AnasayfaEDİTÖRDENBuldan: Samimi bulmuyoruz

Buldan: Samimi bulmuyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ve İmralı Cezaevi’nde kalan Abdullah Öcalan’ı kastederek, “Edirne’deki en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözleriyle ilgili olarak, “Bu çerçevede İmralı’da yürütülecek diyalog görüşmelerini sonuna kadar destekleriz. Ancak, bir taraftan mutlak tecriti uygulamaya devam edenlerin diğer taraftan İmralı’dan söz etmelerini samimi bulmadığımızı ifade etmek isterim” dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “HDP’nin durduğu nokta demokratik siyaset zeminidir. HDP’yi silah, şiddet ve çatışma ile bağdaştıramaz, öyle bir fotoğrafın içine yerleştiremezsiniz” ifadelerini kullandı. Buldan, özetle şunları söyledi:

“Hrant Dink’i katleden bu mekanizmayı çok iyi tanıyoruz. Biz bunu nereden tanıyoruz? Roboski’den, Suruç’tan, Ankara ve İzmir katliamlarından…Bu mekanizmaların sahipleri, işlenen cinayetlerin unutulacağını sanmasınlar, bu hakikatler gerçek adalet önünde açığa çıkartılacaktır. Halklarımızın hafızası unutmaz ve unutturmaz. Barışa kurşun sıkılan değil kucak açılan, nefretin değil sevgiyi kazandığı güzel bir ülkeyi birlikte var edeceğiz. Bir kez daha sevgi ve saygı ile anıyorum.

Ekonomi ve geçim derdi can yakıcı bir sorun olarak halkın en temel gündemi olmaya devam ediyor. Geçinemiyoruz seslerinin yükseldiği ve iktidara yönelik itirazın büyüdüğü önemli ve sıkıntılı günlerden geçiyoruz. İktidarın bu seslere kulakları tıkalı.

Hafta sonu AKP Grup Başkanvekili hafta sonu bir toplantıda bol bol hamaset yaparken bir vatandaş itiraz etti.Asıl mevzunun işsizlik olduğunu söyledi, açız dedi. Vatandaşı apar topar salondan çıkardılar. Yarattıkları açlık tablosu ile yüzleşmek istemediklerini biliyoruz. Yalan siyasetinin halkta bir karşılığı olmadığını, hikayelerinin bittiğini görmek istemiyorlar. Daha fazla kaçıp saklanamayacaklar, her yerde halkın ‘düşün yakamızdan’ tavrıyla karşılaşacaklar.

AKP-MHP iktidarının hamasetine karşı çarşıda, sokaklarda, marketlerde, ‘geçin bu yalanları’ demenin tam da zamanı! Her gün çıkıp ekonomiyle ilgili güllük gülistanlık tablo çizmeye devam ediyorlar. Herkesi A Haber izleyicisi zannediyorlar. AKP Genel Başkanı faiz sebeptir enflasyon neticedir diyerek olmayan bir bağ icat etmişti. Bunu söylerken faiz yüzde 16 idi, enflasyon yüzde 21 idi. Aradan 1 ay geçti, faiz 14’e düşürüldü enflasyon yüzde 36 oldu. Bu iktidar her şeyde tekçidir ama enflasyonları çift hanedir.

Vatandaş açısından faiz hiçbir zaman düşmedi, düştü diyenler yalan söylüyorlar. Bir vatandaş ihtiyaç kredisi için en az yüzde 31 faiz ödeme zorundadır. Kredi çekecek bir esnaf yüzde 25, taşıt almak isteyen bir yurttaş yüzde 29 faiz ödemek zorunda. Hani faiz düşmüştü? Gelmiş, geçmiş en büyük faizci iktidar AKP-MHP iktidarıdır. Bunların yalanları dahi yüksek faizlidir. Maliye Bakanı bekleyin enflasyon 2023’te tek haneye inecek diyor. Bu bakan olacakları aslında şimdiden çok iyi görüyor, iyi bir bakan aslında. Çünkü 2023 Haziran’da yapılırsa seçim önce sizin iktidarınız, sonra da enflasyon düşecek. Önce AKP sonra enflasyon tek haneye düşecek.

Siz dolardaki köpüğü almadınız, doların üzerindeki kaymağı aldınız ve yediniz. Yandaşlarınıza 20 Aralık’ta en büyük vurgunu yaptırdınız. Bunu hepimiz biliyoruz, utanmadan bir de köpük aldık diyorlar. İnsanda biraz utanma olur, insanın biraz yüzü kızarır! Bunlarda ne utanma ne vicdan var!

