AJDA ZAİM

YAZARLAR

Anka..

 

Her kültür ve toplumda olduğu gibi bizim belleğimizi oluşturan mazide de bir takım mitolojik hikayeler, özdeşleştiğimiz canlılar var.
950 yılı devirmiş Anadolu kültüründe de bir çok mitolojik kadın ve erkek kahraman olduğu gibi çeşitli doğaüstü sayılabilecek hayvan da mevcut.

Adı boz attan buzata, buzattan pusata evrilmiş yılkı; çift başlı kartal yani Semrük Bürküt; Sigun Geyik olarak da bilinen Alageyik, yeraltı yılanları Abra ve Yutpa, kanatlı at Tulpar…
Ve en meşhuru Bozkurt olarak da bilinen Gök Kurt.
Bu figürlerin her biri farklı yetenekleri simgeliyor olsa da taşıdıkları en ortak özellik dayanıklılık ve savaşçılık…

✱✱✱

Genlerine savaşçılık kodlanmış bir ulusun, modern çağda da bir biçimde savaşmayı sürdürüyor olması garip değil.
Ancak ne kahramanlar ne de mitolojide özleştirildiğimiz canlılar, Anka kadar halimizi tanımlamaz herhalde.

Başlangıcın o olmadığını bilerek ama 1071’i milat sayarak maziye baktığımızda, bu ulus sayısız badire atlattı.
Çok defa yok olmanın eşiğine geldi.
Yeniden ve daha güçlü bedenlenerek yolunda devam etti.

2023’te devletinin yüzyılını, 2071’de de bin yıllık milenyumunu tamamlayacak bu toplum, 2022’de dahi aynı kodlarla varlığını sürdürüyor.

Büyük yaralar alıp yok olma işaretleri gösteriyor olmasına rağmen aynı bir Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı başarıyor.
Malum; Anka’nın bir damla gözyaşı, derin yaraları iyileştirir.
Şurada on yıllık geçmişe bakınca Soma faciasını unutmak mümkün mü?

Ankara Gar Patlaması’nı… Gezi’yi…
Çocuk şehitlerimizi… Kutuplaşmaları…

Van, Elazığ- Malatya, İzmir depremlerini… Pandeminin ülkemizdeki seyrini…
Sayısız kadın cinayetini…
Orman yangınlarını…

Açılan her yarayı toplumun kutsal göz yaşlarıyla iyileştirmedik mi?

✱✱✱

Bugüne bakınca durum daha da vahim…
Yıllardır süren ekonomik krizle, inanç istismarıyla, aşırı ve adaletsiz bütçe dağılımıyla, ithale mahkumiyetle, ayrışmalar ve ötekileştirilmekle, kuraklaşan topraklarımızla yeterince kan kaybetmedik mi?
Nefes alması engellenen bu toplum bir Anka misali tekrar tekrar düştüğü yerden doğrulmayı, kanatlanıp uçmayı başarmıyor mu?
✱✱✱
Uzun zamandır can çekiştiğimiz doğrudur…
Öte yandan küllerimizin arasından yeniden canlanmamıza da ramak kaldı.
Yüzüncü yılına sayılı günler olan bu ülkenin yepyeni mücadelesi kapıda…
Fakat asıl keramet de devlette değil insanda…
Bu halk şahlanmaya makumdur; zira o kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Çünkü…
Bige Güven Kızılay’dan ilhamla…

Türkiye diye bir ülke yoktur; Türkiye diye insanlar vardır. Biz nerede, hangi koşulda olursak olalım; Türkiye’yiz.