Komisyon öncülüğünde yürütülen 25 yıllık müzakerelerin ardından anlaşma, üye ülkelerin çoğunluğu tarafından onaylandı ve resmen imzalandı. Pazartesi günü ise nihai onay süreci için Avrupa Parlamentosu’nun gündemine gelecek.
Paraguay’ın başkenti Asunción’daki imza töreninde konuşan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Biz gümrük vergileri yerine adil ticareti, izolasyon yerine uzun vadeli ve üretken bir ortaklığı tercih ediyoruz,” dedi.
Von der Leyen, X’te paylaştığı mesajında anlaşmayı “25 yıllık bir emeğin ürünü” olarak nitelendirdi ve bunu “gelecek nesillerin yararına, bir kuşağın başarısı” olarak tanımladı.
Ancak bu yaklaşım Paris’in tutumuyla çelişiyor. Fransa, 9 Ocak’ta yapılan kritik Konsey oylamasında anlaşmaya karşı oy kullandı. Üye ülkelerin çoğu anlaşmayı desteklerken ortaya çıkan bu bölünme, Mercosur anlaşmasının Brüksel tarafından Fransa’ya dayatıldığı yönündeki söylemi güçlendirme riski taşıyor.
Anlaşmanın destekçileri, transatlantik bir serbest ticaret alanı yaratacak düzenlemenin, Çin’in Latin Amerika’daki artan etkisine karşı koymak açısından hayati önemde olduğunu savunuyor.
Komisyon verilerine göre, 2000 yılında AB’nin Mercosur ülkelerinin ithalatındaki payı Çin’in payının yaklaşık altı katıydı. Bugün ise Çin’in payı, AB’ninkinden yaklaşık yüzde 40 daha yüksek.
Brüksel’de anlaşma, ABD’nin pazara erişimi sıkılaştırdığı ve Pekin’in Avrupa’nın Çin’e olan hammadde ve teknoloji bağımlılıklarını jeopolitik bir araç olarak kullandığı bir dönemde, AB’nin ticari ilişkilerini çeşitlendirmesi açısından da kritik görülüyor.
İspanyol Sosyalist Avrupa Parlamentosu üyesi Javier Moreno Sánchez (S&D), Euronews’e yaptığı açıklamada, “Jeopolitik ve jeoekonomik bağlamda – örneğin Donald Trump’ın bize akıl almaz gümrük vergileri uyguladığı bir ortamda – bizim istediğimiz güçlünün hukuku değil, Avrupa Birliği’nin her zaman yaptığı gibi ortaklarımızla müzakere etmektir,” dedi.
Paris’te tartışma giderek sertleşiyor
Komisyon öncülüğünde yürütülen 25 yıllık müzakerelerin ardından anlaşma, üye ülkelerin çoğunluğu tarafından onaylandı ve resmen imzalandı. Pazartesi günü ise nihai onay süreci için Avrupa Parlamentosu’nun gündemine gelecek.
Parlamentoda da, 9 Ocak’taki Konsey oylamasını yansıtır şekilde, ülkeler temelinde bir bölünme yaşanıyor. Fransa, Polonya, Macaristan, İrlanda ve Avusturya anlaşmaya karşı çıkarken; Belçika çekimser kaldı. Destekçiler, geçen haftaki onayın Parlamento’da ivme yaratmasını umuyor. Ancak gelecek hafta, anlaşmanın AB’nin en yüksek yargı organı önüne taşınmasını talep eden bir karar tasarısının oylanması bekleniyor. Bu adım, kararsız destekçilerin de muhalefete katılmasına yol açabilir.
Fransa’da Mercosur anlaşması, siyasi bir kırılma noktasına dönüşmüş durumda. Süreç, Parlamento’daki en büyük Fransız delegasyonuna sahip olan ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anketlerde önde görünen aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin güçlendiği bir dönemde, Avrupa şüpheciliğini daha da derinleştirme riski taşıyor.
Paris’in anlaşmaya karşı engelleyici bir çoğunluk oluşturamamasının ardından, RN lideri Jordan Bardella, gelecek hafta oylanması planlanan bir gensoru önergesi başlattı. Bardella ayrıca bu hafta Fransa Ulusal Meclisi’nde de bir gensoru sundu, ancak bu önerge reddedildi.