Ekranlardaki dolar 13,50 değerlerinde gözüküyor, akaryakıtta, markette 18-20 liradır dolar. Doların 18 liraya ulaştığı 20 Aralık öncesi 12 kg’lık mutfak tüp ü 212 liraydı. Dolar bugün 13,50’lerde, aynı tüp 244 lira oldu. Dolar 18,50 iken bir depo 650’ye dönüyordu, şimdi aynı depo 900 lirayı geçiyor. Siz neyi düşürdünüz Allah aşkına? Bu kadar fiyat artışının olduğu, insanların perişan olduğu bir dönemde sizin neyi düşürdüğünüzü ve neyin köpüğünü aldığınızı merak ediyoruz.

Artan konut ve kira fiyatlarıyla birlikte bu ülke insanının kendi ülkesinde mülteci durumunda olduğu bir süreci yaşıyoruz. İnsanlar kiralarını ödeyemiyor, öğrenciler yurt bulamıyor, israf Saray’ın harcamaları hız kesmeden devam ediyor. 2022 yılı yatırım programına göre Ankara, Muğla, Bitlis’teki sarayların bakım onarımı adı altında 470 milyon lira para harcayacaklar. Tüm saraylarının bugüne değin toplam harcaması 4,5 milyarı bulmuş olacak. Saray Türkiye’nin kaynaklarını yutan büyük bir kara deliktir. Yeterli yurt yapılmamasının nedeni bu kara deliktir. Üreticinin, esnafın iflas etmesinin nedeni bu kara deliktir. Emeklinin 2,5 bin lira sefalat maaşına mahkum edilme nedeni bu kara deliktir. Beka dedikleri budur. Kara deliğin bekasını korumaya çalıştıklarını biliyoruz. Yutan Saray sebeptir, ülkedeki yoksulluk, açlık sonuçtur!

İktidarın yaslandığı bir başka kaynak zamlardır. Halkı zam pandemisine maruz bıraktılar. Hanelere tarihin en yüksek elektrik faturaları gelmeye başladı. Bir vatandaşa sorun herhangi bir yerde, size 500 liradan aşağı elektrik faturası göstermeyecektir. Haneler adeta sanayi gibi fatura ödemek zorunda bırakıldı bu dönemde. Fatura bedelleri nereye gidiyor sıralayayım. Faturadaki bedelin bir kısmı, İdlib’deki ÖSO çetelerinin elektrik masraflarını karşılıyor, onların maaşları ödeniyor buradan. Faturalardaki büyük artışlar TRT katkı payı olarak kullanılıyor. ÖSO payını etkilediler, İdlib’in elektriği çok ucuz bir fiyatla Türkiye’den sağlanıyor. Fatura bedelinin bir diğer kısmı ile israf sarayının maskeli baloları, şatafatları karşılanıyor. Fatura bedelinin bir bölümü yandaşlara dağıtılan ihalelerin garanti bedeli ödeniyor. Geriye kalan küçük miktar ise yurttaşın kullandığı elektriğin bedelidir. Tarihte böyle bir dolandırıcılık, hırsızlık ne görüldü ne görülecek. Elektrik hattını soygun hattına çeviren iktidar bu iktidardır. Aynısını doğalgazda da yapıyorlar. Bu iktidar insanları sobalı günlere geri götürdü. Onun fiyatları bile cep yakıyor.

Kul hakkının yendiği, hukuksuzluğun, haksızlığın, dolandırıcılığın bu kadar kolay yapılabildiği ekonominin adı suç ve rant ekonomisidir. Bu suç ekonomisinin her aşamasında en çok sömürülen kesim ise kadınlardır. Salgın hastalık koşullarında işsiz kalıp aç yatanlar, faturasını ödeyemeyenler, bakkala borç ekmek dahi yazdıramadıkları bir dünyada olanlar, emeklilik hakları olmayanlar… Köleliğin günümüz versiyonu el emekçisi kadınlardan bahsediyorum. Kadınlar aç kalmamak için en güvencesiz koşullarda çalışıyorlar. El emekçisi kadınların ortalama ücreti 150 200 arası değişiyor. Her gün iş bulma koşulları da zorlaşıyor. İşsiz olan milyonlarca kadın var. Çalışanlar da bu ücretin 10-20 lira arasını yol parasına veriyor zaten. Yemek yeseler bu paradan hiçbir şey kalmayacak… Ev hizmetlerinde düzenli çalışan kadınların maaşı 2000 ila 3000 arası değişiyor en fazla, bunlar da sigortasız. Bu parayla kadınlar fatura mı ödeyecek, çocuk mu okutayacak, hayatta mı kalacak?

AKP Genel Başkanı muhalefetteyken aynen şöyle soruyordu o zamanki iktidara: Evin kirasını kim ödeyecek, elektrik, su parasını kim ödeyecek, çocukların okul masrafını kim karşılayacak soruyorum size demişti. Biz de kadınlar adına Erdoğan’a soruyoruz şimdi. Evin kirasını, faturaları kim ödeyecek, okul masraflarını kim karşılayacağı? Ne cevap verecek yüzleri var ne de vicdanları var.

