GÜLHAN KAYA

Mutfak Kültürü Araştırmacısı
Yemek Yazarı

YAZARLAR

Kanser olduğumu öğrendiğimde…

Kanser teşhisi konmadan önce tümörümle birlikte aylarca, hatta yıllarca birbirimizden habersiz  ‘normal insan’ gibi ne güzel de zaman geçirip yaşamıştık. Birlikte seyahatler mi yapmadık, Ege’nin dağını taşını mı gezmedik. Köylerinde, kasabalarında oldukça keyifliydik. Birlikte yemekler yaptık, konuklar ağırladık, lezzetli yemekler yiyip, mutlu mesut geçinip gidiyorduk birlikte…

Ta kiii teşhiş konulana kadar…

Bir anda kilo verme, (kilolu olmamama rağmen ara diyetler de yapıyordum) karında şişlik hissi, gece terlemeleri, vücudumun herhangi bir yerinden gelen ağrı ile yuvarlanıp gidiyordum.

Kanser teşhisi konulduğunda karmaşık duygular yaşanıyor elbette… Benim ilk tepkim ‘inkar etmek’ oldu. Başlarda hiçbir şey algılayamıyordum. Hatta söylenen sözleri unutuyor, konuşmaları boş gözlerle dinliyordum. Onlarca insan, arkadaşlarım, dostlarımla farkında olmadan yaptığım telefon görüşmelerinde neden bu kadar mutsuz ve panik olduklarını da anlayamıyordum. Bu arada bir kez daha fark ettim ki hayatımda çok güzel, bana güç veren dostlar biriktirmişim. Kalbi benim için çarpan, dualarını eksik etmeyen, her an yanımda varlıklarını hissettiren sevdiceklerim, iyi ki varsınız…

Yeni bir yolculuk

Bu süreçte ilk düşündüğüm, yaşamımda yeni bir yolculuğa başlıyor olduğumdu (yolculuk yapmayı hep çok severim). Bu yolculukta ilk durağım ise sevgili doktorum Prof. Dr. Uğur Fırat Ortaç ile birlikte biyopsi, ikinci durağımız Nükleer Tıp ped/emar oldu. Ardından başarılı bir ameliyat ve dört gün hastanede mecburi ikamet. Taburcu olduktan sonra -dördüncü durak- ailemle birlikte evde iyileşme süreci başladı (En keyiflisi de buydu, sürekli şımartıldım).  Beşinci durağım, radyoterapi -Bu süreç yakında başlayacak-.

Günler geçtikçe baştaki rahatlık/panik tablosu tersine dönmeye başladı. Etrafımdakiler rahatlamış gibiydi ama şimdi benim paniğim ve mutsuzluğum başlamıştı…

Bir sabah uyandığımda kendime, ‘kanser olan ilk kişi ben değilim son da olmayacağım’ dedim ve hayatıma kaldığım yerden devam etmeye, bunun ilk adımı olarak da sevdiğim işime geri dönmeye karar verdim.

Bu dönemde daha da iyi anladığım şey ise; her sabah uyandığınızda şükür edip, gülümseyerek ‘günaydın’ dediğinizde, kendinize sevip saygı duyup, gücünüzü önemseyerek güne başladığınızda, üstesinden gelinemeyecek hiçbir zorluk yok. Anladığım buydu.

Kanser haberim duyulunca, kitaplarımın da çıktığı yayınevinde, bu hastalıkla ilgili yazılmış yayınları sevgili arkadaşım, sağlık editörümüz Nihal Doğan derleyip okumam için bana gönderdi. Neredeyse bir solukta okudum hepsini, altlarını çizdim, notlar aldım. Sonra birçok kaynaktan derlediğim; kanser nedir, kanserde beslenmenin önemi, kanser savar mutfak gibi bilgileri derli toplu ve özet bir şekilde sizlerle paylaşmak istedim. Zira bu süreçte konuştuğum kanser hastası, tedavi gören birçok kişi, maddi nedenler başta olmak üzere farklı sebeplerden dolayı kısıtlı kaynaklara ulaşabildiklerini ifade ettiler.

