soruşturmalara değinerek başlayan Yavaş, yargılama süreçlerini eleştirdi. Yargılamaların adil bir şekilde yapılması gerektiğini kaydeden Yavaş, 10-15 yıl önceki soruşturmalar yeniden gündeme getirildiğini ve halkın iradesinin hiçe sayıldığını vurguladı. Yavaş, soruşturmaların usule uygun yapılması gerektiğini kaydetti.
Hakkında başlatılan soruşturma iznine değinen Yavaş, haklarında yapılan soruşturmaların sonuçlarının kendilerine bildirilmediğini söyledi. Yavaş, "Ne bulacaksınız, yok! Biz para yemiyoruz, haram yemiyoruz. Bulamazsınız!" ifadelerini kullandı.
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek dönemine ilişkin suç duyurularını anımsatan Yavaş, "Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor. Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil" ifadelerini kullandı.
Yavaş, özetle şunları kaydetti:
"Bugün Türkiye'de her sabah kalktığımız zaman acaba bugün hangi muhalefet partisine özellikle hangi Cumhuriyet Halk Partili belediyeye operasyon yapıldı diye uyanmaya başladık. Tutukluluğun istisna olması gerekirken artık tutukluluk usul esas haline getirildi. 4483 sayılı Memurların Yargılanması Hakkındaki kanunlar kanundaki hükümler çok açıktır. Sayıştay veya Mülkiye Müfettişi gelir, belediyeyi, ilgili idareyi inceler.
Bir suç varsa savcılığa verir, iddianame hazırlanır, deliller toplanır, daha sonra yargılama yapılır. Oysa seçilmiş insanları önceden tutuklayarak hem onları seçen halkı cezalandırıyorsunuz, halka hizmet etmesini engelliyorsunuz, hem de uzun süre ailelerinden, çocuklarından ayrı bırakıyorsunuz. Beraat ettikleri zaman bunu telafi edecek hiçbir maddi ya da manevi değer bu dünyada bulunmamaktadır. Zaman zaman İstanbul'daki öğrencilerin olduğu gibi uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat eden bir sürü insanı görüyoruz.
Peki bunların zararını telafi etmek mümkün müdür? Niye acele acele bunları tutukluyoruz? Yargılayalım. Ben de her zaman şunu söylüyorum. Biz yargılanmaktan korkmuyoruz ki. Ama usule uygun, adil bir şekilde herkese uygulanan hukukla yargılanmak istiyoruz, soruşturulmak istiyoruz.
İkinci olarak şunları izledik. Adana ya da Bursa Belediye Başkanımız da olduğu gibi, Ankara İl Başkanımız da olduğu gibi 10-15 yıl önceki soruşturmalar yeni gündeme getirilerek seçilmiş belediye başkanlarımızın, seçimle gelen yöneticilerimizin tutuklanması yoluna gidilmekte ve oradaki halkın iradesi boşa gidip bir başka partiye yönetim teslim edilmektedir. Seçimi kazandık..."
"Oysa bu tahkikat zamanında tamamlansaydı belki bu insanlar aday olmayacaklardı. Bu süre zarfında görevini ihmal eden kim varsa yani soruşturmayı zamanında yapmayan kim varsa onlar hakkında soruşturulması açılması gerekiyor. Bekleyip bekleyip siz seçimi kazandıktan sonra eğer bu belediye başkanlarını tutuklarsanız bunun arkasında aynen şu sonuç çıkar. Seçilmiş iradenin tutuklanması anlamına gelecek uygulamalarla ülkeyi zora sokacak işler yaparsınız.
Dolayısıyla bu uygulamalar artık sona ermelidir. Usulüne uygun soruşturmalar yapılmalıdır. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Ancak bunu sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelere ve yöneticileri yaparsanız burada hukuktan bahsetmek mümkün değildir.
Dolayısıyla dünyadaki hukuk ve adalet sıralaması en sonlara düşüyoruz. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Türkiye'yi bu kadar kadim bir ülkeyi devleti yönetimi tecrübesi olan bir ülkeyi Afrika'daki bazı ülkelerin arka sıralarına gösterecek şekilde uygulamalar yapmak maalesef hiçbir şekilde kabul edilemez.
Gelelim bugünkü basın toplantımızın amacına. Ben hem şeffaf bir biçimde hakkımızda ne tür soruşturmalar yapılıyor. Bunu Ankara halkını ve Türk milletini bilgilendirmek, hem de Sayın Bakan yeni atanmış olduğu için kendisine hayırlı olsun diliyorum öncelikle. Hem de önceki dönem Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından yapılan bazı uygulamalardan kendisini haberdar etmek istiyorum. Müfettişler belediyeye geliyor. Yani yakın zamana kadar hiçbir şikayetimiz yoktu. Geliyor, şikayet konusunu bildiriyor ve incelemelerini yapıyor."