AKP ve MHP; Erdoğan ve Bahçeli gitmeden ekonomi çözülmez, bu ülke huzura ve refaha asla kavuşmaz. Bunlar gitmeden kara delik kapanmaz, talan düzeni bitmez, bu kesindir. İnşallah ilk seçimde ikisini de göndereceğiz, bu ülke huzura ve refaha kavuşacak.

Kendisi çökerken halkı da çökertmek isteyen bir iktidarın varlığı korkunç. Enes Kara daha 20 yaşında tıp öğrencisi kaldığı tarikat yurdunda baskı ve dayatmalar nedeniyle yaşamdan koptu. Enes’i yaşamdan koparan düzen, sosyal devlet olmanın gereği olan öğrencilerin barınma ihtiyacını karşılayamayan düzendir, AKP’nin emsal düzenidir. TÜRGEV-TÜGVA düzenidir.

Dilara Yıldız, bir avukat; bir erkek tarafından katledildi. Yargıtay Başkanının ‘Sadece Türkiye’de kadın cinayetleri işleniyor gibi algı yaratıyorlar’ dedikten birkaç gün sonra Dilara Yıldız yaşamını yitirdi. Dilara’nın asıl faili, erkek failin sırtını sıvazlayan kadın düşmanı erkek yargı ve iktidar düzenidir. İstanbul Sözleşmesinden çekilen iktidar, bu cinayetin ortağıdır. –

Cezaevlerinde 12 Eylül düzeni dayatılmaktadır. Cezaevlerinden 7 cansız beden çıktı son dönemlerde. Acil tahliye edilmesi gereken hasta tutukluları tabuta mahkum eden hukuksuzluk zihniyeti sürüyor. Düşmanlık politikasını Elazığ Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu olan Leyla Güven arkadaşımızı tehdit etmeye kadar vardılar.-

Kenan Evren bu düzenden, bu anlayıştan sonuç alamadı, siz de alamayacaksınız. Yaşamdan koparılan insanlar, katledilen insanlar, karartılan hayatlar, cezaevlerinde işkenceler… Bunlar son dönemde tanık olduklarımız. Bu tablo AKP-MHP iktidar düzeninin ülkeyi içerin sürüklediği uçurumun bir fotoğrafıdır. Hiç kimse bu iktidara bakarak umudunu ve yaşam sevincini kaybetmemeli. Bugünler geçecektir. Mücadelemizi büyüterek bu devranı halkın lehine dönüştüreceğiz. Yaşama sımsıkı bağlanalım ki büyük değişimi başaralım. Zulüm karşısında direnelim ki zalimlerin kaybettiğini görelim ve güzel günleri birlikte karşılayalım. Yaşamı kuşatan karanlık karşısında yılgınlığa düşmeyelim, umudumuzu büyütelim. Her şey değişecek ve dönüşecek. HDP bu değişimi ve dönüşümü başarmak için var. HDP’yi engelleyebilmek, durdurabilmek için uğraşadursunlar, bizler yolumuza en güçlü şekilde halklarımızla devam edeceğiz.

HDP’nin durduğu nokta demokratik siyaset zeminidir. HDP’yi silah, şiddet ve çatışma ile bağdaştıramaz, öyle bir fotoğrafın içine yerleştiremezsiniz. İftiralarla partimizi illegalize etmeye çalışan yalan merkezlerine sesleniyorum, HDP’nin durduğu yer diyalog ve müzakere, demokratik çözüm ve barış zeminidir. Her koşulda bu zeminde yürümeye kararlıdır. HDP demokratik siyaseti tercih edenlerin mücadele ettiği bir partidir. Toplumsal barış için, demokratik çözüm için diyalog ve müzakereye dayalı yöntem tek çözüm yoludur. Bu çerçevede İmralı’da yürütülecek diyalog görüşmelerini sonuna kadar destekleriz. Ancak, bir taraftan mutlak tecriti uygulamaya devam edenlerin diğer taraftan İmralı’dan söz etmelerini samimi bulmadığımızı ifade etmek isterim. Bir tarafta rehin tutulan demokratik siyasetçiler, Demirtaş, Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak ve tüm arkadaşlarımız; diğer tarafta ise İmralı’da ağırlaştırılmış tecrit… Sürdürülen bu iki durumu da, bu iki durum üzerinden yürütülen tartışmayı da doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz. Biz demokratik müzakerenin ve onurlu bir barışın zeminini yaratma konusunda kararlıyız. HDP halkın sesini, barış taleplerini Meclis’e taşımak üzere yola çıkan köklü bir partidir. –

KÜLTÜR-SANAT

YAŞAM

EDİTÖRDEN