Kanser tanısı nasıl konuluyor?

Kanserin kesin tanısı biyopsi, yani tümörden parça alınarak konuluyor. Alınan doku parçası patologlar tarafından inceleniyor ve kanserin hangi organdan çıktığı ve tipi belirleniyor. Fiziki muayene, laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri (Radyoloji ve Nükleer Tıp), tanıya yol gösteren ve hastalığın evresini belirlemede yardımı olan işlemler.

Kanserle ilgili bilim dalı Onkoloji. Onkoloji ‘tümör bilimi’ demek. Kanserin oluşumu, sıklığı, nedenleri, tanısı, tedavisi ve korunmasıyla ilgili bilim dalı. Kanserin tanısı, tedavisi, toplumdaki sıklığı ve taranması ile kanserden korunma konularında uzmanlaşmış hekime Onkolog deniliyor. Kanserin ilaçla tedavisi konusunda uzmanlaşmış hekime ‘Tıbbı (Medikal) Onkolog’, ışınla (radyasyon) tedavi konusunda uzmanlaşmış hekime ’Radyasyon Onkolog’u adı veriliyor. Tıbbı Onkologlar aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı. Çocuk tümörleri konusunda uzmanlaşmış olan çocuk hastalıkları uzmanlarına ise ’Pediatrik Onkolog’ deniliyor.

Evett işte benim bölümüm; Cerrahi ve Jinekolojik Onkologlar ise kanserin onkoloji ilkeleri çevresinde ameliyat edilmesi konusunda uzmanlaşmış hekimler. Prof. Dr. Uğur Fırat Ortaç Hocama bu arada sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Jinekolojik Onkologlar kadın genital sistem tümörleri (rahim, yumurtalık vb) konusunda uzmanlaşmış cerrahlar. Kısaca Onkolog, kanser şüphesinde tanı, tedavi ve yönlendirme için ilk başvurulacak hekim.

Kanser Nedir?

Normalde, canlıların vücudundaki hücrelerin pek çoğu, fonksiyonları gereği bölünür, çoğalır, ömürleri tamamlanınca da ölüp yerlerini yeni hücrelere terk ederler. Bu düzen, hücrelerin çekirdeklerinde bulunan kromozomlar üzerine yerleşik genlerin komut ve yönetimindedir. Eğer hücreler doğru olmayan komutla yönlendirilirse, işlevlerindeki normalden sapmalar sağlıkla yaşamın düzenini bozarak kanseri de içeren birçok hastalığa sebep olurlar. Kanserli dokunun hücreleri ise kontrolsüzce çoğalır, görevini yapmayı bir kenara bırakıp, vücuda yayılır.

Kanserde erken teşhis, tedavi şansını artırır, kolaylaştırır, doku ve organ kaybını önler ve sakatlık bırakmaz, tedavi giderlerini azaltır.

Kanserde beslenme, tedavi kadar önem taşıyor

Sağlıklı beslenmenin giderek önem kazandığı günümüzde yanlış beslenme, başta kanser olmak üzere bir çok hastalığı tetikliyor.

Beslenme kanser öncesinde, sırasında ve sonrasında çok önem taşıyor. Kanser hastalarının günlük yaşamında dikkat etmeleri gereken maddeleri ve doğru beslenmeyi yaşam şekli haline getirmeleri de ayrı bir öneme sahip.

‘Sağlıklı beslenme’ deyince akla ilk gelen besinlerin yanı sıra çok fazla tüketmediğimiz ‘gizli kahraman besinler’ yok mu? Elbette var! ‘Kanserle savaşan şifacı besinler’ ve faydalarına hadi birlikte göz atalım.

Mutfaktaki kanser savaşçıları

Bitkilerle hazırlanan doğal reçetelerle hastalıklardan kurtulmak mümkün mü? Uzmanlar, mutfağımızdaki pek çok sebze ve meyvenin hastalıklardan korunmak ve hastalıklarla mücadele etmek konusunda ‘değerli birer savaşçı‘ olduğunu söylüyor. Ancak, bitkileri tedavi amacıyla kullanmadan önce mutlaka fitoterapi (bitkisel tedaviler uzmanı) bir eczacı veya doktora danışmak gerekiyor.

