Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılarak ABD’ye götürülmesiyle ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Arınç yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Dün akşam ABD Başkanı Donald Trump’ın konuşmasında uluslararası hukukun tamamen çiğnenerek özgür bir ülkenin devlet başkanının eşi ile birlikte evinden nasıl alındığını ve bu operasyon ile nasıl gurur duyulduğunu dinlerken hem utandım hem de dehşete kapıldım. Başkan Trump açıklamasının devamında Maduro’ya bazı suçlar atfederek kendisinin ABD’de yargılanacağını da açıkladı. Ancak daha birkaç gün önce kendisi Noel kutlamasını Netanyahu ile birlikte yapmıştı. Netanyahu’nun Gazze’deki soykırımın faili olduğunu biliyoruz ve şu anda Uluslararası Ceza Mahkemesi kendisi hakkında tutuklama talep etti. Uluslararası Adalet Divanı da Güney Afrika Cumhuriyeti’nin müracaatı üzerine kendisi hakkında dava açtı. Buna ek olarak da bazı ülkelerin ulusal mahkemelerinden kendisi hakkında kararlar çıktı. Örneğin Türkiye’de kendisi hakkında yakalama kararı mevcut. Peki o zaman burada şu soruyu sormak gerekiyor. Netanyahu gibi dünyanın büyük bir kısmının gözünde 'katil' olarak görülen bir adamı ABD’de de resmi şekilde misafir ederek, dayanışma içerisinde olduklarını göstererek tüm dünyaya nasıl bir mesaj veriliyor?
"Bugün Birleşmiş Milletler artık sadece ismi ile var olan bir kurumdur"
Bu olay tüm dünya için dehşet verici bir tablodur. Bugün Birleşmiş Milletler artık sadece ismi ile var olan bir kurumdur. Kendilerini güçlü görenler, zayıf gördükleri karşısında kural ve hukuk tanımaz davranışlar içerisine girebiliyor. Güçlü ne yaparsa yapsın yanına kâr kalıyor; cezalandırılamıyor. Egemenlik lafta kaldı, uluslararası hukuk bir anlam taşımıyor. NATO derseniz oradan da çatırtılar geliyor. Avrupa Birliği üyeleri birbirleri ile geçinemez hale geldiler. Kuralsızlık genel kural halini almış durumda. Bu durumda yaşanan son gelişmeler neticesinde bütün dünyanın dehşete kapıldığını görüyoruz. Çünkü bu kural tanımazlık hali kendi ülkeleri içindeki bazı gruplar tarafından da alkışla karşılanabiliyor.
"Cumhurbaşkanımızın ısrarla söylediği iç cepheyi tahkim etme konusu Türkiye için önemli bir hale gelmiştir"
Burada şunu söylemek istiyorum. Böyle bir olay karşısında dünyanın kayıtsız kaldığını gören her ülke aynı şekilde aynı durum ile kendilerinin de karşılaşabileceğini düşünebilir. Güçlü olanlar başka ülkelerin hukukuna tecavüz edip orada istedikleri rejimi yönetime getirme gibi bir davranışa girebilirler. Şüphesiz ülkemiz açısından böyle bir tehdidin varlığı düşünerek yapılacak tek şeyin iç cepheyi güçlendirmek olduğu fikrine katılıyorum. Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın ısrarla söylediği iç cepheyi tahkim etme konusu Türkiye için ekmek kadar su kadar önemli bir hale gelmiştir. Bunun yolu da bu kelimeyi her gün olağan şekilde kullanmak değil işin gereğini yapmaktır. Acilen yapılması gerekenlerden biri adalet ve hukukun üstünlüğü ile ilgili gerekli adımları atmaktır. Cezaevlerindeki siyasî suçluların, fikir ve düşünce suçlularının, gazetecilerin ve hasta mahkûmların bir an evvel özgürlüklerine kavuşmaları gerekmektedir. Ellerine bıçak dahi almamış insanların terör suçlusu olarak gösterilip yıllara varan cezalar almalarından sarfınazar edilmesi gerekmektedir.