SAFİYE ÖZŞENER

YAZARLAR

J’accuse 

 

Ülke siyasetinin son bir kaç ayı, daralmış çember içerisinde, halka çözüm odağından uzak siyasi manevralar..

Henüz iktidar partisindeyken ve tüm kritik; yasalar çıkarılıp, kararlar alınırken altında imzası olanlar, ayrışma ve kopuşlardan sonra..

Ve tüm bu süreçlerde olanların gelecekte yaratacağı yıprantıları düşünmeksizin, hep; ama’larla destek veren diğer siyasi muhaliflerin.

Kendi kusurlarını bertaraf edip, öz eleştiriye gitmeden..

Ağır; hukuksuzluk ve yoksulluk altında ezilen halka çözüm üretmek yerine..

Hep bir ağızdan yaptıkları tek şey, birbirlerine; suçlusun, suçlusunuz. Demekten öteye geçmiyor..

Düne kadar “toledo” diyenler, olayların farkına yeni varıyor, karşılarındaki eski kendileri ve şimdilerdeki ışık talep eden halleri..

Kurum ve yöneticileri dokunulmaz yasalar sansukasına alınırken, isteksiz ama’lar arkasına sığınarak destek verenlerin kurum kapılarından geri çevrilişlerine itirazları..

Milyonlarca seçmen iradesiyle, gelenler; üstelik, şaibeli ithamlarla alınırken, masumiyetin parçalanmasında ortak siyasi suskunlukta buluşanlar..

Haksızlığa göz yummanın yenilerini doğuracağını, bir gün kendine de dokunacağını ön göremeyen siyasiler..

Bugünlerde feravanla..

Sadece, kamuoyunda kendi kusurlarını örtmek amacıyla kampanya yürütenleri suçluyorlar..

Peki; tüm bunlar olup biterken, tuhaf çetrefillerle destek vermek, üstü örtülü savunma olmadı mı?  

Siyasi arenada bulunup, ön görememenin sonucu “Düşüncesizlik” bir suç değil midir?

Herkes suçlu beyler..

Zamanında ve gerekli refleksi veremeyen; aydınlar, sanatçılar ve pek tabi toplum da..

Faturası çok ağır oldu..

Her yıkıntıyı bir kenara atsak dahi 10, 13 yaşında, sokakta oynayıp geleceği için hayaller kurması gereken çocuklar; açlıktan, yoksunluktan, dolardan, ekonomiden, en önemlisi çaresiz umutsuzluktan bahsediyorsa..

Hepimiz suçluyuz..

Oysa her birimiz, tüm bunlar olurken biliyorduk ki;

Bir gerçeğin, adaletin tokatlanması hukuka olan duygunun aşağılanmasıydı..

Acı ne kadar yakıcı olursa olsun doğru insanlar çıplak gerçeği görenler, uğrunda savaşanlardır..

Tıpkı; dürüstlük olmadan onurdan bahsedilemeyeceği ve dürüstlüğün gerçeğin kabulü ve savunmasıyla mümkün olduğunu bilenler gibi..

Ama..

Altın üste, üstün alta geldiği onca yılda, herkes dürüstlüğü kendinde görürken onursuzluğu başkasında aradı..

Yozlaşma böyle başladı..

Ve sonunda el birliği ile tutulan haksızlık tırmandı. Adaletsizlikten pişmanlık duyulmaya başlandı..

Zira; gerçeği tüm ihtimalleriyle gören ve söyleyenleri en şiddetli şekilde cezalandırdık..

Sadece hukukta değil..

İnançlar, idealar, sevgiler, aşklarımızda..

Yozlaşma hızlı yayılan bir kangren gibiydi..

Elinde güç ya da psikolojik üstünlük tutan herkes, o üstünlük duygusuyla hissettiği yücelikte, öylesi ego ve kibre sarmıştı ki kalplerini..

Gerçekleri görmek yerine kendilerini aklayacak yalanlarla, saf olanı, masum gerçekliği cezalandırmak kolaylarına gelendi..

Verilen siyasi demeçler, kitlelerle birlikte kurumları da etkisine aldı ve  etkilerin sonuçlarını muhalifler, kınayarak, kıyıdan köşeden izledi..

Karar vericiler karşı düşünce geliştirmeden, önceden oluşturulmuş kanılarla yargılar verdi.

Güçte yoksunları suçlamak adil olan değil ama kolay olandı..

Şimdi, hiçbir siyasi amaç gütmeden, gelecekleri ellerinden alınan çocuklar ve gençler için..

Zola’nın dediği gibi..

Yanımda bir kişi bile olmasa..

Tehlikeye isteyerek atlıyor ve diyorum ki; J’accuse..

Siz, iktidar, muhalif, A, B.. fark etmeksizin tüm siyasiler hatta; aydın, sanatçı ve refleksi zayıflamış halk..

Yanlış kadar, yanlışlara susmak, yanlışlıkta ısrar da suçtur. Bilmiyor munuz?

Ve siz siyasi muhalifler, 10 yaşında çocukların zamanından önce birer yetişkine evrildiklerini, bunun yıkım olduğunu görmüyor musunuz?

Birbirinizi suçlamayı bırakın..

Çocuklara ve gençlere birer hayat

Borçlusunuz..

Artık görün ve unutmayın..

İnsani görevinizin ilk olarak düşünmek olduğunu, düşününce gerçekle çarpışmaktan başka seçeneğiniz kalmadığını..

Acıya hapsedilen masumiyet, adalette evrensel bilinci tetikler..

Her şeyin su yüzüne çıktığı şu günlerde gerçeğin keskinliğine inanan, şiddetli haklılıkla dolu bu  halka..

Bir ışık borçlusunuz..

Suçlanacaklar varsa, Suçlayacak olan da halktır..

Siz, karşılıklı suçluluk atışmalarını bırakın..

Halka çözüm yaratın..