Kanserle savaşan mutfak alışverişi listesi

Lahana (beyaz, yeşil, mor), sarımsak, taze sarımsak, kuru soğan, taze soğan, turp, siyah havuç, kırmızı pancar, tere, roka, kereviz, brokoli, karnabahar, bürüksel lahanası, balkabağı, bamya, beyaz hindiba, ısırgan otu, ışgın, yer elması, semizotu, pırasa, avokado, limon, keçi boynuzu, siyah ve yeşil zeytin, zeytinyağı.

Yaban mersini, böğürtlen, çilek, nar, siyah üzüm, kivi, portakal, mandalina, greyfurt, limon, elma, kuşburnu.

Acı biber, çemen, çörekotu, karabiber, kakule, tarçın, kimyon, kişniş, sarı hardal, siyah hardal, zencefil, zerdeçal.

Antep fıstığı, badem, ceviz, fındık fıstık, yer fıstığı, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, keten tohumu, susam, tahin.

Kanserle savaşan mutfakta kanseri önlemeye yardımcı olabilecek gıdalar

Kanserin önüne geçme ve sağlımızı en üst düzeye çıkarma şansımızı artırmak için mutfağımızda bulunması gereken bu süper yiyecekleri mutlaka bulundurun.

Kanser riskinizi azaltmak için buzdolabınızdan başka bir yere bakmayın.

Lahana ailesi

Brokoli, karnabahar ve lahana gibi turpgillerden sebzeler C vitamini, K vitamini ve magnanez gibi faydalı besinler içeriyor. Turgillerden bu sebzeler ayrıca antikanser özelliklere sahip bitki bileşiği olan sülforan da içerir.

Turpgillerden sebzeler brokoli, karnabahar, lahana, mor lahana, brüksel lahanası, Çin lahanası ve lahana ailesinin bu üyelerini buharda haşlama tekniğiyle pişirerek veya saltalar yaparak tabağınızı canlandırabilirsiniz.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler

Hardal yeşillikleri, marul, lahana, hindiba, ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda lif, folat ve karotenoid bulunuyor.

Ispanağı veya diğer sebzeleri hafif pişmiş olarak veya salata olarak sarımsak, zeytinyağı, portakal ve limon suyu ilave ederek lezzetli bir tabakla şenlendirebilirsiniz.

Sarımsak

Sarımsaklı nefesin kimseye iyi gelmeyeceği kesin ama bu kokuya neden olan aynı kükürt bileşikleri ayrıca kansere neden olan maddelerin vücudumuzda oluşmasını durdurabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günde bir diş sarımsak tüketmelerini tavsiye ediyor. Dikkate alalım.

Kanserle savaşan domatesler

Domateslere kırmızı rengi veren pigment olan likopen mi, yoksa başka bir şey mi? Araştırmacılar, likopenin bağışıklık sistemini güçlendirerek, hücrelerin kansere yol açabilecek hasarlardan koruduğunu düşünüyor. Likopen’in anormal hücre büyümesine müdahale ederek, tümörlerin büyümesini durdurduğu düşünülüyor.

Likopenden en iyi şekilde yararlanmak için domates suyu veya domatesi makarna, pizza gibi yemeklerinize ilave edebilirsiniz. Bu bileşenden daha fazlasını isterseniz biraz karpuz, pembe greyfurt, kırmızı portakal, kuşburnu, papaya, kuru kayısı veya tatlı kırmızı biber de yiyebilirsiniz.

Antioksidanlar açısından zengin meyve ve sebzeler

Bilim adamları, antioksidan özellikleri ve potansiyel sağlık yararları nedeniyle meyvelere ve sebzelere  önem veriyorlar.  Antioksidanlar, belirli meyve ve sebzelerde doğal olarak ortaya çıkar. Antioksidan bakımından zengin besinler, serbest radikallerin etkilerini azaltır. Bu nedenle kendinizi daha sağlıklı tutmak için antioksidan açısından zengin besinleri daha  çok tüketmek önerilmektedir. Bu besinler arasında çilek, ahududu, yaban mersini, nar, elma, kivi, üzüm, limon, adaçayı, bitter çikolata, ceviz, enginar, ıspanak, pancar, brokoli, fasulye ilk akla gelen meyve ve sebzelerdir.