Fransa’da tartışma giderek sertleşirken, siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden aktörler anlaşmaya karşı çıkıyor. Eleştirmenler, düzenlemenin AB çiftçilerini, Birliğin üretim standartlarını karşılamayan Latin Amerika ithalatına karşı savunmasız bırakacağını savunuyor.
Destekçiler ise Fransa’daki tarım sorunlarının büyük ölçüde ülkenin kendi politikalarından kaynaklandığını ve AB–Mercosur anlaşmasının kolay bir günah keçisi haline getirildiğini öne sürüyor.
Avrupa Komisyonu’nun eski ticaretten sorumlu genel müdürü Jean-Luc Demarty, Euronews’e verdiği demeçte, “Suç tamamen Fransa’ya ait, çünkü sorunlar Fransız kaynaklı,” dedi.
“On beş yıldır son derece başarısız bir ulusal tarım politikası ve benzer şekilde başarısız ekonomik politika yürütüldü. Fransız tarımının rekabet gücü ciddi biçimde zayıfladı. Mercosur anlaşması bir günah keçisi.”
Buna rağmen muhalifler, çevresel koruma hükümleri, sığır eti ve kümes hayvanları gibi hassas ürünler için tarife kotaları ve piyasa dengesini korumaya yönelik güvenlik maddeleri elde etmeyi başardı. Komisyon ayrıca 2028’den itibaren AB çiftçilerine 45 milyar euroluk destek sözü verdi. Bu taahhütler, İtalya’nın anlaşmayı desteklemesinde belirleyici oldu. Ancak Fransa’nın tutumu değişmedi.
Paris şimdi, anlaşmanın sınırlı ekonomik getirilerine dikkat çekiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 8 Ocak’ta X’te yaptığı paylaşımda, Komisyon tahminlerine atıfla anlaşmanın 2040’a kadar AB GSYH’sini yalnızca yüzde 0,05 artıracağını belirtti.
Hâlihazırda yüzde 35 olan ve Almanya’nın anlaşmaya verdiği desteğin başlıca nedeni sayılan AB menşeli otomobillere yönelik gümrük vergileri ise ancak 18 yıl içinde kademeli olarak kaldırılacak. Bu süre zarfında Çinli otomobil üreticilerinin Mercosur pazarında güçlü bir konum elde etmiş olabileceği belirtiliyor.
AB şirketleri uygulamayı bekliyor
Anlaşmayı destekleyen Avrupa Parlamentosu üyeleri, hizmetler, süt ürünleri, şarap ve alkollü içkiler gibi sektörlerin de kazanç sağlayacağını; AB şirketlerinin kamu alımları pazarlarına erişiminin genişleyeceğini savunuyor.
Moreno Sánchez, “Bu anlaşmayı bekleyen ve kamuoyunda çok fazla görünür olmayan çok büyük bir sanayi ve hizmet sektörü çoğunluğu var,” dedi.
Ancak bu argümanlar, serbest ticaret anlaşmalarına karşı direncin güçlü olduğu Fransa’da yeterince karşılık bulabilmiş değil. 2017’den bu yana geçici olarak yürürlükte olan AB–Kanada Ticaret Anlaşması (CETA), hâlâ Fransız Parlamentosu tarafından onaylanmış değil. Senato da 2024’te anlaşmaya karşı oy kullandı.
Alman Avrupa Parlamentosu üyesi Svenja Hahn (Renew), korkuların abartılı olabileceğini belirterek, “CETA kapsamında sığır eti için tanınan kotaların yalnızca yüzde 2’si kullanıldı,” dedi.
Mercosur anlaşmasına karşı çıkan ülkelerde, yıllardır süren yüksek sesli eleştiriler nedeniyle destekçilerin sesini duyurmasının zorlaştığı ifade ediliyor.
Brüksel merkezli Avrupa Politika Merkezi’nden Eric Maurice, Euronews’e yaptığı değerlendirmede, “Bazı ülkelerde bu anlaşma, belirli tavizler koparmak için mutlaka karşı çıkılması gereken bir düzenleme olarak sunuldu,” dedi.
“Bu nedenle başlangıçta olumsuz bir çerçeve çizildi; faydaları ise ancak daha sonra savunulmaya başlandı.”
Müzakerelerin başlamasından yirmi yılı aşkın bir süre sonra, Mercosur anlaşması, özellikle de zamanlaması itibarıyla, AB’ye yönelik hoşnutsuzluğu körükleme riski taşıyor.