GÜRBÜZ ERTÜRK

Dr.Veteriner Hekim

YAZARLAR-HAFTA SONU

Sahipsiz köpekler sorunu

İnsanlık tarihi, insanların yaptığı hatalarla doludur. Nasıl mı? İnsan, önce bir sorun yaratıyor, sorunu çözmek yerine onu daha kötü – çözümü zor- hale getiriyor. Tam bu aşamada çözmeye çalışıyor. Çünkü artık o yarattığı durum kendisine büyük zararlar vermeye başlıyor. Çevre sorunu böyle, iklim krizi böyle, son çıkan zoonotik hastalıklar, Covid-19, su kıtlığı hepsi aynı. Tıpkı ülkemiz gerçeği olan sahipsiz köpekler sorunu gibi.

Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği, sahipsiz hayvanları şöyle tanımlıyor: “Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucusunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanlar…

Bu çerçeveden bakınca sokaklarda, kırsal alanlarda yaşayan köpekler, bu tanımın içerisinde yer almaktadır.

Köpek, insan tarafından evciltilmiş ve bugün üstün özelliklerinden yararlanılan bir canlı. Köpekler, korumadan kayıpları bulmaya, kanserden Covid 19’a kadar hastalıkların tanısında kullanılan, patlayıcı bulan, yaşlılara ve hastalara destek olan özetle insanların ve insanlığın hizmetinde olan harika canlılardır.

Bizse onları çocuklarımıza ya da sevdiklerimize hediye diye aldık, sonra sokağa attık. Orada kontrolsüz çoğalmalarına yıllarca -kamu, özel sektör ve bireyler- göz yumduk. Şimdi sayıları çok olunca, “biz bunlara ne yapalım?” diye düşünmeye başladık.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü yayınlamış olduğu 2018 tarihli Yeryüzü Kanunları’nın “Hayvan Refahı” isimli bölümünde sokak köpeği popülasyonun hangi yollarla kontrol altında tutulması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; bilinçli bir hayvan sahibi olmak için gerekli eğitimlerin verilmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması, sahiplenilen köpeklerin kayıt altına alınması, köpeklerin toplanması ve tutulması, toplanan köpeklerin sahiplendirilmesi veya salıverilmesi, çevresel kontroller, köpeklerin ithalatı ve ihracatının kontrol edilmesi, ticari köpek satışlarının düzenlenmesi, köpek ısırma olaylarının azaltılması ve ötenazi olarak belirlenmiştir.

Bizim yasalarımız da “yakala, kısırlaştır, aşıla, bırak” felsefesini benimsemiştir. 2004 yılından bu yana bunu yapmaya çalışıyoruz. Ama sorunu çözmeyi başaramadık. Bu duruma şaşırdık mı? Hayır. Başarmanın alt yapısı yok çünkü.

1991 yılında sığırlar için öldürücü ve çok bulaşıcı olan Sığır Vebası hastalığı çıktı. Veteriner hekimler bu salgını çok kısa bir sürede söndürdü.

Bugün de sahipsiz köpek sorununun çözümünde kısırlaştırma ve sahiplendirme ile başarmak mümkün. Ancak bunu yapacak belediye veteriner hekimliği organizasyonu ve yeterli yardımcı sağlık personeli yoktur.

Belediyelerde veteriner işleri müdürlükleri ve bağlı organizasyonları tekrar oluşturulmalı ve bütün ülkede aynı anda kısırlaştırma operasyonları yapılmalı. Davranış uzmanları rehberliğinde köpekler rehabilite edilmeli ve sahiplendirilmeleri için çalışmalar yapılmalıdır. Kimliklendirme işi önemsenmeli ve sürekli olarak kimliklendirmede son tarih süresi uzatılmamalı. Köpek sahiplenmenin kuralları konmalı ve köpek sahipleri eğitilmeli. Köpek hareketleri kontrol edilmeli.  Bu yöntemle sahipsiz köpek sorununu beş yılda bitirmek mümkündür. Bu çözümü uygulayacak mesleki irade, bilgi ve donanım mevcuttur. Olmayan; kamunun bu sorunu insancıl yöntemle çözme iradesidir. Çözmek istememektedir. Yaklaşım; günü kurtarma üzerinedir.

Dileğim; kamu otoritesinin bu gerçekçi çözüme inanması, çözümü istemesi ve çağımızın ayıplarında olan sahipsiz köpek sorununu geçmişte  bırakmasıdır.