Havuç

Sevmesi kolay sebzelerden biri olan havuç, K vitamini, A vitamini ve antioksidanlar olmak üzere birçok temel besin içerir. Havuç ayrıca, belirgin turuncu renginden sorumlu olan yüksek miktarda beta- karoten içerir. Yapılan araştırmalar beta- karotenin bağışıklık sistemini desteklemede hayati bir rol oynadığını ve belirli kanser türlerini önleyebileceğini ortaya koyuyor.

Tam tahıllar

Beyaz ekmek, lezzet veya besin açısından doyurucu kepekli buğdayla rekabet edemez. Tam tahıllardaki yüzlerce bileşik, sağlığı geliştirici özelliklere sahiptir. Tam tahıllar diyet lifi içerir. Bu tahıllar; kahverengi pirinç, kepekli ekmek, kinoa, kara buğday, çavdar ve yulaftır.

Kuru baklagiller

Kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek ile soya fasulyesi gibi kuru baklagiller hem iyi birer bitkisel protein kaynağı hem çok iyi bir posa kaynağı hem de içerdikleri fitokimyasallar sayesinde iyi birer kanser savaşçılarıdır.

Yağlı balık

Somon, uskumru, sardalya, kalkan, ringa, ton balığı ve hamsi gibi yağlı balıklar, B vitamini, potasyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler açısından zengindir. Balığın omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir kaynak olmasından dolayı tümör oluşumunu geciktirdiği ile ilgili çalışmalar var. Balığı fırında veya buğulama gibi sağlıklı pişirmeye dikkat edin.

Dost baharatlar

Baharatlar doğru miktarda ve doğru besinlerle buluştuğunda hem yemeğin lezzetini hem de besleyici özelliğini arttırıyorlar. Antioksidan özellikleri sayesinde kanser hücrelerinin yok edilmesine yardımcı etki oluşturabiliyorlar. Dost baharatlar; tarçın, kimyon, kişniş, karanfil, fesleğen, nane, kakule, biberiye, sarımsak, zencefil ve zerdeçal, vücuttaki iltihabı önleyici ve toksinden arındırıcı etkiye sahiptirler.

Sert kabuklu kuru yemişler

Ceviz, fındık, fıstık, badem, kaju fıstığı gibi sert kabuklu bu atıştırmalıklar, az hacimde çok enerji ve protein içeriyor. Sert kabuklu kuruyemişler, magnezyum, selenyum ve E vitamini gibi antioksidan özelliği olan vitamin ve minerallerin mükemmel kaynağını oluşturuyor. Antioksidan, kanser öncüsü hücrelerin oluşumunu engellemek için vücudunuzun yararına çalışıyor. Günlük beslenmenize bir avuç kuruyemiş ilave etmeyi unutmayınız. Tuzsuz olanları tercih etmenizde fayda vardır.

Doğal prebiyotikler

Prebiyotikler, bağırsaktaki dost bakterilerin besin kaynağını oluşturuyor. Dost bakterileri besleyen besinler aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor ve bu sayede kanser öncüsü hücrelerin oluşumunu engelliyorlar. Enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz, soğan, sarımsak, muz, yer elması, hindiba, buğday kepeği, tam tahıllı ürünler ve kuru baklagiller, prebiyotik besinler arasında yer alıyor. Günlük beslenme planınıza bu grupta yer alan besinlerin bulunmasına özen gösterin.

Çayın antikanser potansiyeli

Hem siyah hem de yeşil çay yapısında güçlü bir antioksidan olan polifenolleri bulunduruyor. Siyah çay yeşil çayın fermente edilmiş halidir. Yeşil çayda polifenoller siyah çaya göre daha fazla bulunduğu için yeşil çayın daha fazla yararlı olduğu üzerinde duruluyor. Çayınızı çok sıcak olmamasına dikkat edin ve küçük yudumlarla içmeye özen gösterin.