"Şikayet ediliyoruz. Güzelce incelemesini yapıyor. Ancak son zamanlarda bu incelemelerin sonucu bize bildirilmiyor. Bekliyoruz. 45 gün içerisinde soruşturma bittikten sonra bize bir şey gelmiyorsa diyoruz ki herhalde biz temiz çıktık. Oysa bu raporu elimize alıp belediye meclisine bizi itham edenlere biz bunu göstermek istiyoruz. Ayrıca bizim yaptığımız şikayetler var. Şikayet ettiğimiz konularda da sonucu bilmiyoruz. Şikayet ettiğimiz bir görevli, eski belediye başkanı eğer bunun hakkında gelen Mülkiye Müfettişi soruşturmaya gerek görmediğini gösteriyorsa ne yapmamız lazım?
Bizim Danıştay'a itiraz edip onun cezalandırılmasını talep etme hakkımız var. Şimdi bu talep maalesef yapamıyoruz. Ortadan kalkıyor. Biz istiyoruz İçişleri Bakanlığı'ndan bu yaptığımız soruşturmaların sonuçlarını bize bildirin ki Danıştay'a itiraz edelim. Bunlar bize 3-4 defa dilekçe vermemize rağmen sonuçlar bize bildirilmiyor. Biz de itiraz hakkımızı kullanmayınca eski döneme ait bütün suçlar zaman aşımına uğruyor. Dolayısıyla bize bunu vermeyen görevlilerde suç işliyorlar. Bu nedenle itirazı esas olmak üzere hatta en son soruşturmayla ilgili avukatımız gidip soruşturma evraklarını istediği zaman oradaki hukuk müşavirliğindeki arkadaşların bir kısmı vermiyoruz.
Git nereden alırsan oradan al diyor. Oysa sonuç bize bildirilse biz ilgili yargı yoluna başvurup Danıştay'dan soruşturma izninin ortadan kaldırılmasını isteyip soruşturulmama emrini ortadan kaldırmasını isteyip cezalandırılmasını isteyeceğiz."
"O da olmuyor. Son zamanlarda gelen müfettişlerin de bazı uygulamalarından da bahsetmek istiyorum. Herhangi bir konuda belediye incelemeye geliyor. Bakıyor hiçbir şey yok. Raporunu tanzim edip süresinde bakanlığa götürüyor. Soruşturma evrakını veriyoruz. Bakıyoruz bu müfettiş tekrar geri gelmiş. Anlıyoruz ki diyorlar ki ya bir şey bulamadın mı? İllaki senin bir şey bulman lazım. Git tekrar iyi bir incele bakalım ne bulabilirsin. Ne bulacaksınız ki? Yok. Biz para yemiyoruz. Haram yemiyoruz. Bulamazsınız."
"Bir diğer konu da hakkında onlarca şikayetimiz bulunan Melih Gökçek.... Kendi hakkında, hem de bizimle ilgili soruşturmalarla alakalı müfettişlerle yan yana gelip teftiş kurulunda görüşmekten çekinmiyor. Ne görüşüyorsunuz yargılayacağınız, soruşturdunuz insanla ve milletvekilimiz bunu ayan beyan Kızılay Meydanı'nda ne görüşüyorsun dediği zaman inkar dahi edilmiyor. Görüyorsunuz ki bazı soruşturmalarda Gökçek Ailesi gerek adliye gerek teftiş kurulundan çıkmıyor. Şimdi böyle bir durumda bizim yaptığımız şikayetlerden doğru dürüst sonuç almak mümkün müdür? Böyle bunun adı adalet değil.
Herkes kamu yöneticiliği yapıyor. Maaşımızı alıyoruz. Bu halka hizmet etmek için çalışıyoruz. Sonuçta bizi denetleyecek varsa cezamızı verecek. Bu konuda son sözü söyleyecek insan bizim seçmenlerimizdir. Milletin iradesidir. Bu da sandığa mutlaka yansımaktadır. Kalkıp da zorla bir suç ortaya çıkarmak, isnat etmek, bunlar doğru davranışlar değildir.
Adil değildir, adalete uygun değildir. Böyle olunca da bu durum nedeniyle Türkiye'de bir sürü revanş hukuku asla sona ermiyor. Ama artık herkesin sonuna kadar güvendiği, herhangi bir soruşturmada ya da yargılama olduğu zaman asla ve asla taraflı bir tutum sergilenmediğinden emin olduğu bir yargılama ve soruşturma düzeninin mutlaka tesis edilmesi lazım."