GÜRBÜZ ERTÜRK

Dr.Veteriner Hekim

YAZARLAR-HAFTA SONU

Tarihte İstanbul’un maymunları

Köpek saldırılarının ön plana çıktığı bu günlerde sokak köpeklerinin hızla toplandığı ve zehirlendiğine ilişkin çok sayıda haber almaktayız. Bu haberler bizi çok üzüyor elbette. Kanuna aykırı bir şekilde genelge ile köpeklerin toplanması, belediye başkanlarının açıklamaları ile kendisine “vazife” çıkaran “köpek düşmanı” kişilerce zehirlemeler yapılması.

Biz niçin bu kadar merhametsiz olduk? Aynı dünyayı paylaşmak bu kadar mı zor? Onların yaşam alanlarını işgal ederek onları yok etmek. Bu nasıl bir duygudur?  Böylesine düşüncelerle boğuşurken tarihimizi anımsadım.

Osmanlı; hayvanlar için vakıflar kurmuş onları korumuş. Bunlar; Hayvan ve Tohum Islah Eden Vakıf, Leylekleri Koruyan Vakıf, Halkın ve Yolcuların Hayvanlarını Sulayan Vakıf, Hayvanlara Mera Açan Vakıf, Sokak Hayvanlarına Ekmek Veren Vakıf, Kediler Camii.

Osmanlı, mimarisinde kuş evleri yapma geleneği oluşturmuş. Ama aynı Osmanlı’da “Hayırsız Ada” ‘da köpek katliamı yaşanmış. Yazımın başlığını oluşturan maymunlar idam edilmiş. Ne acı değil mi?

İmparatorluk Afrika’da hakimiyet kurunca, oralardan maymunları getirmişler başkente. Onları eğitmişler. Denizcilikte kullanmışlar. Akdeniz’de Osmanlı donanmasının üstünlüğü var o yıllarda. Donanmadaki gemilerin direklerine çıkan eğitimli maymunlar uzaklardan gelen biri olunca aşağıdaki görevlilere haber verir olmuş. Gemi personelinin gözü, dürbünü görevini yapmışlar.

Başkent İstanbul’da maymunlar dükkanlarda satılmaya başlamış. Varsıl aileler buralardan eğitimli maymunları satın alarak evlerinde süs ve oyuncak olarak bulundurmaya başlamışlar. Öte yandan bazı Osmanlı vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe olmasından hiç de hoşnut değilmiş.

Maymunlardan hoşlanmayanlardan biri de III. Murat’ın imamı Molla Abdülkerim Efendi imiş. Sürekli onlarla ilgili olumsuz şeyler düşünürmüş. Nefreti giderek artmaya başlamış. Maymunlar, oyun ve eğlenceye alet edilince Müslüman halk, dinden çıkacak diye kaygılanırmış ve bu düşünceler de beynini kemirirmiş.

Bir gün Cuma namazı vaazında molla (!) ateşli bir konuşma yapmaya başlamış. “Kadınların maymunları fena işlerde kullandığını” söyleyerek dinimize zarar geldiğini belirtip, cemaati kışkırtırmış. Bu duygularla camiden çıkan kalabalık, önlerindeki yobaz hoca ile maymun satılan dükkanları basmış. Buralardaki maymunları toplayıp ağaçlarda asarak öldürmüşler. Çoğunu yobaz molla(!) öldürüp, elleri ile asmış. Tarihçiler olayı anlatırken, “İstanbul’da neredeyse dalında bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştı” diye ifade etmiş. Yobaz Abdülkerim Efendi öldüğünde ise İstanbul’u hayvanseverler kutlama yapmışlar.

O zamanda yaşanan olaylara bakınca bu ne yaman çelişki diyor insan. Bir tarafta hayvanları koruyan vakıflar diğer tarafta onları katleden, soykırım yapanlar. Peki günümüzdeki durum farklı mı? Dünyada yasa ile hayvanları sokakta barındıran ve onları korumak için önlemler alan (olasılıkla tek) ülke, bir tarafta gece olunca hayvan katliamları yapan insanlar.

Bütün bunları anlamaya benim bilgim yetmiyor. Böylesine patolojik bir insan davranışını aklım almıyor. Zorlanıyorum.

Sosyolog ve psikologlara çok iş düşüyor. Bunu incelerken kaç doktora tezi çıkar kim bilir. Doğadaki tüm canlıların adil ve barış içinde yaşayacakları bir dünya olsun. Dileğimdir yeni yılda.

Yazarın Diğer Yazıları