Kanserde beslenme nasıl olmalı?

Kanser hastalarının nasıl beslenmesi gerektiği konusunda ne yazık ki herkes ‘bilgi’ sahibi! Ancak çoğunluğun yakındığınız konu, herkesin farklı tavsiyelerde bulunması ve sizin ne yapacağınızı bilmemenizdir. İnternetten, televizyonlardan, gazetelerden ya da arkadaşlarınızdan farklı şeyler duyunca iyice kafanız karışıyor. Duyduğumuz bilgilerin bir kısmı doğru, bir kısmı yanlış. Ancak hangilerine uyacağımızı bilmediğimiz için doğru ile yanlışı ayırt etmek de zorlaşıyor.

Kanser hastaları nasıl beslenmeli?

Kanser hastalarında çok büyük önem taşıyan beslenme kavramı, aslında herkesin uygulaması gereken beslenme şeklinden çok da farklı değil. Burada önemli olan tedavinin yarattığı yan etkilere bağlı olarak bireyin yeterli ve dengeli beslenmesini sürdürebilmesi.

Sağlıklı beslenme kanserli hastalar için oldukça önemli. Gereksinmeniz olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi besin ögelerini almak, hastalığınızla savaşmada önemli bir yardımcı. Hayatımızı daha sağlıklı geçirmemiz açısından da önemli.

Bu noktada Patoloji ve Fitoterapi Uzmanı Dr. Elif Güveloğlu’nun ‘Kanser iyileşir’ ve  ‘Kansersavar mutfak’ kitaplarından derlediğim bilgileri sizlerle paylaşıyorum.

Kanser hastasının kahvaltısında neler olmalı?

Kahvaltının en önemli parçası protein, bunun sağlıklı karbonhidrat ve sağlıklı yağlarla dengelenmesi gerekiyor. Karbonhidrat olarak her iki gruptan da öge olmalı, hem çabuk kana karışan karbonhidratlar hem de yavaş…

Kahvaltı için yavaş kana karışan örneklerden en ideali, tam buğday unu ile hazırlanmış ekmekler ve börekler. Elbette dozunda ve dengeli proteinler olmak şartıyla.

Çabuk kana karışan karbonhidratlar ise kanser hastasının güne enerji ile başlaması için şart. Bunların en ideal örneklerini; bal, pekmez ve taze sıkılmış meyve suları oluşturuyor. Hasta, kendisini yiyebiliyorsa bunu tercih etmek öneriliyor. Bu şekilde kişi meyvedeki bitkisel liften de faydalanmış oluyor. Meyvedeki lif, hem kabızlığı önlüyor hem de kan şekeri dengeleniyor.

Kurutulmuş veya taze meyvelerle hazırlanan hoşaflar da aynı gruba girer, sütlaç gibi sütlü tatlıların içindeki şeker de. Burada en önemli konu, doz ve dengedir. Doz önemli bir unsurdur, denge ise, bu şekerlerin tek başına değil yumurta, peynir gibi proteinler ve kaymak-tahin-ceviz gibi sağlıklı yağlarla bir arada alınmasıdır. Bu yağlar kan şekerinin birden yükselmesini engeller.

Kanser hastası için en güzel ikililer; bal-kaymak, tahin-pekmezdir. Hastalarda bu kombinasyonlar ile hem enerji, hem vitamin, hem mineral, hem de sağlıklı yağ alır. Bu kaynakların hepsi, bulunabildiği kadar doğal kaynaklı olmalıdır. Pekmezler özellikle de dut, üzüm ve keçiboynuzu pekmezleri kan yapımını da artırır. Bu durum çoğu kanser hastası için çok önemlidir.

Protein, kahvaltı öğününde mutlaka yer alması gereken bir ‘yapıtaşı’ gıdadır.

Sağlıklı yağlarda yenilenmenin ve onarımın yapıtaşlarıdır. Çünkü yeni yapılan her hücre hücre zarı yağlardan ve kolesterolden oluşur. Bunların sağlıklı kaynaklardan alınması önemlidir. Hakiki sızma zeytinyağı, tereyağı, yoğurt ve süt kaymağı, avokado ve ceviz gibi yağlı tohumlar kahvaltı için ideal yağ örnekleridir.

