Türkiye ile Suriye'nin müttefik haline geldiğini söyleyen ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Suriye'de aktif çok sayıda silahlı grup olduğunu belirtirken YPG'ye ilişkin olarak, "PKK, Türkiye tarafından terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yi yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var: SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı savaşta bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ya dayanıyordu ama bugün durum farklı" dedi.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, X platformunda Mario Nevfel’e verdiği röportajda Ortadoğu’daki dengelere ve Washington’un bölge politikalarına ilişkin olarak açıklamalarda bulundu.
Barrack, ABD’nin PKK’yı hâlâ yabancı terör örgütü olarak gördüğünü hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye, Suriye’nin bir müttefiki. PKK’ye sahipler, ki bu Türkiye’de yabancı terör örgütü olarak tanımlandı. ABD de PKK’yı terör örgütü olarak ilan etti. Ancak artık PKK ile ilişkisi olmayan başka bir yapı var: SDG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı mücadelede bizim müttefikimiz oldu. Evet, kökenleri PKK’ye dayanıyordu ama bugün durum farklı.
Ankara-Washington ilişkilerine de değinen Barrack, Türkiye’nin ABD için stratejik önemine ilişkin olarak şunları söyledi:
"Türkiye, ABD’nin sağlam bir dostu ve NATO’ya en büyük ikinci katkıyı yapan ülke. Fakat sıklıkla yanlış anlaşılıyor. Türkiye, kendi bağımsızlık yolunda Kürtlerle 40 bin cana mal olan bir savaş yaşadı. Bu Arap olmayan bir bağımsızlık süreciydi.
Barrack, sınır güvenliği ve yeniden yapılanma sürecinde diyalog ihtiyacına işaret ederek şunları kaydetti:
“Mazlum Abdi’nin temsil ettiği SDG ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekibi Hakan Fidan ve İbrahim Kalın bu süreci sorumlu şekilde yürütüyor. Aramızda diyalog var ama daha fazlasına ihtiyaç duyuyoruz.”
“Üç harfliler benden nefret ediyor”
YPG, PKK ve bölgedeki mezhepsel yapılar hakkında sorulan soruya Barrack esprili bir yanıt verdi:
"Her üç harfli kısaltma benden nefret ediyor. O yüzden üç harften uzak durup dört harfli kısaltmalara yöneliyorum. Barış için önce refah gerekir. Refahı nasıl sağlarız? Ekonomiyi açmamız lazım. Suriye halkı çalışkan ve barış isteyen bir toplum. Türkiye’de 3,5 milyon, Ürdün’de 1,5 milyon, Lübnan’da 1,5 milyon mülteci var. Hepsi evine dönmek istiyor."
"Şara’ya güven duyuyorum"
Suriye’nin geleceği konusunda ise Barrack, mevcut lider Ahmed El Şara’ya güven duyduğunu belirtti:
"El Şara’ya inanıyorum. Hedeflerinin bizim hedeflerimizle uyumlu olduğuna eminim: Suriye’yi istikrara ve refaha kavuşturmak. Ancak farklı etnik ve mezhepsel talepler bu süreci zorlaştırıyor."
Barrack, ABD’nin Suriye’de rejim değişikliği peşinde olmadığını ve sahaya asker gönderme planı bulunmadığını da vurguladı. Washington’un önceliğinin “terörle mücadele” olduğunu söyledi.
İsrail, Hizbullah ve İran: Yeni dengeler
İsrail’in Lübnan veya Suriye’yi ilhak edeceği yönündeki iddiaları “gülünç” olarak nitelendiren Barrack, 7 Ekim sonrası İsrail’in güvenlik anlayışının tamamen değiştiğini söyledi. Hizbullah’a ilişkin değerlendirmesinde ise şunları kaydetti:
"Hizbullah’ı silahsızlandıramazsınız. Lübnan Ordusu böyle bir operasyon yapamaz. Çözüm, İran’dan gelen fonların yerine ekonomik fırsatlar yaratmak ve Lübnan ordusunu güçlendirmektir."
İran’ın Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi vekiller aracılığıyla terörü finanse ettiğini belirten Barrack, bu durum değişmeden müzakere olmayacağını ifade etti.
Bölge liderlerine “geçmişin pişmanlıklarını bırakıp diyaloğa odaklanma” çağrısı yapan Barrack, krizi fırsata çevirmenin önemine dikkat çekti:
"Ekonomik refah ve iş birliği temelinde bir gelecek inşa etmeliyiz. Lübnan bir zamanlar medeniyetin parlayan yıldızıydı. Bunu yeniden başarabilir."