Kahvaltıya dahil edilecek en önemli kısım ise ‘canlı gıda’dır. Yani kanserle savaşacak ‘fonksiyonel gıdalar’. Yeşillikler bunların başında gelir ama hangi yeşillikler? Başlıca roka, tere, yeşil soğan gibi esensiyel uçucu yağlar içeren gruptan en azından biri eklenmelidir. Mesela, yufka içerisinde peynirle tere veya rokayı sarıp yiyebilirsiniz. Yeşil zeytin üzerine yeşil soğan, zeytin sosu hazırlayabilirsiniz. Turp dilimleri doğrayıp, üzerine limon suyu sıkıp, zeytinyağı gezdirip yenilebilir. Bu canlı grup gıdalar hem kansere karşı fonksiyonel gıdalardır hem de kahvaltıdaki protein yapıtaşlarındaki yumurtadaki, peynirdeki azot bileşenlerinin artıklarının vücuttan atılımını hızlandırırlar. Yani daha kahvaltı ederken kahvaltının ‘toksinleri’ atılmaya başlanmış olur.

Kanser hastasının öğle yemeğinde neler olmalı?

Kanser hastasının öğle yemeği de kahvaltı gibi her üç besin ögesini de dengeli bir şekilde bir arada içermeli; karbonhidratlar, proteinler ve yağlar. Öğle öğünü için uygun karbonhidratlar makarna da olabilir, bulgur da, kabuklu veya esmer pirinç de. Protein olarak da bakliyatlar, balık, tavuk, keçi, koyun veya dana eti olabilir. Etin sebze, tahıl ve ev yoğurdu veya ayran ile dengeli tüketilmesi önemlidir. Öğle yemeğinizin yanında yine roka, turp, yeşil soğan gibi hem kanser savaşçısı hem de etteki azot bileşiklerinin atılmasına yardımcı olan yeşillikler hem de beslenirken ‘şifalandığımız’ salatalar olmalı.

Soğan, sarımsak, turp, kırmızı pancar, sumak, elma ve üzüm sirkesi, kırmızı havuç bu öğündeki salatalarınızda fonksiyonel kanser savaşçısı gıda olarak yer almalıdır.

Kanser hastasının akşam yemeği

Akşam yemeğinde ağırlık proteinde ve salatalarda olmalıdır. Yağ ve karbonhidrat içeriği daha düşük öğün olmasında fayda var. Canlı gıdalar, fonksiyonel besinler yine mutlaka yer almalı; salata, cacık veya yeşillik olarak ana yemek yanında tüketilmelidir. Akşam yemeğinde yağ olarak tereyağı veya yoğurt kaymağından ziyade sızma zeytinyağı olmalıdır.

Salata ve cacık miktarları öğle yemeği miktarından biraz daha fazla olmalıdır. Pilav ve ekmek ya hiç olmamalı veya öğle yemeğinden daha az olmalıdır.

Akşam yemeklerinde salata, cacık, fasulye, nohut, mercimek, yağsız veya az yağlı kuzu, keçi, koyun veya dana eti, doğal tavuk eti bunlardan hazırlanmış olan köfteler veya balıkta ise miktar kısıtlaması yoktur.

Akşam öğünü sindirimi en zor öğündür ve bilinçli olarak protein ağırlıklı besinler eklenince sindirimi rahatlatacak bir çay çok fayda edecektir. Bu çayları kanser savaşçısı etkisi olan bileşenler ekleyerek hazırlamada fayda vardır.

Kanser hastası için sağlıklı ara öğünler

Ara öğünler kanser hastası için çok önemlidir, mümkün olabildiğince ara öğünler tüketmelidir. Ara öğün olarak; yoğurt, meyve, küçük bir sandviç, ev yapımı atıştırmalıklar tüketmeniz önemlidir. Paket içinde satılan gıdalardan ise kaçınmakta fayda vardır.

Kırmızı patatesli kiş

Malzemeler

  • 2 adet orta boy kırmızı patates
  • 3 yumurta
  • Yarım demet yeşil soğan
  • 1 su bardağı ufalanmış beyaz peynir
  • 1 su bardağı ev yapımı yoğurt
  • 1 su bardağı sızma zeytinyağı
  • 2 tatlı kaşığı pul biber
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 1 paket kabartma tozu
  • Kristal tuz
  • Çörekotu

Hazırlanışı

Öncelikle kırmızı patates ve yeşil soğanı küçük küpler halinde doğrayıp kenara alın.   Yumurtaları köpürene kadar çırpıp, içine sızma zeytinyağı ve yoğurdu ilave edip çırpma işlemine devam edin. Soğanı, kırmızı patatesi ve peyniri ekleyip çırpın. Baharatları, kabartma tozu ve unu ilave edip iyice karıştırın. Fırın kabını yağlayıp hazırlanan harcı eşit miktarda içine yayın. Üzerine çörek otu serpin. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.

Kırmızı soğan turşusu

Malzemeler

  • 2 adet iri boy kırmızı soğan
  • 6 yemek kaşığı ev yapımı sirke
  • 1 yemek kaşığı bal
  • 1 limon suyu veya lime
  • 2 adet kereviz doğranmış kereviz sapı
  • 1 tatlı kaşığı tane kişniş
  • 1 çay kaşığı tane karabiber
  • 1 çay kaşığı kristal tuz
  • Yarım su bardağı temiz su

Hazırlanışı

Soğanların kabuklarını soyup isteğe bağlı yarım ay veya halka doğrayın. Derin bir kap içinde sirke, bal, limon suyu, temiz su, ince doğranmış kereviz sapı, tane karabiber, tane kişniş ve tuzu ilave edip iyice karıştırın. Karışımın içine doğranan kırmızı soğanı ilave edip iyice karıştırın. 10 -15 dakika sosta bekletip, temiz bir kavanoz içine doldurup, buzdolabında 2-3 saat bekletin. Hazırlanan kırmızı soğan turşusunu en az 1 ay buzdolabında muhafaza edin.

Fıstık ezmeli muz

(Konu fıstık ezmesi olunca içi kıpır kıpır olup ağzı sulananlara)

  • 1 adet olgunlaşmış muz
  • 2 yemek kaşığı fıstık ezmesi
  • Kare bitter çikolata

Muzları dilimleyin, iki muz arasına fıstık ezmesi sürün. Bitter çikolatayı benmari usulü eritin. Muzların üzerine çikolatayı dökün. Üzerine kakao parçacıkları, fıstık, fındık vb isteğe göre ekleyin. Buzdolabında yaklaşık olarak 45 dakika- 1 saat bekletin.

Parmesanlı karnıbahar

  • 1 adet küçük karnabahar
  • 1 soğan
  • 4-5 dal kekik
  • 4 diş sarımsak
  • 1 su bardağı rendelenmiş parmesan
  • Değirmen karabiber
  • Kristal tuz
  • Zeytinyağı

Fırını 200 dereceye ayarlayın. Karnabaharları parçalayın. Soğan, kekik, sarımsak ve zeytinyağını ilave edin. Tuz ve karabiber ilave edip 35 dakika pişirin. Rendelenmiş permesanı karnabaharların üzerine serpip, 10 dakika fırında pişirin.

Narlı salata

Malzemeler

  • 4-5 adet orta boy pancar
  • 1 adet yeşil elma
  • 1 adet deveci armudu
  • 3 adet orta boy havuç
  • 2 adet temizlenmiş nar taneleri
  • 1 limon suyu
  • Kristal tuz
  • Zeytinyağı

Hazırlanışı

Pancarları haşlayın. Haşlanan pancarı rendeleyip ayrı bir kaba alın. Yeşil elma, deveci armudu ve havucu rendeleyip iyice suyunu sıkın. Rende pancar, suyu sıkılan meyveler, limon suyu, tuz ve zeytinyağı ilave edip pancarın rengi birbirine karışana kadar iyice harmanlayın. Hazırlanan pancar karışımını servis tabağına alıp üzerine temizlenen nar tanelerini yayın.

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları